Back To Top
İyi hâl kâğıdı

İyi hâl kâğıdı

 - Son Güncelleme: 25.01.2020 Cumartesi 01:10
- A +

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun TOKİ ve ev kredisiyle ilgili fetvası üzerine geçen hafta bu köşede yayımlanan “Diyanet, TOKİ, faiz” başlıklı yazımız ve yine aynı konuyla ilgili bir televizyon programındaki konuşmamız vesile kılınarak yeni bir linç kampanyasının hedefine oturtulmuş durumdayız. Bu yeni kampanya, “Kur’an günümüze yazılı metin olarak gelmeseydi...” diye başlayan bir ifademin önü-arkası kesilerek sosyal medyaya servis edilmesi ve ardından müslüman mahallesinden birilerinin harekete geçip “Falanca, Kur’an yazılı metin olarak günümüze gelmeseydi daha iyi olurdu, dedi.” başlıklı linç kampanyasını hayata geçirmesi şeklinde cereyan ediyor.

15 Ocak 2016 tarihinde Hadis Meclisi’nin davetlisi olarak Ankara İlahiyat Fakültesi’nde yaptığım “Sünnet’in Ehemmiyet ve Evleviyeti” konulu birkaç saatlik konuşmamın içerisinden yanlış anlaşılmaya müsait bir-iki dakikalık fragmanı kesip sosyal medyada servis edenler, kendilerini “ateist” diye tanımlayan bir grup... Kanımca bu grubun insanlık soruşturmasından iyi hal kâğıdı alması pek mümkün değil... Kuşkusuz, bir insan kendini “Allahsız” olarak tanımlayabilir; Allah’a inanmak ya da inanmamak kişinin tercihidir. Bizim inancımıza göre Allahsızlık tercihinin hesabı bizzat Allah tarafından görülecektir. Bu yüzden, biz “hukukullah”a taalluk eden meselelerle pek ilgilenmeyiz; dolayısıyla kendimizi “iman bekçiliği” gibi bir yükümlülükle de mükellef görmeyiz. Ama eğer her birimiz birer insan evladı olarak birbirimiz üzerindeki hak ve sorumluluklara riayet etmemizi mucip toplumsal hayatın birer parçası isek, kişi hakkına özen göstermemiz en temel insani ve ahlaki ödevimizdir. Bu anlamda ahlaki davranmak için dindarlık gibi bir şart söz konusu değildir. Ne yazık ki söz konusu ateist grup, benim konuşmamı hiç de kastedilmeyen bir anlam çerçevesine oturtup paylaşmakla gayr-i ahlakiliğin kusursuz temsillerinden birini icra etmiştir. Öte yandan, bu grubun manipülatif ve provokatif paylaşımına “mal bulmuş mağribî” gibi atlayıp müslüman mahallede yeni bir linç kampanyasına start vermek isteyenlerin de ahlâkî açıdan iyi hal kâğıdı alamayacaklarını, hatta salt mevcudiyetlerine dahi tahammül edememe derecesinde kendilerinden nefret ettikleri kimi insanları dindar kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak için hemen hiçbir insani ve ahlaki ölçüt tanımaksızın saldırılar organize eden bu zevatın toplumsal bünyede “hizipçi, klikçi, cemaatçi müslümanlık gitgide ahlaksız bir aidiyete dönüşmeye başladı” şeklinde bir pejoratif algı oluşmasına ciddi katkı sağladıklarını özellikle belirtmem gerekir.   

Gelgelelim, Hadis Meclisi’ndeki konuşmam sırasında sarf ettiğim sözün bağlamına ve anlamına, yaklaşık bir asrı aşkın bir süre boyunca İslam dünyasının özellikle Hindistan ve Mısır gibi bölgelerinde ve son 30-kırk yıllık dönemde de Türkiye muhitinde Kur’an, din ve dinî ahkâmı ilkten üretme ve İslam’ı yeniden keşfetme metni gibi okundu. Bu modern okuma tarzı “Dinî alanda Kur’an’dan başka bir kaynağa ihtiyaç yok”, “İslam Kur’an’dan ibarettir”, “Kur’an İslam’ı” gibi sloganik söylemlerle satışa sunuldu ve sayısız müslüman tarafından da memnuniyetle satın alındı. Fakat yaşandı ve görüldü ki “Sadece Kur’an” anlayışı dinî alanda ihtilaf çoğaltmaktan başka bir sonuç doğurmadı. Malum, son yıllarda İlahiyat akademyasında “Kur’an’a Göre” (ki bunun anlamı aslında “Allah’a Göre” demektir) başlıklı makale ve kitap yayımlamak da hayli moda oldu. Kısacası, son yıllarda herkes Kur’an’dan ya da Kur’an’a göre konuştuğundan dem vurdu ve fakat sonuçta Kur’an bizim hoyratlığımız yüzünden -tabir caizse- çok yoruldu. Kaldı ki bugünkü tarihten 14-15 asır önce Hz. Ali, Sıffîn Savaşı’ndan sonraki tahkimnâme formülüne, “Bunca kanın heder olduğu bir meselede insanoğlunu hakem tayin etmek adalet midir? Bu konuda biz susalım, Allah/Kur’an konuşsun” diye itiraz eden Hâricîlere, “Kur’an konuşmaz, onu insanlar konuşturur” demişti. Yine Hz. Ali, İbn Abbâs’ı Hâricîlerle müzakereye gönderirken, “Sakın ola ki onlarla Kur’an üzerinden tartışma; çünkü Kur’an farklı manalara hamledilebilir bir metindir. Sen sen ol, onlarla [yaşanmış, hayata taşınmış] sünnet üzerinden tartış” tavsiyesinde bulunmuştu.

Bütün bir İslam tarihi boyunca hiçbir itikâdî ve fıkhî mezhebin kendi iddiasını/ictihadını teyit amacıyla Kur’an metninden delil devşirme (istidlal) sıkıntısıyla karşılaşmamış olması gerçeği dikkate alındığında Hz. Ali’nin sözleri kuşkusuz çok daha iyi anlaşılır. İşte benim, “Zaman zaman, Kur’an günümüze yazılı bir metin olarak gelmekle iyi mi oldu, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Şayet bu şekilde gelmeseydi, durum şimdikinden daha mı vahim olurdu?” şeklindeki sözlerim, bugün eli kolu bağlı halde yorumcunun insafına kalmış zavallı bir metin gibi oracıkta duran Kur’an’ın başına gelen yorum faciasına ya da kısaca Kur’an metninin başına kıyamet kopmuş olmasına yönelik tepkimin ve aynı zamanda “Yaşayan Sünnet”i itibarsızlaştırma anlayışına karşı serzenişimin dramatik bir ifadesidir. Bununla birlikte, beşer/insan olmam hasebiyle hata ile malulüm. Bu yazıya mevzu teşkil eden sözlerimde olduğu gibi maksat ve meramımı yanlış anlamalara mahal verecek şekilde organize etmiş olabilirim. Hatta kimi zaman maksadını aşmış sözler söylemiş de olabilirim. Ancak hatamı fark ettiğimde özür dilemekten ictinap etmem, bilakis içtenlikle özür dilerim. Üstelik bunu insani ve ahlaki bir erdem bilirim. Bahis konusu sözlerim, bizzat o konuşmada da dile getirdiğim üzere kışkırtıcı, provokatif algılanabilir. Bu durum özrü mucipse, provokatif üslubumdan dolayı özür dilerim. Fakat son bir not olarak şunu da belirtmek isterim: Bunca yılını “Kur’an bugün daha sağlıklı ve sahici şekilde nasıl anlaşılır?” sorusu etrafında zihnen didinmekle tüketmiş ve Allah izin verdiği sürece bundan sonraki ömrünü de tefsir çalışmasına vakfetmiş bir müslüman evladını yine kendisi gibi bazı müslüman evlatlarının, “Falanca, Kur’an günümüze bilindik kitap formatında gelmeseydi iyi olurdu, dedi” şeklindeki müevvel bir ifade üzerinden yargılayıp hidayetten nasipsizlikle suçlamak, rûz-i mahşerde iyi hal kâğıdı almakta ciddi problem çıkaracak bir ahlak sorunudur. Vallâhu a’lem.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kul Salih 18 Şubat 2020 15:33
Mustafa Bey, söylemleriniz meramınızı anlatmakta aciz kalıyorsa veya ifade etmek istemediğiniz yerlere çekilebiliyorsa, burada oturup düşünmek size kalıyor... Konuşmanın şehvetine kapılarak ağzımızdan çıkan sözcüklerin nerelere gidebileceğini hesap etmek boynumuzun borcu... Bunu en iyi sizlerin bilmesi gerekiyor.
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 00:02
Hocam senin yatırımın ahirete :) bu linç çetesiyle Ahirette hesaplaşman uzun sürecektir ama ganimet sağlam olacağa benziyor , bezmenden:) Allah yardımcımız olsun
KARAR OKURU 01 Şubat 2020 08:47
Boş ver be hocam. Salla gitsin. Taş ve laf yemek hatta öldürülmek sünnettir. Ölüm yok Allah var.
KARAR OKURU 31 Ocak 2020 23:18
Hocam sen yolundan dönme mücadelen biz anlamya çalışanlar için.
KARAR OKURU 31 Ocak 2020 13:06
Tüm cennet kapıları sana açık hocam bundan hiç şüphem yok. Allah eksikliğini göstermesin. Sağlığın için duadayız.
KARAR OKURU 30 Ocak 2020 14:46
Nasılki bir insanı güzelce giydirdiğimiz ve bizim giydirdiğimiz kıyafeti üzerinde gördüğümüzde çok mutlu oluyorsak. Rabbimizde bize verdiklerini üzerimizde gördükçe memnun ve mutlu oluyordur. Youtubede yayınlanan son videonda Yavuz OĞHAN'a buraları terk etmek , uzaklaşmak istediğini belirttin. ETME Rabbimizin giydirdiği kıyafeti çıkarmayı düşünme bile. Gideceğin yerde Yunus Peygamberimizi bekleyen balıktan daha büyük birşey olabilir. Senin bilgilerine sahip olmak isteyen milyonlarca insanların ilkiyim.
KARAR OKURU 30 Ocak 2020 10:14
sayın hocam kuranın dışında islam dininin kaynaklarından bahsedebilirmisiniz
KARAR OKURU 01 Şubat 2020 10:42
0
Kur'an Allah'ın Cebrail Aleyhisselam aracılığıyla, Hz. Muhammed'e ilettiği ve müellifinin bizzat Yaradan olduğuna iman ettiğimiz bir rehberdir. Kitap'ın dışında kalan kelam ve fıkıh insan yapısıdır. Belirli tarihi, coğrafi ve sosyal koşullarda, ancak Nebi'nin vefatının ardından ortaya çıktıklarından, beşeri zaafları da bünyesinde barındırabilmektedir. İtikadımca Kur'an'ı veya bildiği bir dilden mealini anlayarak okumak, Müslümanlık iddiasında bulunan herkesin yapması gereken ilk iştir. Bunun aksini iddia eden veyahut buna karşı duran her kişi, Şeytan'a uşaklık etmektedir.
Ahmet Melik 30 Ocak 2020 01:01
Sayın Öztürk, Tekasür süresi 8. Ayet de işaret edilir durumunuza. Nimetler üçtür . Akıl, sağlık ve mal . Her birininde bir bedeli var. Allah yar ve yardımcınız olsun. Alimin imtihanı her zaman çetrefilli olmuştur.
KARAR OKURU 29 Ocak 2020 22:32
Canım hocam siz inandıklarımızı söylemekten geri durmayın.Bizler her daim yanınızdayız
OKURUN KARARI 29 Ocak 2020 16:42
VALLAHÜ A'LEM,. VESSELAM
E.Bozkurt 29 Ocak 2020 15:14
sayın hocam ben 50 yaşında devlet bürokrasinde 30 yıldır çalışan bir bayanım. Sizi her zaman ilgiiyle takip ediyor ve takdirlerimi bildiriyorum. Son bir yıl içinde yaşadıklarınızı da üzüntü içinde takip ettim. elimden bir şey gelmiyor. Son yavuz oghan programınızı youtoube da izledim. üzüntü içerisindeyim. Ruh halinize bir çare olamam ama sizi sevdiğimizi, uzak köşelerde de olsa (hatta sizi tanımadan) sizin için duacı olduğumuzu bilin. Biz her zaman siz (görmeseniz de) sizin arkanızdayız. Dualarımız sizinle. Allahın Rahmeti ve Selameti üzerinizde olsun (
Kararlı Okur 29 Ocak 2020 08:37
Evet, yazarın kendisinin de söylediği gibi, ateist siteler onun sözlerini alıp müslümanlara karşı koz olarak kullanıyorlar. Daha önce bir deizm derneği de, kendi kuruluş bildirgesinde başka bir ilahiyatçının sözlerini referans olarak kullanmıştı. İlginç bir zamandan geçiyoruz. Bazı ilahiyatçıların sözleri, müslümanlara değil, ateistlere ve deistlere ilham oluyor, onların tezlerine malzeme oluyor. Artık ateistler İslama saldırmak için yeni argüman üretmiyorlar, zaten bazı ilahiyatçıların yaptığı açıklamalar dini ve müslümanları kötülemek için yeterince işlev görüyor.
onur cem 28 Ocak 2020 23:36
hocam fikir çilesi çeken bir bilim adamı... en büyük sorunu mahallenin kendisini anlamaması... hocam! allah yardımcınız olsun...
KARAR OKURU 28 Ocak 2020 20:40
Biz birbirimizle uğraşırken Trump Filistin toprağını İsrail'e dağıtıyor. Herkes Kur'an'ı daha iyi anladığı iddiasııyla birbirine saldırıyor fakat "Tefrikaya kapılmayıın, birlik olun" emrini bir türlü anlayamıyor.
KARAR OKURU 27 Ocak 2020 15:12
Neden kitaplastirilmadi, çünkü peygamberin böyle bir gorevi yoktu. Bunda dusunulecek çok önemli seyler var. Gerçekleri dile getirdiğiniz icin teşekkürler hocam.
zeynel çelikbilek 26 Ocak 2020 21:37
Karar'ın 'değnekçi başları'na müteşekkirim. Demokratlığı elden bırakmıyorlar. Yazan ve yazılan caiz bulunmuşsa. Okurun, hele de 'köşe' okurunun yazar nezdinde bir değeri var mıdır? Hele de bu sanal okur ise. Sayın Hoca'm, yazma ve konuşma mecrası bulmakta zorluk çekeceğinize hiç ihtimal vermiyorum. 'Köşe' de yazmak, İlim ehlini günlük kargaşanın içine çekiyor. Bu da Allah (cc)dan istenen ömür sermayesinin zayi olmasına vesile oluyor. Her müfessir kendi çağının tefsirini yapar. Hoca'm, çağdaşlarınız olarak, Tefsir'inize muhtacız. İlmi itibarınızı şahsım ve türevlerim gibi nâdânların yedirme.
KARAR OKURU 26 Ocak 2020 19:31
Kur'an, "size bir fâsık haber getirdiğinde, onu araştırın. Olurki kardeşinize istemeyerek zülmetmenize sebep olur. ...." şeklinde ikazda bulunuyor. "Bize kur'an yeter" diyenler bu ayetide okusun.
zeynel çelikbilek 26 Ocak 2020 18:25
Sağlık sorunlarınızın olduğunu, Tefsir'inizi tamamlamak için Allah (cc) niyazda bulunduğunuzu; ki aynı niyazda bulunmaktayım, sağlığınız için. Polemikçi bir mizacınız olduğunu da yine yazılarınızda zikrettiğinizi hatırlıyorum. Haddimi aştığımı biliyorum, fakat söylemekten de kendimi alamıyorum. Karar'da yazmasanız, sanal alemde hakkınızdaki tezviratlara cevap vermeseniz kaybınız ne olur?
Hiç 26 Ocak 2020 21:57
0
Hakkında çarpıtılmış şeyler söylenen hangi ademoğlu bu sözleri duymamış gibi yapabilir...biraz insaf, siz bunu başarabilir miydiniz?
zeynel çelikbilek 26 Ocak 2020 17:18
Sayın Hoca'm; 20 adet kitabınızı bazıları iki kez olmak üzere okumuş, tabiri caizse 'kitabı' bir okurunuz olarak yazıyorum bu metni yazınızın altına. Karar'ın 'değnekçi başları' Uygun görür, lütfedip yayınlarlarsa haberdar olacaksınız bu düşüncelerimden. Yoksa 'sanal alem'de askıda kalacaklar. İçlerinde Allah indinde suç teşkil edeler varsa, cezasını, iyilik taşıyanlar varsa da mükafatını göreceğim. Tefsir çalışmanızın 1. cildini ders arkadaşım Niyazi Başer Bey hediye etti. Ders okuduğumuz ana kaynak da; zat-ı âlinizin, '' Nüzul Tertibine Göre Anlam ve Yorum Merkezli Kur'an'ı Kerim Meâli''
Selim 26 Ocak 2020 10:33
İşi kitabına uydurmak.. kitabın ortasından konuşmak.. ‘kitapta yeri var’ demek.. İnsanın kitapla ilişkisini anlatan birkaç deyim.. Konuya binaen; Hitabet ve söz sanatlarını, belagat’ı aşırı seviyoruz. En az kitap okuyan toplumlardanız. Mehter marşı bizi coşturur, gözyaşı geceleri ağlatır. Ve peygamberi ve sünneti hadis kitaplarından öğreniriz. Vakit ezanlarının belirli makamlarla okunduklarını toplum olarak son on/onbeş yılda öğrendik. Müzik, sanat, resim diyince aklımıza musiki, bediiiii, tasvîr deme arzusu gelir. Ve ‘Kur’an’ diyenlerin dilinin altında hep bir Haricilik kafası arama gayreti.
A. sali turan 25 Ocak 2020 22:29
yaz hocam sana ihtiyacımız vardı.İyiki karar gazetesi vesilesiyle sizinle tanıştım.geç oldu ama temiz oldu Allah sizden razı olsun.
ali namlı 25 Ocak 2020 22:16
Hocam, gerçekten ciddi olan bir konuda kendinizi savunmanız gerekir ve bu sizin en doğal hakkınızdır .Ancak muhatap bile almamanız gereken kişilere karşı böylesine olağanüstü bir gayretle kendinizi savunmanızı ben şahsen gereksiz buldum ; onları neden adam yerine koyuyorsunuz ! Siz sadece ve sadece Allah rızası için doğruları en net ve anlaşılır şekilde anlatmaya devam edin. Selam ve saygılar sunarız ,Allaha emanet olun .
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 20:18
Yaz hocam yaz. Aldırma küçük akıllılara. Onlar her zaman vardı, var olmaya da devam edecekler.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 17:03
Bir önceki yazınızda sormuştum. ‘Kimilerinin aydınlanmayı; Diyanet’in çağın gerisinde kalması ve topluma karşı ilgisizliğinin başlatacağı, merdivenaltı tarikatların insanları doğrudan maddi/manevi ve bedensel suistimalleri ve diğerlerinin devlete ve kamu kaynaklarına dadanması yüzünden vatandaşların bir süre sonra dine ilgilerinin daha çok azalacağı, fetva sipariş edenlere ve fetva verenlere ihtiyaç duyulmayacağı tezine karşı söyleyecekleriniz var mı? ... Faizle para alıp milleti sürekli borçlandıran düzeni nasıl değerlendirirsiniz?’ Bu ‘düzene’ iyi hal kağıdı verilir mi?
Karar Okuru 25 Ocak 2020 15:10
Mustafa hocanın bunca yazılı, sözlü ve görsel fikir üretimine rağmen çoğu kez bağlamından koparılıp, abartılı bir şekilde itiraz ve tenkide tabi tutulması günümüz şartlarında her alimin başına gelebilecek istisnai ve olumlu bir durumdur. Ortaya koyduğu ürünleri bu kadar takip edilen, okunan bir alim olarak kendisiyle övünebilir. Olumsuz tepkiler bunca ürüne rağmen “devede kulak” hükmünde bile sayılmaz. Kuran ve sünnetin, yani dinin günümüz müslümanı tarafından anlaşılması için hoca bir biz Türkler için bir şanstır.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 14:14
birisine yağ çekmek gibi bir huyum yok.riyakarlık olur. ''sözün odun gibi olsun, yeterki hakikat olsun''demişya. bu adam ne diyor diye vidyolarını izledim,yazılarını da okuyorum. hiç bir alimin bilemediklerini söylemiyor,bilipde söyleyemediklerini Mustafa bey söyliyor.ama hep durum tespiti yapıyor,çare ve çözümleri söylemiyor. diyorki duvardaki şu tuğla 1400 yıl önce konmuş o zamana ait ,duvarı taşımıyor.ama yerine ne konması gerekir,onu söylemiyor.asrın idrakına göre...korkarım ki duvarı yıkarsın hepimiz altında kalırız.vebali size ait olur Mustafa bey...nesli atiyi düşün.
İsimsiz, resimsiz. 27 Ocak 2020 09:26
0
Birileri en azından, söylen(e)meyenleri söylüyorsa takdire şayandır. Varsın bu asırda nasıl anlamak gerektiğini de, hocalara çamur atmayı meslek edinmişler düşünsünler. Eğer bir duvar varsa ve yıkılıyorsa emin olun, onu yıkanlar müslümanlarda kusur arayıp onları tahkir etmek için her yolu mübah sayanlardır.
Maksadını aşmış söz ne demektir? Bence ifade özgürlüğünüzü kullanmış ve Allah ile samimi bir bağınız olduğu için de bu kadar rahat konuşuyor olabilirsiniz. Bence özür dilemesi gereken linç ehlidir siz değil ama onlar hadsizdir özür dilemeyi dahi düşünmezler. Bazı ılımlı müslümanlar kendi alemlerinde Ömer Hayyam,Neyzen Tevfik gibi insanların şiirlerinden övgüyle bahsederken gider bir ilahiyatçı yeni bir şey söylediğinde linç ederler. Bunlar hep ikiyüzlülük ve bastırmadan oluyor. Neyse canınızı sıkmamanızı ve sağlıcakla kalmanızı dilerim.
Musa şahin 25 Ocak 2020 13:14
Hocam bu mutedil dili koruyan ilim sahiplerine ihtiyacımız var.. Tebrikler
HACI MURAT 25 Ocak 2020 12:58
Sünnet'in hor görülmeye başlandığı bir hengamda, “Sünnet’in Ehemmiyet ve Evleviyeti”ne vurgu yapmanızın hatalarınıza keffaret,daha doğruya ulaşmanıza vesile olmasını dilerim.
HACI MURAT 25 Ocak 2020 20:24
1
18.28@ Eminim ki bu cümlenden kendinden başkası bir şey anlamadı. Utanacak ne yaptık acaba?
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 18:28
2
Hacı kardeş biraz yüzün kızarsın. İnsan bu kadar mı kendini bilmez.
Sayın Hocam keşke bu köşenizde haftanın her günü yazsanız...
Hoca’m, Allah (c.c.) huzur, sağlık ve hayırlı ömürler nasip etsin.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 12:29
1
Amin inşallah
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 11:49
Bu yazı çok hakkaniyetli bir yazı olmuş. İnsanların kafasına vurmak yerine ahlaki hatırlatmalar yapmışsınız. Meramınızı da anlatmışsınız, üstüne bir de özür dileme erdemini göstermişsiniz. Siz size düşeni yapmışsınız. Bakalım o ateist ve dindar çevreler, kendi sıfatlarının önüne “ahlaklı” sıfatını eklemek için iki çift kelam edecekler mi.. Hiç sanmıyorum. Ebubekir Sifil’den bir şeyler demesi beklenmeli ama nerede.. O erdemi göstermiyor.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 10:49
Yine yan mahalleden korkup ateistlere çatıyorsun ama yanlış yoldasın sayın yazar. Hem onların ateist olduğunu nereden anladın.
Karar okuru 25 Ocak 2020 10:16
İyi hal kağıdını iyi insanlar verebilir.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 08:57
Bu son yazınızda size haksızlık yapılmış olabilir ancak hocam sizin uslubunuz ve usulünüz de ne yazık ki çok sağlıklı değil
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 11:54
3
EVET DOĞRU
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 12:42
0
Hayır yanlış..... diyebiliriz.ancak bu durumda kendimizi otorite ilan etmiş olmaz mıyız....
Foreks 25 Ocak 2020 07:16
Hocam biraz ucunu açık bıraktığınız sözleriniz istifhamlara neden olabiliyor. En azından benim kafamda böyle. Belki tarzınızı değiştirirseniz daha iyi olabilir. Amacınız öğretmek ise maksadınızı net ifade etmeniz, insanları sarsacak sorularla konuşmanızı bitirmenizden yeğdir. Faiz / riba konusunda foreks konusunda da sizin açıklama yapmanızı umarım.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 06:53
Allah sana uzun ve hayırlı ömürler ihsan eylesin.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 04:07
Ehli sünnet ulemasinin yolu dışına saparak macera arayanların kendi havalarını rehber edinmelerinin vahim sonucu!
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 10:27
3
Senin Ehli Sünnet dediğin yol Emevi İslamıdır. İslamla alakası olmayan uydurma bir dindir. Sen uydurmalarla, hurafelerle mutlu bir şekilde yaşa ama insanları cahil yerine koyma.
Bedir 25 Ocak 2020 12:13
10
Emevi islâm i diye yaftaladigin berrak ve duru peygamberimiz as. Ve sahabei güzin efendilerimizin yoludur...! Dünya hayatı kısadır ..az sabırlı olun..kimin ' sıratı müstakim ' üzere olduğu Mahşer de anlaşılacaktır..!
İsimsiz, resimsiz. 27 Ocak 2020 09:31
1
Cehaletin en büyük alameti, karşısındakine çamur atmak ve onu tekfir etmektir. Zira bir ilmi, şahsı ya da fikri değerlendirmek için, önce içi boş olmayan bir beyin, sonra da akıl, ilim ve ahlak gerekiyor. Bir insanın sadece kendi yolunu Sırat-ı Müstakim sayması da ayrı bir kibir felaketi... Nerden baksan tutarsızlık!
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 03:53
Ömrünün çilesi ne zaman bitecek....
Feraset 25 Ocak 2020 03:50
Havasından konuşanların düştüğü akaid zafiyetinin resmi! Ehli sünnet ulemasinin yolunu izlemeyip kendini ekollestirme faciası!
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 01:20
Günümüz İslamcılarından böyle bir linç kampanyası başlatmalarını beklerdim ama siz ateist bir grup deyince vallahi şaşırdım. Zira biz kendilerini daha ahlaklı ve dürüst bilirdik.
KARAR OKURU 25 Ocak 2020 00:43
Boşverin o kavgayı, itişmeyi tepişmeyi. O itişme kakışmalar oluyor diye yerkabuğu kendi itişmesinden vazgeçmiyor. Az önce Elazığda deprem oldu. Çürük binalar yüzünden kim bilir kaç insan öldü. Daha bilmiyoruz sayısını, göçük altındakiler Allah’a emanet. Biz insanı yaşatmayı beceremiyoruz. Bari bir fatiha okuyun usulünce. Bizim memlekette insanların elinden gelen ancak bu. ‘İyi hal kağıdına’ yeter mi bilinmez!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN