SALİHA SULTAN

MalatyaUluslararası Film Festivali dün başladı. Adında ‘uluslararası’ ibaresi geçtiğine bakmayın, çünkü bu yıl festivalde ‘uluslararası’ bölüm yok. Ben de bu bilgiyi festival afişini sosyal medyada görüp, “Festival bülteni geldi de görmedim mi?” diye mailimi karıştırdıktan sonra bir şey bulamayınca festival sitesinden edindim. Ardından, özellikle 2017’den sonraki kaliteli işleriyle ‘a klas’ sınıfında bir etkinlik olarak görmeye başladığım festivalde neler oluyor merak ettim. GeçtiğimizAğustosayında, festival direktörü SuatKöçer’in‘yeni yönetimle oluşan isteksizlik, sistemsizlik ve belirsizlik’ kaynaklı istifa haberini görmüş, kendisinin festivale büyük bir değer kattığını düşündüğüm için üzülmüş fakat en nihayetinde ‘festivallerde olur böyle değişimler’ diye düşünmüştüm. Sonuçtaaslolanfestivalin kendisi. Fakat bu değişim görünen o ki festivalin de kökten değişeceğinin habercisiymiş. Hatırlarsak, geçen yıllarda Uluslararası Antalya Film Festivali’nde ‘ulusal’ bölüm kaldırdığında sinema dünyasında sesler epey yükselmiş, sektörün etkin isimleri deyim yerindeyse festivale iki yıl boyunca ‘kedisini’ dahi göndermemişti. Malatya Film Festivali’nde ise ‘uluslararası’ bölüm yok ediliyor, afişlerde bu ibare yerinde duruyor ve jüri ya da ‘ünlü’ konuklardan hiçbir itiraz duyulmuyor, butezatıkimse sorgulamıyor. Durum tuhaf değil mi? Festivalin yeni direktörü, komedi filmleri yönetmeni Haydar Işık ise festival öncesi festivalin uluslararası bölümünün kaldırdıklarından meğer ‘gururla’ bahsetmiş, “Bu yıl daha önemli bir iş yapacağız, halka açılacağız” demiş amadönüpteyönetime “Şu uluslararası ibaresini kaldırın” dememiş. Festival içeriğini inceledikçe, festivaldeki değişimin bununla da sınırlı olmadığını görmek durumu daha da vahim bir hale getiriyor. Yerliliğe sırtını dayayan projeleri destekleyen, geçen yıl ‘uluslararası’ statüsü kazanıp Azerbaycan sinemasına uzanan ‘Malatya Film Platformu’ da kaldırılmış. Demek ki ilk 8 yıl ‘boşuna’ yapılmış diye düşünürken, önceki yıllarda festival öncesi sinema dünyasının temel sorunlarına dikkati çeken sempozyumlara da bu yıl yer verilmediğini görüyorum. Bir an, geçen yıl Nuri Bilge Ceylan gibi önemli bir yönetmenin üstlendiği Uluslararası Jüri Başkanlığı’nın da kaldırılmasından endişe ediyorum ki, Derviş Zaim ismine rastlayıp derin bir nefes aldım.

Anadolu’da, yerlilik ve yerellik meselesinde önemli bir yer katetmiş, memleketi, toprağı ile barışık işlerin yer aldığı, uluslararası alanda ilgi görmeye başlayan Malatya Film Festivali’nin bir anda içeriğinin bu kadar boşalması insanı hayrete düşürüyor. Sanat çevrelerinden zaman zaman yükselen ‘Neden köklü, otorite olmuş festivallerimiz yok?’ sitayişinin haklılığını, tam yıldızı parladı derken bir anda başlangıç noktasından da aşağı çekilerek söndürülen bu tarz örnekleri görünce çok daha iyi anlıyoruz. Festivalle ilişiği olan birkaç kişiye festivalin bu durumunu sorduğumda ise ‘bütçe’ gibi klişe bir yanıt almak çok daha büyük bir hayal kırıklığı. Yani görünen o ki, yerel yönetimler hala kültürü, sanatı önemli bir iş olarak görmüyor; kriz anında ilk iş olarak diğer hizmet alanlarına göre en az bütçenin ayrıldığını iyi bildiğimiz kültür sanat projelerinden tasarruf kolaycılığını sergilemeye devam ediyorlar. Malatya için uluslararası bir marka haline gelmiş bir festival ‘mahalli yöneticilerin’ gözünde artık rakamlardan ibaretse, içini boşaltmak yerine hiç yapmamaları daha doğru değil mi? Hem mesele Malatya’ya birkaç ünlü isim, sosyal medya fenomeni falan getirmekse festival zaten gerçekten ‘pahalı’ bir iş.