Back To Top
Korkmayın!

Korkmayın!

 - Son Güncelleme: 23.11.2017 Perşembe 08:35
- A +

Bugünlere nasıl geldik? Artık bunun tartışmasını yapmayacağım...

Şu anda döviz ihtiyacı yüksek bir ülkeyiz. Uluslararası Yatırım Pozisyonu açığımız (UYP) 2016 sonunda 363,1 milyar dolardı. Eylül 2017 itibariyle ise 440 milyar dolara çıkmış durumda.

Cari açığımız yıllıkta 40 milyar dolara dayandı (-39.267 milyar$). AK Parti dönemi birikimli cari açık ise 531,7 milyar dolara ulaşmış durumda.

Ülkemize gelen yabancı sermaye ise 581,6 milyar doları kaynağı belli ve 40,5 milyar doları da kaynağı belirsiz olarak giriş yaptı. Gelen yabancı sermaye daha çok olduğundan 2002 yılında 27 milyar dolar olan MB döviz rezervi şimdi 100 milyar dolara yaklaştı. 

***

Şimdi bir fırtına yaşıyoruz. Hem siyasetin etkisi hem de ekonomik açmazın etkisi ile dalga boyu artıyor. Merkez Bankasından yüzde 12,25’den parayı alıyorsun, yüzde 13,80’den geri devlet kağıdına yatırıyorsun.

Hatta ucuz Merkez Bankası para ile çok rahat TL ile oynayabiliyorsun. Diyorum ya; Merkez Bankası şu anda “Sıkı Para Politikası” uygulamıyor. Merkezin ki oldu “Ucuz Para Politikası”

Kısa vadede yangını söndürmek gerekiyor. Bunun faiz artırımından başka da yolu gözükmüyor. Maalesef yine aynı noktaya geldik...

Bakın bir kaç rakam vereceğim:

-2004: MB borç verme faizi %27,0. Nominal enflasyon %8,60...

-2005: MB borç verme faizi %18,75. Nominal enflasyon %8,19...

-2006: MB borç verme faizi %19,25. Nominal enflasyon %9,59..

Size 2006 yılından bahsedeyim. Nisan 2006’da MB (O/N) borç verme faizi 16,25. Ama piyasada dalga başlıyor. Eyvah, ABD faiz artıracak korkusu geliyor. Bizim Merkez Bankası faizleri Haziran ayında iki kez artırıyor. Bir ay içinde önce %18,00’e ve ardından hemen yüzde 20,25’e çıkarıyor. Ve Temmuz ayında da bir kez daha artırarak %22,50’ye çekiyor.

Merkez Bankası o günlerde enflasyon oranının sadece çift haneye çıkması ile faizleri bir kaç ay içerisinde 6,25 puan artırarak 16,25’den 22,50’ye çıkardığını hatırlayın...

Şimdi büyümeye bakalım: 2004 yılında %9,6 büyüyen ekonomimiz 2005 yılında da %9,0 büyüme kaydetmiş. Ya 2006 yılı? Hani enflasyonun ortalama %9,59 ama faizlerin %19,25 olduğu ve bir yılda 6,25 puan faiz artırıldığı yıl...İşte o yıl büyüme oranımız da %7,1 olmuş.

Neymiş? Büyüme için istikrar daha önemliymiş.

Bunu bugün TÜSİAD Başkanı da söylüyor. Erol Bilecik “Kurlardaki sert yükseliş kadar, sert düşüşler de olumsuz etkiliyor” diyor.

***

Evet, istikrar büyüme için kısa dönemde düşük faizden daha önemli oluyor. Hatta dün belirttim: Büyüme için faiz oranı yanında demokrasi oranımız da daha önemlidir...

İş dünyası aslında ara sıra dile getiriyor: Yeni yatırımların başlaması için ülkenin normalleşmesi gerekiyor. OHAL ortamında büyük yatırım hamlesinin olmayacağı aşikar. FETÖ ile mücadeleyi hiç ama hiç bırakmadan normalleşmeye de dönmemiz gerekiyor.

Bunlar kısa vadeli adımlar.

***

Peki orta-uzun vadede ne yapacağız?

İşte orada artık kendimizi laf kalabalığı yerine işe adayacağız. Defalarca bahsediyorum...İş hayatından vergi politikasına kadar çok geniş bir reform hareketi başlaması gerekiyor. Ama bugün Hükümetin gündemindeki reform söylemleri günübirlik işlerden öteye geçmiyor.

Size bir örnek vereyim mi? Ben yatırıma dayalı genişleyici maliye politikasını savunuyorum. Oysa bugün ulufeye dayalı genişleyici maliye politikası uygulanmaya başlandı. Çok ama çok tehlikeli...

Lafla peynir gemisinin yürümediği aşikar. Obez devletten kurtulmamız gerekiyor. Üretim diyoruz, ama üretimin altyapısına bir adım atmıyoruz.

Bugün cesur adım atmaktan korkmayalım. Ama sonrasında da hızla gerçek ekonomik önlemleri almamız gerektiğini unutmayalım.  Kamu mallarını ucuzlatalım, vergi indirimlerine gidelim ve özel sektörün yatırım finansman kanallarını açalım.

Bugün ticari krediler konut kredilerinden 4-5 puan daha pahalı oluyorsa, siz bu ülkede nasıl yatırım-üretim diyebilirsiniz?

Gerçeklerle yüzleşmekten korkmayalım. Sorunları tartışalım ve çözümler arayalım. Aksi halde bu sorunlar bir siyasi yapının değil, tüm ülkenin başını ağırtacaktır.

Düşman dışarıda dediğimiz an içerdeki sorunları görmezden geldiğimizi bilerek işe başlayalım. Ne dersiniz?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 25 Kasım 2017 22:06
Küresel liberal kapitalist ekonomik sistem içinde faiz ve döviz üzerine kurulu ekonomide faiz ve döviz politikaları ile küresel düzeyde somurulmekten kurtulamazsiniz bende diyorum hep bu kadar korkmayın tirsmayin bu kadar korumaci dışa kapalı dış ticaret içinde sosyalizmden diye hep
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 22:45
ekonomiden sorumlu devlet bakanı ali babacan, maliye profesörü abdüllatif şener, merkez bankası başkanı durmuş yılmaz. nisan 2006 da olan kadro böyleydi ve doğru bir adım atılmıştı , kriz olmadan faiz silahı ile tahribat olmadan 117 günde atlatıldı...
Abdullah hasan 23 Kasım 2017 17:31
İbrahim bey, yüreğine sağlık öncelikle. Size açık mektubumdur; ekonomik sorunları epeydir yazıyorsunuz, bazen de çözümleri yazıyorsunuz bunları toplayıp bütün halinde yönetime sunsaniz, belki onlar gurur yapıyor sana gelemiyorlardir, sonuçta memleket meselesi siz gitseniz, derdimiz üzüm yemek olduğuna göre niye olmasinki
osman birkan 23 Kasım 2017 16:13
ticari kredi ve mesken kredisi mukayesesi tam doğru olmuyor sebepler: 1. mesken kredisinin teminatı kendisi ve daha sağlam. 2. meskenlerin fiyatı kredi faizini dengeleyecek şekilde esneklik gösterebilir.
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 13:15
tamam anladık mayısta başbakan değişmeseydi bunlar olmazdı, sizde aynı rakamlarla ekonominin ne kadar iyi yönetildiğini anlatırdınız.
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 22:21
0
Halkın seçtiği başbakanı halk değiştirseydi, yani, ülkem tek adam rejimine kaymasaydı, bunlar olmazdı. AKP'nin mevcut ekonomi kadrosunda bile, sorunlara doğru müdahale edebilecek insanlar var ama, çalışamıyorlar. Her işi o yaptığı için, sorunlar arap saçına dönüştü.
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 13:11
Olanlar oldu zaten ne korkması? Gerici bir zihniyete doğru .....yolumuza devam ediyoruz. Buna alkış tutanlar en büyük günahkardır.
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 12:22
%20 KAR PAYI GETİREN İNŞAAT SEKTÖRÜ VARKEN BAŞKA YATIRIMA GEREK VARMI.
humeyra 23 Kasım 2017 11:47
isminiz, militan akpli gazeteciler sikca anilir oldu, hedeftesiniz malesef.. elinize saglik!
KARAR OKURU 23 Kasım 2017 10:13
çok güzel bir yazı olmuş. elinize sağlık.
Yılmaz USTA61 23 Kasım 2017 09:17
Sizin gibi bir hemşehrimiz olduğu için gururluyuz İbrahim bey. Maşallah size...
Erdem 23 Kasım 2017 08:21
Buz gibi gerçekleri yazmışsınız yine. Döviz bu noktaya varmışken hala hiç bir şey yokmuş gibi devam ediyorsak, hatta ekonomi uzmanı(?) yazar arkadaşlarınız da bazıları gibi faizleri azaltın deneyelim görelim diyorlarsa, Allah akıl fikir versin. Ne diyeyim daha?
Okur 23 Kasım 2017 07:23
Üretim güzel, üretimi ve istihdamı yapacak olan girişimcileri iktidar sürekli ama sürekli kötü gördü kendine düşman gibi gördü. Bir iktidar niye ulufe dağıtır, koltuğunu korumak için. Bu yüzden de üretecek kesimleri her yönden kendine küstürdü. Şimdi 45 çalışanı olan bir işletmede patronun bir oyu vardır, çalışanların 45 oyu siz kime yatırım yaparsınız oy deposu olarak. Bence mesele bu kadar açık....
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN