Back To Top
Yeni bir şair/ yazar tipi doğarken…

Yeni bir şair/ yazar tipi doğarken…

 - Son Güncelleme: 05.11.2018 Pazartesi 16:23
- A +

Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ kesim, belli ki iktidarın kendilerine tanıdığı imkânları da kullanarak, geçmişte sanat/ edebiyat alanında yaşadıkları ‘ötelenme” ve ‘dışlanma’ya son vermek, kültürel alanda bir hamle yapmak istiyor. Bu amaçla devletin bazı kurumları, hatta çeşitli dernekler ve vakıflar aracılığıyla Türkiye’nin dört bir yanında edebî etkinlikler düzenliyorlar. Güzel. Peki bu sayısal artış, kurumsal imkânları arkasına almış onca etkinlik, ülkede bir edebî/fikrî iz bırakabilecek mi ya da bir güce sahip mi? Toplumun kültürel muhatapları, meselâ üniversitelerdeki genç okur kitlesi ya da diğer edebî çevreler, bu kesimin dergilerini, yayımladığı kitapları ne kadar okuyor, ne kadar izliyor? Türk edebiyatında tüm kesimlerin kabul ettiği güçlü kalemler ortaya çıkarabildiler mi, çıkarabilecekler mi? Bu soruları sormaya hakkımız var. Çünkü bu kesim, geçmişte meselâ –bu imkânlar olmadan- Necip Fazıl, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Mustafa Kutlu gibi, yazdıklarıyla kendilerini edebiyat dünyasına kabul ettirmiş isimler çıkardı.

Bence onca imkâna ve seri üretime rağmen, bu kesimde bir ‘irtifa kaybı’ yaşanmaktadır. Bunun sebeplerinden biri, kendilerine sunulan ‘imkânlar’a tâbi olarak sanat yapmaları; kendilerine tanınan imkânların verdiği bir sarhoşlukla yeryüzündeki ‘Müslümanca tavır”larını, ‘İslâmî hassasiyet’lerini yitirmeleri, İsmet Özel’in deyişiyle “baygın meyvelerin lezzeti”ne kapılmalarıdır. Oysa sanatkârın asıl gıdası, eskilerin deyişiyle zamaneye, dünyaya, feleğe, toplumsal düzene karşı çıkması ve ‘günün adamı’ olmayışıdır. Nitekim Sezai Karakoç bu bağlamda; şair “refah ve rahatın adamı olmamalı”, “Çağın aldatıcı nitelendirmelerine kanmamalı” (E. Y I, s. 59, 66) der. Lâkin artık kendisini derinden sarsan büyük acıları, büyük dertleri, büyük davaları, en önemlisi ütopyaları yok yeni ‘yazar/ şair tipi’nin! Şiiri, öyküyü “kendilerini tanımak” için değil ‘tanıtmak için’ kullanıyorlar. Oysa sanat eserini doğuran, sanatkârın dünya karşısındaki uzlaşmaz tutumudur ve ona ‘kendini tanıma’ imkânı sunmasıdır. Büyük yazar/ şair, dünyada yokluğunu hissettiği şeylerin acısı ve özlemiyle, daima kıyıda kalarak –çünkü uzlaşmazlık onu daima yalnızlığa, kendine çeker- büyük çığlıklar koparır. Her eser bir çığlıktır, bir öfke, bir özlem, bir ütopya… Belki de bunu düşünerek “Hayvan için çığlık, mırıltı, haykırış, homurtu, inleme neyse insan için de şiir odur.” (Şiir Okuma Kılavuzu, s. 30) diyor İsmet Özel. İşte bugünün yazar ve şairlerinde, onları dünya karşısında tavır almaya iten ve sanatın can suyu olan ‘büyük metafizik sızı’ yok; çoğunun eserlerine bir kaygı, bir özlem, bir ütopya, bir öfke yansımıyor. Sanatın asıl gıdasından mahrum oldukları için eserleri muhataplarının kalbine değmiyor, sadece kültür endüstrisinin, piyasanın işçileri, Gramsci’nin tabiriyle ‘organik’ sanatkârlar.

Bu kültür endüstrisi işçilerine karşı, gerçek edebiyat yolcularını Puşkin’in “Şaire” başlıklı şiiriyle selâmlıyorum:

“Ey şair! Kulak asma sevgisine sen halkın

O canım meth ü sena, anlık gürültü geçer,

Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın,

Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boş ver.

Sen çarsın; yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü

Yürü hür vicdanının seni çektiği yere

Olgunlaştır sevgili meyveyi, tefekkürü

Hizmetine karşılık bir mükâfât bekleme

Her şey sendedir sende, büyük mahkeme sensin

Eserine elden çok kıymet biçebilensin

Söyle ey titiz şair, sen ondan memnun musun?

Memnunsan, kalabalık varsın küfretsin sana,

Tükürsün ateşini yakan, ulu mihraba

Şamdanını, çocukça öfkeyle sarsadursun!..

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Okuyucu 10 Kasım 2018 14:28
Yazınızı bugün okuyabildim. Biz de bi arkadaşımla bunu tartışmıştık. Dediklerinize çok yakın şeyler söylemiş fakat kabul ettirememiştim. Simdiki hal tam da bu ve kaos içindeyiz. Sarhoşluk da çabası. Dergi ve kitap sayısı bol fakat nitelik zayıf. Diğer taraftan her dergide bir gruplaşma var ki onu geçmek çok güç. Bir de eseri beğenip özgeçmiş isteyip yayımlamayalar var. Bunlar edebiyata hizmet ediyorlar. Ah Tarık Buğra "Düşman Kazanma Sanatı"nda Ne güzel de onları anlatıyordu. Selamlar. Var olunuz.
EMG 05 Kasım 2018 10:06
"..kendilerine tanınan imkânların verdiği bir sarhoşlukla yeryüzündeki ‘Müslümanca tavır”larını, ‘İslâmî hassasiyet’lerini yitirmeleri, İsmet Özel’in deyişiyle “baygın meyvelerin lezzeti”ne kapılmalarıdır.".. Mükemmel
EMG 05 Kasım 2018 10:06
.."kendilerine tanınan imkânların verdiği bir sarhoşlukla yeryüzündeki ‘Müslümanca tavır”larını, ‘İslâmî hassasiyet’lerini yitirmeleri, İsmet Özel’in deyişiyle “baygın meyvelerin lezzeti”ne kapılmalarıdır"... mükemmel!
Abdullah hasan 05 Kasım 2018 09:31
Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ olmayanlar A.Karakoç u İslama olan kızgınlıkların dan islami ismin bilinmemesi için bunu (A. Karakoçu görmemek, yok saymak) yapıyorlar olabilirde fakat Alatti,n KARACA gibi Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ olanlar (veya geçinenler) A. Karakoçu yok sayar bilen varmı? Yazık hemde yazık. A.Karakoçu bu muameleyi yapanlara Mevlam iki misliyle muhatap etsin.
Abdullah hasan 05 Kasım 2018 09:24
Nelerini gördüm hatalar( bazen kasıtlı bazen bilmeden) dan ; A.Karakoça cevap verirken yine A.Karakoça ait şiirle cevap veriyor fakat şiir ona ait olduğunu bilmiyor veya birbirlerine (Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ lar ile Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ olmayanlar) cevap veriyorlar yine ikiside A. Karakoç tan okudukları şiirler ile. Çünkü; A. Karakoç ;İnsanın gönlüne dokunduktan sonra ismim bilinmese de olur diyor kendi dilince.
Abdullah hasan 05 Kasım 2018 09:17
Abdurrahim KARAKOÇ tan niye haz almaz veya korkarlar alattin bey gibi çoğu yazar , çoğunun niyetinin iyi olduğunu düşünmüyorum. A.Karakoç un şiirlerin de hem şiir lafzında hemde mana iklimin de bizim kültürümüzün en ince sanatı vardır. Memlekette sorsan en meşhur şiirlerden en fazla hangi şaire aitttir diye çoğunluk mşiiri bilir şairini bilmez o da A.Karakoç tur. Çünkü A. Karakoç hem Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ hem de Muhafazakâr ya da ‘İslâmcı’ olmayan kesim de en fazla suistimale uğrayan şaiirdir.
okur 05 Kasım 2018 01:10
puşkin hayyam'ın rubailerini okuyunca bize matematik de lazım, gymnasium'da öğretmediler, demiş. bizim romancıları -tanzimattan bu yana- okuyunca bize felsefe de lazım diyorum. toplum okumuyor diyorlar ya, ben bugünkü yazarların da okuduğunu düşünmüyorum. dijital ve görsel bombardımandan herkes nasibini alacak.siz muhafazakarlardan, islamcılardan bahsediyorsunuz, ben geniş bakıyorum, türklerin büyük romancıları yok. fransızlar ve bizebenzer ruslar bu işte epeyce iyiler. rafine edebiyat. kemiksiz. saf. katıksız. susuz. sek. :)
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN