Back To Top
Konuşmak mı susmak mı?

Konuşmak mı susmak mı?

 - Son Güncelleme: 19.02.2020 Çarşamba 09:22
- A +

Yıllar önce ders anlatırken bir öğrencim el kaldırmış, ben de biraz beklemesini işaret etmiştim. Cümlemi bitirince öğrenciye şimdi konuşmasını söyledim ama genç adam kırgın bir tavırla, “Hocam vazgeçtim be!” dedi. Nedenini sorduğumda, başka bir derste hocanın anlattıklarıyla ilgili görüşünü söyleyince hocanın “Otur! Saçmaladın!” dediğini, bir kez daha böyle terslenmek istemediğini belirtti.

Öğrencim bana müthiş bir ufuk açmıştı. O sınıfta ve ondan sonra girdiğim bütün sınıfların ilk derslerinde aşağı yukarı şunları söylemeyi âdet edindim:

“Öncelikle hiçbir bilgi, görüş hoca söyledi diye doğru, öğrenci söyledi diye yanlış olmaz. Yanlışsa “Otur! Saçmaladın!” demekle de düzeltilmiş olmaz; çünkü “Otur! Saçmaladın!” tarzı sözler hiçbir fikrin saçmalığının ispatı değildir. Tersine böyle sözler hakaret ve baskı içerdiği için öğrencinin inandığı görüşün zihninde daha da katılaşmasına yol açar. İslam toplumlarında ve dünyanın başka yerlerinde türlü türlü taassuplar var ve hepsinin de birinci sebebi “Otur! Saçmaladın!” tavrıyla yapılan despotluklardır. Bu bastırılmışlıklar bir yerde patlıyor ve şiddete dönüşüyor. Onun için benim derslerimde -hocaya, sınıfa ve derse saygı dâhilinde- her şeyi söyleyiniz; itirazlarınızı, görüşlerinizi rahatlıkla ifade ediniz. Bu öncelikle bana iyiliktir; çünkü bu sayede belki sınıfın da katkılarıyla yeni bir bakış açısı kazanırım, bilgimi test ederim, yanlışsa düzeltirim. Şayet siz yanlış düşünüyorsanız, hepimiz özgürce fikrinizi müzakere edip doğruyu buluruz.”

* * *

Konuşmak mı susmak mı?” Bunun ölçüsünü Hz. Peygamber gayet güzel özetlemiş: “Ya hayırlı konuş ya da sus!” Hayırsız konuşacaksak veya hayırlı konuşsak bile konuşmamız kötü sonuçlar doğuracaksa susmak daha hayırlıdır. Böyle durumlarda susmak büyük fazilettir.

Ancak yine de en az 2500 yıl öncesinden beri insan, “düşünen/konuşan canlı” diye tanımlanır. Üstelik insan konuşan tek canlıdır. Buna göre bir insana “konuştu, yazdı” diye saldırmakla, “insan oldu” diye saldırmak arasında fark yoktur. Öyleyse bir konuda konuşmamız gerektiğine inandığımız sürece -bilgiye dayanması, hakikati ifade etmesi ve edep dâhilinde olması şartıyla- aslî görevimiz susmak değil konuşmaktır. Bu ölçüler içinde, sözlü ya da yazılı olarak konuşmaktan geri durmamız doğru değildir. Zira dinen de ahlaken de insanî olarak da birbirimize faydalı olma, doğrularımızı paylaşma, yanlışlarımızı azaltma görevimiz vardır. “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”

* * *

İsteriz ki, konuşmalarımız, hakikat ve ahlak ölçüleri çerçevesinde dinlensin, okunsun, değerlendirilsin, varsa yanlışları da düzeltilsin. Şimdilerde -adam gibi kullanmayı bilirsek- sosyal medya bu imkânı hepimize veriyor. Buna rağmen, Yüce Rabbimizin Hz. Musa ve Harun’a -hem de Firavun’a karşı- kullanmalarını emrettiği “yumuşak dil” (kavl leyyin) varken, bazen çirkin ve saldırgan dil kullananlar da oluyor. Ne yapalım ki bazı insanlar, -kimi cahilliği, kimi tıyneti, kimi de türlü “hesaplar”ı yüzünden- saldırgan bir dil kullanabiliyorlar.

Elbette bu üzücüdür; fakat saldırıya maruz kalandan çok, bizzat saldırıda bulunanlar için üzülmeliyiz. Çünkü büyüklerimizin dediği gibi “üslûb-i beyân, aynıyla insân”dır. Dolayısıyla hakaret, hakarete uğrayanın değil, hakaret edenin seviyesini ele verir. Hiçbir insanın kendi seviyesini düşürmesine gönlümüz razı olmamalıdır; Müslüman ahlakı bunu gerektirir. “Allah’ın insanlara verdiği temiz fıtrat”ı (Kur’an 30/30) korumayı başaranlar, kötü dili kendilerine yakıştıramadıkları için “İnsanlara söyleyeceklerinizi güzellikle söyleyin” (Kur’an 2/83) buyruğuna uygun konuşurlar, yazarlar.

Şundan emin olmalıyız ki, -Kur’anî tabirlerle- “yumuşak dil” kullanmayı; “makbul söz”, “tatlı söz”, “rahatlatıcı söz” söylemeyi ilke edinenler, en nihayetinde hem Allah katında hem de insanların gözünde kendilerini yüceltmektedirler. Daha ne isteyebiliriz ki!

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ali rıza 19 Şubat 2020 21:52
Hocam bir gün tüm müslümanlar sizin çizginize gelecekler başka şansları yok , çünkü şeyhlerin hocaların korkutmaları , kuraanı kerimi kafalarına göre yorumlayıp , hüküm fetva vermeleri dönemi bitmek üzere , bir yorumcunuz öğrenciniz olduğunu söylüyor , utanmadan size susun diyor , neden? Çünkü doğrular acıdır , bu güne kadar doğru bildiğini sandığı bilği yürüdüğü yol yanlış , kendinide doğru bilğiyle teçhiz etmek erdemine sahip değil ki hocasına susun diyor , diline sağlık hocam, sizin gibi insanlara bu ülkenin ihtiyacı var ,
karar okuru 19 Şubat 2020 17:59
Muhterem Hocam; Sayın Sait Yazıcıoğlunun Hızır Bey kitabında Fatih, Hızır Beyin oğlu Sinan Paşa'yı Felsefi şüphecilik görüşlerinden dolayı gözaltına aldırır. Ulema gerekli yerde konuşma görevini yapmak için Fatih'e gelir ve eğer kendi düşüncelerine de muhalif olan Sinan Paşayı bıraktırmazsa ulema olarak aileleriyle Osmanlıyı terkedeceklerini bildirirler. Fatih, Sinan Paşayı bıraktırmak zorunda kalır. Ulema yerine susmamalı ve konuşmalıdır. Kadızade Rumi Ali Kuşçu (Kültür bakanlığı yayınları) kitabında aynı durumu Uluğ beye yaptırır.
Mustafa Hoca’m, Allah hayırlı, verimli ve sağlıklı seneler nasip etsin.
Demirhan ASİL 19 Şubat 2020 16:53
Sayın Hocam, yüreğinize sağlık güzel bir makale olmuş. Vesselam.
Sayın hocam, söz ve yazının (kelam ile kalemin) tasarruf anında marazdan beri olabilmesinin evrensel ilkelerini hatırlattığınız. Şükranlarımı sunarım. Hiç bir kinayeye itibar etmeden şu soruyu sormayı zaruri buluyorum : "-Modern zamanların ileri teknik imkanları ile kamuoyuna biteviye hitap eden bunca tanıdık müddeiler, adeta 7/24 konuşarak ve yazarak tükettikleri o fikrî (!) malzemeyi nasıl ve nereden tedarik ediyorlar ? Bu enerjik müddeilerin sahnede gazeteci, akademisyen, politikacı, uzman, ilahiyatçı vs olmaları hiç önemli değil. Zira jeolojiyi, jinekolog biri de açıklayabiliyor yazık.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 13:22
Teşekkürler hocam yazınızı okudum paylaştım Allah razı olsun. Selam ve Dualarımla
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 12:18
Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil lakin güzel ve yumuşak üslupla beyinlerin iğdiş edilmesine ne demeli. Eski yazılarınızdan birinde kitabını okumadığınızı belirttiğiniz yazınızda övgüler dizdiğiniz İsmail saymaz, kitabında anlattığı 3-5 sapığın nezdinde tüm cemaat ve tarikatların yasaklanmasını istiyor ve siz de buna teşne oluyorsunuz. İsmail saymaz'dan evvel bu yanlışlıkları İslami bir duruşla siz anlattınız mı? Bunu yapmadığı iddiasıyla İslami camiayı töhmet altında bıraktınız çünkü.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 11:30
Elinize sağlık hocam. Hislerime tercüman oldunuz. Her ilahiyatçının bu yazıyı sabah akşam okuması lazım. Bir -sözde- ilahiyatçı arkadaşıma tek kaynak Kur'andır, Peygamberimiz: Ben bana vahyolunana uyuyorum dedim. Bana sen de sünnetsiz misin diyor.
Karar okuru 19 Şubat 2020 11:19
Hocam, sadece sinnen büyüğümüz olarak size saygıda kusur etmemem gerektiğini düşünüyorum. Çünkü rahmetli Abdurrahman Gürses Hocamız bize, "bizden bir saat kadar önce doğana bile hürmet etmeliyiz, çünkü onun İslâm olma kıdemi bizden öncedir" derdi. Ama onun dışında sizin geçmişte bir lisans öğrenciniz olarak hem sözde "Ahlâk" dersi veren hocalığınızı hem de müftülük makamındayken yaptıklarınızı bilen ve bugün hasbelkader Prof. Dr. titriyle Dekanlık görevi ifa eden ve sizin cemaziyelevvelinizi bilerek biri olarak diyorum ki; Allah rızası için ve ümmet-i muhammed hayrına, ne olur ebediyyen SUSUN!
YERLİ ŞEHİRLİ 19 Şubat 2020 11:06
YAZMAK Konuşmak ve dahi yazmak...Ama bu yazınızdaki anlayışla...bir önceki hakaretler dolu uslupla değil..
HACI MURAT 19 Şubat 2020 11:03
Sayın Çağrıcı'nın bundan önceki Necip Fazıl'la ilgili yazısı gereksiz bir yazıydı. Necip Fazıl'ı her yönüyle tanıtmaktan da uzaktı.Üstad şiiriyle,hikayeleriyle, tasavvufu sevdiren kitaplarıyla,Çöle İnen Nur'uyla,Son Devrin Din Mazlumları'yla,Abdulhamid'iyle, Menderes'iyle,Hz.Ali'siyle,siyasi yazılarıyla... bir fetret devrinde adeta bir vaha gibiydi.İnternette 119 kitabı olduğu bilgisi var.Üstad bazı zaaflarını zaten kendisi söylemiştir,gizlisi saklısı yoktur.O,sadece bir şair,yazar değil,bir mücadele ve aksiyon adamıdır;dini sevdiren adamdır.Kendisi daima hayırla ve şükranla anılacaktır.
Ârif 19 Şubat 2020 09:47
"kavl leyyin'i" ölçüsünü, Necip Fazıl'a "narsist", Kadir Mısıroğlu'na "çakma tarihçi" derken de hatırlasaydınız.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 09:20
Satin vocal, Yazdiklarinizla keske kendinizde amel etseniz. Bir önceki yaziniz hiç de yumusak dil ile yazilmamisti. Merhum Akif'i savunacagim diye, N. Fazil ile K. Misirogluna hakaretvari tabirler kullandiniz. Mesela K. Misirogluna 70'den fazla eseri olan birisine çakma tarihçi ne demek? Neye ve kime göre? Hangi tarih bilginizle bunu soyleyebiliyorsunuz ve siz ne ürettiniz ?
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 15:51
0
9.20, Yazar da o makalede saçmalama hakkını kullanmış...
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 02:34
Egitim, Dinci kafalara, din ile ulkere yonetmeye calisanlara Egitim,
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 00:51
Değerli hocam bilgi birikiminizden mümkün mertebe istifade etmeye çalışıyoruz. Bu mecrada yazmanız çok önemli. Ele aldığınız konular ve ufuk açıcı yaklaşımlarınız için teşekkür ederiz. Dikkat ettiğim birşey de burada yazdığınız yazıların altına gelen yorumları tek tek okuyup birçoğuna da cevap vermeniz yazınızın verimliliğini arttırıyor. Kaleminize yüreğinize sağlık.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 00:28
Konuşanı hapsediyorlar.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 09:30
0
Yani teoride her şey var aslında ama pratikte kabak konuşanların başına patlıyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN