Back To Top
“Milleti yaşat ki devlet yaşasın”

“Milleti yaşat ki devlet yaşasın”

 - Son Güncelleme: 21.12.2017 Perşembe 11:21
- A +

Bu cümleyi son zamanlarda çok sık duymaya başladık.

Gerçekten Millet mi yaşıyor yoksa devlet mi yaşıyor? Acaba bu sorunun cevabını ne kadar sorguluyoruz?

Yıl 2006:

Devletin geliri: 173 milyar 483 milyon TL

Yıl 2016:

Devletin geliri: 554 milyar 140 milyon TL

Aradan geçen on yıllık süre zarfında, devletin gelirleri ve giderleri yaklaşık olarak 2,2 kat artış göstermiştir. Oysa aynı süre zarfında ülkede genel fiyat artışları yüzde 118 oranında artmıştır.

Yani kabaca fiyatlar 1,2 kat artarken, devletin gelirleri ve giderleri 2,2 kat artış göstermiş.

***

Doğal olarak ekonomik büyümeden devletin pay aldığını düşünürüz. Elbette ekonomi büyüdükçe devlette bu büyümeden payını alacaktır.

Ama burada şu sorun var: 2006 yılından 2016 yılına GSYH hesabı iki kez revize edildi. Yani GSYH hesabına her iki revize ile yeni meblağlar eklendi. Mesela 2015 yılı GSYH hesabı aslında 1 trilyon 953 milyar TL ediyordu. Oysa yeni hesaplama yöntemi ile aslında 2015 yılı GSYH’nın 2 trilyon 338 milyar lira olduğunu ilan ettik.

Her nedense GSYH hesaplarının revize edilmesinde ek artışlar son yıllarda daha yüksek çıkıyor. Mesela 2015 yılı GSYH tutarı 385 milyar TL artarken (%19,7), 2006 yılı GSYH tutarı sadece %4,1 artışla 758 milyar liradan 789 milyar liraya çıktı. 

Son revize öncesine göre;

2006 yılında GSYH’nın yüzde 22,9’u kadar gelir toplayan devlet, 2015 yılında gelir toplama oranını yüzde 24,7’ye çıkarmış oluyor. Kısaca GSYH hesabına göre devlet ekonomik büyüklük dışında, yılda fazladan 45 milyar lira daha para almış durumdaydı. (Unutmayın ki bu sayılar sadece merkezi bütçe verileridir.)

Oysa yapılan GSYH revizyonu ile;

2006 yılında GSYH’nın yüzde 22,0’si kadar gelir toplayan devlet, 2015 yılında gelir toplama oranını yüzde 20,7’ye düşürmüş oluyor. Böylece devlet eski seriye göre 45 milyar lira fazla para topluyor gözükürken, yeni seride 51 milyar daha az para toplamış görülüyor.

17-12/21/vergiler.jpg

Bütün hüner yeni bir milli gelir hesaplama yöntemi ile değişmiş oluyor. Ama bu tablo yine de devletin gelirlerinin enflasyondan yaklaşık iki kat daha fazla arttığı gerçeğini örtmüyor.

KAÇ VERGİ PAKETİ!

Şimdi kendimize bir soru soralım. Acaba AK Parti hükümetleri dönemlerinde kaç vergi paketi açıklandı?

Daha bu yılın başında yeni vergiler devreye giriyor. Ama ben asıl şu soruyu sormak istiyorum: Bu vergi paketleri daha çok hangi gelir grubuna yönelik oldu?

Mesela rant vergilendi mi?

Mesela atıl servet vergilendi mi?

Bugün iki ortak şirket kursa, aslında her ikisi de küçük ortak konumuna düşüyor. Çünkü her kurulan şirketin en az yüzde 35 peşin ortağı devlet... Kalan paylar iki ortak arasında dağıtılıyor.

İstihdam vergilerine bakın. Asgari ücret net: 1.404 lira ama brüt: 1.777 lira. Oysa işverene maliyeti 2.088 lira. Acaba buradaki brüt nedir? İşveren bir asgari ücrette bile yüzde 48 devlete ödemede bulunuyor. Oysa maaş tutarı azıcık daha arttığında bu oran yüzde 65’lere kadar çıkıyor. İstihdam üzerinden alınan vergiler ile bu ülke nasıl kalkınacak?

Net söyleyeyim: Türkiye şartlarında istihdam vergileri asla ve asla yüzde 40’ı geçmemelidir.

Dün “Tersine reform dönemi” diye yazdım. Demirel vari seçim dönemlerine geri döndük: Şimdi 850 bin taşeron işçiyi de kamuya ilave ediyoruz.

2017 yılında 163 milyar lira (45 milyar dolar) kamu personel ücreti ödeyeceğiz. Yeni kadrolarla kamu personel ödemesi nereye çıkacak? Acaba yeni vergiler nasıl olacak? Kim yeni vergileri nereden ödeyecek?

Yoksa açık bütçeler dönemine geri mi döneceğiz?

“Genel Devlet Dengesi” diye bir veri var. Defalarca yazıyorum: Devlet 2002’de ekonominin %31,0’ini işgal ediyordu. Onca özelleştirmeye rağmen devletin büyüklüğü %41,0’e ulaştı.

Acaba başlıktaki cümlenin gerçeği sakın “Devleti yaşat ki Millet yaşasın” olmasın...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 24 Aralık 2017 07:36
Ekonomi ve para konusu politik olmamalı hakkaniyete dayalı olmalı, oda gerçekçi bir master plana dayanmalı, politikacı o planı uygulamalı yoksa politikacı ve komisyoncular ne devleti ne milleti düşünür, sadece kendini düşünür gelişmiş ulkeler boyledir. Hata yapan gider , ama düzen aynen işler. Para konusu politik degil hakkaniyete dayanmalıdır
KARAR OKURU 22 Aralık 2017 14:21
Ben Yahudi ELi Acıman'ın yanında çalıştım maaşım bir gün bile öbür aya geçmedi. Hatta bazen ay sonunda 10 günlük tatil denk gelirdi, maaşlarımız ayın 20sinde yatardı(30'unda yatması gerekirken) MaaşlarımıI tam gösterdi, bütün çalışanlar hakettiğimiz emekli maaşını alıyoruz, Allah kendisindenrazı olsun, Nur içinde yatsın.
KARAR OKURU 22 Aralık 2017 00:19
Koçi bey yazmış 380 sene önce, merkezden maaşla geçinen görevli sayısının artmasının mahzurlarını. 2009'da Bakanlıklardaki torpilli 30 bin taşeron çalışanı sınavsız memur yapıldı. Hatta onların bir kısmı şu an müdür(?) oldu. 2013'te aynı pişkinlikle Belediyelerde yapıldı bu uygulama 100 bini aşkın kişi için. Yazılıdan 60 al; hakim, savcı ol torpilin varsa. Merkezi camilerde imam olmak için torpil koy araya. Torpilli hakim mi olur? Torpilli imam mı olur? İnsan nefsine, haysiyetine yediriyorsa bunu, ondan herşey olur belki ama; hakim, imam olmaz. Tuz kokmuş tuz. Popülizm; eş, dost, damat, kayırmacılığı. Fetö bunları gizli kapaklı yaptı. Birileri milletin gözüne sokarak yapıyor. Nerdesin Ey Katip Çelebi, Ey Koçibey. Buralarda işler çok değişmedi.
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 23:40
Osmanlı'nın borçlarını T.c 1953 e kadar ödemek zorunda kalıyor.Bizde bugün yapılan borçları 2053 e kadar ödeyeceğiz gibi geliyor...
tepekoylu 21 Aralık 2017 15:30
devletın buyukluğu yüzde 41. ulaşmış..ha gayret yoldaşlar şunun şurasında kominizme ne kaldıki...
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 22:38
1
Demek ki, komünizmin ne olduğunu hala öğrenememiş gibisiniz. Kaddafi de devletti, Saddam da devletti, Körfez şeyhlikleri de devlettir. Giden gitti, kalanda durum-vaziyet şu: petrol biter, devlet gider.
Cihan 21 Aralık 2017 13:53
Çevremde gözlemlediğim, pek bir varlığı olmayan 3-5 kişi bir araya gelip vakıf kuruyor, eş dost üye yazıyor. Amacının anlamlı olmadığı ezbere sözleri slogan edinip lüks otellerde toplantılar olsun, binalar kiralayıp ofisler açmak olsun, bir anda birşekilde büyük bir kaynak akıyor. Bu şekilde son yıllada mantar gibi çoğalan En fazla 50 üyeli vakıflarda Bu derenin suyu nereden geliyor acaba?
Halit Bülbül, yazar 21 Aralık 2017 13:02
Millet sürünmeli ki, başta ki doymak bilmez DİNAZORLAR rahat çaldılar da da helal olsun diyen beyinsizler,aç kalsa, ithal saman yer gene hakkını aramaz
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 15:43
4
Okumam yazmam var demek istemişsiniz herhalde;isminizin yanına "yazar" kelimesini eklemekle.
Has Parti 21 Aralık 2017 12:30
Sayın yazar artık devleti doyuramıyoruz acaba millet olarak memleketi devlete bırakıp topluca başka memlekete mi taşınmak?
Hasan 21 Aralık 2017 11:33
Geçen sosyal medyada çok konuşulan bir haber vardı: Türk çayının fiyatı Almanya'da; Türkiye'den daha ucuz... Özellikle dolaylı vergiler kelimenin tam anlamıyla çığırından çıktı. Bir mala ödenen ücretin neredeyse %70'i vergiye gider hale geldi.
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 10:30
SİSTEMDE BİR DEĞEŞİKLİK YOK.KAMUDA REFORM DİYORLAR FAKAT SİZ YAZILARINIZDA HEY DUYAN YOKMU DİYORSUNUZ.ACABA SİYASET DUYUYORMU?.OBEZ BÜROKRASİ HİÇ DUYMUYOR HEMDE DOYMUYOR. BATI CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK.BÜROKRASİDE İŞLER TIKIRINDA .MİLLETİN SESİNİ DUYAN YOK.NİÇİN HERŞEYİ MAHKEMEYE TAŞIYORUZ.SİYASET İŞLERİ KOLAYLAŞTIRMAK İSTER.OBEZ BÜROKRASİ İŞİN İÇİNE SU KATAR.ÇÜNKÜ KİMSE KİMSEYE GÜVENMİYOR.
Yaşlı Teyze 21 Aralık 2017 10:12
Ben artık şuna kanaat getirdim, bir ülkede düşünce özgürlüğü varsa, ekonomik özgürlük var. Bir ülke de adalet ve hukuk varsa, ekonomi var. Bir ülkede mahkemelere güveniliyorsa, o ülke zengin. Bir ülkede sırf düşünceleriniz yüzünden hakkınızda soruşturma kovuşturma açılmıyorsa, o ülkede zengin olabiliyorsunuz, o ülkenin milli geliri yüksektir. Şimdi bizde neden ekonomi kötü anladınız mı? Kimse yok FETÖydü darbeydi edebiyatı yapmasın, KPSS, ALES soruları çalınırken ve çalındığı ayyuka çıktığında atılacaktı bu adımlar..
Hakiki Baba 21 Aralık 2017 09:49
deneme
Abdullah hasan 21 Aralık 2017 09:40
“Devleti yaşat ki Millet yaşasın” Milleti yaşatki devlet yaşasın hayati prensibi aslın da devleti yaşatmanın en güvenilir belkide tek yöntemi. Bunun da tek yolu İnsanı yaşatmanın herşeyin üstün de olduğunu İNSANLARIN BENİMSEMESİ dir. Gerisi laf kalabalığıdır.
anarsistlige az kaldi 21 Aralık 2017 09:23
ve millet cevap verir: "Araci olsaniz da bizim oglana devlette bir is bulsaniz sayin milletvekilim".
HACI CAVCAV 21 Aralık 2017 09:13
Benim bildiğim devlet,elde ettiği geliri halk için harcar.Devlet,gelirini elinde tutmaz; halktan alınan gene halk yararına sarf edilir.Örneğin devlet gelirlerinden en büyük pay eğitime ayrılıyor.Devlet,eğitime yaptığı harcamaları kendisi "yemiş"mi oluyor?Hakeza,sağlık,güvenlik,bayındırlık... harcamalarının tamamı halkın refahı ve rahatı için yapılıyor.Hülasa son tahlilde devletin geliri,halkın geliridir.Burada önemli olan devlet gelirlerinin halkın çıkarına en uygun şekilde harcanmasıdır.
Abdullah hasan 21 Aralık 2017 09:54
3
Yazıyla alakalı yorum; sonuç
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 11:07
2
hacı cavcav mı yoksa hacı yandaş mısın?
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 11:47
1
Üretenleri cezalandırıp yan gelip yatmayı teşvik eden devlet mi sizin isteğiniz ?
HACI CAVCAV 21 Aralık 2017 11:57
12
Şahsen devletin,eski Sümerbank,Etibank gibi işletmelerin sahibi olmasını,kumaş ve ayakkabı ticareti yapmasını gereksiz ve faydasız bulurum.Bu anlamda Özal'ın başlattığı özelleştirmeyi gerekli görürüm. Devlet 2002'den sonra ilave hangi iktisadi işletmelere sahip oldu da devletin büyüklüğü %41'e ulaştı bunu anlamış değilim.Eğer bununla devletin gelirlerindeki artış kastediliyorsa bu kötü bir şey değildir.Öte yandan bildiğim kadarı ile devlet bütçesi içerisinde devlete ait iktisadi işletmelerden elde edilen gelirin payı çok düşüktür.Hatta eskiden bu pay eksi olurdu.Yani devlet kuruluşları hep zarar ederdi.Sayın yazar,"Yani kabaca fiyatlar 1,2 kat artarken, devletin gelirleri ve giderleri 2,2 kat artış göstermiş" diyor. Bu durum devletin vatandaşa daha çok hizmet götürme gayretinden kaynaklanmış olamaz mı?Devletin gelir ve giderlerindeki artışın fiyatlardaki artış kadar olması gerektiğine dair bir kural mı var?
cevat karakalem 21 Aralık 2017 04:55
Devlet topladigi gelirleri niteliksiz isgucu yiginlarina ulufe olarak dagitiyor. Isin ozeti bu. Devlet kadrolari, vakiflar, belediyeler v.s. uzerinden isleyen bir "saadet zinciri".
KARAR OKURU 21 Aralık 2017 15:32
1
15 yıl özel sektörde çalıştım bir kere olsun maaşımı gününde alamadım .çalıştığım yerler de bizim müslümanların kurumları idi. Selamlar
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN