Back To Top
Büyük sorunumuz: Skolastik dinî öğretim

Büyük sorunumuz: Skolastik dinî öğretim

 - Son Güncelleme: 18.12.2019 Çarşamba 09:22
- A +

Latince schola (okul) kelimesinden gelen skolastik (scholasticus), “okul felsefesi” demekmiş. Batı Ortaçağında 1000 yıldan fazla eğitim kurumlarına hâkim olan bu anlayış ancak 1500’lerden itibaren sorgulanmaya başlandı. Kısaca kilisenin benimsediği inanç, felsefe ve bilgilerin tartışmasız doğru ve yeterli olduğu fikrine dayanır ve bunların öğrencilere mutlak kabul ettirilmesini hedefler.

Bu eğitim zihniyeti günümüzden 1000 yıl kadar önce İslam dünyasına geçti ve özellikle dinî öğretimde halen devam etmektedir. Buna göre eski yanılmaz nesillerce (selef-i sâlihîn, kurûn-i fâzıla) ‘doğrular’ eksiksiz söylenmiştir; bize düşen onları anlamak-anlatmak, okumak-okutmaktır. Böylece geçmişe saygı ve ondan yararlanmanın yerini geçmişi kutsallaştırma ve onu taklit aldı. Bu eğitimin günümüzdeki işlevselliğini sorgulama ve “selef kutsayıcılığı”nı aşma yönünde herhangi bir başarılı faaliyet şimdiye kadar olmadı; yakın vadede de olacağa benzemiyor. Bunun başımıza açtığı bela ise kısaca şu gerçektir:

Elli küsur Müslüman ülke içinde bilim, teknoloji, ekonomi... alanlarında kendine yeterli; başkalarının ürettiğini tüketmekle kalmayıp kendisi de dünyadaki bilimsel gelişmelere, insanlığın huzuruna; insan hakları, ahlâk, hukuk gibi değerlerin zenginleştirilmesine katkı yapan bir tek ülke yok. Diğer bütün sıkıntılarımız bu ana sorunun, bu da skolastik dinî öğretimin kaçınılmaz sonucudur.

Skolastik dinî öğretimin oluşturduğu koyu karanlık psikolojik ortamda içeriden; onca din âlimi, ilâhiyatçı vs. arasından bu köhnemiş eğitimin ve onun oluşturduğu genel dinî zihniyetin yaşanan sorunlardaki rolünü görüp dürüstçe ifade eden etkili bir kitle çıkmıyor, buna fırsat verilmiyor. Müslüman dünyada böyle bereketli bir müzakere kültürü oluşsaydı, temel özelliği “selef kutsayıcılığı” olan bu dinî öğretim bin yıldır istifini bozmadan devam eder miydi?

***

“Çözüm göstermiyorsunuz” diyenlere sorarım: “Bizi gittikçe kötürümleştirdiği ve artık son 150-200 yılda iyice tükettiği apaçık ortada olan bu eğitim anlayışımızı -İslam’ın asli kaynaklarından kopup soysuzlaşmadan- değiştirmeliyiz; çağın masum insanî taleplerini karşılayacak şekilde yeniden inşa etmeliyiz” demek bir çözün önerisi, hatta önerinin birinci maddesi değil midir?

Devlet okullarından camilere, cemaat okullarından kim bilir başka hangi legal-illegal oluşumlara kadar, topyekûn sürdürdüğümüz skolastik dinî öğretimin -hiç üzerinde durulmayan- korkunç bir sonucu daha var: Bu yapı sadece bilim ve teknolojide gelişmemizin önünü tıkamakla kalmıyor; aynı zamanda dünya hevesleri karşısında bireylerin ve kitlelerin gerçek ve içtenlikli dinî duruşunu, ahlâkî direncini zayıflatan, üfleyince çöken bir sahte dindarlık da geliştiriyor. Mezhepçilik, tarikatçılık, cemaatçilik gibi oluşumların kolayca yoldan çıkmaları, keza son zamanlarda yayıldığı söylenen deist ve ateist akımların alan bulması, skolastik din öğretiminin insanımızı bid’atlere, hurafelere ve her türlü savruk görüşlere açık hale getirmesinin sonucudur. Saygın bir fıkıh âlimimizin sözü: “Ahlakı dışarıda bırakırsak, insanın insanı mağdur etmesi için en güzel fırsatlar fıkıh kurallarında, klasik fıkıh literatürümüzde var. Bu literatürü iyi değerlendirirseniz mağdur edemeyeceğiniz, kandıramayacağınız insan yoktur.” Günümüzde bazı çevreler, ‘hîle’ci, yoldan çıkarıcı veya yüz kızartıcı malum fetvalarını, ahlakın dışarıda bırakıldığı geleneksel fıkıh kitaplarından almaktadırlar.

***

Böyle vahim durumların sebebinin dinimiz, Kitabımız, dinî mirasımız olduğu elbette söylenemez. Yıllardır bu mesele üzerine okudum, dinledim, yazdım, tartıştım, kafa yordum. Sonunda ana sebebin “selef kutsayıcılığı” diye özetlediğim akıl tutulması olduğuna dair kanaatim kesinleşti. Çünkü selef kutsayıcılığı bizi ters yöne götürüyor; hedefe ulaşmak için önce bunu kabul etmek, sonra da kör inadı bırakıp doğru tarafa dönmek zorundayız. Sonrası kolay… Tıpkı şu yolcu gibi: Adam yolda gidiyormuş. Karşılaştığı biri ona “Nereye gidiyorsun?” demiş. Adam “Mekke’ye” deyince diğeri, “Ama böyle gidersen Mekke’ye değil, Bağdat’a varırsın” demiş. Dinî öğretimde bizim durumumuz buna benziyor. Bu öğretimin hem içeriğini hem yöntemini tepeden tırnağa düzeltmedikçe hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğimizi, iki yüz yıllık tecrübeye rağmen hâlâ anlayamadıysak çok yazık!

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 26 Aralık 2019 14:33
Mustafa Çağrıcı hocanın yazısına dair Yazının içeriği ile alakalı bazı tenkitlerimi ve itiraz noktalarını ifade etmek isterim. Öncelikli olarak yazının girişinden itibaren muhakeme yanlışları göze çarpıyor. Batıl ve tahrif edilmiş Hristiyanlık ve kilise uygulamalarının yol açtığı batıdaki yozlaşmış dini eğitimden örnek verilerek geleneksel İslami eğitimin eleştirilmesi büyük bir hatadır. Kıyamete kadar korunacak hak din olan İslam'ın ilk saflarını oluşturan selef-i salihinin rahmetullahi aleyhim ecmain bize kadar ulaşan tefsir, hadis, fıkıh, kelam vesaire konularındaki yüzlerce yıllık mük
KARAR OKURU 24 Aralık 2019 09:57
Çok değerli bir yazı olmuş.bunu bir şekilde karar mekanizmalarının duymasını sağlayınız lütfen.bu konuda yazmayada devam ediniz...
KARAR OKURU 20 Aralık 2019 07:43
Zırvalamanın gereği yok. Geçmişe söverek geleceğe varılamaz....
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 23:20
"Böyle vahim durumların sebebinin dinimiz, Kitabımız, dinî mirasımız olduğu elbette söylenemez." Elbetteki soylenir. Tam sorun da buralarda. Yoksa sozu dolastirip yine takiyye yapmak olur. Din-kitap iyi, uygulama yanlis hatasina dusersiniz. Bataklik olmadan sinek uremez. Saygilar
Ali rıza 18 Aralık 2019 21:38
Hocam o kadar güzel anlatmışsınız ki bu kadar büyük bir sorunu izah için bir makale yetmez , devamını bekleriz , karar merkezinde olanlar durumu biliyor ta fatih bile gazalinin düşüncelerinin tartışılması için heyet oluşturdu ve müderris tokatlı lütfi gazaliyi eleştirdiği için idam edildi , Akılcılığı hayatın gerçeklerini idrak etmeyen , kerameti şeyhte gören sarıkta sakalda muskada mucize bekliyen bir topluluktan ne beklenir ki düşünün diyanetin son fetvasını mümin camiye gidiyor yere oturamıyor hayır oturacaksın tabureye oturmuyacaksın veya camiye gelmiyeceksin, ilim bu işte,
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 22:22
1
Gazali'nin 70-80 civarında eseri var.İhya bunlardan sadece bir tanesi. Yazdığı eserlerin adını saymaktan aciz olanlar Gazali'ye dil uzatıyor. Gazali,filozofları,felsefeyi öğrendikten sonra eleştiriyor.Şimdiki nesil ise bilmediği konularda eleştiri şampiyonu.
Metin 18 Aralık 2019 17:37
Scheiner güneş lekelerini Galile’den önce bulduğu halde keşif şerefinin Galile’ye verilmiş olmasından şikayet edip dururken kendisini teselliye çalışan birinden aldığı cevap şu olmuştur: “Oğlum, boşuna üzülüyorsun. Ben Aristo’nun eserlerini mütaaddit defalar hatmettim; böyle lekelerden hiç bahsetmiyor. Teleskopundaki mercekleri değiştir. Çünkü kusur onlardadır. Ulvî âlem Aristo üstadımızın söylediği gibi kusursuz ve lekesizdir.” Üzülmeyin Mustafa hocam.. Bu anlattıklarınızı inanın çok kimse anlamıyordur bile...Kellim kellim lâ yenfa' yani...
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 16:34
Skolastik düşünce batının halen hangi alanında yoktur. Batıda bunca gelişmeyi sağladığı belirtilen bilimin her bir alanında skolastik yapıyı doğuran okullaşmalar vardır. Skolastik din anlayışına karşı çıkanlar aslında kendileri skolastik bir yapı kurmaktadır. Batının yaptığı eleştiriler hegomonyayı kurmuş olan o zamanki din anlayışına karşıdır. Hegel'i Kant'ı veya herhangi bir felsefeye kurucu babaların ardından gelenler o düşünce veya bilim anlayışının skolastiğinide kurmuşlardır. Aksi halde bilimde fikrin ardından gelenlere devri olmazdı. Oysa biz ve dünya bugün onlarla konuşuyor
KARAR OKURU Mürsel 18 Aralık 2019 15:24
Müslüman toplumda en etkili ve önemli, kritik ve değerlendirme odağı, ilmiyle amil sıddık cesur müstağni alim/ aydınlar olmalı.Sözüne önce kendi inanıp yaşamalı ki, halkta yönetici de etkilensin.Para otorite şöhretten bağımsız olmayan kimse rehber olamaz.Hz Ömer'e mescidde itiraz eden kimseden, hz Ebu Zer'e,başkadılığı reddedip zindana atılan Ebu Hanife'ye,padişahlara rest çeken Niyazi Mısri'ye, çağın deccallerine boyun eğmeyip 19 kere zehirlenen, 28 sene zindan ve sürgün yiyen Üstad Said Nursi'ye dek bir yiğitlik ve pervasızlık tarihi ibret alınmayı bekliyorken...
yasin aydoğan 18 Aralık 2019 15:12
Teşekkürler Sayın ÇAĞRICI...
İlim talibi 18 Aralık 2019 12:30
Sayın Hocam, her şeyi birbirine karıştırmış görünüyorsunuz. Anlatmak istediğinizi doğrunun içine bin bir yanlışı karıştırarak ifade etmeseniz daha doğru olabilir. Keşke hep bozuk sayılan "skolastik İslam anlayışını" değiştirmeye harcadığınız enerjiyi, gayriİslami anlayışları, sistemi, mevzuatı... azıcık dahi olsun eleştirmek için harcayabilsek. O zaman olaya farklı bakabileceksiniz. Kim bilir belki bu söylemleriniz de "modern skolastik" bir düşünce olabilir, onu da terk etmek gerekebilir.
Y.b.b.Y 18 Aralık 2019 11:20
yolcu adi ile yorum yapan saygideger arkadas aslinda Mustafa Hocanin ifade etmeye calistigi husus sizin yerinde ve hakli olarak sordugunuz sorular ile celismiyor. Konu selef kutsayiciligi perdesi altinda düsünceye düsmanliktir. Bakiniz yorumlardaki tahammülsüzlük bunun kanitidir. Selef kutsayiciliginin amaci selefi kutsamak degil, selefi cikarlari icin kullanmaktir. Kutsayicilik bir otorite güc aracidir.
HACI MURAT 18 Aralık 2019 11:13
Günümüzde dini eğitim,Kur'an kurslarında,imam-hatiplerde, ilahiyatlarda veriliyor.Sayın Çağrıcı dini eğitimdeki yanlışlarımızdan hareketle bilim ve teknolojideki az gelişmişliğimize göndermede bulunuyor.İlahiyatlılardan,bilgisayar mühendislerinin,uçak mühendislerinin, sanayilerdeki CNC operatörlerinin görevini de mi yapması bekleniyor?Tıpın sorumlusu da mı dini eğitim? Mühendislik fakülteleri ne güne duruyor?Öte yandan seleften,örneğin bir İmam Gazali'nin bizden daha berrak bir kafa yapısına sahip olduğuna inanıyorum.Biz onu aşamıyorsak bu onun değil, bizim kusurumuz.
Y.b.b.Y 18 Aralık 2019 11:07
Devletin kalbi olmadigi icin nekani kalp olan dinin devlette yeri olmaz, Ama dindar toplum devlete adina adalet denen bir kalp yada adina zulüm denen bir kilic verebilir. " demiri ve mizani indirdik" Adalet kalbine dinine ( kalbine) sahip olan devlet adaleti saglamak icin kilici eline alabilr. Skolastik düsüncenin temelinde dinin devlete devredilmesi yatar. Skolastik din devletin kendi egemenligi icin yeniden ürettigi dindir. Emevi ve Abbasiler döneminde üretilen din islam toplumunun ruhunda derin onarilmaz yaralar acmistir. Dindar, mümin insanlar icin adalet islamin rüknüdür
Y.b.b.Y 18 Aralık 2019 10:48
Mustafa Hocamiz hayatini skolastik dini anlayisin nefes aldirmadigi bir ortamda islami dogru anlamaya calisan biri olarak adeta inliyerek " dili yok kalbimin, bilsen ne kadar bizarim" diye feryad ediyor. Anlasilan bir iki asir sonra sizin yazdiklariniz müslümanlari iman dairesi icinde tutacak. O zaman anlasilacak ve rahmetle saygi ve takdirle anilacaksiniz, yasadiginiz zaman diliminde sizi anlamayanlarin hakaretlerine sabir düsünmenin zekatidir saygideger hocam. selam hürmet dua ile.
Y.b.b.Y 18 Aralık 2019 10:29
Karar okuyuculari icinde bile skolastik din anlayisini sahiplenenlerin oldugunu yorumlarindan anliyoruz. 200 yillik tercübeye ragmen demek ki hala anlamis degiliz. Dinin devletlesmesi genel olarak halkin dinsizlesmesi ve devletin dinlesmesi olarak sonuclanir. Cünkü halk dinini devletin tasarrufuna sunmakla ayni zamanda Devlete kendi egemenligi icin dini yeniden üretme imkaninida sunmus oluyor. Halbuki din halkin adalet devletin olmalidir. halkin sahip oldugu olmasi gereken din devleti adalet hukuk esitlik temelinde denetlemelidir.
Yolcu 18 Aralık 2019 09:23
Müslümanların selef kutsayıcılığı yüzünden geri kaldığı düşüncesinin temeli, bilim ve sanatta ileri oldukları çağlarda dini ilmi çalışma ve tartışmaların yoğun olduğu dönemler olması herhalde. Oysa, günümüz dünyasında yaşayan bizden ileri toplumlar ya tam ateizme yakın laik ya da putperest toplumlar. Şimdi bunlar bilim ve teknikte ilerlemenin feyzini dinlerinden mi alıyorlar? Hadi ateist olanları anladık, bilime tapıyorlar. Peki, Çin, Japonya, Hindistan, G.Kore gibi putperest ülkeler nasıl ilerlemişler? Dinin bilim ve teknikte ilerlemenin direkt nedeni gibi algılanmasını yanlış buluyorum.(1)
veysel eren 18 Aralık 2019 08:35
Mustafa Çağrıcı hep aynı şeyleri yazıyorsun , genel ifadeler ile veya bir iki uç örnek üzerinden bütün bir müktesebatı reddediyorsun , yazık ... Şu memlekette sanki Din eğitimi diye sağlıklı bir Okulumuz / kurumumuz var ... bütün işin gücün müslümanlar ile .. azıcıkda 100 yıldır şu memlekettin laik , kemalist zihniyetinin bu milleti nerelere savurduğunuz yaz ... cesaret ister yazmak ... senin yazdığın alan sahipsiz dilediğin kadar yazabilirsin... İslam dünyası dediğin ülkelerin hemen hemen hepsinin başında batıya - abd- Rusyaya bağlı/ satılmış yönetimler sahip .....
KARAR OKURUmehmet akif 18 Aralık 2019 08:17
Ellerinden, kalbinden, alnından öpüyorum HOCAM.DUAlarımız sizinle.
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 07:43
siz hala karşılıklı tartışın.insanlar elhamdülillah sizlerden FEVC FEVC uzaklaşıyor.geri dönmemek üzere hem de.siz bunu bile göremiyor,anlayamıyor ve cevaplar üretemiyorsunuz..ama maşallah la dini uygulamalar gırla yayılıyor aranızda ve sesiniz çıkmıyor.şimdi burada bana edilecek hakaretlerin binde biri bu kişilere edilmiyor.YAŞASIN ÖZGÜRLÜK
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 07:14
Peki bir sonraki yazinizda bizlere okumamizi onereceginiz yerli ve yabanci alimlerin kitaplarini yazsaniz olur mu?
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 07:06
Ne varsa kötü bizdendir ve eskidendir. Iyi dışarıdandır. Reddedelim mirasımızı. Yazık eli kalem tutanlarimiza.
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 07:04
150 yıldır islam neredeyse yok diyoruz. Bunlar tarikat cemaat mezheplerden geri kaldık deyu bizden olanlara çakıyorlar. Bizi daha da kaosa sürüklüyorlar. Gavurizm de ilimde mezhep iktisaslasmak oluyor. Bizde kötü yazık sizin ilminize hocam..
Ercan 18 Aralık 2019 03:19
Değerli Hocam, Yazınızı okuyunca her ne kadar dini öğretimden bahsetseniz de anlatınızın içeriği mevcut dini düşüncenin/öğretinin tartışılması gerektiği sonucuna vardım. Sorun dini öğretim mi? yoksa öğretilen dinin içeriği mi? Daha net bir düşüncenin ortaya çıkmasına ihtiyaç var gibi? Saygılarımla
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 02:24
Onlara uydugumuz için değil uymadigimiz için cu haldeyiz yazar efendi
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 01:44
1500 yıldır düzelmemiş bırakınız dağınık kalsın
bozeren 18 Aralık 2019 00:27
maalesef ki haklısınız hocam. bizler aklımızı kullanmadıkça gerçek müslümanlar olamayacağız. ama ileriye doğru umarım(z) bir şeyler değişir. İnşaallah.
KARAR OKURU 18 Aralık 2019 00:19
Islam dünyasının batışının başladığı tarih Nizamulmulk'ün kurdugu Nizamiye medreseleriyle başlar.. içi keramet masallarıyla dolu olan Müfredatın ümmete dikte edilmesiyle Aklini kullanamayan, yeniliğe düşman, nafile ibadet ile cennete gideceğini sanan yobaz kaba saba cahil bir sınıf ortaya çıktı. Bu sınıf Varlığını hala çok güçlü bir şekilde sürdürmekte. Kadınları öldürmekte. Ağaçları kesmekte. Hayvanlara zulmetmekte. Bir türlü Adam/insan olamamakta. Haliyle Müslüman da.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN