Back To Top
‘Namık Kemal’in Hürriyet Gazetesi’

‘Namık Kemal’in Hürriyet Gazetesi’

 - Son Güncelleme: 30.12.2018 Pazar 10:14
- A +

Abdullah Uçman’dan geçen cuma günü dinledim: Süleyman Nazif’in oğlu Said Nazif Ozankan 1970’lerin sonlarında vefat edince ailesinden bir kişi Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ı arar ve daha küçük bir eve taşınacakları için kütüphaneyi satmak zorunda olduklarını, eğer isterlerse gelip inceleyerek işlerine yarayacak evrakı alabileceklerini söyler. Satılacak kütüphane Süleyman Nazif’in kütüphanesidir.

Mehmet Kaplan, Zeynep Kerman ve Abdullah Uçman’la birlikte adresini aldıkları eve gider ve muhteşem bir kütüphaneyle karşılaşırlar. Evrakı inceledikten sonra gözden geçirdikleri kütüphanede kalın ve güzel bir cilt Mehmet Kaplan’ın dikkatini çeker. Bakarlar ki, Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın 1868-1869 yıllarında Londra ve Cenevre’de çıkardıkları Hürriyet gazetesinin eksiksiz bir koleksiyonu… Türkiye’de Milli Kütüphane dâhil, hiçbir kütüphanede tam koleksiyonu bulunmayan, edebiyat, siyaset ve tefekkür tarihimiz açısından son derece önemli bir gazetedir bu. Kaplan Bey çok heyecanlanır ve “Müsaade ederseniz, üniversitemiz için fotokopisini aldırıp iade edelim,” ricasında bulunur. Ozankan’ın yakınları, Hürriyet koleksiyonunu hiç tereddüt etmeden yakından tanıyıp güvendikleri Mehmet Kaplan’a emanet ederler.

Kaplan Bey’in ilk işi, üniversitede ilgili birime bir yazı yazarak Türkoloji araştırmaları açısından büyük önem taşıyan Hürriyet koleksiyonunun fotokopisinin çektirilmesini ister. Bir müddet sonra gelen cevapta yedi yüz küsur sayfalık cildin fotokopisinin üç bin küsur liraya çekilebileceği, bütçelerinde bu meblağı karşılayacak paranın bulunmadığı bildirilir. Çok üzülen Kaplan Hoca ister istemez Hürriyet’i sahiplerine iade eder.

Süleyman Nazif’in kütüphanesi bir süre sonra Sahhaflar Çarşısı’nda mezata çıkarılacak ve Türkiye’de tam koleksiyonu bulunmayan Hürriyet, on bin liraya maalesef bir Amerikalıda kalacaktır. 

***

Abdullah Uçman, bu anekdotu yeni kurulan Vakıfbank Kültür Yayınları’nın ilk kitap olmak üzere iki cilt halinde yayımladığı Hürriyet koleksiyonunu masamda görünce anlattı. “Eksiksiz Tüm Koleksiyon” alt başlığını taşıyan ve gazetenin tıpkıbasımını ve çeviriyazısını ihtiva eden yayının tam adı: Sürgünde Muhalefet: Namık Kemal’in Hürriyet Gazetesi (1868-1869).

Hürriyet’i başarıyla yayına hazırlayan Alp Eren Topal, siyaset biliminden tarihe geçen genç bir araştırmacı. Esere yazdığı “Giriş” yazısında, yakın tarihimizin kritik dönemeçlerinden biri olan Tanzimat’ın ardından yaşananları ve Yeni Osmanlılar hareketinin doğuşunu özetledikten sonra Hürriyet gazetesinin tarihini, muhtevasını ve Türk düşünce tarihindeki yerini anlatıyor.

Yeni Osmanlılar’ın Paris’te buluşma macerasını yakın tarihimizle ilgilenen herkes bilir. Sultan Abdülaziz’in 1867 Paris Fuarı’na katılmak üzere Fransa’ya gidişi bahane edilerek Paris’ten çıkarılan ve Londra’ya giden Yeni Osmanlılar, Mısırlı prens Mustafa Fâzıl Paşa’nın maddî yardımıyla Hürriyet gazetesinin ilk sayısın 29 Haziran 1868 tarihinde çıkarırlar. İlk baş sayıyı çıkaran Kayazade Reşad Bey’in Paris’e dönmek zorunda kalması üzerine editörlüğü devralan ve Namık Kemal, gazetenin yayınını Ziya Paşa’yla birlikte sürdürür. Ne var ki bir süre sonra bu ünlü ikilinin arasında bazı meseleler yüzünden fikir ayrılığı belirecek ve Namık Kemal ayrılıp İstanbul’a dönecektir. Hürriyet, 63. sayısından itibaren Ziya Paşa’nın yönetimindedir. Bu bakımdan “Namık Kemal’in Hürriyet Gazetesi” başlığı biraz problemlidir. Alt başlıktaki “Eksiksiz Tüm Koleksiyon” ibaresi üzerinde de biraz düşünülseydi keşke.

***

Jön Türklerin, yani Yeni Osmanlılar’ın çıkardıkları gazetelerin en uzun ömürlüsü olan Hürriyet Devlet-i Aliyye’den ne mi istiyordu? Alp Eren Topal, “Sunuş” yazısında bu sorunun cevabını şöyle vermiş:

“Yeni Osmanlılar keyfî idareye karşı meşrutiyetin, dizginsiz iktidara karşı meşveretin, tefrikaya karşı meclis çatısı altında ve siyaset dairesinde uzlaşmanın, zulme karşı adaletin, istibdada karşı hürriyetin, hem içeride hem dışarıda galibin değil haklının hükmünün geçtiği bir düzenin, adam kayırmacılığa karşı emaneti ehline vermenin, hediye, rüşvet ve borç ekonomisine karşı tasarruf ve planlı kalkınmanın, cehalete karşı ilim ve irfanın davasını güttüler. Bürolarında dirsek çürüttükleri ve işleyişindeki aksaklıklara bizzat şahit oldukları devletin 30 sene kadar evvel Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile hem kendine hem de halkına verdiği sözlerin gerçekleşmesini istediler.”

Devletimizin fotokopisini çektirecek para bulamadığı Hürriyet gazetesinin eksiksiz koleksiyonuna Vakıfbank Kültür Yayınları sayesinde artık sahibiz. Merhum Mehmet Kaplan, memlekette neler olup bittiğini öteki tarafta takip edebiliyorsa herhalde çok sevinmiştir.

Kısa bir süre önce kurulmuş olmasına rağmen çok sayıda kitap çıkaran, birçok yeni kitabı da okuyucuyla önümüzdeki günlerde buluşacak olan Vakıfbank Kültür Yayınları’nın kültür hayatımıza ciddi katkılarda bulunacağına inanıyorum. Hayırlı olsun.

NOT. Yeni yılın İslâm âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ilhan Bey 11 Şubat 2019 21:37
"Amerikali" Princeton Universitesi'ymis. Digital ortama aktarmislar, kullanim ucretsiz. Hurriyet - princenton - hathi trust diye ararsaniz kolayca ulasabilirsiniz.
Ilhan Bey 11 Şubat 2019 20:37
Kimdir bu kisi acaba? Hic merak eden yok mu? Türkiye’de tam koleksiyonu bulunmayan Hürriyet, on bin liraya maalesef bir Amerikalıda kalacaktır
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 03:40
Çok güzel...
OKURURUNUZ 30 Aralık 2018 23:20
Adam gibi bir adamsınız Beşir Bey, saygılarımla...
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 20:13
Geçmişimize dair neye dokunsak"elde var hüzün"dizeleriyle karşılaşıyoruz.hafızasız toplum olmamız için ne gerekiyorsa esirgenmemiş.bugün şevkle okuduğumuz kalemlerin sistem tarafından yok sayılmasının izahını anlamakta çaresiz kalıyoruz.AYAŞLI hanımefendinin istanbul yalılarıyla ilgili yazdıkları,sizin altın kapı çalışmanız,tanpınarın günlükleri ve daha niceleri sorumsuz erkin tapu senetleri gibi yüreğimizde yara üstelik şimdi dahi ciddi değişimin olduğunu düşünemiyorum,yarınlara değer olarak ne bırakacağız diye sorsam ütopik mi olur,,,
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 19:58
islam alemi butun insalik'in icinde degil mi?
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 19:00
Vakıfbank en azından İş Bankası kadar kitapları uygun bir fiyata indirimli. El yakıyor...
Bengisu Doğan 30 Aralık 2018 15:40
"Jöntürkler yani Yeni Osmanlılar" ifadesi doğru değil çünkü Jöntürkler Yeni Osmanlılar değil; bu bağlamda ikinci kuşak genç aydınlar (mizancı Murat vs) "jöntürk" olarak adlandırılır.
Alp Eren Topal 30 Aralık 2018 18:46
1
Jön Türk ifadesi Yeni Osmanlılar için de başından itibaren Avrupa'da kullanıldı, hatta dilimize yapışıp kalan "Genç" Osmanlılar galatı da Fransızca bu ifadeden çeviri. O yüzden pek de yanlış sayılmaz. Tabiki literatürde iki jenerasyonu ayırmak için ilkine Yeni Osmanlılar ikinciye Jön Türkler diyoruz.
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 09:31
Neyse ki gazetenin talihi yaver gitmiş sonunda.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN