Back To Top
Kara görünür mü gözükür mü?

Kara görünür mü gözükür mü?

- A +

Kara göründü mü deriz, gözüktü mü deriz? İhsan Toy Ağabey bunu sorduğunda biraz düşündüm. “Gör” ve “göz” arasındaki ilişkinin ve farkın üzerinde düşündüm. Sonrasında görme ile gösterme arasındaki farkı görmeye çalıştım. “R” sesi geldiğinde kelimeyi ne yapıyor, “s” geldiğinde ne yapıyor? Göstermedeki “s” sesi göz’ün “z”sinin “s”ye dönüşmüş hali midir, başka bir şey midir?

Bunları düşündükten sonra görünmek ile gözükmek kelimelerinin sonundaki “n” ile “k” seslerinin kelimemize nasıl bir tesiri olduğu üzerinde düşünmeye başladım.

Her bir durumda nelerle karşılaştığımı açıklamadan bu aşamaları niye böyle anlatıyorum bir bir. Zira kelimeleri aklımıza ilk geldiği gibi ele alıyor değiliz. Bu işin bir usulü, yöntemi var.

***

Buraya kadar anlattıklarım Türkçe bir kelimeyi kökses teorisini bilmeden inceleyebileceklerin yapabilecekleri işlemler. Tabii tarihi yazılı metinlere tapmayanların yapacağı işlemler bunlar. Kimi kelimeleri kökenbilimi bakımından irdelemeye çalışanların kelimelerin eski metinlerde bugünden neredeyse hiç tanınmaz bir şekilde geçtiğini iddia etmek gibi bir saplantıları olabiliyor.

Biz kelimelerimizi irdelemeye başlayalım, hasta tiplere dair sözlerimizi yer kalırsa ederiz.

Görme kelimesindeki “r” sesi Türkçe kelimelerde şimdiki zaman/geniş zaman anlamı katan bir ses. Türkçe kelimelerin R ile başlayamaması da bu şimdiki zaman/geniş zaman anlamı katması ile alakalı olsa gerek. Bunu ele alacağımız Türkçe kelimeyi zaman mekan koordinatlarına yerleştirerek gözlemlemeye çalıştığımızda biraz daha kavranılabilir şekilde gözlemleyebiliriz. Koordinat tablosunda “di” ve “miş” zaman eklerinin (daha özelde de “d” ve “m” seslerinin) hareket kaabiliyetlerini hem zaman çizgisinde hem de mekan çizgisinde gözlemleyebilirken “r” sesininkini mekan çizgisinde gözlemleyemiyoruz. Bu meselenin üzerinde bilahere biraz daha durmaya çalışayım inşallah.

Okullarda Türkçe kelimelerde şu sesler kelime başında görünmez diyenler keşke bir de bunun sebepleri üzerine de cümleler kursalar.

Görme ile yaptığımız bir örme, örüntü kurma eylemi. Başa “g” sesinin gelmesi bu örgünün, örüntünün  göz ile irtibatlılığa taşıdığını söyleyebilirim. “Ç” gelse dibe doğru bir hareket gerçekleşecek, “b” gelse ben ile alakalı, merkezilikle alakalı bir hareket gerçekleşecek, “d” gelse derinlikle, yükseklikle alakalı, uzam dedikleri mesafe girecek kelimenin anlamına. “y” sesi ile hangi anlamın kelimeye yerleştiğini ifade etmek kolay değil. Belki yaylanmak, yayılmak kelimelerinde gördüğümüz bir hareket anlamı kazanacak kelime. Söylemeye çalıştığım şey gör’ün “g”sini kaldırıp kelimenin “bör”, “çör”, “dör”, “yör” ile başlayan hallerini görmeye çalışmakla ilgili. Yani kökses teorisine göre bir kelime kökünün akrabalarını görme çabası bu.

***

Görünmede “n” ses acaba görme eyleminin kişinin kendisi tarafından mı yoksa başkası tarafından mı yapıldığı manasını katıyor? Bunu da biraz tartışmak lazım. Bu vesile ile “n” sesinde hem dönüşlülük anlamının bulunmasını hem de kimi kelimelerde edilgenlik anlamının bulunmasını, aynı durumun “l” sesi için de sözkonusu olması meselesini bir başka sefere irdelemeye çalışalım. Görünen kendisi görünüyor ama gören başkası. Gözükmede ise somutluğun, görme organının önde olduğunu söyleyelim. İbrahim Demirci üstadımızın vurgusu ile gözükme daha taşralı, folklorik.

Devamını haftaya irdeleyelim.

Not: Cuma günleri saat 18.00’de Üsküdar’da gerçekleştirdiğimiz Yunus Emre Divanından Etimoloji derslerimize katılmak isteyenler [email protected] adresine mail atabilirler. Ders ücreti merak sahibi olmaktır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
engineer 08 Ekim 2018 15:18
bence "görükür"
Halil 07 Ekim 2018 14:26
Değerli okuyucular daha ciddî ve ilmî usulle yorum ve katkı yaparlarsa iyi olur.Bu konularda bilen konuşsun lütfen!
KARAR OKURU 07 Ekim 2018 02:01
deyip halledeceksiniz bütün müşkülleri. Elimizdeki veriler öyleyken böyle olmaz mı diyor? O dediğim doğruysa bu dediğim yanlış mı oluyor. Söylediklerim akla mantığa, bilinen gerçeklere aykırı mı? Akıl, mantık, hakikat de neymiş, geçiniz yahu. Bir tezi çürütmek için aksini ispat etmek zorunda da değilsiniz mesela. Siz hangi devirde yaşıyorsunuz? Uydur uydur salla, devir böyle molla!..
KARAR OKURU 07 Ekim 2018 11:39
1
Yorumum yine kırpılmış, yarım anlaşılmaz kalmış. Neyse. Tarihçi için arşiv belgesi ne ise dilci için de tarihi yazılı metinler ve konuşma dili odur. Çünkü ilim verilerle yapılır ve dil akşamdan sabaha oluşmamıştır. Ve her dilin bir mantığı, kuralları vardır. Belgesiz, bilgisiz, ilgisiz alakasız, mantıksız yaklaşımlar, teoriler ancak dedikodu, uydurukça, sallamasyon, demogoji vs. diyeceğimiz türden şeylerdir vesselam.
KARAR OKURU 07 Ekim 2018 12:00
1
Yorum kırpılmamış. Sen 600 karakteri aşınca otomatik olarak yarım kalmış. Birçok yorumda var bu sorun. Editör bir çare bul
KARAR OKURU 08 Ekim 2018 00:46
1
Hüseyin Rahmi Göktaş'ın Türkçenin Ruhu BenSenOĞ eserini ve Kökses Teorisini okumadığınız belli oluyor. Dedikodu, uydurukça, sallamasyon demişsiniz.. maşallah. Siz Asım Beyin bahsettiği okuduğunu düşünmeden okuyan cahil akademisyen takımındansınız herhalde
KARAR OKURU 08 Ekim 2018 12:06
0
Hadi alan dışına çıkalım. Ben diyorum ki Zamahşari, siz diyorsunuz ki Tarık Dursun K. hiç okumamışsınız. Uzunçarşılı, İnalcık doğrusunun böyle olduğunu söylüyor, siz diyorsunuz ki Kadir Mısıroğlu okusaydınız anlardınız. Ben diyorum ki Einstein siz diyorsunuz ki Tudem 12. Sınıf Fizik kitabına göre...
KARAR OKURU 07 Ekim 2018 01:47
Yazara göre kökenbilimde hakikati ilmî usullerle arayanlar "Tarihi yazılı metinlere tapan..., hasta tipler" miş. Şarlatanlığın bu kadarı da fazla. Bildik konuları -ki çoğu çözülmüştür, yazar okumadığından bilmiyor- soslayıp biberleyip, ses ekleyip ses çıkartıp bence böyle deyince çözülmüş oluyor yani. Pes yani.
KARAR OKURU 09 Ekim 2018 03:37
0
Tarihi yazılı metinlerdeki yanlış okumalarla ilgili kaç makale okudunuz Pesci okur. Metinleri yanlış okuyanların peşinden gitmek şarlatanlık olmuyor değil mi? Kökses teorisi yazıya değil, sese bakmalı diyor. Gayet tutarlı.. Başka alanların yazılı metinlerine getirmeyin konu.. Konu o değil, ses bağlamında yazılı metinler yanıltabilir.
KARAR OKURU 11 Ekim 2018 10:18
0
Tarihi metinlerdeki çok yanlışı tashih ettim, buyrun siz yanlışsız okuyunuz. Siz kimin peşinden giderseniz gidin, biz hakikatin peşindeyiz. Problem şu ki, ne sesi biliyorsunuz ne de fonemi, harfi, göstergeyi vs. Okuyucu hakikati bilsin diye yorum yapıyorum. Yoksa bana ne.
KARAR OKURU 06 Ekim 2018 22:19
Hep ilginç konular. Nefes alıyoruz
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN