Back To Top
Deprem diye bir gerçek hâlâ var!

Deprem diye bir gerçek hâlâ var!

 - Son Güncelleme: 15.02.2020 Cumartesi 08:49
- A +

Bir gün gelir ötekiler ne kadar önemli olsa da konuşulmaz olur. Suriye sınırı, Libya, uçak kazası, futbol, FETÖ’nün siyasi ayağı, emeklilikle yaşa takılanlar, arkası kesilmez hukuk cinayetleri, elbette kadın cinayetleri, liyakatsiz atamalar, haksız hukuksuz kazanç sahneleri vs...

Duyarlılık önemlidir ve adı geçen konuların hepsi hiç şüphesiz konuşulmayı, tartışılmayı, incelenmeyi, araştırılmayı fazlasıyla hak ediyor. Hatta, bu kadar çok konuşulmasına rağmen herhangi birinin hakkını verdiğimiz de söylenemez. Hepsini şevkle konuşuyoruz da hangisini çözebiliyoruz? Hangisinde hak yerini buluyor veya haksız hak ettiği muameleyi görüyor?

Konuşmayı seçiyoruz ama bilmiyoruz; bu da temel mesele. Her konuda konuşarak, tartışarak hevesimizi almış olsak da çözüm bilmezliğimiz, meseleyi hale yola koyamamaklığımız şanımızdan sayılır oldu.

Cümlesini geçelim de bir daha depreme dönelim derim. Hiçbir şeyi çözemesek de çözmek zorunda olduğumuz bir numaralı meseleye… Zaten kendisini hatırlatıyor. Malum, 1999 Marmara depremini unutanlara, o depremden sonra büyük felaketin İstanbul’a adım adım yaklaştığını görmezden gelenlere geçen eylül ayında 5.8’lik bir ikaz olmuştu. Devamında Manisa sarsıldı ve Elazığ depremi acılı oldu. Dün ise, İstanbul Bahçelievler’de deprem olmadı ama depreme dayanıksız bir binanın ne hale geleceğini gördük.

Depremi hatırlamak için, başta İstanbul olmak üzere deprem riski altında yaşayan bütün şehirlerin bina stokunun ölümcül risk taşıdığını bilmek illa bir sarsıntı mı gerekir? Gerekmez elbette ama görünen o ki sarsıntı olması bile bu gerçeği hatırlatmaya yetmiyor. Şu sözler deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür’e ait:

“Gölcük ve Düzce depremleriyle Marmara’nın altındaki kabuk aşırı yüklendi. 1999 yılından itibaren her an olmak kaydıyla bu kabuk 30 yıl içinde kırılacak. Yani, 5-10 sene önce veya sonra olabilir. İlk 20 sene içerisinde olmadığına göre son 10 yıllık periyotta deprem olma olasılığı yüzde 50’den fazlaya çıktı. Marmara’da deprem olasılıkla Kumburgaz kolunda ve minimum 7.2 büyüklüğünde olacak.”

Bilmiyorum, medya dışında bir kurumdan Prof. Görür’ü çağırıp “Sen ne diyorsun?” diye soran oldu mu? Soran oldu da artık bu saatten sonra yapılacak bir şey kalmadı diye oluruna mı bırakıldı? Belki de öyledir… İstanbul eylül ayında sarsıldı; deprem, ölüm ve yıkım gerçeği bir kez daha ortaya çıktı ama tahminlerin altında bir şiddete bile dayanamayacağı belli olan binalarda oturanlara hâlâ tek bir ikaz yapılmadı. “Çıkın, boşaltın o evleri” diyen olmadı. Aksine, hiçbir şey yokmuş gibi, İmar Barışı devam etti; üstüne bir de Kanal İstanbul’un ÇED raporu yazılıp ihalesi için gün sayılmaya başlandı.

Devlet böyle…

Peki, devlet sorumluluğunu yerine getirmiyor da millet çok mu duyarlı? O dayanıksız evlerde yaşayanlar, kendi hayatları için, ailelerinin hayatları için ne yapıyor? Var mı bir tepki, bir duyarlılık? Depremde evleri yıkılma riski olanlar derneği, inisiyatifi falan? Ülkede her şeyin eylemi yapılıyor, her konuda bir dernek, bir vakıf ses duyuruyor ama gelin görün ki bu kadar önemli, bu kadar hayati, bu kadar gerçek bir konuda tek bir sivil ses çıkmıyor. Yaşadığı evi, oturduğu binayı depreme hazırlamak için parmak oynatana rastlanmıyor.

Neresinden tutsak da bu gerçeğin farkına varabilsek acaba? Yoksa, kalabalığa karışıp bir gündemden diğerine koşturmaya mı devam etsek?

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 22:44
Doğrudur
Sinan 15 Şubat 2020 19:35
Karar İstanbul'dan taşınacak mı? Taşınmayacak ise neden? Deprem belki olmaz mı diyorsunuz? Olsa da bize vurmaz mı diyorsunuz? Vursa da kader, n'apalım mı diyorsunuz? İstanbul ölmeye değer, Türkiye'de yaşanabilecek, iş yapabilecek başka şehir yok mu diyorsunuz?
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 18:26
6 katlı bir bina var. Bina çürük. Kentsel dönüşüme girmesi gerekiyor. Bina sakinleri de maliyetine rağmen borç harç kredi okeyliyor. Devlet diyor ki yikarsan ancak 4 kat yapabilirsin. Peki ya diğer kattaki daireler ne olacak???Nereye gidecek o aileler? Hiçbir çözüm yok. Umrunda mı kimsenin. Kurbanlik koyun gibi kaderimizi bekliyoruz.
Türkiye ne halde! 15 Şubat 2020 16:11
TÜRK İNŞAAT ŞİRKETİ ABD DE 500bin dolar RÜŞVET VERMİŞ. Amerikada rüşvet verme cesaretine sahip olan birinin Türkiye de neler yapmış olabildiğini hayal bile edemiyorum. Rüşvet alan da veren de haram yer! Ayet çok açık; Bakara188.Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile, günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını yemeniz için onun bir parçasını yetkililere aktarmayın. Devlet malı bütün halka aittir. Rüşvetle yapılan her iş ve neticesinde elde edilen her menfaat halkın hakkından gasp edilen hükmündedir. Bugün yaşanılanların hesabını acaba ahirette nasıl verecekler.
E.K 15 Şubat 2020 14:58
Ilkesi rant olan kisilerin olusturdugu bir topluluk bir siyasi parti olusturarak ulkenin yonetimini ele alirsa, sadece rant getiren islerle ilgilenilir...Olan bu....Kanal Istanbul hayat kurtarmaz. Ekonomik getiriside tartisilir. Ama rant var...Depremi goz onune alarak kentsel donusumde istenilen rant yok demek ki...Olsaydi, memlekete hizmet diye simdiye bin talibi cikardi..
AKP iktidarinin en usta oldugu sey de bu"maymuna bak"oyununu iyi oynuyor olmalari.Simdi var gücleriyle,milletin dikkatini Suriye,Idlip konusuna cekecekler,ekonomik darlik,issizlik, dalga dalga gelen zamlar(pardon fiat güncellemeleri)deprem umurlarin da degil.yazlik kislik saraylarin zamaninda bitmesi cok daha önde geliyor.Iflas etmis yönetimlerinin,beceriksizlikleri örtecek bütün oyunlari sahneye getiriyorlar..
ÖTÜKENLİKURT 15 Şubat 2020 13:26
Sayın yazar size acizane tavsiyem, öncelikle imanınızı sorgulayınız !? Sonra da reizimizin Elazığ'da depremzedelere yaptığı konuşmayı dinleyiniz! Ne dedi; BURADA TESLİMİYETİN GÜZEL BİR ÖRNEĞİNİ VERDİK, KARDEŞLERİMİZ CENNETE GİTTİ! Bu sözlerde çok derin manalar var; a. depreme tedbir almak değil, teslimiyet önemlidir! b. teslimiyete ödül de cennettir! Dolayısıyla siz depreme tedbir isteyerek cennete gideceklerin sayısını azaltıyorsunuz?! Sonra ne dediler; BU DEPREMDE DEVLET TÜM İMKANLARIYLA ANINDA DEPREMZEDENİN YANINDA OLDU! İşte çözüm bu! bekle deprem yıksın yardıma koş!? Algı yarat yani!?
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 13:24
Siz normal bir yorumu iktidarı eleştiriyor diye yayınlamazsanız, çıkıp da basın özgürlüğü istiyorum diye söylenmeyin. Önce kendi evinizin önünü temizleyin sayın karar editörleri. Korkunun ecele faydası yok malum. Önce halkın haklı görüşleri sansürlemeyin. Önce korkularınızı yenin ki sizin gerçekten KARAR sahibi olabileceğinize güvenelim.
musto 15 Şubat 2020 12:54
İstemesek de kıyametin belirtileri ayak sesleri yaklaşmakta olduğunu ufak sarsıntılarla her gün bir yerler yıkılmakta,sevgili iktidarımızda bir an evvel kanal istanbulun temelini atmak ihaleyi hayata geçirmek peşinde. Keçi can derdinde kasap et derdinde maalesef durum böyle.
ati 15 Şubat 2020 12:44
önüne birazcık devlet imkanı-yetkisi konan siyasi/bürokrat/vatandaş ne olduğunu, ne yapacağını şaşırıyor. ''ne oldum'' diye sapıtıyor. hele iktidarın siyasisi ise...
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 12:29
Bence eşik geçildi sayın yazar. Bu saatten sonra yapılacak birşey varsa da el atacak iktidar yok.
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 10:53
Nasıl yapsın vatandaş böyle protesto veya eylemleri? En küçük bir şikayette ya “devlet düşmanı” veya “hükümet düşmanı” ilan ediliyorlar... Bir örgütle bağlantılı yapılıveriliyorlar, hiç ilgileri olmadığı halde... Ölümden korkmadığı kadar yetkili ve etkililerden korkuyor millet...
Takipci 15 Şubat 2020 10:16
Deprem konusunda yapılacak bir tek sey var: (kafir) Bati'yi ornek almak, yani binalari saglam yapmak. Ama bir engel var: Avanta kulturu, yani kapip kacmak, nereye? Manhattan'a, Londra'ya...
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 09:26
Başkalarının tapulu arazisine kaçak göçek gecekondu inşa edenlerin ettirenlerin, yeni diye parlatıp pazarlayanların sonu böyle olur... Yanındaki yöresindeki sağlamları de yıkar, parçalar; mezbelelik yaparlar her yeri...
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 08:13
Geçenlerde ablam , bana dedi ki apatmanımız depreme dayanıklı diye gerekli yerlere başvuralım diye , oturduğu apartmanda söz sahibi bir komşusuyla bu konuyu konuşmuş . Hemde diş hekimi olan komşusunun verdiği cevab çok mânidar dur şimdi başımıza iş açma , hasarlı masarlı çıkar , birde bizi onlarla uğraştırma . İnsanın kendine yaptığı kötülüğü başkası yapamaz . Deprem dediğimiz hadiseyi vücuda çıkartan Zât , bize binler mânayı ihsas ediyor . Adâletli olun , ( ey devleti yönetenler , ey müteahhitler ) , nefislerinize zulmetmeyin ( ey insanlar ) üzerinizdeki can sizin değil , bizim emanetimiz .
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 08:05
Allah korusun. Başka tedbir yok maalesef!
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 08:00
Bu anlayışla kimse alarma geçmez!
KARAR OKURU 15 Şubat 2020 05:36
batılı değerlere sahip ülkelerde ne deprem ne de diğer konular sorun değil.çözmüşler.deprem dışında hangi konuya el atsak dökülüyoruz.garip olan bunca acıya sıkıntıya rağmen batıyı beğenmeyip kendimizde olmayan vasıflarımızla üstünlük taslıyoruz.bi yerden başlamalı deniyor ya.nereden başlıyacağımızı bilen de yok.sadece kuru hamaset.bu konuların siyasetle parti ile din millet ile alakasını kuranlar da ilginç..bi de bu sorunları çözenlere ahlaksız demiyor muyuz..insana değer verenleri beğenmiyoruz.herşeylerini kullanmakta yarışıp bi de.kafa yapılarını almayı düşünen hain.ilginç değil mi
Karar Okuru 15 Şubat 2020 01:18
Ülke adeta bir akıl hastalığı yaşıyor, bölünme kişilik bölünmesi düzeyinde. Nasıl aldanıp bu anlayışa destek verildi anlamak mümkün değil.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN