Back To Top
Var bu işte bir tuhaflık…

Var bu işte bir tuhaflık…

 - Son Güncelleme: 18.02.2020 Salı 16:45
- A +

Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Abdülhamit Gül hakim ve savcılara yaptığı her konuşmada yargının sorunlarını gündeme getiriyor. Afyonkarahisar’da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yıl sonu değerlendirme toplantısına katılan Sayın Gül, burada yaptığı konuşmada bu kez yargı sistemini, mahkemeleri ‘sayı-skor’ üzerinden eleştirdi. Gül’ün bu önemli konuşmasındaki sözleri şöyle:

“Adalet bir sayı, skor işi değildir. Adalet istatistiğe, skora oynama yeri, mecrası ve platformu değildir. Kaç dava açtığımız, kaç dosyayı karara çıkarttığımızdan daha önemlisi adaleti ne ölçüde gerçekleştirdiğimizdir.”

Bakan haklı, maalesef yargımızda bu dönem böyle bir sorun da ortaya çıktı. Özellikle son yıllarda savcıların yazdıkları iddianameler, çıkardıkları gözaltı kararları ile hakimlerin ise verdikleri kararların sayıları ile övündükleri bir gerçek.

Sayın Gül şöyle devam ediyor:

“Savcı önce kendisi ikna oluyorsa bulduğu delil ve bulguyla, o vatandaş hakkında dava açsın, vatandaşın da şüpheli olarak, sanık olarak mahkeme karşısına çıkmasını sağlasın. Savcı ‘Ben dava açayım, mahkeme karar versin’, mahkeme ‘Ben karar vereyim, verdiğim karar yanlışsa İstinaf bozsun’, İstinaf ‘Ben karar vereyim, yanlışsa Yargıtay bozsun’ diyerek vatandaşın ceza, adalet duygusunu incitmek kimsenin hakkı değildir. Yargı mensuplarının büyük özen göstermesi tüm milletimizin ortak beklentisidir.” (14 Şubat 2020)

* * *

Bakan Gül’ün anlattığı bu tablo mahkemelerimizde aynen böyle yaşanıyor…

Savcılar özellikle FETÖ davalarında fazlasıyla aktif olduklarını gösterebilmek için kes kopyala hazırladıkları iddianameler ile yayın tutuklamalar yapıyorlar…

Mahkemeler bu özensiz ve delilsiz iddianameleri olduğu gibi kabul ediyorlar… Ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları veriyorlar…

Sonra ilk dereceli mahkemelerin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bir üst mahkemelere İstinaf’lara gidiyor… Maalesef çoğu kez İstinaf mahkemeleri de dava dosyalarına bakmadan ilk dereceli mahkemelerin verdiği kararları onaylıyorlar…

Sonra aynı dosyalar Yargıtay’a gidiyor, Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor… Mahkemelerimizin bir çok kararı oralardan  “derhal tahliye”, “hak ihlali var” kararlarıyla geri dönüyor…

Daha da vahimi yerel mahkemeler AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ‘derhal tahliye’ kararlarına direniyorlar, uygulamıyorlar…

* * *

Yargımızın hali pür melali aynen böyledir.

Sonuçta bu sözleri sarf eden muhalefet sözcüsü değil 18 yıllık iktidarın adalet bakanı! Sadece Adalet Bakanlığı makamından değil, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı makamından konuşuyor…

Gerçeği ifade ediyor.

Ama bırakalım yargının mevcut sorunlarının çözülmesini, her geçen gün yargının sorunlarına yeni sorunlar ekleniyor… 

Yok mu bu işte bir tuhaflık sizce de?!

Ben Sayın Gül’ün ülkemizdeki yargı sorunlarını çözebilmek için samimi bir gayret içinde olduğunu düşünüyorum elbette.

Ancak Sayın Gül’ün bu açıklamalarını yine de nasıl değerlendireceğimi bilemedim: Cesurca mı buldum desem, yoksa yargıdaki bu sorunları kabul etmeniz büyük incelik Sayın Bakan, erdemli bir tavır mı desem?

Yoksa bakanın bile sadece şikayetçi olarak kaldığı bu sorunları kim çözecek diye esef mi etsem?

* * *

Sayın Gül, siz yargıya güven yılı olacak dedikçe, yargıçlar vicdanlarına ve hukuka göre karar versinler dedikçe söyledikleriniz tam tersi etkiler ve yapısal sorunlar olduğu da anlaşılıyor.

Nereden mi anlaşılıyor? Sizin de yakındığınız karar ve uygulamalardan…

Tamam yargı sorunu bugünün meselesi değildir elbette.  Ülkemizin en kadim sorunlarından biridir. Mahkemelerimizden ilk kez bu dönemde yanlış kararlar çıkmıyor. Geçmişte de mahkemelerimizden yanlış, hukuka uymayan kararlar çıktı.

Tabii yargı ilk kez bu dönemde siyasallaşmadı. Geçmiş iktidarlar döneminde de zaman zaman yargı siyasallaştı. Ancak kabul edelim ki yargı bu dönemde olduğu kadar siyasallaşmadı, mahkemelerden bu kadar çok yanlış kararlar çıkmadı.

* * *

Ülkemizin saygın hukukçularından Prof. Dr. Serap Yazıcı ‘Hukuk devletinden kanun devletine’ başlıklı oldukça önemli bir yazı kaleme aldı. Türkiye’nin son on yıla damgasını vuran en önemli meselesinin hukuk devletinden uzaklaşması olduğunu yazan Sayın Yazıcı’nın şu tespitlerinin altını çizdim:

“Son yıllarda demokratikleşme dalgasının tersine döndüğü, Türkiye’nin hukuk devletinden tedricen uzaklaştığı gözlemlenmektedir. Bunun ilk yansıması, Gezi Parkı protestoları sırasında emniyet güçlerinin ölçüsüz güç kullanması olmuştur.

Hukuk devletinden ikinci sapma ise aynı yılın sonlarında 17 -25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonucunda yaşanmıştır. Yolsuzlukla anılan devlet yetkililerinin tarafsız ve bağımsız yargı makamları önünde yargılanmaları, suçsuz müeyyidelendirilmeleri gerekirken bu kişilerin yargılanmalarını engelleyecek mevzuat değişikliklerine başvurulmuştur.

Nihayetinde Türkiye 15 Temmuz darbe teşebbüsünün bastırılması amacıyla uygulanan tedbirler çerçevesinde, hukuk devleti olmaktan büsbütün uzaklaşmış, otoriterizmin bir aracı olan kanun devletine dönüşmüş, hukuk devletinin gereklerinden uzaklaşarak yönetimde keyfiliğe yönelmiş ve son anayasa değişikliği ile bu keyfilik kurumsallaştırılmıştır.” (www.perspektif.online)

Okumadıysanız Sayın Yazıcı’nın yazısını mutlaka okuyun derim. Mahkemelerden bir uçtan diğer uca savrulan kararlar nasıl çıkabiliyor? Yargıya güven bir türlü neden sağlanamıyor? İşte bu yüzden… Yargı sisteminde bu kadar vahim bir tablonun ortaya çıkmasının sebebi hukuk devletinden saparak keyfiliğe kayılmasıdır.

Bu tablo yargıcın yargıya güvenin temel öğesi olmasını, adaletin sesi olmasını engelliyor.

İşte bu yüzden Gül’ün bütün bu açıklamalarına rağmen de yargıda pek de değişen bir şey olmuyor.

* * *

Bugün AİHM’in “derhal tahliye” kararı vermesine rağmen, tahliyesi uygulanmayan Osman Kavala’nın duruşması var. Umarım mahkeme bugün AİHM’in “derhal tahliye” kararına uyar, tahliye kararı verir. 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mustafa ALSANCAK 21 Şubat 2020 14:44
(2) PKK açılım havasını kötüye kullanarak birçok sokak ve yolları belediye bulldozerleri ile kazarak G.Doğuyu bombalarla doldururken hükümetin bu ihanetlere gözünü kapadığı ve şehirlerin Mülki amirlerine siz karışmayın diyerek daha sonra askerimizin ve polisimizin yoldan geçerlerken havaya uçurulduklarını dün gibi hatırlamaktayız.Sn. GÜL’ün “ her şey güzel olacak” demeçleri fiyasko ile sonuçlanmıştı.Kendilerine uyan o meşhur Laf “ALDATILDIK” itirafları şehitleri geri getirmedi.Şimdi ise ortaya çIkıp ben Ali BABACININ Arkasındayım diyemiyor. Millet ekmek derdinde. Allah Türk Ulusunu korusun...
KARAR OKURU 21 Şubat 2020 14:59
0
Tam da bunu diyor. Ali Babacanın arkasındayım diyor.
Mustafa ALSANCAK 21 Şubat 2020 14:21
(1) Muhterem Elif Çakır hanımefendi !Doğrusu, sn Abdullah GÜL ile SİZLERİN KARAR ÜÇLÜSÜ olarak yaptığınız mülakat pek çok gazetecinin sormaya cesaret edemediği konuları sormanız takdire şayandır. Her ne kadar Gül’ün Çankaya köşküne taşındığından itibaren Meclis’ten önüne gelen yasa tekliflerini yüzde 98 beş dakikada Beşiktaş hızıyla onay verdiğini biliyoruz. Esas onun olumlu çıkışı olarak da GEZİ OLAYLARINA olumlu bir bakış açısı ile baktığını takdir etmişizdir. Bunun dışında Kürt Açılımı İçin her şey güzel olacak diye etrafa gülücükler atarak bazı kesimlere Ümit ve Vaatte bulunduğunu unutmadı
Mustafa ALSANCAK 21 Şubat 2020 06:32
(2)Adaleti hukukun bir gereği olarak kabul edip hakim ve savcıları siyasi baskı altında tutmaya sonvermeliler. Şayet bakan Gül romantik hukuk beyanlarını iş olsun diye devam edecekse vatandaşı boşuna umutlandırmasın. Böyle pozitif konuşmaları yapmadan önce Saray Reis-i ile mutabık kalmalıdır. İstedikleri kadar kanun çıkarmış olsalar eğer pratikte hakimler bağımsız karar veremiyorlarsa kağıt parçasından başka birşey yaramayacaklardır. Her şeyden önce hakimler bağımsız olabilmeli.İşlerine gelmeyen kararları değiştirme derdinde olurlarsa hukuksuzluk devam edip gidecek demektir.Adalet sallanıyor..
Mustafa ALSANCAK 21 Şubat 2020 06:09
( 1)Muhterem Elif ÇAKIR hanımefendi.Adalet bakanının yaptığı konuşma ile kendi hükümetinin Hukuk ve Adalet dağıtımı tam da birbirine zıt yönde gelişmeye devam ediyor. İşte son OSMAN KAVALA TAHLİYE kararını adam daha cezaevi kapısını geçti geçmedi derken aynı Adalet bakanı hakimlerin beraat karar verdikleri tutuklular nasıl serbest kalabiliyorlar diye içlerinde vatandaşa olan hınç ve intikam duyguları ile kaynayan AKP yetkilileri derhal İstanbul’a iki müfettiş göndermediler mi? Adalet bakanı ile AKP aynı kavalı çalmaktan çok uzaklar. Hükümeti durduran bir muhalefet de olmadığına göre hemen
tarık 20 Şubat 2020 16:55
Elif hanım daha önceki proğramlarınızı da çok izledim.Günaydın diyorum size.Yapılan haksız ve hukuksuz işlemlere siz de dahilsiniz.Fetö şerefsizlerine asla müsamaha gösterilmesin.Ancak alakası olmadığı halde zulüm gören insanlar siz dahil ancak öbür alemde hak soracaklar.Zulme uğrayanın Allahtan başka dostu da yok.Ha bu arada darbeyi düşünenin bile Allah belasını versin.Askerimin polisimin düğmesine yan gözle bakanın ipini ben çekerim.Amaaaa adalet.İLLE DE ADALET.eN FAZLA MUHTAÇ OLUNAN DÖNEMLERDEN BİRİSİ.
bekir 20 Şubat 2020 12:22
Bacım yapmayın lütfen sizin genlerinize aykırı böyle şeyler.Ülkeyi yakıp yıktılar yangın yerine çevirdiler talan ettiler sonra berat kararı veriliyor.Siz bunu içinize sindirebiliyormusunuz....Sizce bunun huzuru mahşerde bir karşılığı yokmu.Hem size hemde a.taşgetirene bu asla lider vasfı olmayan a.gülden medet ummak yakışıyormu....
bekir 19 Şubat 2020 12:30
Yapmayın sayın yazar...Sizin yeni şafakta yazılarınızı beğenerek takip ediyordum.Dün Siz ve 3 yazar a.gül ile söyleşi yapmışsınız.Sizlerde biliyorsunuzki a.gülden lider olmaz yönetici olmaz o milleti arkasından sürükleyemez onda öyle bir özellik yok.S400 KÜRT MESELESİ ULUSLAR ARASI BİR SORUN OLMUŞTUR GEZİYİ ALKIŞLIYORUM SİZ GERÇEKTEN BUNLARA KATILIYORMUSUNUZ.YAPMAYIN ETMEYİN SİZE VE ÖZELLİKLE A.TAŞGETİREN HOCAYA YAKIŞMIYOR.Şer cephesine şirin gözükmeye gerek yok Yaptıklarımız ve söylediklerimile ALLAH katında sorumluyuz.....İlk başta söylediğim gibi a.gülden lider olmaz hem milletin vicdanında
Ö.Faruk O. 18 Şubat 2020 23:05
Her zaman olduğu gibi yine yaşanan gerçekleri cesurca kaleme aldığınız için teşekkür ederim.Allah herşeyin de başarılı kılsın inşaallah.
İbrahim Erdoğan 18 Şubat 2020 22:26
Evet aynen öyledir. Verdiği nutuklardan adalet bakanımızın yargının durumundan mutluluk duymadığı anlaşılıyor!.. Sadece mutlu olmadığıni belirterek yakınmasını dillendirdiğine göre, bir şeylere gücü yetmediği ortada... Bence sayın bakanın üzerinde başka bir bakan var... Yani BAKANA DA BAKAN gibi!..
Karar Okuru 18 Şubat 2020 22:22
Bence iki şık var; 1-Adalet Bakanı samimi,gerçekten hukukun üstünlüğünü sağlama konusunda çaba sarfediyor. 2-Veya iş olsun torba dolsun kabilinden iç-dış unsurları oyalıyor.(birinci şık olsa idi,onurlu bir şekilde istifa ederdi diye düşünüyorum.
karar okuru 18 Şubat 2020 21:52
Hakim ve Savcı,sınavlarında mesleki konularda yapılan yazılı sınavlardan yüksek puan alan adayların,AKP den torpili olmadığından MÜLAKAATLA elenirken,yazılı sınavlarda çok düşük puan almasına rağmen ,torpilli olup,MÜLAKAAT sistemiyle mesleğe kabul edilenler, karar verirken bocalaması gayet doğal.
mr.decision 18 Şubat 2020 17:11
perspektif.online sağlam analizlerin olduğu bir site olmuş.
KARAR OKURU SİVAS 18 Şubat 2020 15:29
Sy Çakır Kanun ve hukuk devletleri tarifinize referans yaptığınız olaylar nasıl bir hezeyan ve savrulma içinde olduğunuzu gösteriyor. Geziyi hangi akıl tutulmasıyla örnek verebilirsiniz.Evinizden kalkışmaya sahne olan sokakların esnafının halkın nasıl bir cehennem sürecini yaşadığından bilginiz var mı.vatandaşın ve işletmecilerin gezici destekçilerinin baskıyla nasıl sindirildiğini görmediniz mi? polisin günlerce linç girişimine rağmen sağduyulu yaklaşımını nasıl görmezden gelebilirsiniz Kanundan ALDIĞI yetkiyi seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik 17 25 aralığı nasıl bir saflıkla savunulur
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 17:59
5
Senin ev gezi parkının tam karşısında galiba. Olan biteni tümüyle görmüşsün....
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 19:07
0
Niye sen uzayda mı yaşıyorsun
kararlı 18 Şubat 2020 14:21
kırmızı cı troller geç gelmişler mesai ye geç başladılar :)))
Adaletsiz Türkiye 18 Şubat 2020 14:14
çok samimiyse bu bakan mesela şuna cevap versin; hesabında para artışı yoktur raporuna rağmen nasıl para yatırdı diye ceza veriliyor ve istinaf onaylıyor??? Para artışı yoktur resmi rapordur ve para yatırılmadığını gösteren resmi rapordur! Acaba üyelik diye dava açan savcılar ve bu absürt iddiaları kabul eden mahkemeler üyelikten suç bulamayınca çareyi teröre yardımla suçlayıp yargıtaya mı havale ediyorlar! İyi ama ortada böyle bir para yatırma yok! Şimdi bu savcı ve hakimlerin yaptığı yanlarına mı kalacak?üstüne üstlük yalan ifade verdiği ispatlanan tanıklar meselesi de var! Bunlar ne olacak!
Misafir 18 Şubat 2020 13:23
Verdiği salih karardan dolayı hakimi savcıyı sürerseniz çoluk çocuğunu mağdur ederseniz malesef işte böyle oluyor.İşin püf noktası bu.
karar okuru 18 Şubat 2020 13:18
Her ülkede yargı ve yargının aldığı kararlar vardır. Engizisyon mahkemeleri de karar alıyorlar ve adil olduklarını iddia ediyorlardı. Hz Ömer devrinde kararlar alınıyordu. bunlar hep yargı kararıdır ve dildir diyebilir miyiz? yargı uluslararası hukuka uygun kararlar vermiyorsa o kararların bir kıymeti yoktur ve zulümdür. hakimler de kararlarından sorumludurlar. burada soran olmayabilir. fakat ahirette herkes verdiği kararların hesabını vermek zorunda kalacaktır. çok hakimler orada sanık sandalyesine oturacaklar ve adaletin ne demek olduğunu göreceklerdir.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 18:03
0
Hz. Ömer devrinde alınan-verilen kararlardan bir örnek verde bizde öğrenelim....
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 20:53
1
Amar, islam tarihinde 2. adaletsizdir!
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 13:04
Adalet mekanizmasında, Siyasi otorite amir, tüm adalet mekanizması (hakim ve savcılar) oldu memur. Adalet kalmadı, yıllarca yargıçların yaptığı tahsil ve elde ettikleri tecrübenin hiç bir kıymeti Harbiye’si kalmadı. Devletin dini ADALET ise (Hz Ali’nin sözü), bu demektir ki devlet dinsizleşti. Allah’ım bizi bu girdaptan ve çöküşten kurtar. Yalvarıyorum Ya Rabbi, öksüz, masum ve mağdurların hakkı için, rahmet ve inayetini bizden koparma.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 11:52
Gezi olayları, hükümetin antidemokratik uygulamalarına karşı yapılan bir eylemdi. Çıkarcı gruplar ve karar gazetesininde içinde olduğu yandaş, yalama basın olayları terörle bağladı.
okur 18 Şubat 2020 16:09
2
gezicilerin içine provakatörler karıştı, gezicileri öcü göstermek için (ortalığı ateşe verenler) yapılan planlı bir operasyon olduğu iddiaları var
Orası şikayet makamı değil icra makamıdır.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 18:06
0
Yani ben de anlamıyorum. Madem sorun var diyorsunuz çözün o zaman sayın bakanım. Yok eğer sorun görmüyorsanız. O zaman sorun yok herşey yolunda deyin. Bu kadar yorum da yapılmasın....
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 10:18
Adaletin olmadığı yerde bakanının olması ve içtihatta bulunması tam bir pespayelik. Aldığınız nefes haram sizin. AKP yönetimi ve lideri tam bir boş teneke. Çok ses çıkarıp bir işe yaramıyorlar.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 12:05
2
Şeyyyy, davul-zurna dengi dengine deniyor ya, yorumlarınızı iyi uydurmuşsunuz (uymuş, yani); haram nefes kısmı hariç, çünkü "hepimize hepimize" olaydı daha iyiydi.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 09:52
Asıl tuhaflık hevesle desteklediğiniz anlayışın gerçek yüzü ile karşılaşınca oluşan şikayet. Uyarılara kulak asılmayınca böyle olur. Ne adalet kaldı ne de ahlak, yolsuzluk ve talan. Birbirinin ekmeğine göz koymaya doğru gidiyor işler.
evin 18 Şubat 2020 07:43
bugün gezi davası var, onu da yazsaydınız keşke...akp demokrasi ve özgürlük talebiyle sokaklara dökülen milyonlardan intikam almak için masum insanlara ceza vermez umarım...
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 06:22
Tek adam rejimiyle yonetilen bir ulkede Adalet Bakani boyle demis, soyle demis diye kendimizi kandirmayalim. Bu sozleri herkes soyleyebilir ama onemli olan soyledigini yapabilmektir. Diyeceksiniz ki soylediklerini yapamaz; O da emir kulu cunku. O zaman yukardan gelen talimatla yargi, adalet, hukuk olmaz, bu sartlarda ben bu kepazeligi duzeltemem desin ve istifa etsin. ikide bir cikip dostlar alisveriste gorsun diye herkesin bildigi seyleri tekrarlamakla bir yere varilmaz
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 13:06
3
“Sine-i millet” müessesesi bunun içim var. Evet samimi ise bakan istifa etmeli.
mutlu yücel 18 Şubat 2020 05:13
Anayasa ve AİHM Mahkemelerinin kararlarının yerel mahkememler tarafından uygulanmaması suçtur.Zira altında,uyacağız diye bizi bağlayan imzamız var ve kimse de bizi zoraki üye yapmadı. Hem üye olup sözde demokrat bir ülke görünümü vermek, hem de uymamak hiledir.Bu durum o mahkemeleri,o mahkemenin hâkimlerini ve de iktidarı değersizleştirir ki böyle bir devletin üyeliğine derhal son vermelidir.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 01:42
Hani bir zamanlarda adı AP - Adalet Partisi var idi, iktidar olmuş idi defalarca ve yıllarca; hani iki onyıl da adında adalet olan bir parti iktidarda ya. Makalenin ortalarında bir yerlerde geriye sarmak da ne oluyor ki? Keriz-meriz uyarlama-ayarlama mı? Keşke hayat prompterdan akıp giden metin gibi olsa... Bu adı geçen hanımefendi de bir zamanlar anayasa hazırlayanlardan değil miydi? N'oluyor bize? Teşekkürler, en azından, adalet kısmına açıklık getirmişsiniz, olan da olmuş zaten...
Taptuk 18 Şubat 2020 01:37
Lafı güzaf, emirle çalışıyor hepsi. Tamam o zaman bir önerim var; Başarıya göre maaş ,taltif rütbe verilsin. Davası bir üst mahkemece bozulanın siciline işlensin. Aşağıya veya yukarıya doğru böyle uygulansın. Hatta Lahey de Memleketin aleyhine sonuçlanan davaların Hakim ve Savcıları görevden atılsın... Eee nede olsa Adaletin Kestiği parmak acımaz.
karar 18 Şubat 2020 16:21
1
çeşitli imtiyazlara sahip olarak hangi meslekte yaptığı iki işin biri yanlış olan mesleğine devam edip ücret almaya devam ediyor.iki hastasından biri ölen cerrah,iki civatadan birini yanlış yapan işçi barınabilirmi.ilk yıl verdiği kararların % 75 i,ikinci yıl % 80 i,üçüncü yıl % 85 i,dördüncü yıl % 90 doğru olmayan hakimlerin hakimlik yapmasına izin verilmemeli.savcılar ve bilirkişiler içinde benzer kıstaslar konulmalı.madem konu adalet madem imtiyazlı olacaklar sıkı kurallarıda olacak.
Orhun 18 Şubat 2020 01:17
Elif hnm,siz adalet bakanından bahsediyorsunuz ama ülkeyi ve hukukçuları yöneten başka bir kişi hâlâ farkında değilmisiniz olayın,bakan hukuk içinde kalmayı yeğliyor ama ülke tek adam tarafından yönetiliyor,avukatları ve ozel hukukçulari mahkemelerde etkin rol oynuyor,sizin çözemediğiniz nokta burda işte.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 04:58
4
Yazar da satır arası onu diyor bakanın çıkışını nasıl değerlendirsem derken.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 01:03
Tuhaflık falan yok. Bürokrasi ne yapacağını bilir. En üst otoritenin estirdiği fırtınanın yanında, atadığı personelin üflemelerinin lafı mı olur. Serap Hanım kanun devleti diyerek iyimser bakmış bence.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN