Back To Top
Osmanlı’da devalüasyonun adı: Tağşiş

Osmanlı’da devalüasyonun adı: Tağşiş

 - Son Güncelleme: 28.01.2020 Salı 08:32
- A +

Kanuni döneminden itibaren askeri alandaki teknolojik gelişmeler ve savaşların uzun sürmesi merkezi bir orduyu gerekli kıldığından; yerel askeri birlik niteliğindeki Tımar ve Zeametler’in tasfiye edilmesi ve ordunun merkezileşmesi şart olmuştu. Böylece maaşlı olan askerlerin sayısı 12.000’den 60.000’e kadar yükselmiş ve bütçe açıkları artmaya başlamıştı. 

İran’la 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin anlaşmasından önce neredeyse altmış yıl aralıklarla savaşılmıştır. Ardından başlayan Girit’in fethi yirmi beş yıl sürmüştür. Aynı dönemde Avrupa’da da Lehistan seferleri elli yıl sürmüştür. Aralıklarla bir yüz yıl boyunca Avusturya ile savaşılmış ve 1699 yılında yapılan Karlofça anlaşmasıyla mağlubiyet kabullenilmiştir. Savaşların yanı sıra bu dönemde Celali İsyanları, Eflak-Boğdan-Erdel İsyanları, Bağdat-Basra isyanları onlarca yıl sürmüştür.

18. Yüzyılda Ruslarla altı büyük savaş yapılmış ve Prut hariç neredeyse tamamı kaybedilmiştir. 1774 Küçük Kaynarca anlaşmasıyla, Osmanlı ilk defa savaş tazminatı da ödemek zorunda kalmış ve kelimenin tam anlamıyla bütçesi iflas etmiştir.

Hayalperest yöneticilerin hamasi ve yanlış öngörüleri ile kısa sürede zafer kazanma arzusuyla başlattıkları bazı savaşlar adeta hezimetle sonuçlanmıştır.

Dönemin yöneticileri, bütün dünyada, 17. yüzyıldan itibaren kazanılan savaşların arkasında güçlü bir mali sistem ve lojistik güç olduğunu tam olarak kavrayamamışlardır. Savaştan önce halkından daha fazla vergi toplayabilen ve milli finansal kurumlarından borçlanabilen devletler, mesela İngiltere ve Fransa, savaşlarda daha başarılı olmuşlardır. Bu gerçeklerin farkında olmayan ve hamasi duyguların etkisinde ülkelerini savaşa sürükleyen yönetimler hem ülkelerini ve halklarını her zaman felakete sürüklemişlerdir.

TAĞŞİŞ DEVALÜASYON ENFLASYON

Tağşiş kavramını en son yapılan gıda kontrollerinde duyduk. Sızma zeytinyağı yerine ayçiçek veya pamuk yağı karıştırılması ya da sucuklara kırmızı et yerine daha ucuz olan tavuk eti katılması, buna örnektir.

Tağşiş bir ürünün esasını oluşturan maddenin azaltılarak, yerine aynı görünümde fakat değeri düşük başka madde eklenmesiyle imal edilen ürünlerin piyasaya sürülmesidir.

Osmanlı’da 19. yüzyıla kadar sadece madeni para kullanıyordu. Uluslararası işlemlerde altın ve günlük küçük işlemlerde zaman zaman bakır para kullanılsa bile; ödemeler, genellikle gümüş paralarla yapılırdı.

Bütçe açığından dolayı, Devlet, taahhüt ettiği ödemelerin tamamını yapamayacağını anladığı zamanlarda; paranın içindeki altın veya gümüş miktarını azaltarak, yani tağşiş yaparak, yani bugünkü dile çevirirsek karşılıksız para basarak ödemelerini yapardı.

Tabi piyasalar bu tağşiş olayını öğrenir öğrenmez fiyatlar yükselirdi. Sonuçta, katlanılması zor, yüksek oranlı bir hayat pahalılığı yaşanırdı.

Mesela 1580’den 1670 yılına kadar paranın içindeki gümüşün payı 0,70 gramdan 0,23 grama düşürülmüş ve hayat pahalılığı da %500’e yaklaşmıştır.

İkinci en büyük devalüasyon II. Mahmut’un tahta çıktığı yılda yapılmıştır. Osmanlı Kuruşu’nun içindeki gümüş miktarı 5,9 gramdan, tağşiş yapılarak 0,5 grama düşürülmüştür. Yani paranın içeriğindeki gümüş oranı 12 misline yakın düşürülmüştür.

Osmanlı parası konusunda uzman Şevket Pamuk’a göre 1460’lı yıllardan 1830’lu yıllara kadar paranın içeriğindeki gümüş oranı %99 azaltılmıştır. Yani bir gümüş paranın içeriğinde 100 (yüz) gram gümüş varsa bu 1 (bir) grama düşürülmüştür.

Tağşişlerden dolayı oluşan hayat pahalılığından en çok sabit gelirliler etkilendiği için maaşlı yeniçeriler defalarca ayaklanmış ve büyük sorunlara sebebiyet vermişlerdir.

1833 yılında başlayan altın esaslı para sistemi, altın esaslı dış borçların da yardımıyla fazla değişmeden birinci dünya savaşına kadar sürmüştür. Gerçi bu dönemde Kaime dediğimiz kâğıt paralar tağşişi yapılmış, tedavüle sokulmuş, değersizleşmiş ve binlerce insanı iflas ettirdikten sonra; bu Kaimeler toplanıp yakılmıştır.

Şimdi bize kaybolan on yıllarımızı, yüzyıllarımızı verseler; gelecek yazıya kaldı.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 22:25
Yazınızı şimdi okududum. Ne tesadüf ki bu sabah ben de Karlofça Antlaşmasını hatırladım. Gresham’ı da tekrardan hatırlamak çok iç açıcı olmasa da fakültede 1. sınıfa geri döndüm... Hem tarihimizi hem de iktisat dersini hatırlamak iyi geldi. Sağ olun.
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 12:19
Osmanlı cart curtla uğraşmış deseniz daha iyi olmaz mıydı?
antini kuntin işler 28 Ocak 2020 22:06
0
Osmanlı cart,curtla uğraşmayıp aşağıdaki ülkeler gibi ciddi işlerle uğraşsaydı ne olurdu sen hiç düşündünmü? :Fransa,Belçia,Hollanda,İspanya,Macaristan,Almanya,,İsveç İitalya ve ABD.'de1889 dan1958 kadar Afika köleleri: kafeslere konup insanat bahçesi yapıp,bu galerilerde toplam Pariste34milyon kişiyle, Almanyada milyonlarla birlikte Bismark bile izledi. tabelalarda lütfen yiyecek vermeyin yazıyordu.Nasıl?
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 11:42
Desenize bizim gençliğimiz de böyle imiş!...
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 11:29
Sn.Yazar;Öngörüsü olmayan/olamayacak yönetimlerin günlük hatta saatlik yönetim stratejileriyle gelinen noktayı adeta bir film gibi izliyoruz ülkemizde,Bir karar alınırken çoklu tartışma ortamı olmaksızın şahsi iradelere dayandırılan keyfi kararlar,sonuçları elbette hezimet.Osmanlıdaki kararları nispeten anlayabiliriz eğitim düzeyi ve bilgiye ulaşım bu kadar kolay değildi,şu anki ortamda dünyadan bu kadar kopuk müstakil bir düzende ülke yönetimi olabilir mi?Oluyor.Sonucu ne olacak ?Basit,öyle yada böyle herkes ait olduğu sokaklara dönecek,sessiz iradeler sesini yükseltiyor artık...Geçmişler ola
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 10:45
iktisat tarihçiliği açısından Osmanlının iktisadi yapısı tam turnusol kağıdı ...Aslında bu bilgi fıkıhçıya çok lazım ...Faiz den olgu ile Riba arasındaki farklı anlaması açısından(ki bu çok zor )çok önemli bir yazı .Borçlanma talebi devlette başlar ...Tüketicin borçlanması tali konudur.Osmanlının iktisadi yapısın çöküşün sadece bunlar sonuçları hi şüphesiz ,lakin bir gerçek var kı paranın kiralanmasına ihtiyaç duyulur.Yani sermaye yetersizliği.
ismet badem 28 Ocak 2020 09:22
Biraz da gerçek para - itibari para hususuna temas etseniz fena olmaz. Yazınızda belirtildiği üzere altın esaslı para olunca istikrar sağlanmış. Şimdi de böyle bir sisteme geçilmesi için teşebbüs edilemez mi? Teşekkürler
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 00:43
Yeni osmanlıcılık akımı ülkemize tekrar geldi. Vatana millete hayırlı olsun.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN