Back To Top
AYM ve Mümtazer Türköne’nin mektubu…

AYM ve Mümtazer Türköne’nin mektubu…

 - Son Güncelleme: 05.02.2020 Çarşamba 07:38
- A +

Bu dönemin en önemli yargı sorunlarından biri yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararlarına uymamaları, direnç göstermeleridir. Bu sadece benim tespitim değil, uluslararası hukuk kuruluşlarının raporlarında ve iktisadi alanda derecelendirme kuruluşlarının raporlarında da yer alan ciddi bir sorundur.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Altan hakkında “ihlal” kararı vermişti. Yerel mahkemenin Mehmet Altan’ı süratle tahliye etmesi gerekiyordu. Ancak mahkeme AYM’nin bu kararına derhal uyacağı yerde Anayasa Mahkemesi’ni “görev gaspında” bulunmakla itham etmiş, tutukluluğun devamına karar vermişti.

Anayasa Mahkemesi açıkladığı 9 Ocak 2020 tarihli kararıyla işte bu konuyu kesin hükme bağladı. Kararında “hak ihlali” kararına rağmen yerel mahkeme tarafından tahliye edilmeyen ve yargılamanın sonunda beraat eden Mehmet Altan’a 30 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.   

Mahkeme, kendisini “görev gaspında bulunmakla” itham eden yerel mahkemeye “sizin göreviniz yetki tartışması yapmak değil” ikazında bulundu:

“Dereceli mahkemelerin görevi Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil, Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir.” (Sh. 9)

Yerel mahkemelere, Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerinin sorgulanmasının hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu ikazında bulundu:

“Bir mahkemenin, bireysel başvurulara ilişkin olarak nihai ve bağlayıcı kararlar verme yetkileriyle donatılmış bir anayasa mahkemesinin yetkilerini sorgulaması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik temel ilkelerine aykırıdır.”  (139. numaralı paragraf)

Yargıdaki sorunun geldiği vahim aşamayı görüyor musunuz?

Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelere “Sizin göreviniz AYM’nin yetkilerini tartışmak değil, verilen kararları uygulamaktır, AYM’nin kararları denetlenemez” uyarısı yapmak zorunda kalıyor. Yani AYM, yerel mahkemelere “anayasal sınırlarınıza çekilin”, “eşiğinizi, sınırlarınızı aşmayın” kartı gösteriyor.

***

Anayasa Mahkemesi’ni bu kararından ve mahkemelere yaptığı bu tarihi hukuk uyarısından dolayı kutluyorum.

Hakkını teslim etmemiz gerekiyor ki Anayasa Mahkemesi içinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte, haksız ithamlarla karşı karşıya kalmayı göze alarak, gecikerek de olsa evrensel hukuka uygun kararlar verdi. Ancak kabul edilmeli ki kendi içtihatlarıyla çelişen kararlara da imza atmadı değil. AYM’nin yerleşik içtihatlarıyla çeliştiği kararlarından biri de Mümtazer Türköne’nin bireysel başvurusu üzerine verdiği karardır.

AYM aynı davada yargılanan Şahin Alpay ve Mehmet Altan’ın bireysel başvurularını değerlendirip “hak ihlali” kararı verirken, Türköne için “hak ihlali” tespitinde bulunmadı, tahliyeyi gerektirecek bir karar vermedi.

***

Hukukçu yazar Taha Akyol kaleme aldığı “Adalete güven” başlıklı yazısında AYM’nin Türköne kararındaki gözlerden kaçan “ilginç” bir ayrıntıya dikkat çekti: 

Mümtazer Türköne’nin tahliyesinin bir türlü gerçekleşmemesi ve bireysel başvurusunun da AYM’de ‘İkinci Bölüm’ tarafından reddi ilgi çekicidir. Aynı davada yargılanmış olan Şahin Alpay ve Mehmet Altan dosyalarını AYM Genel Kurulu’nun, Türköne’ye ise İkinci Daire’nin bakması ilginç değil mi?” (3 Şubat)

Sayın Akyol’a katılıyorum, kesinlikle ilginç ve oldukça tuhaf bir durum. Nitekim Mümtazer Türköne geçen hafta bana gönderdiği mektubunda bu tuhaf durumu şöyle anlatıyor:

13. Ağır Ceza Mahkemesi, aynı davada yargılandığım köşe yazarları için aynı cezaları verdi, beni tahliye etmedi. Dosya şu anda Yargıtay’da temyiz aşamasında. AYM aynı hükme konu, aynı dosyada yer alan üç köşe yazarı hakkında farklı zamanlarda kararlar vermiş oldu. Şahin Alpay ve Ali Bulaç hakkında hak ihlali kararı verirken, benim başvurumun reddedilmesinin sebebi delillerin ve gerekçelerin farklılığı değil; hepimiz aynı zamanda soruşturma konusu edilmeyen yazılarımızdan yargılanarak ‘örgüt üyesi’ yapıldık. Bulaç ve Alpay kararı ile benim hakkımda verilen karar arasında tek fark ilk ikisinin AYM Genel Kurul, benimkinin ise 5 üyeden oluşan AYM İkinci Bölüm kararı olması. İşin tuhaf yanı ise 17 üyeli Genel Kurul’da ilk iki karara karşı çıkan ve karşı oy veren üyelerin İkinci Kurul’da çoğunluğu oluşturması. Bu durum sadece AYM için değil bir hukuk devleti olarak Türkiye için bir sorun oluşturuyor. Bölüm kararları kesin, ancak içtihat farkı olunca Başkan’ın gidermek üzere Genel Kurul gündemine alma yetkisi var.”

Sayın Türköne mektubunda bu durum için yeniden AYM’ye müracaatta bulunacağını söylüyor.

***

Aynı dosyada yer alan Ali Bulaç ve Şahin Alpay’ın dosyası AYM Genel Kurul’da değerlendirilirken, Mümtazer Türköne’nin dosyası neden AYM İkinci Bölüm’de değerlendirildi? Türköne’nin dosyası da AYM Genel Kurul’da değerlendirilmiş olsaydı “hak ihlali” kararı çıkabilirdi, yani! O halde şu sorunun sorulması lazım: Türköne’nin başvurusu neden AYM Genel Kurul’da görüşülmedi?

Ülkemizde ağır adalet sorunları yaşanırken, evrensel hukukun teminatı olan AYM’nin kararları hukuka güvenin sarsılmaması için bütün kurumlardan çok daha özenli olmalıdır.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in söylediği gibi “yargı zikzak” yapmamalı, hele ülkemizde evrensel hukukun teminatı olan Anayasa Mahkemesi hiç yapmamalıdır.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 07:20
Üst düzeyde hukukçuların tartışması gereken teknik konularda ahkam kesmeyin lütfen.Herkes bildiği işi yapsın.
KARAR OKURU 06 Şubat 2020 04:08
Mümtaz bir dilciydi. Dilimize "isyan paşası" diye bir kelime kazandırmıştır.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 22:28
250 şehit var size göre serbest mi kalmalı ?
okur 06 Şubat 2020 17:03
0
darbecilerden bahsetmiyor yazar , darbecilere (250 kişiyi şehit edenler) sayısız mübbet verildi
Mustafa 05 Şubat 2020 14:17
Anayasa mahkemesi mehmet altan hakkında karar verince bu neden yerel mahkeme tarafından uygulanmıyor diye eleştiri yapıyorsunuz. Türköne hakkında ise anayasa mahkemesinin kararını eleştiriyor yanlış buluyorsunuz. Six anayasa mahkemesinin kararını yanlış bulabiliyorsunuz ama,yerel mahkeme yanlış bulamaz öyle mi. Sonuçta yerel mahkemeden yargıtaya gidecek nir karardan bahsediyoruz. Aslında kararları yerel mahkeme vermez yargıtay verir. Yerel mahkeme yargıtayın işini kolaylaştırmak içindir dosyayı toplar yargıtaya gönderir. İlk önce aynaya bakalım
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 18:31
0
Eğer sıradan vatandaşsanız hiç bilmediğiniz konularda yalan yanlış ahkam kesiyorsunuz. Yok eğer trolseniz aldığınız ücreti hak etmiyorsunuz.
Üfürükten teyyare 05 Şubat 2020 14:02
"Bu adam ya gidecek ya gidecek" diyen genel yayın yönetmeninin familyasında yer alan sayın türköne.Kendisi son derece sakin tavırlı fakat "iktidar kendisini emniyete alsın" diyecek kadar da cesaretli.Uğradıkları haksızlık ve yanlış uygulamalar su götürmez bir gerçek.Sorun şu..Fetö ve çevresinin uğradığı haksızlıkları yaptıkları yanlışları ile berabermi değerlendirelim,yoksa sayın yazarımızın devamlı yaptığı bunları yok sayıp,saadece hukuksuzluktan mı dem vuralım..Tercih sizin..
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 23:06
0
vatandaşın muhatabı devlettir. çünkü devlet, vatandaşına hukuk devleti olacağı sözünü vermiştir.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 14:01
Sonuçta adil yargi kendisinede lazım oldu
Karar okuru 05 Şubat 2020 12:25
Esnaf pazarda, markette dijital teraziye geçti. Hassas tartı yapabiliyor. Hassas olması gerekenler ne zaman geçecekler. Hassas tartı yapacaklar. Belediye yılda en az bir kez terazileri kontrol ediyor.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 12:17
"Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in söylediği gibi “yargı zikzak” yapmamalı." Zik zak ne kelime, yerel ve argo ifade ile yatgı g.t atıyor.
Sahi "Kıymetli bir İLİM ADAMI " için Talebeleri burada "yorum duyarı" olmalı sanırım. Fazla proaktif olamayan, pasif, bilgi, fikir sahibi olmayan, eğitim ve içerik mevzuatları ile talebe-ilim ne kadar yol alabilir, alınabilir. İlim düşünce ve fikirler iltifata tabi, ilim iltifat görmediği coğrafya, iklimi terk eder. Yorum-yazarı olarak, güvercin hassasiyeti ile cümleler sarf ediliyor.
Saray ve Hanedana bağlı yargı duzeni oluşturuldu . Burası artık Muz Cumhuriyeti ,hatta domates cumhuriyeti
karar okuru 05 Şubat 2020 10:37
papaz elini koluna sallayarak gittikten sonra adalete olan oldu
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 13:37
0
N'oldi, n'oldi?.. Üç yeye n'oldi? Olan oldi, kalan kaldi; herşey 'deve' gibi oldi; yani, ayan-beyan, ortada, oldi...(PS.: Yiyen yedi, yandaş yatti => 4 Y oldiiiii, süpriiiizzz ( TV'de dizi dili!). (PS. ye PS.: Beğenmediyseniz kırmızılayın gönül rahatlığıyla.)).
ARZU GÖREN 05 Şubat 2020 10:24
TÜRKÖNE BU ALÇAK YAPIYA KENDİNİ OKADAR KAPTIRMIŞTI Kİ ONLARA KARŞI OLAN HER KESE VATAN HAYİNİ MUAMELESİ YAPIYORDU MEMLEKETİN KIYMETLİ BİR İLİM ADAMI BU ŞARLATANA NASIL BU KADAR BAĞLANDI VE KENDİNİ YAKTI HAYRETLER İÇİNDEYİM
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 13:41
51
Kimin ne yaptığını, arka planda kimlerin hain kimlerin masum olduğunu ahirette göreceğiz Arzu hanım. Bu iş öyle göründüğü gibi değil emin olun.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 09:44
“Bizden biri” (sanki diğerleri başka ülkeden) seçilecek diye yıllardır zil takıp oynayarak sandığa gidenler, başkanlık sistemi gelecek diye sevinçten deliye dönüp oy verenler, “laikçiler” diye laikleri küçümseyenler, sorumsuzluğa oy verdiklerinin farkında bile değillermiş demek. Cahil insanlar bir tarafa okumuş! beyinler de desteklemişti. Hak edileni vermiş işte getirdikleri sistem. Kriteri “biz” olanın, saçının başının örtüsünden başka hakları düşünemeyenlerin sonu bu olur. Böyle beyinleri böyle yerler işte. Afiyet olsun! Hem destekleyip hem de şikayet etmek olur mu?
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 09:34
Bütün mağdurlar size mektup yazsın belki adalet ozaman gelir!
5461Adalet arayanlar 05 Şubat 2020 09:32
FETÖ ile alakamız olmadığı halde bizi fetöcü ettiler.Umarım bizleri tarttıkları kantar bir gün onları da aynı şekilde tartar
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 13:38
2
İftira atanlar ve iftira atanları destekleyen halk elbette Allah'ın adalet kılıcıyla terbiye edilecek. Müfterilerin sonu hep kötü bitmiştir.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 08:09
Aynı soru şöyle sorulamaz mı mesela: Bulaç ve Alpay’ın dosyaları neden AYM İkinci Bölümde değerlendirilmedi?
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 03:32
Deveye boynun eğri demişler, nerem doğruki demiş. Anlayana....
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 10:13
4
Ne deveymis ama her yoruma giriyor :)
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 10:58
0
Deve yemiş deve...
Bu tuzağa kim sebep olduysa, kimler samimi müslümanların hassasşyetkerini kullanarak gizli hesaplar yaptıysa,kimler bu ateşe odun taşıdıysa, kimler bu adaletsizliğe zerre katkıda bulunduysa, kimler Allahın adalet emrine rağmen bu yapılanlara sessiz kaldıysa iki cihanda rahmet yüzü görmesin!!!Kulun hakkı ödenmeden Allahın adaletini göremesinler!!!
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 09:33
5
Biraz ağır oldu kardeşim hemde çok ağır Efendimiz sav in Taiften dönerken yaptığı davranışa zıt bu biraz Rahmet ve Şefkat Peygamberine( sav) uygun hale gelmemiz lazım ahlaken ama tabi neler çektiğinizi bilmiyorum Rabbim yolunda olanlardan haberdardır Tüm yorumculara Saygılarımla
Karar Okuru 05 Şubat 2020 02:40
Hukuksuzluk çok kötü ama sesimizi esas kısan, bu günlere giden yolda bizzat bu hukuksuzluğa şimdi uğrayanların bir kısmının ve eski destekçilerin süreçlere verdikleri destek etkili olmuştur. Öyleki onlar sayesinde FETÖ ile mücadele edenler fetöcü diye suçlanabildi. Bu kötülük unutulmamalı ve ders çıkarılmalı.
Bir mail M.Türköne'ye, Mark Zuberberg gibi bir fenomen yok mealen cevap kısaca "Oligarşi" idi. Hukuk, siyasal kavram bilmeyen ben için "Oligarşi" bir mail ile Siyasal bilgiler hocası tarafından dikte ve nazeket ile belirtildi, kavramlaştı.Cevap yazma hassasiyeti ile mail. Şimdi malum "İnstagramfenomen" mevcut. Bu anektod ve mail yazma nezaketine binaen günümüzde, özellikle e-posta iletişiminde, bu bilgi ve mail için teşekkürler.. Yıllar oldu.
Orhun 05 Şubat 2020 01:45
Ülke şuanda 1940 lı yıllara geri döndü,ne hukuku ne adaleti arıyorsunuz siz,o zamanlar tek parti sistemi dedikleri sey şuan tek adam sistemi olarak inşaa edildi,yani her alanda(egitim,tarım,hayvancilik,uretim,sanayi)şu anda 40 lı 45 li yıllardaki gibiyiz,ülke 50 yil geriye gitti,hatta tarım ve hayvancilikta kurtuluş savaşindaki yillardan kotüyuz,Atatürk 50 ye yakin fabrika açmistı onlarida sattı bunlar,bunlardan kurtulmak ülkenin kurtuluşu olacakk.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 11:11
8
Yoruma girişin baştan sona saçma, 1940 lı yılları yaşamış olman olanaksız; dercettiğin fikirler dolma (yeşil biber dolması gibi: dışı yeşil, içi karuşuk!); sonunda yazdığın şeyler anlamsız, yani 'geçmiş şeyler'; aldığın yeşiller de yüz karası, anlamsız yorumunu anlamama; sonuç: bu kafayla, yerinde say, emir bekle, dur- kalk(!) ... Yorumu bitirişin iyi 'action'.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 18:29
0
11:11 yalnız değilsiniz. Sizin yorumunuzadaki yeşiller arasındayım. Ne uzak ne de yakın dünya tarihini ve ülkemizin tarihini yeterince bilenler var o yukardakiler arasında. Görmüşler, okumuşlar, beğenmişler... O yorumcular, Dünyaya geldik, amca, dayı, teyze ve halalarımız vardı. “Aşağı yukarı bugünkü gibi yaşıyorduk, bir cep telefonumuz ve lap topumuz eksikti, hatta cep telefonumuz da vardı nuh nebide, tufanda kayboldu” anlayışına sahip bir anlayışta olabilirler. Öyle değildik... İnsanlık tarihi çok daha ilgiye ve bilinmeye muhtaç...
KARAR OKURU 06 Şubat 2020 17:11
0
1940 lı senelerde ikinci dünya savaşının devam etmekte olduğunu akıllardan çıkarmamalıdır. Mesela o zamanlarda buğdayın çıkarıldığı harmanlık denen yerlerde o zamanlar öküzlerin çektiği düven denen aletler kullanılarak buğday demetlerinden buğday çıkarılıp buğday yabalarla havaya savrularak samanından ayrılırdı.Akşam üzeri hükümetin tayin ettiği bir görevli harmanbölgesini dolaşıp harman sahiplerine çıkan buğdaydan iki şinik verip gerisi ordunun ihtiyacı olarak depolarda muhafaza edilirdi. Bütün Avrupa savaştan kırılırken İsmet İnönü millet çok sıkıntılı günler yaşamış olsa da Türk Ulusunu bunun dışında tutmuştur.
KaRaR oKURU 05 Şubat 2020 01:32
Evladım ne iş yapıyorsun diyor amcamız.Teröristim, vatan hainiyim amca diyorum. Ne yaptın ki diyor. Öğretmenken bankadan kredi çektim ev almak için diyorum,suçum bu.Olur mu öyle şey diyor, hiç bankadan kredi çektin diye terörist olunur mu, Erdoğan'ın haberi var mı bundan diyor:)Yok amca diyorum, onun hiçbir şeyden ama hiç bir şeyden haberi yok! Galiba kandırmışlar onu diyorum.Amca elbette oğlum diyor, olur mu öyle şey, reis düzeltir onu sen sabret diyor. Peki amca, seninle de onunla da ahirette görüşmek üzere diyorum içimden
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 12:51
3
Bu yoruma olumsuz puan veren arkadaşlara sesleniyorum, sahi sizin de başınıza böyle bir durum gelseydi acaba ne yapardınız? elde delil yoksa hukuk zan ile karar verirse işte ona cevabım; 1- "keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner". 2- "ayarı ile oynadığın kantar bir gün olur senide tartar". Elbette delil ve belge varsa herkese adalet uygulansın, yoksa yapılan uygulama adalet değil sefalet olur. Vesselam.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN