Back To Top
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’

Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’

- A +

Yargıçlarımıza, yargıçlarımızdan sorumlu idari kurum Hakimler ve Savcılar Kuruluna, devlet yetkililerimize yalvarma noktasına geldik: Ne olur ama ne olur, ‘adalet, hakkaniyet, hukuk, masumiyet karinesi’ gibi temel kavramların zedelenmesine müsaade etmeyin.

Parmağı değil kolu kesin, ayağı değil bacağı kesin ama bizler de bilelim ki kolu, bacağı ‘adalet’ kesti. Acımaz.

Ve fakat bugün 15 Temmuz kanlı darbesinin üzerinden bir yıl geçtiği halde, toplum nezdinde hala ‘at izi it izine mi karışıyor’ sorusu sorulabiliyorsa, bakınız orada bir durup düşünmemiz gerekiyor.

Hele de meslektaşlarının yürüttüğü bir soruşturmaya dair ‘at izi it izine karışıyor’ tepkisini göstererek,  ‘biz şahidiz’, ‘biz tanığız’ diyen ve  ‘kefil olanlar’ ellerinde adalet terazisini tutan, sırtları cübbeli yargıçlarsa galiba orada bir kez değil iki durulması gerekiyor.

Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltını’ anlatayım.

***

Birol Erdem. Eski HSYK üyesi ve 2011 -2014 yılları arasında yani Sadullah Ergin döneminde  Adalet Bakanlığı müsteşarı olarak görev yaptı.

Hatırlayacaksınız, Aralık 2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Birol Erdem’in tanıklığına başvurmuştu. Birol Erdem’in 76 sayfalık ifadesini bu sütunlarda (9-10-11-12 Aralık 2016)  4 gün boyunca yazdım. Mutlaka geriye dönüp okumanızı isterim.

2016 Aralığında tanık olarak dinlenen Birol Erdem ve eşi 10 gün önce (3 Haziran)

FETÖ kapsamında gözaltına alındı. 10 gündür tek bir soru yöneltilmeden gözaltında bekletiliyor.

Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden gözaltı işte bu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2014 seçimlerinde HSYK’ya, 16 Nisan referandumu sonrasında Danıştay’a üye olarak atanan Muharrem Özkaya, Cumhurbaşkanına, Başbakana, Adalet Bakanına ve soruşturmayı yürüten yargıçlara “Birol Erdem konusunu bir kez daha düşünmek” başlıklı bir mektup gönderdi. Yargı camiası bu mektubun aynı zamanda kendi vicdanlarının sesi olduğunu düşünmüş olmalı ki, mektup elden ele dolaşıyor.

Birol Erdem’i hukuk fakültesi yıllarından bu yana tanıdığını söyleyen Muharrem Özkaya mektubunda özetle şunları söylüyor:

“Şahsi kanaatim, 7 Şubat 2012’ye kadar sorumluluk ve günahları olabilir, bunu yok sayamayız. Ancak bu tarihten itibaren onlarla mücadelesi var. Hüküm verirken bunu görmezden gelemeyiz. Ne yapmış diyenlere; Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Mahkemelerdeki FETÖ’cü listesini hazırladı.

***

FETÖ/PDY mensubu yüksek bürokratların sicillerine ‘grup menfaatiyle hareket eder, güvenilmez’ diye olumsuz siciller veren isimdir.

12-13 Ekim 2013 tarihinde, KGM genel müdürü ve Adalet Akademisi başkan yardımcısı ile birlikte Adalet Akademisi başkanı Hüseyin Yıldırım dahil en alt kademedeki FETÖ’cülerin görevine son verecek kanun taslağı çalışmasını yapmıştır. Nitekim bu taslak 15 Şubat 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Müsteşar olduktan sonra atadığı bütün bürokratların tamamı bugünkü bürokratlardır, Basri Bağcı’yı Sadullah Ergin’e son günlerinde atatan isimdir.

2013 Danıştay Başkanlığı seçimlerinde FETÖ’cüleri dışlayarak bugünkü Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün seçilmesini sağlamıştır.

İdari yargıda tasfiyesi yapılan 456 FETÖ’cü ismin tespit çalışmasını yine Birol Erdem yapmıştır.

Yüksek Mahkeme üyesi arkadaşlarımızın bazıları, 2013 yılında Birol Erdem’in FETÖ’cülere karşı yaptığı mücadeleyi, bu kapsamda Yargıtay ve Danıştay üyeleriyle yaptığı toplantılar hakkında tanıklığa hazırlar.

Soruşturabilirsiniz, iddialar varsa araştırabilirsiniz. Ancak 7 gündür ifadesine bile başlanmamış olması endişeye sevk ediyor.”

İkinci itirazı yapan ve ‘tanığım, şahidim’ diyen isim ise Abdullah Yaman. Yargıtay üyesi.

Abdullah Yaman sosyal medya hesabında ‘Tanıklık etmek’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.  Yaman, 2014 HSYK seçimlerini kazanan Yargıda Birlik Platformu’nun temellerinin nasıl atıldığının hikayesini kaleme almış:

“1- 25 Aralık sürecinin öncesiydi. Adalet Bakanlığı müsteşarı, telefonla arayarak Dikmen Hakimevi’ne yemeğe davet etti. Gittiğimde, benden başka iki Yargıtay üyesinin daha olduğunu gördüm. Müsteşar Bey, davet konusunda fazla merakta bırakmadı sadede geldi: “Şu ana dek cemaatle hareket eden milliyetçi muhafazakar arkadaşları gruptan ayırmaya çalışsak başarılı olabilir miyiz, şansımız nedir?”

Ben de “Valla öteden beri aynı şeyi söylüyorum ancak nifak çıkartmakla suçlanıyordum. Sizin bakanlığı temsilen bunu söylemeniz ve sizden bunu duymaları etkili olabilir” dedim.

Bir sonraki toplantıda 20 kişi olduk, sonraki toplantıda sayımız 70 olmuştu. Yargıda Birlik adını alan örgütlenmeyi oluşturmuştuk. Kurduğumuz bu grupla birlikte cemaate karşı ilk ciddi mücadelenin temellerini atmıştık.

Yargıtay’daki muhalif örgütlenmeye ön ayak olduğu gibi 2014 HSYK seçimlerinde de FETÖ’nün muhtemel seçim stratejilerini bir bir deşifre eden bir deklarasyon yayınladı. Yargıda Birlik platformunun seçimlerini almasına ciddi katkılarda bulunan o müsteşar, bir gece eşiyle birlikte FETÖ zanlısı olarak gözetim altına alındı.”

At izi, it izine mi karışıyor. Bir tuhaflık yok mu sizce de...

Yorum sizin.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 15 Haziran 2017 19:47
Merak ediyorum tarafsız yargı olduğuna inanan varmı?
Alper Tunga 15 Haziran 2017 08:15
Niçin yayınlamadınız. Olmadı Karar. Tabi yağmur gibi geldi eleştiriler. Çakıldınız kaldınız. Belkide yeriniz kalmadı. Ne diyelim. Bu yapıyla iş tutan herkes ama herkes hesap verecek. Bir milat uydurulmuş gidiyor. Yapay bir milat. Ne menem bir şeyse sanki 1453 İstanbulun fethinden önce fethinden sonra gibi. Çağ atladık sanki. Teomanın söylediği gibi senden önce senden sonra....... Ne yani 17_25 Aralık öncesini unutacakmıyız! Koskoca bir rezilliği, zulümleri vs. yomu sayacağız. Yaşanmamış mı sayacağız. O mazlumları, hiç mi ama hiç kabullenmeyeceğiz. Nasıl bu kadar acımasız, pervasız, ahlaksız olunabilir. Moğol zulmü, haçlı zulmü gibi. Onlardan geri kalır yanı yok. Ahlaksızlığın adiliğin, caniligin elbette bir bedeli olacak. İdam gelecekse önce oradan başlayalım. Suçun miladı mı olurmuş. Miladıda batsın, yalanlarda, işbirlikçiler ile hainlerde....
KARAR OKURU 15 Haziran 2017 06:21
Onca magdur varken mesele bu mu şimdi. Bu yapı ile beraber olduklarında düşüneceklerdi. Suçsuzmuş, sizin derdinizde bu galiba. Nereden baksan tutsan elinizde kalıyor değilmi. Referans olarak yargı üyelerini de vermişsiniz. Acaba bu kişilikler liyakat ve ehliyet sahibi kişiler de onların sözlerini refersns olarak gösteriyorsunuz. Bu durumda size nasıl itibar edeceğiz. İmam Hatip mezunuymuş ne kadar önemli değil mi. Diger okullar olmasa da olur. Bende düz lise mezunuyum. ne olacak ne yapacağız. Bu nifaktan başka bir şey değil. İşte böyle ekildi fitne ve fasıklık tohumları. Önemli kadroları dolduranların sözüne itibar etmek zorundamıyız? Hele bu ortamda! En dibimdeki adamlar onların adamı çıkıyor nasıl güveneceksin insanlara. Siz Elif hanım ve diğer yetkililer masumlar için ne bir gayretiniz ne de vicdani eyleminiz oldu. Olmadı olamaz da. Savrulmak böyle bir şey. Sizlerde ne yapacağınızı bilemez haldesiniz. Ben kurumumda bu mücadeleyi sonuna kadar yaptım. Sonuç hüsran ve hicrandan öte tam bir yıkım oldu. Vekiller, diğer siyasiler, Bimer Cimer, yazarlar vs. hep anlatmaya çalıştık ama olmadı. Olan yine bize oldu. Bunlara kim yüz verdiyse, kim oturup kalktıysa, kim değirmenlerine su taşıdıysa, kim dinlemediyse bizleri, kim gariplerin hakkını gasbettiyse onlar versin hesabını. Ve bunlar hala ortalıkta dolaşıyorlarsa Cenabı Mevlam bunların rezil ve zelil oluşunu göstersin biz masumlara. Bizim vicdanımızda ne 15 temmuz, ne de 17 ve 25 aralık olmadı. Haksızlığın nereden gelirse hep karşısında olduk. Bizim öyle yapay miladımız hiç olmadı. Merhum Akif Emrenin dediği gibi bulaşma bunlara, yakın da olma demişti bir zamanlar bir arkadaşına. İşte öylesine hüzünlü ve ıstırablı bir duruştu bizimkisi. Bu memleketin katlinden başka bir şey değildi tabi ki zamanında onlarla yapılan işbirliği de. El birliğiyle hallettiniz. Bakalım altından kalkabilecekmisiniz. Mümkün değil artık. Bir arkadaş özkaya için görüşmedi diyor. Vallahi de görüşmezler billahi de. Yüzüne de bakmazlar. Bunun örnekleri o kadar çokki. Ortalık can pazarı. Korku dağları bekliyor. Saldırı, iftira nereden ne zaman nasıl gelecek diye insanlar tedirgin ve korkuyorsa nasıl uzatsınlar ellerini. Zaten hepsi can derdine düşmüş. Garibana, masuma, mazluma ne uzanacak elleri, nede halleri var. Bunun için mangal gibi yürek, feraset ve ahlak ister. Mevcut siyasiler ve cemaat değilmi yargıyı orduyu, emniyeti ve maliyeyi yangın yerine çevirenler. Şimdide adalet bekliyorlar! Sizde bunu vicdan diye sunuyorsunuz.Ortalık yangın yeri. Bu gidişin sonu tufan ve kaostur. Bu vebal, bu işte dahli olanlarıda elbetteki bulacaktır. Sessiz kalanları da vuracaktır. Damatlardan ve de dokunulamayanlardan sonra haklı olduğumuz bir kez daha tescillendi. Bedduamız bu işte dahli olanlara ve elimizden tutmayanlaradır. Bu ileniş ve haykırışım ters algı ile yakılan yıkılanlar adınadır. Fetönün mevcut güçleriyle kendilerinden olmayan güçlü, saglam ve düşman kişilikleri bertaraf etme operasyonuna bunlar mı dur diyecek. Geçiniz. Herşey bitmiş. Olan olmuş. Giden gitmiş. Bu bile Cenabı Allahın bizden nasıl yüz çevirdiğini göstermiyormu. Çare biziz. Biz çözeceğiz, arınarak, temizlenerek, ayıklanarak, hesap sorarak ve onun yardımını hak ederek. Sadece ve sadece biz mazlumlar, magdurlar masumlar ve yine sadece biz...
Quasimodo 15 Haziran 2017 00:52
Bu Fetöcü hainlerin dershanelerine/okullarına çocuklarını gönderen,zaman gazetesine abone olan,kurban derilerini bu terörist örgüte veren,Bank Asya'da mevduat hesabı oluşturup örgüte para teslim eden,STV açıp Fetoşu izlerken salya sümük ağlayan,Türkçe olimpiyatlarına patilerini çekip koşa koşa giden,Biz bunlara örgüt derken 'sen Hocaefendi hakkında nasıl konuşuyorsun" diye bizlerle kavga eden ne kadar sütten çıkmış ak kaşık varsa sana sesleniyorum.Fetönün yakınından bile geçmemiş Kadri Gürsel Fetöden tutuklu.2012 de FETÖ ye örgüt dediği için TV de ona nasıl konuşuyorsun diyerek kavga eden Hüseyin Gülerce isimli şahıs tanık.Ne saçmalıyorsunuz siz ya.Yok 2012 ye kadar bazı sorumluluk ve günahları varmış,sonra yokmuş,Yok azıcık Fetöcüymüş,yok yarım Fetöcüymüş
tepekoylu 14 Haziran 2017 20:44
yargı camiasımı olmayan şeyın camiasımı varmış. ben hakım veya savcı olsaydım vallahi kimseye söylemezdim.
hamza akyol 14 Haziran 2017 19:19
Bu ortamı sayın yazar da dahil, herkes oluşturdu. şimdi herkes günahının bedelini ödeyecek. burada "mağdurum" diye yorum yazan arkadaşlar, zamanında tanıdıkları aracılığıyla işe girerken adalet vardı. ama şimdi işten çıkarıldıklarında adalet yok oldu. Veya o zaman başkalarına yapılan haksızlıklara "oh olsun" diyenler, bugün "mağdurum" diyorlar. bugün haksız yere işten atılanlara "oh olsun" diyenler de, benzer haksızlıkları yaşıyacaklar. çünkü haksızlık ortamı varsa herkesin haksızlığa uğrama ihtimali var. bu gerçeği kavrayacak zeka bile olmayan bir topluluğun da pisadaki durumu gayet normal. biz bu ortamı, bizden olmayanlara, bizim gibi düşünmeyenlere, bizim gibi yaşamayanlara, "oh olsun" diyerek, kendimiz oluşturduk. Sayın yazar, yine yapılan biryığın hukuksuzluğa ses çıkarmayıp, tanıdığı bir kişinin gözaltına alınmasına itiraz ederek, aslında zulüm ortamını beslediğini bile farkedemiyor. uğradığımız onca haksızlığa rağmen, çevremizde gördüğümüz, yakınlarımıza, sevdiğimiz insanlara yapılan haksızlıklara şahit olduğumuz halde, hala haksızlık ortamına yakıt taşıyoruz.Hala hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, insan haklarına, düşünce ve eylem özgürlüğüne vs vs. sahip çıkmıyoruz. Bize yapılan haksızlıklara haksızlık, ancak düşüncesini sevmediğimiz, karşı olduğumuz, farklı etnik kökenli, farklı dine mensup, farklı mezhebe mensup, farklı dünya görüşüne mensup insanlara kötülük yapılmasını ise normal, "haketti", "iyi oldu" görüşüyle yaklaşarak, zulüm ortamına destek çıkıyoruz. Buraya yorum yazan "oh olsun" diyenler de, "mağdurum" diyenler de bu gerçeği görmediğimiz sürece zulüm ortamı devam edecektir. Şu birkez daha kanıtlandı ki, haksızlık ortamında en fazla zayıf olanlar haksızlığa uğrarlar. dünya görüşü, dini, mezhebi, etnik kimliği vb.nin önemi yoktur.
alperen 14 Haziran 2017 17:44
bu memlekette birilerine damat olmak gerekiyormuş beyler
KARAR OKURU 15 Haziran 2017 19:48
0
Kayınço olsak olmazmı
abc 14 Haziran 2017 17:27
kadı karakuşiyi bilirmisiniz şu an onu yaşıyoruz inşallah sonumuz hayır olur
SD 14 Haziran 2017 17:18
Bir ülke düşünün ki cemaatin biri devlet yönetimine nüfuz etmek için yıllarca çalışsın ve devlet buna gözünü yumsun; cemaatin üyeleri, bu mensubiyetleri ve kime itaat edecekleri biline biline, oy alma uğruna milletvekili yapılsın ve devletin kilit makamlarına atansın; sınavlarda hile olduğu haykırıldığı halde devleti yönetenler buna gülüp geçsin; liyakat ve hukuk ilkeleri ayaklar altına alınsın; cemaat zamanla büyüyerek yüz milyarlarca Dolarlık bir kaynağa sahip olsun ve devlet bu paranın hesabını hiç sormasın (ne büyük bir aymazlık!); sonunda cemaat denen örgüt bir gün kanlı bir şekilde devleti tamamen ele geçirmeye çalışsın ve en nihayet ülkeyi yönetenler de çıkıp bütün bu olanlar için "pardon" desin. “Pardon” demek, “hata yaptık” demektir, “bu milletin başına ne işler açtık” demektir. "Biz bu devleti liyakat ve hukuk ilkelerine göre işletemedik" demektir. Devlet adamı devletlerin ahbap-çavuş ilişkisiyle değil, ilkelerle ve kurallarla yönetilmesi gerektiğini bilir. Marangozdan talimat alan valiler, astsubaydan emir alan generaller, mübaşirden emir alan yargıçlar... Aklı başında kimseye anlatamazsınız bu saçmalıkları. Devlet katında, kapalı kapılar ardında kim bilir bu gibi daha ne hikayeler olmuştur, cemaatle ne pazarlıklar yapılmıştır ki, bu adamlar “ölülerini mezardan kaldırıp oy kullandırmayı” bile tahayyül edebilmişlerdir. Umarız bütün bunları bir gün birileri yazar ve kimlerin gerçekte ne haltlar yediğini öğreniriz. Sadece bu iktidar döneminde değil, bugüne kadar bu örgüte öyle ya da böyle devletin imkanlarını, makamını, arsasını hukuksuz ve usulsüz bir şekilde, milletin menfaati hilafına sunan herkesin ama herkesin yargı önünde hesap vermesi gerekiyor. Mesela, bir belediye başkanı “arsa vermiştik bunlara” diyerek sözüm ona vicdanını temizliyor, ama aynı makamda oturmaya da devam ediyor. Vicdanı olmayan insanlardan adalet falan beklenmez. Unutmayın, iktidardaki siyasetçilerin yargı önünde hesap vermekten kolayca kurtulabildiği ender ülkelerden biridir burası. Mecliste eller kaldırılarak “temizlenen” ne siyasetçiler gördü bu ülke. Umarız gerekli ders alınmıştır ve devlet bir daha ahbap-çavuş ilişkisine teslim edilmeksizin, hukuk ve liyakat ilkelerine göre işletilir.
44 14 Haziran 2017 15:24
Balık kokarsa tuzlarsınız tuz kokarsa ne yaparsınız adalet mekanızmasının elle tutulur bir tarafı kalmadı İDDK iki ay önce 1709 şube müdürlüğü ile ilgili bir karar açıkladı fakat MEB bu karara uymuyor benim yaptığım doğru diyor pekala İDDK kararları uygulanmıyorsa bu kurum ne için tutulur sadece kendilerine göre karar çıkarmak için mi veya hakkı yenen ezilen emeği çalınanlar bundan sonra ne yapacak daha ötesi var mı nereye müracat edecek
ali 14 Haziran 2017 14:40
ben fetöcüysem 80 milyonda fetöcü olabilir normaldir bizler dışarda mahkemeyle uğraşalım fetöcüler devlette cirit atsın bir bylock tutturdular gidiyor elbet gerçekler birgün ortaya çıkacak kardeşim indirmedim herkes nasıl 15 temmuzdan sonra duyduysa bende 15 temmuzdan sonra bu programın ismini duydum neymiş bir defa sinyal alınmışmış yalan iftira kumpas kul hakkı ben başkasını bilmem ben masumum kardeşim bunu rabbimde biliyor savcılık iddianamesi komik oda arkadaşımla yaptığım telefon görüşmelerini güncel irtibat olarak almış ne diyeyim adalet mülkün temelidir
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 14:16
Bu konuda ek diyecegim. Allah kimseye yaptigi haksizligi tatmadan ölmek nasip etmesin.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 22:38
0
İnşallah ama görelim yoksa gözümüz arkada kalır
Kasım Özdemir 14 Haziran 2017 14:10
Yahudiler eski çağlarda fakirlere ceza verir hatirlilari kılıfına uydurarak affederlermiş.Allah eli kalem tutanlara adalet nasip etsin ki o nadiren beslensin umum. Sonra da adil idareciler adil yargı doğsun. Bana çok belli ki islam ülkelerinin sorunlarını allah çözecek ötede. Herkes kendine iyi baksın
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 17:39
0
Sadece Yahudilerin yapmis oldugu birsey degil o soyledigin. Tarih boyunca butun milletlerin yaptigi birsey. Sen kendi sorunlarini cozmeyip herseyi Allahtan beklersen, Allah sana yardim etmez. Bir vatandasin en onemli gorevi devletine ceki-duzen vermektir. Bu ulkede gozumuzu actigimizdan beri devlet her turlu haksizligi yapti, yapiyor. Sucsuz insanlar zindanlara atiliyor, olduruluyor. Bozuk para gibi harciyor devlet insanlari. iyi olacak, duzelecek, Allah cozecek diye diye geldigimiz yere bak.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 13:54
Olmayan şey rahatsız olmaz. Şu andaki yargı Saray'ın emirkulu olarak üstelik istekli olarak yukarıdan gelen Emirler'e göre suç yoksa bile kıral istedi diye kılıf uyduran okuldaki hademenin seviyesinde bir yerde. Zaten dünyada bizde sizde biliyoruzki hakimde savcıda saray ve cüppeler göstermelik. Ve reis bu durumdan oldukça memnun bunuda belirtmek lazım
Raif 14 Haziran 2017 13:46
Elif Hanım, 8 ay önce ihraç edildim. Sorgu yok, açıklama yok, kriter yok, FETÖ ile alakam yok! Yetkililer kendilerine FETÖcü denilmesin, kendi FETÖ geçmişleri kurcalanmasın diye masum insanları yakıyor! 8 ay oldu bir Allah'ın kulu henüz tek bir soru sormuş değil! Yazıklar olsun yıllarca destek olduğumuz Adalet'e! Hakkımı helal etmeyeceğim!
Tuna 14 Haziran 2017 13:00
Birol bey ve şuan görevde olan bir çok bürokrat sadece kaanat ile hic bir somut delil olmadan yüzlerce hakim savcıyı görevden aldı. Şimdi aynı soylentiyle kendi gözaltına alınmış. Dünya böyle...
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 13:00
Ey Muharrem Özkaya duyarlı olman güzel de peki sen hsyk üyesi iken kapına o kadar gelmeme rağmen neden dinlemedin suçsuz olduğum halde isimden ettiniz beni seni Allaha havale ediyorum..
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:46
O taniyormus, bu kefilmis felanla bu isler yürümez. Eger sistemin isleyisi sakat temeller üzerine oturtulmus ise münferit olaylari konusmak abesle istigaldir. Darbenin oldugu gece baslayan hakim olan histeri hali, öfke nöbetleri devletin en üstünden baslayarak tabana yayildi, hala durulmus degil. Gecen bu kadar süreden sonra hala akli selim hakim olmus degil. Ucu görünen bu haksizliklar bu basiboslugun dogal bir sonucudur. Sehitlerin hatirasi üzerinden siyaset yapiliyor ama ne hikmetse adalet yerini bulsun sistem calissin derdi yok. Bir komisyondan bahsediliyor 1 sene gecmis hala ne oldugu belli degil. Erdogan bir konusmasinda diyorki "Cezalari bitsede millet yüzlerine tükürecek." 1 sene gecmis daha tutuklu halde bekleyen onbinler var, isten atilan magduru var, bunlar yargilanacak, cezalarini cekip hapisten cikacaklarda sonrada reis in talimati ile yüzlerine tükürülecek. Bana göre yüzüne tükürülecek adam zaten hapisten hic cikmamali. Bu örgütler en ala isbirligini yapip sonra, ben kandirildim milletim beni affetsin deyip kenara cikanlarda az haya edep olsun. Cezasini ceken adam bazilari gibi milletim beni affetsin diyip isten siyrilamiyorsada, birak hayatina devam etsin. Senin isim kardesim yargiyi calistirip sucluyu sucsuzu ayirip cezasini vermek. Bu olagan üstü halde dahi fetö ile mücadele ediyormus gibi yaparak baskanlik referandumu gibi bos islerle memletin 6 ayini harcamak degil.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:21
Hangi yargi? Artik yargi mi var?
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:18
hukuksuzluğu "adalet ve yargı sisteminin tarafsızlığı/bağımsızlığı/hakimlerin erdemliliği, yetkinliği, hakim-savcıların kişisel olarak hesap verebilir-denetlenebilir olması vs.. . gibi sistem olarak değil", "bazı özel kişilerin" şahsında tartışmak, medya-cı torpilinden/manüplasyonundan/linçinden başka bir anlam taşımaz; yüzyıllık bozuk sistemi görmezden gelmek, sistemin devam etmesine yarar ve yeni hukuksuzlukların doğmasını tetikler!
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:12
Bu gerçekleri dile getirdiğiniz için Size çok teşekkür ediyorum Elif Hanım. Birol Beyi İmam Hatip yıllarından beri tanırım. Ensar Vakfı Doğanşehir Şubesi Başkanı ve yönetimi olarak Birol Bey in yanındayız ve onun için duacıyız. İnşallah yapılan bu yanlış uygulama anlaşılacak ve düzeltilecektir İnşallah.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 13:13
1
Size gerçekten ama gerçekten magdur olmuş birilerini iletsek sizde araştırıp emin olsanız bizede kefil olurmusunuz sayın vakıf yetkilileri? Allah rızası için yani. Çok çaresiziz .
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 14:51
0
Sadece bu yanlis uygulama mi yoksa genel anlamda tüm haksizliklarin giderilmesi icin bir caba niz varmi?
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:08
ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 13:15
0
tartarkende yanlış tartar...
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 12:00
Yargi mi vardı sanki? Hakim de Savcı da ve avukat da gazeteciler. Hüküm de infaz da medyadan
salih 14 Haziran 2017 10:47
sağlam bir kayınpederi yoksa yargıç ne yapsın
KARAR OKURU 15 Haziran 2017 19:49
0
:)
selim 14 Haziran 2017 10:39
insanın yüzünü güldüren üç şey vardır . kader, peder, KAYINPEDER
Abdullah hasan 14 Haziran 2017 14:29
0
dayı, dayı, dayı diyon yani
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 09:35
Allah razı olsun bizi net vicdani rahatlattiginiz için umatim bu ülkede adalet vardır ve umarım at izi it izine bulaşmaz tek bir dil tek bir söz var " ya Hak!"
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 07:45
"Yargi camiasinin vicdani rahatsiz"mis...Elif Hanim yargi camiasi diye birsey kalmadi. Bunlar gercek yargiclar, gercek savcilar degil. Yargic, savci cubbesi giydirilmis emir kullari bunlar. Vicdan denen seyin de coktan cenazesi kaldirildi bu ulkede...Birol Erdem kimdir bilmem. Tanidiginiz biri oldugu icin tutuklandi diye bu makaleyi yazmissiniz. Ya otekiler? Gulunc iddianamelerle fetocu, darbeci, terorist diye zindana atilan, aylardir cile ceken meslektaslariniz? Onlar hakkinda neden bir cumle bile yazmadiniz bugune kadar? Siz vicdanli bir insan misiniz ki simdi kalkmis vicdandan bahsediyorsunuz.
evin 14 Haziran 2017 06:50
ergenekon ve balyoz kumpaslarının "intikamı" alınıyor olabilir...keşke bu hassasiyetinizi ergenekon ve balyozda sahte delillerle insanlar senelerce hapiste kalırken de yapabilseydiniz...ama o zaman işinize geliyordu, sesiniz çıkmıyordu...şimdi devran döndü, sıra başka masumlara geldi. devran bir kere daha döndüğünde sıra kime gelecek tahmin edin bakalım?
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 11:35
0
devran bir kere daha döndüğünde sıra yine masumlara gelecek, sizin tahmin ettiğiniz kişilere değil. dünyanın düzeni bu!
Akif 14 Haziran 2017 12:13
0
Umarım tahminim doğrudur, diyesim var ama "masum" değil ki :)
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 18:03
0
Siz de dahil, kimse masum değil... adaleti haketmek, layık olmak gerekir...bunun için ilk adalet bakanının bu ülkede türk olmayanın köle olma hakkı vardır sözünden başlayarak Varlık Vergisi ve istklal mahkemeleri, 27 Mayıs yargılamaları/Menderesin katli, 12 Eylül yargılamaları, 28 şubat yargılamaları/yargı brifingleri/başörtüsü zulmü, bankalar operasyonu/paşa dokunulmazlıkları, DGM ler... den başlayarak sizin saydıklarınıza varıncaya kadar bütün tarihi süreç boyunca "hukuk herkese lazım diye isyan ederken "hukuku ve adaleti gerçekten ve mağdurun şahsına bakmadan arzu edip-etmediğinizi, hoşunuza gitmeyenler için "demekki haketmiş!" hissini taşıyıp taşımadığınızı sorgulayın lütfen" .... düşmanımız için bile adalet demeyince haketmiyoruz hiçbirimiz maalesef...
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 05:48
Darbe girişiminde hiç bir şekilde aktif rol almamış, ve Fetö'nün yapılanması düşünüldüğünde de haberdar bile olması mümkün olmayan gazetecilerin 3er kez müebbet istemiyle yargılandıkları bir dünyada şimdiye kadar 'yahu bi durun, bu ne ölçüsüzlük' diye bir tepki göstermemiş yargı erkanının bu davranışı ne kadar da ilkeli(!!!!!!!!!!)
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 05:42
Yargı camiasına günaydın mı desek, ki bu itirazları da bir garip. Adamın geçmişini anlatarak değil de, bu gözaltına alışta usulsüzlük, kanuna aykırılık varsa onu belirt, ona itiraz et. İddianamesiz yatan binlerce insan için nasıl aylardır suskun kalabildiniz? Mesele dostlarınıza dokununca mı hukuku hatırladınız? Sadece Birol Bey için değil, diğer hukuksuzluklar için de söyleyecek bir sözünüz olsun. Hukuk adamlarının bu kadar korkak olması sözün bittiği yerde olduğumuzu gösterir. Bir kaç vicdanlı gazeteci de olmasa...
Haydar 14 Haziran 2017 05:11
Bu yazı Türkiye'deki hukuk ve hukuk kurumunun içler acısı durumunu ne güzel ifade ediyor.Hak ve adalet yerini cemaatle mücadeleye bırakmış. Diyelim ki adam cemaatçi ancak darbeye karşı bu suçmu şimdi? Diyelim ki adam Bank Asya'ya para yatırmış bu suçmu şimdi? Diyelim ki adam cemaat okulunda çalışmış bu suçmu şimdi? Diyelim ki adam Bylock indirmiş bu suçmu şimdi? Şuanda Türkiye' de 50.459 kişiyi hapse sokan yukarıdaki suçlamalar evrensel hukuka göre,İslam hukukuna göre suç değildir. Darbeye kim teşebbüs etti ise( ki kontrollü değilse) elbette cezalandırılması gereklidir. Kamu vicdanının ısrarla sorduğu soruyu ben de soruyorum,TBMM araştırma komisyonuna Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Mit Müşteşarı ve Aksakallı Paşa niye gelmedi? Milletten ne kaçırılmak isteniyor? Böyle büyük bir dava mesela Tv'lerden canlı yayınlanaz mı? Millet hakikati görse. Bir darbe saat 9:00 da başlar mı?Neden köprüyü tutsunlar ki? Neden TBMM' yi bombalasınlar ki ? Daha önceki darbelerde bunlar hiç yaşanmamış.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 03:53
Haklı olabilirsiniz. Fakat belki o da tasfiye listesi yaparken birini haksızlığa ugratmissa ilahi adalet tecelli etmiste olabilir. Nihayetinde size kadar sesini duyurabilecek kadar gücü varmış. Suçsuz ise Allah kurtarsin. Gücü olmadığı için sesini duyuramayanlara da yer verseniz köşenizde.
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 03:27
yargı camiasında vicdan kaldı mı ki!!!!!
KARAR OKURU 14 Haziran 2017 02:16
Birgun iyilik kazanacak insallah. Allah razı olsun.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN