Back To Top
15 Temmuz’da ve sonrasında ordu

15 Temmuz’da ve sonrasında ordu

 - Son Güncelleme: 10.01.2018 Çarşamba 09:24
- A +

SİYASET - ANALİZ

Türkiye’de ordunun yıllar yılı devletin omurgasını oluşturan, siyasi kurumsal denklemlerde önemli bir yer tutan bir aktör olduğu şüphe götürmez. Zihniyet ve gelenek kökü derinlere giden bu denklemin, silahlı güç-siyaset ilişkisinin kısmi sivilleşme ve tasfiye süreçleri veya konjontürel sinmelerle tarihe karıştığını varsaymak pek gerçekçi değildir.

Bir çetenin orduyu ele geçirmeye ve kullanmaya çalışmasına işaret eden 15 Temmuz darbe girişimi, bunun açık kanıtıydı. Kumanda odasında kim olursa olsun, o kara Temmuz gecesi, askeri birlikler eliyle düzenlenen, Silahlı Kuvvetlerin generallerinin yarısının karıştığı, asker mermileriyle, tank paletleriyle 248 sivilin hayatını kaybettiği bir  kalkışmaydı. Adını nasıl koyarsanız koyun, isterseniz hakim askeri ideolojiyi yansıtmadığı düşünün, Türkiye, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde, 10 yıllık sivilleşme politikalarının zirve noktasında, kanlı bir askeri darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı.

Kaldı ki, FETÖ’cü kumanda odasının hakim askeri ideolojiyle yolunun o gece ne denli kesiştiği hala bir muammadır. Biri FETÖ’cü, diğeri Kemalist-militarist iki zıt ideolojik bakış ve grubun zihniyet düzeyinde buluşmaları, silaha davranmanın meşru siyasi davranış biçimi olarak ortak bir kod oluşturması da, bir sual olarak, orta yerde duruyor.  Nitekim, çap, iddia, hedef belki farklıdır, ama 1971’de Avcıoğlu ekibinin 9 Mart darbe girişimi ile 15 Temmuz, orduyu ele geçirme, kullanma, iktidara silahla el koyma niyetleri açısından benzerlikler taşır.

Mesele sadece orduyu ele geçirmeden ve ele geçirenlerden ibaret değildir. Aynı zamanda silahlı yapı ve aktörlerin siyasi alana müdahale etme ve silah sokma geleneğinden henüz uzaklaşmamış olmasıdır

2007 yılında genelkurmay hala ideolojik hesap soruyor, muhtıra verebiliyordu. 2011 yılı geldiğinde vesayete yol veren yasalar değişmiş, ama ordunun özerk iç işleyiş düzenine, hakim subay profiline ilişilmemişti. 2015’te bu kez ordunun ideolojik bir çete üyesi bir subay grubunun darbe girişimiyle siyasi sahaya sürülmesini yaşadık. Bunların üçü de ayrı ama ordu açısından bakıldığında iç içe bir hikayenin, bir bütünün parçalarıydı.

Türkiye, tüm hukuk, hak, özgürlük ve rejim tartışmaları bir yana, siyasi bir boz-yap evresinden geçiyor. Kırılan devlet omurgası sökülüyor ve yeniden birleştiriliyor. Yapı bozuluyor ve yeniden kuruluyor. Bu evrede, özellikle yeniden kurma evresinde, geleceğe dönük olarak bakıldığında, çeteler ya da FETÖ meselesi  kadar, ordu ve asker meselesi özel bir önem taşımaktadır.

Darbe girişimi bu iki mesele üzerinden şu iki ihtiyacı ortaya koydu. 

*İdeolojik toplulukların cirit atmasını engelleyecek, her tür partizanlığa kapalı,  ideolojik sadakat ve aidiyet yerine liyakat ve demokratik denetime, kurumsal bağlılığa ve güvene dayalı bir devlet düzeni tesis etmek. 

*Legalist subay zihniyetine dayanan, evrensel demokratik denetim kurallarına uygun  bir ordu yapısı oluşturmak.

Bu ihtiyaçları gidermenin ise tek istikameti vardır: Hukuk devleti ilkeleri...

Bugün bunun her anlamda çok uzağındayız. 

Sistemin ve devletin yeniden kurulmasında, “liyakat, denetim, ilke, ilkeye sadakat” gibi temel, evrensel araçlar adeta bir risk faktörü olarak görülüyor, yaşanan sorunların kaynağı değillermişçesine, “siyasi sadakat, aidiyet, faydacılık ve öz savunma güdüleri”  inanılmaz etkili bir rol oynuyor. Liyakatin temsil ettiği kurumsallık yerini sadakat üzerine kurulu şahsiliğe, hukuki denetim yerini vicdani ve siyasi takdire bırakıyor.

Bu belki bir siyasi tercih, ne var ki, söz konusu olan geleceğimiz...

Devlette, özellikle orduda “boz” safhasını, hedefini ve bunun meşruiyetini biliyoruz:

“15 Temmuz 2016 sonrası Gülen bağlantıları ortaya çıktığı için, ordu general ve amirallerinin yüzde 50’si, subaylarının ise yüzde 10’dan fazlası ihraç edildi:  “150 general, 4 bin 630 subay, 2 bin 167 astsubay, 1210 uzman erbaş ve sözleşmeli er ile 411 sivil memur ve işçi olmak üzere toplam 8 bin 568 personel…”

Ama sıra “yap” safhası, yani “kurma” safhasına gelince iş değişiyor. 2 Ocak günü Anadolu Ajansı’nın bir haberi şöyleydi:

“Milli Savunma Bakanlığı, personel açığını kapatmak için bugüne kadar 1763 subay, 4 bin 135 astsubay, 3 bin 698 uzman erbaş, 6 bin 162 sözleşmeli erbaş ve er, 92 sivil memur olmak üzere toplam 15 bin 850 personel temini gerçekleştirdi. Bakanlık personel alımına yönelik çalışmalarına bu sene de devam edecek. Bu yıl içinde 3 bin 755’i subay, 5 bin 375’i astsubay, 13 bin 213’ü uzman erbaş ve 20 bin 595’i sözleşmeli erbaş ve er olmak üzere toplam 42 bin 938 personel alınması planlanıyor…”

Geçen yıl 15.000, bu yıl 43.000 olmak üzere toplam 58.000 asker, kendi başına bir ordu…

Nasıl alınıyorlar, hangi kriterlere göre seçiliyorlar, seçim denetimi nasıl yapılıyor? Güvenlik soruşturmasının ölçütleri ne? Bu soruşturmayı kim yapıyor? Güvensizlik krizinin siyasi hayatı yönettiği şu günlerde bu alımlarda sadakatin ölçüsü ve ölçümü nedir? Yeni kurulan Milli Savunma Üniversitesi kimleri öğrenci olarak alacak? Nasıl bir subay profili hedefleyecek? Ne tür mezunlar verecek? Asker kimliği bakımından demokratik ve hukuk merkezli bir değişim mi olacak yoksa sadece iktidar el mi değiştirecek? Eski yapı kötü kopyası yeniden mi üreyecek?

Bu soruların içerdiği endişeyi bertaraf edebilmek için şeffaflık, hukuk ve demokrasi pusulasına ihtiyaç var....

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 11 Ocak 2018 22:46
Ali Bayramoğlu'nun da Karar'a katılmasıyla memlekette takip etmeye çalıştığım kaliteli köşe yazarlarının neredeyse tamamı burada toplanmış oldu. Kaleminize, emeğinize sağlık. Hayırlı olsun.
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 19:28
Ali abi en zor zamanlarda 28 şubatlarda Müslümanların yanındaydı ama şimdi yanaşmalar tetikçiler o günlerde ne yapıyordu acaba
KARAR OKURU 30 Mayıs 2018 23:26
0
Yolun açık olsun en zor anlarda eğilmeyen bükülmeyen demokrasi kahramanı Ali bey.
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 17:31
Ali Bayramoğlu şeffaflık, hukuk ve demokrasi ne yapalım? Seni Milli Savunma Üniversitesi rektörü mü yapalım? Başka türlü her oluşumu antidemokrat sayacaksınız... Vah, vah... Köşe yazmak ne günlere kaldı...
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 16:03
Ali bey tanklar ortadan çekildi, hainler içeri tikildi, tehlike büyük çapta atlatıldı siz ortaya çıktınız... Tam türk aydını davranışı tebrikler.
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 15:14
Sayın yazar, tekrar yazılarınıza başlamanıza çok sevindim. Sizi yıllardan beri takip eden birisi olarak değerli yazılarınızı tekrardan okuyabilecek olmak sıkıntılarla dolu şu zamanda beni çok mutlu etti. Siz ve Etyen Mahçupyan'dan o kadar çok öğrendiğim şey var ki. Hoşgeldiniz. Teşekkürler her şey için.
ttt 10 Ocak 2018 14:16
Sayın yazar Orduya personel alımı muhtemelen senin düşündüğün kriterlerde olmayacak gibi...Halkın istediği gibi olacak
D 10 Ocak 2018 14:08
Ordunun milli olmasını istiyorsak adalet ve liyakat ile alım yapmalıyız.Şimdi kendi adamını fetö gibi orduya yerleştirirken gelen adam orduya sahip çıkar mı.Veya dıiğer yüzde elli bu orduyu benimser mi
Mustafa Dumanlı 10 Ocak 2018 13:10
yönetici konumunda olan herkes için geçerli bir kuraldır liyakat sahibi olmak. Aslında bu kaide beşerî düşüncede de böyledir. Hiçbir doktrin yoktur ki, bu ilkeyi göz ardı etsin. Meslek dallarında da aynı kural geçerlidir. Ancak pratik hayata baktığımızda bunun tam tersi uygulamalara tanık olabilmekteyiz. İmtiyaz ve liyakat başka veçhelerle aranır olmuş. Yönetici, “Ben devleti temsil ediyorum, buyruk veren benim, halk bana itaat etmelidir” dediği an despotizm ve istibdat devreye girer. Yönetici her şeyden önce hizmet alan değil, hizmet verendir. Bütün uğ
Kenan 10 Ocak 2018 12:47
Ha takim yavas yavas oturuyor Bayram degil seyran degil enistem beni niye optu
cevat karakalem 10 Ocak 2018 12:08
"Orduyu guc unsuru bir enstruman olarak kullanma" davranisi kolay kolay ikacak gibi degil sistemden. Yenicerilere kadar dayaniyor bu zihniyetin uzantisi. Gerci olumluya dogru bir gidisat da yok degil ama su 15 Temmuz hainligi bir cogumuzu soke etti. Dogrusu ben hala "postmodern" darbelere ihtimal veriyordum ama bu tip gercekten silahli ve tamamen haince, insafsiz bir kalkisma olacagina inanmazdim. En azindan bari ordu ile iltidar ayni telden calar durumda olmasa. Bir nebze dengelenmis olur durum. Iyi bir durum mu, degil, ama en azindan "tam demokratiklesmeye" kadar (30 sene kadar) ehven-i ser
Ali Rıza Özbek 10 Ocak 2018 11:26
1960 dan beri kaç darbe oldu.........o orduları kim işe almıştı........yerli milli ordu istiyoruz.........natocu, batıcı ordu değil......
Okur 15 Aralık 2018 17:10
0
“Yerli ve milli” demek ise yeterli değil; unutmayın, Sayın Cumhurbaşkanı ÖSO´nun da “yerli ve milli” olduğunu ifade etmişti. Ordu mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Anayasa´ya bağlı olması, milletin ordusu - yani tüm vatandaşların ordusu- olması gerekir.
Hersoy 09 Ocak 2018 19:20
Sahi TSKdaki generallerin yarısı fetö'müydü; bu mümkğn mü? Eğer öyle idiyse bunun sorumlusu Kılıçtaroğlu hükümetleri olabilir mi? Ha ben muhafazakar görüşlüyüm. Bu arada hoşgeldiniz ustad, sizi okumak güzel...
KARAR OKURU 10 Ocak 2018 15:33
1
'Eğer öyle idiyse bunun sorumlusu Kılıçtaroğlu hükümetleri olabilir mi? ......' Böyle hergeleliğe de can kurban. Bu kafa, sonunda, kılıca kafa atar. Atar mı, atar.
Okur 15 Aralık 2018 17:08
0
Kılıçdaroğlu hükümeti hiç olmadı.
Karar Okuru 09 Ocak 2018 02:04
Yazilarinizi cokca takip etmisligim var siyasal olarak ayri kutuplarda olsak da. Ama sanirim ayni noktadasiniz hala Yeni Safak'tan ayrilmis olsanizda. Bir yazar , bir gazeteci yanlislari goz onune serebilmeli suruncemede birakmamali korkmamali yanlislari dile getirmekten. Soru sormak isi okurda olmali gazetecide degil. Zaten cevaplarini bildigin sorulari sormamali. Bilinmiyor mu bu AKP'li olmak yada tanidiginin olmasi bu ulkede yeteri kadar saik teskil edilmiyor mu? Bu vatana para bagiyla bagli olmayan insanlar gerekli bize. Akilli adamlar biz sorariz siz cevaplari verirseniz.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 23:28
Valla yazınızı okurken Süleyman Demirel ,'in dün dündür bugün bugündür sözü aklıma geldi.Herhalde yeni Şafak gazetesi yazarıydınız
Cevat Sönmez 08 Ocak 2018 22:19
Tekrar yazıyor olmana çok sevindim Ali Bey. Sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yazı hayatı diliyorum size. Çok ihtiyacı var Türkiye'nin ve biz gazete okurlarının sizin gibi yazara. Güvenilir bir rehbersiniz. Hoşgeldiniz.!
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 21:47
Hoş gelmişiniz.
Gaius 08 Ocak 2018 20:53
Erdoğan kendi devletini kuruyor, olay bundan ibaret. Yakında Bayramoğlu bu durumdan da fena halde şikayet etmeye başlar.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 20:41
Gülay Göktürk de keşke burada yazsa.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 20:33
Usta hoşgeldin. Teşekkürler karar.
karar okur 08 Ocak 2018 19:49
hiç sanmıyorum ki bu soruların cevabını arıyorsunuz . sadece her zamanki gibi yuvarlak konuşmalarla yavaş yavaş ekibi topluyorsunuz.biraz daha ortam oluşunca fehmi yi de alırsınız yanınıza.
Bayramoğlu'nun bu emsal yorumlarını yirmi sene önce de, 28 Şubat günlerinde de okuduk. O her zaman hukukun üstünlüğüne inandı. Ali Bey, ilkeli duruşundan hiç taviz vermediğine göre, DEĞİŞEN onu malum gazeteden kovanlar demek ki !
Darbe nedir ? Darbe neden demokratik ülkelerde olmazda bizim gibi anti demokratik totaliter ülkelerde daha çok olur? Bunun cevabını bilen varsa yazsın...
KARAR OKURU 13 Ocak 2018 17:56
0
Kendi çıkarlarını ülkenin çıkarlarının önüne geçirenler darbe yapar. Kısa ve net. Hiç bir darbe ülkelerin menfeatine olamaz. Bunun dincisi Atürkçüsü olmaz darbe yapanlar ülkelerine ihanet etmiş olur.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 18:31
Karar gazetesini tebrik ediyoruz. Yazar kadrosuna Ali bayramoglu aldığı için. Bu ara da Ali bey hoşgeldiz.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 19:26
6
Katılıyorum ! Hoş geldin Ali Bey. Teşekkürler KARAR ! Hadi bir adım daha atın, Ömer Dinçer hocamızı da kadroya katın.
Abdullah hasan 08 Ocak 2018 17:38
Şeffaflık, hak ve hukuk sürdürülebilir bir hayat için insan organları gibidir kanaatimce, uzun vadede kazandıran değerlerdir.
D 08 Ocak 2018 17:34
Ördu iktidara göre şekillenirse darbeler demokratik seçimlere göre şekillenmez mi.A partisi orduya kendi düşüncesine göre asker aldı peki minnettarlık olgusuyla fetö gibi bir oluşum ortaya çıkmaz mı.Bin yıllık orduyla oynamak kimin işine gelir
külyutmaz 08 Ocak 2018 17:28
Gelir gelmez tam 12'den.Hangi kriterler ? Tebrik ediyorum.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 16:40
hoşgeldiniz.
Ali AK 08 Ocak 2018 16:19
Türkiyenin dik duran,zaman ve şartlara göre mevzilenmeyen,doğru bildiğini ifade eden sizin gibi derli yazarlara ihtiyacı var.Hoş geldiniz.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 16:01
Hoşgeldiniz, sizi Mahçupyan'ın, Oğur'un yanında gördüğüme sevindim.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 15:38
Cok ozlemistik sizi.Hos geldiniz.sefalar getirdiniz.
SD 08 Ocak 2018 15:28
Şeffaflık, liyakat sistemi, demokrasi... Dünya siyaset tarihinde bunları gönüllü olarak uygulamaya koyan siyasetçi sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmez herhalde. Dolayısıyla, bu coğrafyada bu tür uygulamalar halk tarafından talep edilmediği sürece iktidarların verdikleri ile yetinilir. Sn. Erdoğan'ın da nedense siyasetin finansmanının şeffaflaştırılmasına sıcak bakmadığını bildiğimize göre, (en azından bu konuda) görünür gelecekte bir iyileşme olmayacak korkarım. Yeni köşeniz hayırlı olsun bu arada.
Delidumrul 08 Ocak 2018 14:33
15 Temmuz ve onunla ilişkili süreç hiç yașanmamıș, Türkiye dört koldan kușatılmamıș gibi yazabildiğinize șașırmamak elde değil. Orduyu hangi ideolojiden olursa olsun, bütün zehir yüklü safra keselerinden arındırmak ve yeni mensuplarının ettikleri yemine sadık kalmalarını sağlamak hükümetin görevidir.
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 16:10
0
zehirli keseleri nasıl belirliyorsunuz?
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 14:00
Bu da size ders olsun Ali Bey. Hareketin eski Cumhurbaşkanı’nın ifade hürriyeti bile tehlikede geldiğiniz durum bu işte.
ultra light 08 Ocak 2018 13:41
mevcut kosullar dikkate alindiginda gereksiz bir yazi olmus. hukuk devleti, seffaflik, demokratik denetim, liyakat vs. bunlari unutali uzun zaman oldu Ali bey. Risk ve endiseler (ki bunlar potansiyel, gelmesi muhtemel sorunlar icin gecerlidir) yerine dogrudan (apacik ortada duran) sorunlara isaret etmenizi beklerdik ilk yazinizda. Ama siz de haklisiniz, ekmek davasi
Bir okuyucunuz 08 Ocak 2018 13:22
Sn Ali bey icimizdeki derin endiseleri yaziya dokmussunuz ellerinize saglik
KARAR OKURU 08 Ocak 2018 13:20
ali bey hoşgeldiniz karar da kimseyi bırakmadı maşallah
Köroğlu 08 Ocak 2018 13:07
Ooo, bir ağır top daha. Tebrikler.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN