Back To Top
Yargıyı ‘düzeltmek’ kimin sorumluluğu?

Yargıyı ‘düzeltmek’ kimin sorumluluğu?

 - Son Güncelleme: 29.06.2017 Perşembe 00:43
- A +

Başbakan Binali Yıldırım, bayram öncesi İstanbul Sanayi Odasının Beyoğlu’ndaki yeni hizmet binasının açılışında konuşurken muhtemelen bazıları için yadırgatıcı bir konuya da değinmişti. Faiz ve kıdem tazminatı gibi iş dünyasını doğrudan ilgilendiren meselelerin tam ortasında yargının ne yeri olabilirdi?

Ancak Yıldırım bu alana sadece değinip geçmedi… Aynen şöyle dedi: “Yargı çeşitli şekillerde maalesef zemin ve güven kaybetti. Şimdi artık bunu da yeniden tesis etme zamanıdır. Bu konuda yasal düzenlemeleri sıfırdan yapsak bile bu işin normale dönmesi için zihinsel değişime ihtiyaç var.” Altını çizmek gerek ki, bu sözler son dönemde herhangi bir yetkilinin ağzından duyduğumuz en sağduyulu tespiti oluşturuyor. Konunun ifade edildiği zemin de iyi seçilmiş, çünkü bütün ‘faiz retoriğine’ karşın herhalde hükümet yatırımların durmasının arka planında hukukun yıpranmışlığının yattığını biliyordur. Çünkü hukukun belirsizleştiği ve keyfi kullanıma açık olma sinyalleri verdiği bir ortamda, hiçbir girişimci kendi haklarının ve yatırdığı sermayenin geleceğine güvence duyamaz. Dahası böyle bir ortamda yurt dışından bulacağı finansmanın da ‘fiyatı’ her zamankinden daha fazla olur ve uluslar arası ortaklıklar kurma açısından handikaplı bir konuma sıkışıp kalır.

***

Dolayısıyla Yıldırım’ın yargı konusunu açması ve ayrıca bunu zihniyete bağlaması gayet olumlu olmuş… Çünkü yargı ‘düzelecekse’ bu sadece siyasetçilerin ve yargı mensuplarının değil, iş dünyasının da zihniyetinin, diğer deyişle yargıya bakışının değişmesini gerektiriyor.

Ne var ki konuşmasının devamında, Yıldırım bu mesafeli değerlendirmeyi sürdürmeyip daha dar kapsamlı bir siyasete tercüman olmuş. Yargının yeniden güven kazanması için yapılması gereken şeylerin belli olduğuna işaret ettikten sonra şöyle devam etmiş: “Mahkeme kararı bizi mutlu etmeyebilir. O kanun orada yazılı olduğu ve o hükümler yazılı olduğu müddetçe ona rıza göstermemiz lazım. Ne yapacağız? Değiştireceğiz. Maksat o yargılamadan hasıl olmuyorsa yasayı değiştireceğiz. Bunun yolu da parlamentodur, yol değildir. Yollara düşmek değildir. Çalışıp çabalayıp değiştireceğiz. Ana muhalefet partisi, iktidar alternatifi parti onun başkanının yapması gereken parlamentoda bu meselenin takipçisi olmasıdır. Biz de şikayetçiyiz. Sadece o şikayetçi değil.”

***

İtiraf etmek gerek ki bu epeyce ilginç bir söylem… Ortada yargının niçin ve ne yönde sorunlu olduğunu gayet iyi bilen bir iktidar partisi var. Ayrıca bu yargı sisteminin düzelmesi için nelerin yapılması gerektiğini de biliyor… Durumdan şikayetçi olduğunu bile açıkça belirtiyor. Bunu değiştirmenin yolunun parlamentodan geçtiğini, yasaların değiştirilmesi ile işe başlanması gerektiğini de söylüyor… Üstelik Meclis çoğunluğuna da sahip… Ancak her nedense ihtiyaç duyulan adımı bir türlü atmıyor.

Onun yerine çok da anlaşılır olmayan bir biçimde yasaların değişmesi için ‘çalışıp çabalamaktan’ söz ediliyor ve muhalefet de meselenin takipçisi olmak üzere parlamento siyasetine davet ediliyor…

Meclis çoğunluğu AK Parti’nin elinde olduğuna göre ‘çalışıp çabalamakla’ kast edilen ne olabilir? Acaba ideolojik koalisyon ortağı MHP mi yargının düzeltilmesine karşı çıkıyor? Öte yandan bu alanda herhangi bir reform için muhalefetin oyuna ihtiyaç duymayan bir iktidarın muhalefetten ‘meseleye sahip çıkmasını’ istemesinin anlamı ne? Yoksa bizzat AK Parti içinde de yargının düzeltilmesine itiraz mı var? Cevaplar için belki de Yıldırım’ın bir sonraki konuşmasını bekleyeceğiz…

Sonuçta Yıldırım’ın yargı konusunu ele alması son derece hayırlı olmuş. Çünkü böyle bir sorun yokmuş gibi iş dünyasından yatırım bekleyenlerin belki bu vesile ile biraz daha gerçekçi olmaları sağlanabilir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 29 Haziran 2017 19:22
Türk norm , anane, geleneklerine göremi yoksa batı batı diye tutturduğumuz bize ait ılmayan normlara göre mi? Adalete yön verecek kanunlar hazırlanacak. İşte problem burada , o yüzden de akp tek başına karar almak istemiyor. Mutabakat arıyor. Lakin karşı tarafın türkiyeyle pek bi alakası yokmuş gibi siyasi politika yorgunu. Hak arayacağım derken ülkeye cephe alanların paydasında görünüyor. Her ilikiside geri adım atıp oturup uzlaşmalı. Olurmu ? Türkiye için varsan , onun için bişeyler yapma gayretin varsa olur. Gerisi boş...
KARAR OKURU 29 Haziran 2017 15:59
Ornek aldigimiz Almanya ve ABD/BATI' nin dusmanca, demokrasi ve ifade ozgurlugune aykiri, teroru/teroristi/irkci/anti-islamist politikalarini neteue koyacagiz sn.yazar... bizim yargi sorunun cozulemez hale gelmesinde ulkemizin bemasini tehdit etmeye devam eden bu alcakliklarin ve samimiyetsizlerin etkisini yok mu sayalim? Savas ve OHAL kosullarini bu terorist destekcileri, kendi menfaatleri icin icimizdeki ajan/usak taseronlarini da kullanara ulkemizi-bolgemizi karisturmaya devam ettigini gordugunuz halde yokmus gibi davranmaniz NEDEN?
tepekoylu 29 Haziran 2017 15:32
bız başı sıkışıp ucu bıze dokunduğunda bır şeyler yapan ınsanlarız..her turlu olaydan sadece tövbe ederek kurtulan bır ıktıdardan adalet ve yargı ıle ılgılı düzenleme yapmasını bekleyenlere dıyecegım...havalar aşırı sıcak fazla sıcakta kalmayın.. gölgede oturun bol bol su için...
km kardisyan 29 Haziran 2017 12:16
sana ne sen ermenistandaki kolejleri ov ,....yargiymis ...sarkizyanin yargisindan daha iyi ,...
Emin 29 Haziran 2017 01:45
Yargi sadece 2000'li yillarda degil daha onceden de problemliydi. Hakim savcilarin Ankara'dan atanma, terfi ve tayinleri devam ettigi surece de muhtemelen boyle gidecek. Bu hususta sadece meclis degil eski hakim ve savcilarin da gorusu alinmalidir. Neden sistem calismiyor diye. Mesela birinci sinif hakimlige terfi icin yargitaydan temyiz oraninin mevcut sekilde hesaplanmasi hangi tur davalarin hizli sonuclandirilmasini tesvik ediyor..
KARAR OKURU 29 Haziran 2017 01:21
Hımmm....Yargının düzeltilmesine karşı çıkan kim ola ki? Evreka, evraka: Üst ak!!!!!!!!!!!!!!l
sabri ayçiçek 29 Haziran 2017 01:16
1894 yılındaki Dreyfus Davası sırasında,Emile Zola,tarihe geçen şu sözü haykırmıştı: Cumhuriyetin şerefi,adaletidir.
KARAR OKURU 29 Haziran 2017 01:16
Başbakan yargıdan şikayetçiymiş!!!! AKP suçu yine kendisinin dışında aramış. Hiç şaşırmadım, bunun bir gün olacağını adım gibi biliyordum. Şimdi evrensel hukukla değil de yürütmeyle uyumlu yargı düşünsün. AKP kimi yolda bırakmadı ki...
S.Ç. 29 Haziran 2017 11:08
13
Etyen bey güzel sormuş: Kimin sorumluluğu? Tabi ki meclisin ve dolayısıyla milletin. Ama şimdi dersiniz ki "mecliste çoğunluk bizim elimizde değil ben oynamak istemiyorum. ben yürüyeceğim." E hadi o zaman "demokrasi"yi tartışalım madem öyle. Neden demokrasi?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN