Back To Top
Çağımızda en tehlikeli virüs

Çağımızda en tehlikeli virüs

 - Son Güncelleme: 05.02.2020 Çarşamba 09:12
- A +

Çin’de ortaya çıkan virüs nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan etti. Örgüt başkanının bir cümlesi özellikle dikkatimi çekti. “En büyük kaygımız, virüsün sağlık sistemi daha zayıf olan ülkelere yayılma olasılığıdır” diyordu. Haklı bir kaygı… Ama “sağlık sistemi daha zayıf olan ülkeler”de sistem bu virüsün ortaya çıkmasıyla zayıflamadı ki! Bu ülkelerde hastalık, açlık, iç savaş, işgal gibi sebeplerle daha önce de insanlar ölüyordu fakat “sağlık sistemi güçlü” ülkelerin umurunda bile olmuyordu. Neden?

Efendim, galiba bireyler gibi devletlerin, toplumların da gerçek ahlak ve karakterleri zor zamanlarda belli oluyor. Bu virüs salgını devletlerin ahlak ve karakterlerini bir kez daha ortaya çıkardı. İşte bu ahlak nedeniyledir ki, dünyanın maddi yönden “zayıf” ülkelerinde her Allah’ın günü onlarca, yüzlerce insan ölürken “güçlü” dünya omuz silkip geçiyor.

Fakat bu Coronavirüs belası öyle omuz silkip geçilecek gibi görünmüyor; kısa sürede küresel bir felakete dönüşmesinden korkuluyor. Hatta turizm ve iş seyahatlerinin yoğunluğu nedeniyle zengin ülkeler salgın riskine daha açık durumda bulunuyor. İlgili uzmanların ve kurumların söylediklerine göre, -en gelişmiş sağlık yöntemlerinin kullanılmasına rağmen- hastalığın Çin’de böylesine hızlı yayılması, tehlikenin gelişmiş ülkeleri de vurabileceğine işaret ediyor. Onun için gelişmiş dünyanın da keyfi kaçıyor; tıpkı sığınmacılar meselesinde olduğu gibi

***

Zengin devletlerin yöneticilerinin ahmaklığa varan yanılgıları şuradan geliyor: Onlar, ekonomilerini daha da güçlendirmeye, sadece kendi toplumlarının refah düzeylerini daha da yükseltmeye kilitlendikleri için buna yarayan her konuda en ileri derecede küreselleşmeden yana oluyorlar. Mesela hiçbir ülkede serbest ekonomi ve ticaretin önünde engel kalmasın istiyorlar; uluslararası yasaları, sözleşmeleri, tahkim kurum ve kurallarını buna göre düzenliyorlar. Ama sonuçta -herkesin gördüğü gerçek şu ki- bu küresel liberal ekonomik sistem fiilen küresel sömürü olarak işliyor. Günümüz dünyasında maddi gelişmişlik ve topyekûn hayat kalitesi bakımından zengin ve yoksul ülkeler arasındaki mesafe gittikçe açılıyor. Ekonomiyi küreselleştirenler adil paylaşımın ve refahın da küreselleşmesine izin vermiyorlar. Onun için yoksul bırakılan ülkelerde sağlık sistemi daha zayıf kalıyor, fakirlik ve çaresizlik daha da büyüyor.

Ama zengin dünyanın yöneticileri ötekilerin fakirlik ve çaresizliğini umursamıyor, şimdiki küresel adaletsizliğin ileride yol açacağı küresel tehlikeyi göremiyorlar. Onlar için Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Libya’da, yoksulluk ve sefaletin kol gezdiği diğer ülkelerde her yıl yüz binlerin, milyonların ölmesi de önemli değil. Rahatlarını kaçıran tek şey sığınmacılar meselesi... Gelişmeler, şöyle düşündüklerini gösteriyor: O aptallar (bu doğru işte!) birbiriyle savaşsınlar ki, kendilerinin silah fabrikaları yüz milyarca dolarlık “iş” yapsın; yoksul halkların kaynakları zengin ülkelerin restoranlarına, eğlence mekanlarına aksın. Ne demişti şu acayip zat: “Biz petrolü güvence altına aldık. Petrolü seviyorum...

***

İşte çağımız insanlığı için en tehlikeli virüs, bu pozitivist-pragmatist zihin ve ahlak yapısıdır. Bugün Coronavirüs tehlikesi -inşaallah- erkenden önlenecektir. Ama belirtiğimiz büyük sorunlar böyle devam ederse bir gün insanoğlunun felaketlere yenilmesi kaçınılmazdır. Çünkü küreselleşme öyle bir şey ki, eğer insanlar ve devletler dar düşünürlerse, herkesin herkese iki komşu kadar yakın hale geldiği küçülen dünyamızda komşunun evinde çıkan yangın diğer komşunun evini de saracak, küresel zulmün üreteceği felaket fakiriyle zenginiyle bütün toplumları vuracaktır.

Bu büyük felaketi önlemenin tek güvenli yolu, Dört Kitapta buyurulduğu gibi, komşunun komşuya güvendiği ve iyilik ettiği, kardeşlik ve komşuluk ahlakını içleştirmiş yeni bir dünya kurmaktır. İnsanoğlu bu küresel ahlaka hiçbir zaman bugünkü kadar muhtaç olmamıştı.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 09:24
Sayın Hocam, muhteşem bir yazı, varolun. Saygılarımla
Metin 05 Şubat 2020 16:57
Maurice Cornforth’un bu konudaki şu tespiti bence çarpıcıdır: “... günümüz POZİTİVİST öğretilerinin özü ve sonuçları bakımından bilime ve ilerlemeye bütünüyle düşman oldukları yargısına varmamız kaçınılmazdır. Bugün olgucu okullar, en çok Birleşik Devletler topraklarında büyüyüp serpiliyorlar; orada özellikle PRAGMATİZM biçimi altında Amerikan emperyalizminin ideolojisinin bir parçası olarak etkili bir rol oynuyorlar.”
Metin 05 Şubat 2020 16:57
Kendisini bir din olarak ilan etmiş Pozitivizm, başta kurucusu Auguste Comte olmak üzere, önde gelen pozitivistlerin hemen hepsi birer “baş rahip” mesabesindeler. Örgütlenme modellerinde bile kilise örnek alınmış... “Bilimcilikleri” ise bilimin din haline getirilmesinden ibaret metafizik ve bilimin doğasıyla uyuşmayan bir haldir.
Metin 05 Şubat 2020 16:56
Saygıdeğer hocam!... Görüş ve ifadelerinize katılmamak mümkün değil. Sanırım ilk defa bu derece sert bir yazı da yazıyorsunuz. Malum şahsın petrolü her şeyden “çok sevmesi” ise tamamen neo-kolonyalist emellerle söylenmiş bir söz.. Fakat bu sözden daha acı olan bir şey var ki; İslâm’ın çocuklarının, bu sömürgeci hegemonyal güç odaklarına, bir birlerini imha edercesine öldürerek destek çıkmasıdır. Onların tuzak ve oyunlarına kanarak kendi kendilerini mahv etmeleridir. Ne kadar acı!..
EMG 05 Şubat 2020 10:45
Ekonomiyi küreselleştirenler adil paylaşımın ve refahın da küreselleşmesine izin vermiyorlar. Evet özet budur.
mert 05 Şubat 2020 09:56
arkadaş ne kadar derinliği zayıf mantık hataları ve ön yargıları fikrin önüne geçen bir yazı
okur 05 Şubat 2020 17:08
0
çünkü ima yoluyla da olsa dine imana fatura çıkarmıyor değil mi? aah ah.
KARAR OKURU 09 Şubat 2020 14:45
1
okur 17:08 o sadece sizin anlayabildiğiniz bir ima olsa gerek..
Mevlüt KILINÇKAN 05 Şubat 2020 07:34
Türkiye'de de zenginler gittikçe zenginleşirken fakirler durmadan yoksullaşmıyor mu? Bir de bu gerçeği yazın bakalım. Tabii ki sizler yoksullaşmıyorunuz. Sizin makam ve mevkileriniz şahane. Yoksullaşanlar bizleriz. Bir de bunları yazın da görelim
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 01:39
Ahlaksızlığa karşı en iyi antibiyotik te laikliktir. Ama dini özgürlük te devlet işlerine karışılmadığı sürece olmalıdır.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 01:37
En iyi rejim laikliktir. Herkes inancında serbest olmalıdır.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 15:22
0
01.37, Laiklik rejim değildir.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 01:21
hocam zengin islam ülkelerini de gördük suriye vs. olaylarda. doğru düzgün mülteci aldılar mı? doğru düzgün filistine sahip çıktılar mı? açları fakirleri doyurdular mı? 57 ülkeyi toplasan beğenmediğin gavur bill gates etmez yardımlarda.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN