Back To Top
Bilmek mi daha üstün inanmak mı?

Bilmek mi daha üstün inanmak mı?

 - Son Güncelleme: 13.02.2020 Perşembe 07:02
- A +

Geçenlerde sosyal medyada bir video “gündem” oldu. Ama her gün herkesin birbirine whatsapp’ten gönderdiği videolardan biraz farklıydı bu. Hiç röportaj vermemesiyle tanınan romancı İhsan Oktay Anar bir YouTuber’ın yaptığı sokak röportajında “evrim teorisi” hakkındaki görüşlerini açıklamıştı.  

Romancımız önce “ben bu konunun uzmanı değilim, bu soruyu bir biyoloğa sorsanız daha iyi olur” gibi bir şeyler söylüyor ama bilahare din ve bilimin uzlaştırılmasına ilişkin bir soru gelince galiba dayanamıyor, “ben inanmayı değil bilmeyi tercih ederim” şeklinde bir söz sarf ediyordu.

İşte Anar’ın bu sözü üzerinden kadim “bilmek mi inanmak mı” sorunsalı çevresinde bir tartışma başladı sosyal medyanın okur yazarları arasında. Kimileri pozitivist veya materyalist dünya görüşünün veciz bir manifestosu olarak alkışladı bu sözleri, kimileri de inancın bu kadar kolay reddedilmesine kızdılar.

Mamafih romancımızın bilmek ve inanmak ikilemi bağlamında söylediklerinin doğru anlaşılmadığı kanaatindeyim ben. Sanıldığı gibi “din yalan ve gereksiz” mesajını vermek için sarf etmiş değildir herhalde “ben bilmeyi tercih ederim” sözünü. Nihayetinde biyolojinin konusu olan bir mesele hakkında inancın bilimin karşısına çıkarılmasındaki mantıksızlığa itirazını dile getirmeye çalışmış olmalı. Nitekim Müslüman düşünürlerin tarih boyunca tartışılagelen bu konudaki yaklaşımları da aynıdır.   

Çünkü inancı bilimin karşısına veya bilimi inancın karşısına rakip olarak çıkarmak inancın da bilimin de amacını anlamamak demek olur.

***

Bu çerçevede dinî metinlerdeki birtakım sembolik ifadelerin literal okumasına dayalı bir “inanç”, mesajın aslî anlamı gözden kaçırıldığı için, “dine karşı din” üretmenin yolunu açar. 

Esas olarak insanın diğer insanlarla ve doğayla ilişkisinin rasyonel ve ahlaki prensiplerini açıklayan ayetlerin bina kolonlarına okunup “depremden korunma” amacıyla kullanılmasının sebebidir böylesi bir “inanç”

Diğer yandan, çoğunlukla inanmak “aklı dışarıda bırakarak”, akıldan bağımsız olarak girilen bir yol gibi anlaşılıyor. Oysa inanç gönlümüzün ve vicdanımızın olduğu kadar aklımızın ve mantığımızın “kabul”üdür.

“Aklıma uymuyor ama inanıyorum” denebilir mi? Kendi aklına kabul ettiremediğin inanç gerçek inanç olabilir mi?

Demek ki bilerek inanırız. Demek ki bilmek ve inanmak birbirini dışlayan, birbirinden bağımsız işleyen mekanik zihinsel işlemler değil.

“İman” bir bilginin doğruluğundan “emin” olmaktır. Yani inanmak bilmenin bir sonraki adımıdır. İnanmadan bilinebilir ama bilinmeden inanılmaz.

Nitekim Kuran-ı Kerim’de aklını kullananlar muhatap alınır; insanlar aklını kullanarak ilahi mesajı anlamaya çağrılır. Zaten dinî anlamda sorumlu/mükellef olmanın şartı da akıl sahibi olmaktır.

Bu bakımdan, yani aklı esas alma zorunluluğu itibarıyla dinî inanç kurgu ve fantezi anlamındaki inançlardan ayrılır. Allah’a iman dünyanın bir ucunda ejderhaların, kanatlı atların vs. yaşadığına veya uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğine inanmak gibi temelsiz bir inanış değil, varlığın özüne ve anlamına dair rasyonel bir çıkarımdır ve öyle olmak zorundadır. 

***

Ama şu da var: Sağlıklı olan, olumlu olan “bilerek inanmak” olsa da “bilmeden inanmak” bütün insan topluluklarında inanmanın en yaygın çeşidi. İlahiyatçıların “kocakarı imanı” diye tavsif edip övdükleri sorgusuz teslimiyet değil sadece, sorgusuz teslimiyetlerin hepsi “bilmeden inanmak” kapsamında yer alıyor. Bahse tutuşmuş insanların çoğunda görüldüğü gibi aklımızın ve vicdanımızın söylediğini bastırıp “inat”la savunduğumuz “dava”lar bu kapsamdaki bir inancın nesnesi.

Burada bir tercih söz konusu. Bilmek ile inanmak arasında bir tercih. Yani aklı reddetme, gözünün gördüğünü inkâr etme tutumu.

Ne var ki bunu bireysel hayatımızda pek yapmıyoruz, bu tür tavırları daha ziyade toplumsal hayat içinde benimsiyoruz. Günlük hayatta kişisel çıkarımızı ilgilendiren konularda aklımızı devreden çıkarmaya daha zor razı olurken toplumsal konularda daha kolay yapıyoruz bu türden tercihleri.

Keza siyasi tercihlerimiz de çoğunlukla bilmek ile inanmak arasında yaptığımız tercih üzerinde teşekkül ediyor.

Böylece bir siyaseti ya körü körüne desteklemeyi seçiyoruz ya da rasyonel kriterlere göre kararımızı veriyoruz. İlkinde çoğunlukla mutluluk veren bir sonuç çıkmıyor ortaya ama ikincisi de özellikle bir toplum içinde yaşayan insanlar için tek başına verilmesi zor bir karar olabiliyor bazen.

Yani romancı İhsan Oktay Anar’ın o tartışılan sözündeki gibi bir “tercih” yapmak durumundayız daima.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Zaman bitmeden... 20 Şubat 2020 23:00
İman, bilginin aklı istila etmesidir. Akıl bilgi tarafından istila edilmedikçe şüphe bitmez... Ve bilgi noksanı olanlar şüpheciliği yegane kutsal sanırlar... Yanıldıklarını anladıkları zaman da zaman bitmiş olacak...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:52
Bu yorumun yazınız değıl de manşetlerinizle ilgili. Öyle manşetler atıyorsunuz ki, Akp gelin dese adeta bütün kötülükleri yok sayıp hemen koşacaksınız kanaati oluşturuyor
Aynı soruyu şöyle sorsak: "Bilmek mi üstün, ateistlik mi?..." İnanmak için bilime ihtiyaç var da inanmamak için yok mu?!.. Ya iman ya bilim yol ayırımı yapanlar, ekseri ateistliği bilimsel bir şey sanır. Yok öyle bir bilimsellik. Bilim açısından Tanrı yok demek var demekten çok daha zordur...
Bilim gözle görünendir. İman akıl ile görünendir. Onun için "göz görmez, akıl görür" derler..
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 21:34
Özcü mutlak ve genel bir "mitolojik" inançla yetiştik. mitler yani resimler. bu da ekseriyetle "değer" bağımlı bir din dili üretti. değer bağımlı din dili ise "nasıl" sorusunu yanıtlamaz. çünkü yanıtlayamaz. hareketi bol teorisi az bir "inanç" bekler bizi. bu da sonunda "ilham" doğurur. ama teori "ilzam" eder. lazım kılar, mecbur bırakır. teori/bilgi eleştiri kaldırır. ama ilham "asla" eleştirilemez. yalnızca kutsanır. bu da sonunda "değer merkezli" bir dil yaratır. ne mi olur sonra? 15-25 yaş arası ilham ile uçarız. ama 25 yaşından sonra "sorun çözme dili" olmadığını görürüz bunların.
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 23:23
0
21.34, Eeee, anladıktan sonra sorunları çözdün mü bari... Yoksa ölene kadar bu teraneyi mi tekrar edip duracaksın?..
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 08:39
0
:) merak etme işte asıl "künh" bundan sonra başlıyor. yani perde şimdi açılıyor. ya bunları bilip iman eder ya da etmezsin. bu ayırda vardıktan sonra inanabilmekte asıl hüner. yoksa "cehalet mutluluktur" diyerek iman etmek değil aranan... devam edebilirim...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 16:04
0
8.39, İnanmak için bilim şart diyorsun. Ama inkar etmek için böyle bir şart yok... Yani ateistlik için cahil olmak kafi...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 21:18
0
:) öyle demiyorum. biraz uydurma olmuş. biraz daha anlamaya çalışırsan fark edebilirsin. bu konu çok su götürür. yazmaya devam etsek sanırım ömrümüz yetmez. bu söylediklerimin muhtemeldir ki sende de bir karşılığı vardır. yani hem bilip hem inanmanın zorluğunu bilirsin. yoksa inanmayı "cehalet" olarak resmetmiyorum. bilakis bundan sakınırım. lakin basit bir örnek vereyim: "deprem için dinamik statik vb. hesaplar yaparak bir fikir yürüten adamın aynı zamanda yüreğinden okuduğu bir ayeti depreme karşı "kolonlara" üflemesini elbette yeğlerim. ancak.... cevap buraya idi, yanlış yere gitmiş
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 00:39
0
21.18, Bildiğim için inanmak zorunda kalıyorum. Bilen için inanmamanın zorluğunu sen de çekiyorsundur. Depremde dua okumak, kolunun statik hesabını yapmaya mani değildir. Dua iki çeşittir. Fiili dua ve sözlü dua. Fiili dua yapmayanın sözlü duası pek kabul olmaz. Statik hesap yapmak fiili duadır. İslam'ı anlatan zengin kaynaklar var. Tavsiyem o dur ki araştır öğren.
Julien Sorel 18 Şubat 2020 04:29
0
öğrenirim, söz! bunu bilmiyordum hakikaten çok büyük bir "devrim" oldu benim için!. lakin biz "kabul" ile başladık işe "merak" ile değil. söylemek istediklerimden biri de bu. işimizin zorluk derecesini de artıran bir unsur. kabuller yani doğrudan inanışlar merak saikini geciktiriyor ya da tamamen saf dışı eyliyor. şunu diyorum: kabul merak sonra yine kabul. işte bu formül zor ve işi hem zor hem de kıymetli kılan.. cennet bu kadar ucuz olaydı eğer şu an batıda bizden önce cennete girmesi gereken milyarlar var!. ahlak (ki nedir o? var mı maddesi üzerine düşünenimiz?) çok ileride onlarda... devam
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 14:14
0
04.29, "Merak etmek" Tanrı değildir. Hakikate ulaşmak için bir yoldur. Ve her yol gibi merak etmenin de bir sonu vardır. Merak ya da görünen-görünmeyen gibi banal anlayıştan daha derin "sorgulamak" tamamlanınca "kabul" başlar... Sorgulama sürecinizin sizin için hayıra vesile olmasını dilerim...
Julien Sorel 18 Şubat 2020 16:43
0
yazmak istediklerim 600 kelimeye sığmıyor.1-bunun için çok düşünmeden bir örnek vereceğim. etkilenmiştim. Eflatun'un Gyges adında bir çobanı var. bir yüzük bulur ve hikaye başlar. bu yüzük bizde olsa ne yapardık? uzun yıllardır bunu sorarım...2-yumuşak güç ve sert güç. yani batıdaki karşılığı ile soft ve hard power. ben yine uzun yıllardır taabbüdi/ibadetler ve kabuller kısmını hard düşünce/merak/fikir kısmını soft powera koyuyorum. ilki yüzde80e denk gelir evet..nicelik.ama niteliği20lik dilimde görüyorum.80e20 kuralından mülhemdir.bitmedi elbet.dilerseniz maille devam edebiliriz dilerseniz
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 22:58
0
16.43, Tanrıyı anlayanın, Tanrı merakı biter. Bu anlayış meddücezir yapmaz. Bunu bilmek için bir kere anlamış olmak lazım. Başka izahı yok maalesef. İnsanoğlunun dünyadaki tekamülünü sağlayana merak ya da sorgulama ayrı bir şeydir. O hiç bitmez. 600 harflik bir gazete yorumu için bu kadarı kafi olsun.
SADECE İNSAN 16 Şubat 2020 13:10
Bilmek gerçeği bulmaya adanmış bir kafa emekçisinin ücretidir. İnanmaksa bir seçim ve tercihtir. Ve çoğu kez, hiçbirşey bilmeden inandığınız için avlanırsınız.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 17:33
0
:) öyle demiyorum. biraz uydurma olmuş. biraz daha anlamaya çalışırsan fark edebilirsin. bu konu çok su götürür. yazmaya devam etsek sanırım ömrümüz yetmez. bu söylediklerimin muhtemeldir ki sende de bir karşılığı vardır. yani hem bilip hem inanmanın zorluğunu bilirsin. yoksa inanmayı "cehalet" olarak resmetmiyorum. bilakis bundan sakınırım. lakin basit bir örnek vereyim: "deprem için dinamik statik vb. hesaplar yaparak bir fikir yürüten adamın aynı zamanda yüreğinden okuduğu bir ayeti depreme karşı "kolonlara" üflemesini elbette yeğlerim. ancak.... işte sorun burada baş gösteriyor... devam e
Tanrının varlığı da yokluğu da iman meselesidir. Tanrıyı inkar edenler bilimsel bir şey yapmış olduklarını sanırlar. Oysa bilimsel olarak Tanrıyı inkar etmek, inanmaktan çok daha zordur...
Julien Sorel 14 Şubat 2020 21:06
Nietzsche İnanmak gerçeği bilmemek isteğidir derken acaba ne demek istemiştir? Buyurunuz!
Nietzsche halt etmez mi?... 15 Şubat 2020 18:22
0
21.26, Aloooo!.. Editöööör... Burada sahabe için akıl almaz çirkin sözleri fikir özgürlüğü adı altında yayınlıyorsunuz. Nietzsche halt etmiş dedik, neden yayınlamadınız? Nietzsche insan değil mi? Halt etmez mi?
Sn Kiras,'' İman, bir bilginin doğruluğundan “emin” olmaktır. Yani inanmak bilmenin bir sonraki adımıdır. İnanmadan bilinebilir ama bilinmeden inanılmaz.'' yargınız doğru değildir. İnsan duyu organları ile edindiği verileri önceki deneyimleri ile yorumlayıp düşünerek bilgi edinir, bilgiye inanılmaz. Bilgi, daha akıllıcası öğrenilene kadar kullanılır. İman bilginin doğruluğundan emin olmak değildir. Bilginin doğruluğunu sorgulamamak, hatta sorgulayamamaktır. Diğer önermeleriniz, beynin (kognitif) çalışma ve bilgi tutma sistemiyle ilgili konulardır. İman=İnanmak= Doğru Bulmak demektir.
Ahmet Maslak 15 Şubat 2020 11:39
0
İbrahim Kiras saf akıldan bahsediyor, mantıksal pozitivizmden başka kuş tanımamış olanlar deney duyu falan diye itiraz ediyorlar. Halbuki mantıksal pozitivizmden başka kuşlar da var. Onlar da uçuyor. Ne diyor büyük Köninsbergli: ”bütün bilgilerimiz deneyle başlar ama bütün bilgilerimiz deneyden çıkmaz”.
İnanç lazımdır. 17 Şubat 2020 10:41
0
Atıf yaptığınız Kant, bilginin kaynağının saf akıl olduğunu kabul etmez, anlama kabiliyeti olduğunu kanıtlamıştır. Sn Kiras ta bilgiye nasıl ulaşırızı yazmadı. Zaten saf akıl diye bir şey de yoktur. Yeni doğmuş bir bebekte biyolojik ihtiyaçların bilgisi bile olmaz. Hayatta her şeyi deneyle öğrenemeyiz, ailemizden, çevremizden görerek, okuyarak, dinleyerek vb.. okullar, kitaplar, medya bunun için var değil mi? Eskiler Akli baliğ olmak derlerdi, rüşt, mümeyyiz olmak ta denir= doğruyu yanlışı birbirinden ayrıdedecek, akla muhakemeye sahip olmak.
Bilim... 2 14 Şubat 2020 00:09
Hakiki iman "müspet" ilimlerle Tanrının varlığı kabul ederek inanmak değildir. Hakiki iman, çevre tesirinden öte, Tanrıyı anlayacak bilgiye vakıf olmaktır. "Gördüğümden başkasına inanmam" diyen maddeciler, hiç bir zaman görmedikleri ve göremeyecekleri ve her zaman değişkenliğe açık olan bir takım bilimsel görüşlere inanmaktadırlar...
Muhammet Ünal 14 Şubat 2020 00:01
İmanın konusudur gayb, çünkü biz melekleri,ahiret, Cennet, cehennem,vahiy bunlar nesnel bilginin konusu değiller ama imanın konusudur.Yani deneyimleyemedigimiz halde vahiy bize iman edin dediği için iman ederiz. Bilgiye ulaşsaydik iman etmeye gerek kalmazdı.
KARAR OKURU 18 Şubat 2020 08:18
0
Vahiy insana iman edinn diyor. İnsana iman edin demek bilginin gereğidir.
Bilmek 1 14 Şubat 2020 00:01
Sayın Yazar, Tanrıyı anlamak için lazım olan bilgi ile atom fiziğini anlamak için lazım olan bilgi aynı bilgi değildir. İhsan Oktay Anar bilgileri karıştırmış. Belli ki siz de karıştırmışsınız. İnsan atom fiziğini bilmeyebilir ama Tanrıyı anlayacak bilgiye sahip olabilir. İnsan Tanrıyı anlayacak bilgiye sahip değildir ama atom fiziğini bilebilir. Bunlar bir birbiri için şart da değil zıt da değildir... Taklidi imanı, Tanrının varlığını dünyevi bilgilerle ispat edemeden inanmak sananlar yanılmaktadır.
Sayın Kiras "Nihayetinde biyolojinin konusu olan bir mesele hakkında inancın bilimin karşısına çıkarılmasındaki mantıksızlığa itirazını dile getirmeye çalışmış olmalı." diyorsunuz. "Biyolojinin konusu olarak" öldükten sonra diriliş de mümkün değildir. İnsanın dünyaya gelişinde hiç bir dahli olmayan bilimciler, insanın tekrar yaratılamayacağını iddia edebiliyor... Bu da çok bilimsel oluyor... Tanrıyı bulamayan bilim her zaman noksan kalmaya mahkumdur ve programcısını inkar eden "yapay zeka" misalidir..
fakir 13 Şubat 2020 23:12
bilerek inansak daha iyi olmaz mı biz hz ademden çoğaldıysak herkesin aynı kan grubunda olması gerekirdi peki niye bu kadar değişik kan grubu var. bize kim anlatacak inanıyoruz müslümanız sümme haşa inkar etmiyoruz
Mertırmaklı 13 Şubat 2020 22:53
İnanmak bilme’ye konu ol(a)mayan alanlarda sözkonusu olur. Biliyorsak, inanıp-inanmama sorunu yaşamayız. O halde, bilmenin tanımını doğru yapmak, sınırlarını doğru çizmek lazım. İnanmak, bu alanın dışına ilişkindir. Vesselam!
Mehmet 13 Şubat 2020 20:41
Bir insan kim olursa olsun omurgalı değilse dik duramıyorsa doğruları konuşamıyorsa bilse ne olacak bilmese ne olacak inansa ne olacak inanmasa ne olacak. Allah a karşı sorumluluğumuz ağzımızdan çıkanlarladır. Keşke tarif edildiği gibi bir din dinin tarif ettiği gibi bir Allah olsa kim inanmaz ki herkes inanır .
Hasan Akseki 13 Şubat 2020 17:53
Galiba tüm toplum akıl sağlığımızı kaybettik!.. Bir YouTuber (her ne demekse) İhsan Oktay Anar'a edebiyat; roman, şiir hakkında değilde, neden din, inanç, evrim kuramı hakkında soru sorar ki? Einstein mezarında dirilip memleket sokaklarında dolaşmaya çıksa, yurdum insanı Einstein ile ne hakkında konuşur acaba? Bir insanın (bu bir yazar, edebiyatçı olsa bile) dindar, inançlı olup olmaması bizim için neden bu kadar önemli?
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 17:36
Yakin üçdür. Aynel, ilmel, hakkel yakin. Bilim dediğiniz hangisine girer. İman olur sonra bilgi edinirsin. Yol alırsın. Bilgi dediğiniz neyin bilgisidir. İman dediğiniz ise neye imandır. Zerre kadar imanda bilgi arıyorsanız imanınızda şüphe vardır. Bilimler tarihi nihai tahlilde iman ve inanç tarihidir. Fen veya teknoloji bilimleri istisna edilebilir. Yakin ile ilgili sınıflama Hakkel Yakin haricinde mutlak değildir. Hayatın akışı içerisinde değişebilir.
Öncelikle İbrahim Bey'e çok teşekkür ediyorum. Konuyu ;"Efradını cami,ağyarını mani"bir şeklilde izah ermiş.Evet;tahkiki iman'ı elde etmek için,bilgi şart.Yoksa taklid-i iman'dan kurtulamayız.09:24'de yazan okur yanlış biliyor.Bilmediğimize değil,görmediğimize iman ederiz.Görüne iman olmaz.Bilmek,bizi körükörüne,bilinçsizce inan etmekten kurtarır.Allah'a iman etmek ayrı(İman-ı billah),Allah'ı bilmek(tanımak)ayrı.Bilmeden de iman olur ama taklid'i olur."Dinsiz ilim kör,ilimsiz din topaldır "diye boşuna söylenmemiş.Daha da uzatılabilir ama,sanırım bu kadar yeterli olmuştur.
Muhtefi.. 13 Şubat 2020 17:29
0
Tebrikler ,,cok Arifane,şık olmus..
Takipci 13 Şubat 2020 14:25
Inanmak ve Bilmek, bu iki kavramin ortak bir alani yoktur. Yasadigimiz dunyada Bilenler kazaniyor, Bilmeyenler kaybediyor.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 16:37
5
Bilmek, inanmak ticaret değildir. Kâr, zarar ticarette olur. Bilmeyen inanamaz.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 14:03
Şu sıralar, “görmezden gelmek ‘in’.” Ne zaman ‘out’ olacak, kim bilir...
E.K 13 Şubat 2020 14:03
Her zaman bilerek inanmayiz sn yazar. Bazen inanmak istedigimiz icin inaniriz. Dinde bazi seyleri tam olarak ispatlamak veya bilebilmek mumkun degildir. Vahiy ornegin. Dinin temeli. 1500 yildri alimler cebellesiyor izah etmek icin...Bilerek inanmak tabiiki cok onemli. Neye inandiginiz bilirsiniz...
Karar okuru 13 Şubat 2020 14:01
Herkes her şeyi bilir, inanır da ama yapmaya, uygulamaya geldik mi yokuz. Demekki uygulama, yapmak önemli.
KARAR OKURUMürsel 13 Şubat 2020 13:36
Harika bir yazı başlığı sağolun muhterem Kiras. Bir kutsi hadiste;" Allah bana en yakın olan yanıma gelsin dediğinde; önce akıl sonra iman sonra edep( utanma ar edep) geldi" Aklı =(düşünme idrak fehim şuur) olmayanın dini imanı da olmaz. " Aklın nuru medeniyet fenleri vicdanın ziyası din ilimleridir.İkisinin imtizacından( kaynaşma) hakikat tecelli( kaynağından çıktığı gibi olma/ görünme) eder.Akıl nuru olmazsa taasup, vicdan ziyası olmazsa inkar/ küfür doğar"b.saidnursi. Kocakarı imanı makbuldür'ü yaygınlaştırıp yerleştiren zat maalesef merhum Necip Fazıl'dır eserlerine bakılabilir.Mesela;
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 13:34
Şota Rustaveli, 13. yy’da (bin ikiyüzlerde) yaşadığı sanılan Gürcü şairdir. Eski Sovyet Rusya’nın şimdi bağımsız olmuş farklı ülkelerinde saygı gören ve sevilen, adı büyük caddelere verilen bir şairdir. Sevgisine karşılık bulamadığı, o nedenle Kudüs’e gittiği ve bir Gürcü klisesinde öldüğü söylenir... Aslının Gürcülerle bağlantılı olduğunu söylenler az Rustaveli okuyup sevgiyi hatırlasalar da “bilmeyi üstün kılsalar” ...
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 13:26
Bir gerçek var insan düşünüyor hayvanlar gibi doğuruyor bütün canlılar memelide olsa yumurtadan meydana geliyor. Bütün canlıların gen kodları kromozonları belli ana rahimde bile anne ve çocuğun kanı karışmıyor. Birde dünya çok eski milyonmu milyarmı belli değil bu uzun süre zamanda evrimde olur mutasyonda olur her şey olur, inanalım inanmayalım bunlar teoridir. Bana göre dinlerde ortaya atılan teorilerdir tanrı asla insanlarla konuşmadı insanlar tanrıyı kendi beyinlerinde var etti
Karar okuru 13 Şubat 2020 14:56
6
Sen adam ol da konuşsun. Herhalde Onun seninle 29 harfle konuşmasını bekliyorsun. Yaratıcı kullarıyla her gün konuşuyor yeter ki anlamak için çaba göster.
Muhtefi.. 13 Şubat 2020 17:37
1
13:26..Tanrilardan (zanlar,vehimler,kuruntular,vesveseler,,bedeni vazgecilmezlerimiz vb) kurtulursan/sak o zaman..Hak kalir..:)))..guzel demis 29 harf sadece sestir on da bile konustugumuzu zannediyoruz..:)...kelimeler baska Mana başkadir..!..Hz Ibn i Arabide var reçeteler.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 13:09
Kimse kimseyi herhangi bir şeye inanmaya veya inanmamaya zorlamamalı, zorlananlar mecburiyetten bir şeyleri yapmak zorunda kalmamalı... Diğerlerinin varlığı ve herkes kadar saygı görmeleri gerektiği kabul edilirse daha huzurlu ve daha yaşanılır bir yer olabilir belki “bizim dünyamız” da...
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 11:36
Size göre bildikten sonramı inandık, inandıktan sonramı bildik ? Bence inandık sonra bilmeye başladık.Fakat önce inandık.HZ. Hatice de önce inandı ve Hz Peygamberin Peygamberliğine inandı.Fakat bilmesi mümkün değildi.Nesnesine gidip sorgulaması imkansızdı.Önce inandı.Bu da GÜVENDİ.Sana güveniyorum sen hiç yalan söylemedin .İşte inancın öznesi buydu
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 11:31
Keşke Çinli,Kızılderili,Aborjin,Eskimo peygamberlerde olsaymış. Eskimo bir peygamber mesela orucu güneşe göre ayarlamazdı sanırım.İnancın bilemedikleri asıl problem.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 18:50
0
11.31, Geç bu bayat maddeci sorularını. 24 saat dünyanın kendi ekseninde bir kere döndüğü zaman birimidir. Kutuplarda da 24 saati belirleyen vakitler vardır. Belirginliği daha faklıdır. Yani dünya ekseni etrafında, ekvator 24 saatte, kutuplar 6 altı ayda dönmüyor...
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 11:20
Fizikteki gelişmeler, evrendeki hiç bir şeyi mutlak olarak bilemeyeceğimizi gösterdi. 20.yy başında ufacık bir elektronun bile aynı anda hızını ve konumunu bulamayacağımızı matematiksel olarak ispatladık. Eğer bilimin bizatihi kendisi, bize herşeyi mutlak bir şekilde bilemeyeceğimizi, bilebileceklerimizin ise sadece belli bir skalada, çeşitli ön kabullere dayanmak zorunda olduğunu söylerse ne yapacağız? Sayın Anar'ın 19.yy'dan kalma arkaik düşüncelerinin alıcısı çok. Peki bu güruhları 21.yy'a nasıl taşıyabiliriz?
Mustafa Özyörük 13 Şubat 2020 11:03
Yetmiş yaşındayım kuranı sekiz on defa hatim ettim namazımı kılıyordum Akp li olmadığım için üç beş kişi beni dinsizlikle itham ettiği için canım çok sıkkındı Bizim bu yörede yerde bir nalburiye işiyle uğraşan bir adam var dükkanından bir şeyler almak için vardım nalbur bana abi sizde Müslümansınız dedi Malzemeleri aldım dışarıya çıktım bir baktım ki burnum kanıyor yetmiş yaşından sonra din den çıktım bir daha da kesinle söylüyorum geri dönüş yapmam bu konuda çok eziyet çektim. Ben hesabı Allah a vereceğim zannediyordum yanılmışım..
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 16:16
4
Eee ne anladık bu hikayeden.akp liler sen bize oy vermedigin için sana müslüman değilsin demisler,sen de onlara kızıp dinden cikmissin. Aferersin ama sen dinden çıkmak için bahane arıyormuşsun.akp ye Kızıp dinden soguyanlar ahlaksız zenginlere bakıp hiç paradan sogmuyorlar.namaz,oruç,hak yememe,iyi insan olma zor geliyor akp ye kızdım artık namaz da kılmam ,oruçta tutmam,camiye de gitmem,her haltı yerim küstüm kustim.sapla samanı karistirmayin.
Mahmut43 14 Şubat 2020 10:13
0
Lütfen. 'Sonra da her halti ye' demen senin fikri sığĺığını yansıtmış. O arkadaş öyle bir şey yazmamış. Sen eklemişsin. Ben de aynı düşünüyorum. Ama haram yemedim. Yerdeki karıncaya basmamaya calışırım. Insanları da incitmemeye çalışırım. Yani her haltı bırak halt yememeye çaĺışırım
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 20:59
0
11.03, Senin bu numaran yeni değil. Aç İslam tarihini oku. Orada senden çok var.
ERKAN DOĞAN 13 Şubat 2020 09:27
Sayın Yazar Mesele inanmak yada inanmamak değil 3.000 yıl öncesi insanın doğa,ve evren ve mana ile kurduğu ilişkinin 3.000 yıl sonrada aynı olduğunu düşünme hatasıdır.Hiç bir Peygamber kendisinden önceki ile aynı vaazı vermemiş aynı ritüeli uygulamamıştır.Ama bizden 3.000 yıl öncesi insanının ışıksız çöldeki mana atmosferini yaşamamız için elektrikli bir dünyanın önemsiz olduğu fikrini gözardı etmemiz isteniyor.Her şey değişir ve dönüşür din ve iman da değişecek bu kaçınılmazdır.3000 yıl sonrada belki Müslüman olacağız ama başka tür bir Müslüman.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:24
Bildiğimiz şeye inanır mıyız? Bence inanç bilemediğimiz, metafizik olanla ilgilidir. Ankara'nın varlığına inanmam, bilirim. Allah'ın varlığını ise bilmem ama inanırım. Bir şeyin var olma ihtimali varlığını bilgi haline getirmez. Bildiğimiz şeye de inanmamız gerekmez.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 11:14
9
Aslinda Allah'in varligina inanmaniz da once bilmeniz sayesinde oluyor, bu ustu ortulu bir sekilde gelistigi icin farketmiyoruz, zaten Kur'an'da da defalarca "deliller"den bahsedilir ve siz o delilleri de bilerek Allah'a iman edersiniz.. sizin kastettiginiz "Allah'i bilmiyorum ama inaniyorum"daki bilmeme bizim idrak seviyemizi asan tarafina iliskin bilmeme durumu.. yoksa Allah'a her iman eden, aslinda Onu, az ya da cok, bir miktar bilir..
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:12
Tanrının, insanın bilmesine ihtiyacı var mı? O, zaten her şeyi bilen, gören ve yaratan değil mi? “Oku”, insana ilk mesajı, ilk emri... O halde sürekli öğrenmeyi ve daha çok bilmeyi aklıyla yapması gereken insan için bilerek inanmak, tercihten de öte uyulması zorunlu bir görev kuralı olarak bildirilmiştir şeklinde yorumlanamaz mı?
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:00
Hz. Ebubekir'e (Hz.) Muhammed dün gece mescid-i aksa'ya gittiğini söylüyor, buna da inanıyor musun diye sorarlar. Hz. Ebubekir, bunu O mu söylüyor, evet, bunu O söylüyorsa inanıyorum, derken acaba madde planında ne biliyordu? Ona Sıddık denilmesine sebep olan onun böyle sorgusuz inancı olmuştur. Allah'ın kâinatı yarattığı inancını bir müslümana bir milyon bilme inkar ettiremez. İnkâr ediyorsa zaten Müslüman değildir. Diğeri de bilme değil yanılsamadır. Küfre hizmet için sonuçları çarpıtıp insanlığı kandırma çabası değilse...
karar okuru 13 Şubat 2020 10:57
2
Madem Peygambere (S.A.A.V.) bu kadar sadıktı ve imanı bütün ümmetin imanından üstündü, neden Resulullah (S.A.A.V.) ve etrafındaki 9 kişi savaşmaya devam ederken ve geri çekilme emri vermemişken Uhud'da savaş meydanını terkedenlerin başını çekmiştir?
Karar okuru 13 Şubat 2020 15:04
0
10.57 Bu bilgiyi nereden aldın, kaynak nedir? Böyle bir şey olduğuna dair bir şey okumadım. Kaynak yazarsan incelerim.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 18:28
1
Hadi Uhud’u boşverin Peygamberimizin cenazesinde nerede idi?
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 21:05
0
18:28 Burada yok yere mezhep tartışmasına girmek istemiyorum lakin kısaca söyleyeyim. Ensar Hazrec'in reisi Sa'd bin uhadeyi halife seçmek için toplandılar. Bunu muhacir sahabe haber alır almaz toplantı yerine gittiler. Çünkü araplardaki kavmiyetçilik duygusu çok kuvvetli olduğundan kureyşe mensup olmayan birinin herkesin tasvibini alamayacağından ve İslam birliğinin zayıflayacağından korktular.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 11:34
0
10.57, Uhud Savaşında Okçular tepesini Cübeyr oğlu Abdullah'ın komutasındaki 50 okçu savunuyordu. Hz. Ebubekir savaş esansında bedenini Hz. Peygambere siper eden 30 kişiden biriydi.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 11:44
0
18.28, Bu Şia palavralarını buralarda paylaşarak kendinizi rezil etmeyin. . Ebubekir Hz. Peygamberin cenazesini kılan cemaatin başındadır.. Ve şöyle demiştir: Senin peygamberlik vazifesini tebliğ ettiğine, ümmetine nasihatte bulunduğuna, Allah ın dinini üstün kılıncaya kadar Allah yolunda savaştığına şehadet ederiz! (Belâzuri , Ensâb, c. 1, s. 574, Beyhakî, c. 7, s. 251.)
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 08:49
Önce inanç ve bilme kavramlarını netleştirmek lazım. 150 yıldır ispatlanamadığı için hâlâ teori olarak kalan darwinin varsayımlarını bilme, sahih kaynaklarda geçmeyen birtakım tevatür yani kulaktan kulağa yayılan söylenceleri de inanç kabul ettiğimizde yaptığımız şey havanda su dövmek olacaktır.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:19
14
Darwini teorisini ispatlayacak ara form bir iskelet olması gerekiyordu. Büyük bilim adamlarından biri, bir maymun iskeletinden ve bir insan iskeletinden aldığı iki parçayla (alt çeneyi birinden, üst çeneyi birinden) alarak ara forma ait kafatası buldum demiş ve bilim dünyasını epeyce bir zaman kandırmıştı. Ama maalesef (!) gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkması gibi bir kötü huyu var.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:24
1
Biraz genetik okumuş olsaydınız, DNA ları ve DNA lardaki fosil genleri anlamış olsaydınız, "150 yıldır ispatlanamayan" gibi iddialı bir cümle kurmazdınız. Bilim adamlari fosil genleri kullanarak harıl harıl tum canlılalın ortak atası olan tek hücreyi bulmaya çalışırken siz evrimin ispatlanmadığına "inanıyorsunuz".
Karar okuru 13 Şubat 2020 15:16
2
09.24 Siz çalışadurun kardeşim. Kendinizi ellerinizde inkar malzemeleriyle Hakkın huzurunda bulduğunuzda uyanırsınız ama iş işten geçmiş olur. Benden söylemesi...
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 21:24
0
09:24 Ben genetik okudum da sen okuduğunu ve yazdığını keşke biraz anlayabilseydin. Tüm canlıların ortak atası olan tek hücreyi bulmaya çalışmak bilim değil adı üstünde teoriyi ispatlamaya çalışmaktır. İspat etmiş olmak bilimdir. Sen benim genetik bilgimi sorgulayacağına bilim ne demek, teori ne demek öğrenmeye çalış. Lütfen. Modern cahillik çok kötü çünkü.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 19:06
0
9.19, Darwin teorisi palavradır. Bunu evrimciler bile kabul ediyor...
Kaptan Kusto 13 Şubat 2020 08:02
Bilmek ile inanmayı eğer din üzerinden karşılaştırmaya kalkarsak yanılgıya düşmek kaçınılmazdır. Bilgi koşullara dayalı olarak yapılan gözlemlerin sonucunda edinilen ve aynı koşullarda aynı sonuçların elde edilmesinden kaynaklanan bir çıkarımdır. İnancın gözlemlere dayanması gerekmez. Tanrının varlığı gözlemle ortaya konulunabilecek bir iddia olamaz, çünkü tanrı koşullara bağlı olarak şekillenen bir varlık değildir. Din ise bu bilinemezliğe yaslanarak gözlemlerle sınanmaya, doğrulanmaya kendini kapatır. İddiada bulunmak için bilgiye dayanmadığınız zaman kumar oynamış olursunuz.
UÇUR BİZİ AKEPE 13 Şubat 2020 02:32
İBRAHİM bey BİLMEK değil elbet İNANMAK üstündür
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:25
3
O nedenle bilenler marsa koloni kurmak derdinde, inananlar ise kim daha iyi inanıyor diye birbirini kesiyor.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 18:27
0
9.25, Sana bu mavradan bir cacık çıkmaz. Marsa gidenler de Tanrıya inanıyor.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 01:04
Elbette bilmek daha üstündür bildiğimiz şeye inanırız bilmediğimiz şeylere değil ..inanmak için bilmek şart
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 00:54
Bilmek "Şüphe edip,sorgulayıp gözlem ve deneylerle bir neticeye ulaşmakla" olur.İnançta "şüpheye" yer yoktur tek delili "mucize"olabilir ki onuda 1368 yıldır gören yok.Sonuç Bilmek bir tercih değil çünkü inanç alternatifi olmadığı gibi bilgi inancın onayına ihtiyaç duymaz.
Bu dünyada akıl ile yapılabilecek en hayırlı iş Tanrıyı anlamaktır. Tanrıya ulaştıran bilimi tercih ederim.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:14
9
kullandığınız batı icadı tüm buluşlar sizi tanrıya nasıl ulaştırıyor.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:35
7
Bilgi kaynaklarından biri de kıyas yapmaktır. Elma ağacından düştüğünüzde yaralanmışsanız armut ağacından düştüğünüzde de yaralanırsınız. Bunu tekrar denemeye gerek yoktur. Bir resim varsa mutlaka ressamının da olacağını iddia edip sonra kalkıp kâinatın tesadüfen yaratıldığını savunmak akılsızlıktır.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 09:49
7
İlim müslümanın yitiğidir, nerede bulursa alır. Buluşların batı icadı olup olmamasında bir sakınca yok. Önemli olan faydalı ve doğru olmasıdır. Yapılan çalışmalar kötü niyetli değil ve yanlışlık yapılmadıysa sonuçların İslam diniyle (Kuran ve sahih sünnetle) çatışması mümkün değildir. Dinin sahibi olan Allah(CC) yarattığı kanunlara aykırı hükümler elbette ki göndermez. Seküler düşüncenin olumsuz etkisinden kalblerimizi kurtarmanın gerekir.
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 16:40
1
09.14, Batıyı da Tanrı yarattı...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN