Back To Top
Olof Palme’yi hatırlayan var mı?

Olof Palme’yi hatırlayan var mı?

 - Son Güncelleme: 16.02.2020 Pazar 10:01
- A +

Eminim vardır ama yine de hatırlamayanlar, Olof Palme öldükten sonra doğanlar için kim olduğunu hatırlatmamda yarar var. Palme 1927 doğumlu İsveçli bir politikacı, sosyal demokrat ve ülkesinin yönetiminde yıllarca yer almış bir devlet insanı. Açık sözlülüğü, ABD’nin ve Rusya’nın müdahalelerini eleştirmesiyle, ülkesinin refah düzeyini arttırmasıyla ve sosyal güvenlik mekanizmalarını güçlendirmesiyle tanınıyor.

Vietnam Savaşı’na karşı çıkmış, Hanoi’nin bombalanmasını Polonya’daki bir Nazi konsantrasyon kampına benzetmesi yüzünden ABD ile ülkesinin ilişkilerinin ciddi şekilde gerilmesine neden olmuş, Latin Amerika’nın devrimcilerini desteklemiş, Portekiz, İspanya gibi ülkelerdeki faşizmi eleştirmiş, Sovyet müdahalelerine karşı durmuş, Güney Afrika’daki ırkçılığı yerden yere vurmuş bir lider Olof Palme.

* * *

Bugün bu köşede hatırlatılmasının nedeniyse 34 yıl önce, bir sinema çıkışında Stockholm’ün ana caddelerinden birinde eşinin yanında öldürülmesinin yıl dönümünün (28 Şubat 1986) yaklaşması ve katilinin, katillerinin günümüze değin bulunamaması.

Ancak amacım cinayetinin izini sürmek, kimler tarafından öldürülmüş olabileceği konusunda tahmin yürütmek değil. Bu konuda çok şey yazıldı, İsveçli ünlü romancı Stieg Larsson bile üstünde çalıştı. Guardian gazetesi poliste bir birimin araştırmalarını hala sürdürdüğünü yazıyor.

Benim amacım Palme’yi anmak, yaptıklarını anımsatmak, galiba en çok da İsveç’e komşu Norveç’te okurken ölümünün bizde yarattığı sarsıntıyı ve üzüntüyü, Stockholm Belediye Sarayı’nda düzenlenen sivil cenaze törenin hafızama kazınmış izlerini paylaşmak.

Aklımda en çok da Fin kökenli İsveçli sanatçı Arja Saijonmaa’nın beyaz uzun elbisesiyle Başbakan Palme’nin tabutuna eğilerek Violetta Parra’nın ünlü şarkısı “Hayata Teşekkür Ederim”i söylemesi kalmış.

YouTube daha ziyade ikinci şarkıyı, yani Mikis Theodorakis’in bestesini ön plana çıkartıyor ama asıl önemli olan Şilili Parra’nın 1966’da uzun süre birlikte olduğu erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra La Paz’da bestelediği ve Mercedes Sosa, Elis Regina, Joan Baez’in de söylediği “Gracias a la Vida”, İsveççesiyle “Jag vil tacka livet”di.

Saijonmaa törene katılan yüzlerce insana ve tabii ki tüm dünyaya Palme adına hayata teşekkür edilmesi gerektiğini hatırlatmıştı. Hem de sadece görebilecek iki göz, duyabilecek iki kulak verdiği için.

Gözlerini açtığında siyahla beyazı birbirinden ayırabildiği, doğruyla yanlışı görebildiği, farklı sesleri duyabildiği, şarkısının özü olan mutluluğu ve hüznü hissettirdiği için hayata teşekkür etmekteydi Saijonmaa, bu şarkının kendisi kadar Olof Palme’nin ama aslında herkesin şarkısı olduğunu etkileyici bir duyarlılıkla vurgulayarak. 

Muhtemelen Palme de fırsat bulsaydı ölmeden önce hayata teşekkür eder, verdiklerine tıpkı şarkının sözlerine yansıyana benzer şekilde şükrederdi. Onu yakından tanıyanların anlattığına göre Danimarka krallarına dayanan aile kökenine rağmen mütevazı bir insandı.

Benim gibi 1980’ler Türkiye’sinde 12 Eylül tecrübesini kıyısından köşesinde de olsa yaşamış insanlar içinse idoldü. Antiemperyalist, ırkçılık karşıtı, toplumsal eşitlikçi, demokrat ve daha pek çok şeydi. Palme İsveç demokrasisinin, ülkesinin dünyadaki ve bizdeki saygınlığının insanda vücut bulmuş haliydi.

Oslo’da okurken İsveç’e sık sık gider, hatta oradan, sınır köylerinden gündelik alışverişimizi yapardık. Hiç unutmam ilk renkli televizyonumuzu yakındaki bir İsveç kasabasından almıştık. Stockholm’de Tunç Okan’ın Otobüs filminin çekildiği meydana gidip doya doya, sindire sindire gezmiştik. En çok da İsveç televizyonu seyrederdik.

Ingmar Bergman’ı orada daha iyi anladık. İnsanlık durumlarını derinden yakalayan filmlerini farklı gözle izledik. Bergman’da tıpkı İsveç gibi gösteriş değil estetik minimalizm vardı. Bir anne ve kızının diyaloglarıyla, sağlık sorunları yüzünden konuşmayan, hareket etmekte dahi zorlanan diğer kızının tepkileriyle mesela “Sonbahar Sonatı” bize sistemin başarı olarak sunduklarının insani maliyetini göstermekteydi.

* * *

Otuz küsur yıl öncesinin İskandinavya’sı her anlamda ve her yerden farklıydı. Norveç Kralı Olav’a Holmenkollen’e kayak yapmaya giderken metroda rastlayabilirdiniz, sinemada yanınıza bir bakan oturabildi, siyasiler sokaklarda korumasız dolaşabilirdi, işlerine bisikletleriyle gidebilirdi. Palme’nin ölümü bunların çoğunu, sanırım en çok da zamanın ruhunu değiştirdi. İsveç de, Norveç de artık eskisi gibi değil. Zaten dünya da değil.

O günlerden bugüneyse faili meçhul bir cinayet dışında güzel anılar, anlatacak hikayeler ve Palme gibi insanların dünya tarihinde bıraktığı izler kaldı. Onu geri getiremeyiz fakat temsil ettiği değerleri, şekillendirdiği siyaseti, yaşadığı dönemi hatırlayabiliriz. En azından o dönemin müziklerini dinleyebilir, filmlerini seyredebiliriz. Vaktiniz olursa sadece Saijonmaa ve Bergman ile yetinmeyin, biraz daha gerilere gidip Edvard Grieg’i de dinleyin derim. İyi ve huzurlu bir tatil günü dileğiyle…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 03:13
Süpersin Mensur Akgün!!!!Hollandada yaziyorum.OLOF PALMEY bizi en cok ilgilendiren tarafi mazlum kúrtlerierin haklarini savunmasiydi var olus mucadelelerinde bir kus misali gagasindaki bir damla suyu Ateşe atmasiydi ve siz yazinizda tek bir defa bile kullanmamissiniz. Durun durun ne diyeceginizi biliyorum. Bizler kardesiz!!!(turkler ve kurtler) yurekli olun. Supersiniz
ZEYNEL 16 Şubat 2020 19:18
ben 44 doğumluyum...yetişkin hayatım isveç te geçti..benim neslim bu güzel insanı nasıl unutur .. şatafatı pek sevmeyen isveçliler palmenin cenaze merasimi kendilerine has sadelikle düzenlemeleri ne muhteşemdi..elimde bir kırmızı gül yol kenarinda tabutun üerine atacağım bekliyorum önce trompet sesleri duyuluyor beyaz bir tabut geliyor iki yanında üçer genç (sosyal dem.gençlik kolundan galiba )6 veya sekiz tropetçi tırrrıp tııırrrrp tırrrp tıp...ve hızla önümden geçiyor elimdeki gülü son anda tabutun üzerine attım ama üstünde kalmadı düştü ve yerler tüm güzergah kırmızı güllerle dolmu
Ali kaya 16 Şubat 2020 16:43
Biz kurdlerin buyuk dostu. kurtce egitime izin veren dunyanin ilk lideri bugun binlerce kurd cocuk sizin izin verdiginiz okullarda kurtce ögtendi. kurd edebiyati isvec sayesinde yok olmaktan kurtuldu, kurtce kutuphane, kurd yayinlar isvecte özgurce yayin yaptilar. oxur be palme xude ji te razi be
KARAR OKURU Mürsel 16 Şubat 2020 15:05
O dönem İskandinavya'sı güzel bir özlem gerçekten. Hayatı yaratana teşekkür etmeliyiz. Hayat kendi kendini mi yaratıyor ki?.. Mürsel mecaz da olamaz ki edebiyat yapmıyoruz..
metin p. 16 Şubat 2020 13:19
OLOF PALMEYİ ABDNİN TAŞERON ÖRGÜTÜ pkk ÖLDÜRDÜ.ÇÜNKÜ PALME PKKYI ELEŞTİRİYORDU.AYRICA ABDNİN UZAK ASYA POLİTİKASINI VE İSKANDİNAV ÜLKELERİNE KARIŞMASINI DA YADIRGIYORDU.YETMEZ Mİ?hıdır sarıkayanın ismini de duydunuz mu?buyurun bir tık kadar yakın.anlayana!!!!
A.flratoglu 16 Şubat 2020 12:33
OLAF PALMEYi HATlRLIYAN GAZETECiMiZ VAR.
Ilhan 16 Şubat 2020 10:35
Cok guzel ve gecmiste ki ve bugunku duygularimi yansitan bir yazi.
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 08:39
Işıklar içinde uyusun Palme ve diğer iyi insanlar.Kötülüklerin elbet sonu gelecek. Hayata teşekkür ederken Umutluyuz, kararlıyız ve Nazım' ın dediği gibi "Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma umuda kurşun işlemez gülüm" Teşekkürler hocam.
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 07:04
Demokrasi isteyenler terörü birlikte yok etmeli.Ama bu bir hayal galiba. Ana caddede Palme'nin öldürüldüğü yere bronz bir nokta konulmuş, geçmişi unutmamak için hepsi bu kadar. Özgürlük güvenlik dengesi ne kadar önemli.
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 04:22
... Bilenden yaşayandan Olof Palme’yi, onun insani yanlarını ve her sıradan insan gibi yaşayıp bu dünyaya korkunç, acımasız ve vicdansız bir “kurşuncu”nun düşüncesiz hareketi yüzünden hayata teşekkür edemeden veda ettiğini yazmış olmanız bir taraftan iç burkan anıları hatırlatsa da diğer taraftan o güzel insanı hatırlamanız hepimiz için umuttur. Sağ olun. Size de huzurlu bir hafta sonu diliyorum...
KARAR OKURU 16 Şubat 2020 04:20
I. Otuzdört yıl mı geçmiş. Dile kolay... İspanyolca öğrenmeyi de yarım bıraktım ama “gracias a la vida”nın hayata teşekkürler demek olduğunu biliyorum. Olof Palme teşekkür edememiş, diliyorum biz hayata teşekkür ederek kendimizden ve yaptıklarımızdan memnun olarak ayrılız hayattan. İyi ki Taha Akyol’un izini sürmeye karar vermiş, Karar’da onu bulmuş, bilvesile yazılarınızı da okuma şansına sahip olmuşum. Oslo’yu ve Stockholm’ü turist olarak gezip görmekten öte gerçekten yaşamış, orada eğitimini sürdürmüş, o havayı teneffüs etmiş bir yazarı okumak daha da mutluluk verici. +++
mutlu yücel 16 Şubat 2020 00:40
bunca zaman geçmesine rağmen,palme gibi gerçek bir kahramanı hatırlamak, tanıtmak ne kadar hoş olmuş,teşekkürler.keşke onun gibi liderleri hatırlayan,anan,tanıtan proğramlar da olsa.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN