Back To Top
Karakter aşınması ve gözün vicdanı

Karakter aşınması ve gözün vicdanı

 - Son Güncelleme: 08.02.2020 Cumartesi 10:01
- A +

Son günlerde, bir arkadaşın tavsiyesiyle, Amerikalı sosyolog Richard Sennett’in “Karakter Aşınması”, “Gözün Vicdanı”, “Saygı”, “Otorite”, “Kamusal İnsanın Çöküşü”, “Yeni Kapitalizmin Kültürü” gibi kitaplarına merak saldım ve ilk olarak bu yazıya başlık yaptığım “Karakter Aşınması” (The Corrosion of Character) adlı kitabı okumaya başladım. Sayfalar ilerledikçe, bunca zaman Sennett’i ıskalamış olmaktan dolayı hayıflandım. Zygmunt Bauman’ı etkilediği bilinen ve genel düşünce dünyasına dair ön araştırma yaparken, “beşerî bilimlerle uğraşan bir akademisyenin farklı alanlara yönelik ilgi ve meraklara sahip bir entelektüel olması gerekir”, “nitelikli bir akademisyen edebiyat metinlerinde karşılaştığımız türde bir yetkinlik ve derinlikle meramını ifade etme becerisine sahip olmalı” gibi tavsiyelerine de denk geldiğim Sennett, özellikle modern toplum yapısının oluşumuna ilişkin tahlilleri ve modern kent yaşamındaki insan psikolojine dair tespitler ve teşhisleri itibariyle mutlaka okunması gereken cins kafalı bir düşünür…

***

Her ne kadar şimdiki zamanda kıymetleri bilinmeyip muhtemelen bu dünyadan göçüp gittikten sonra “badem gözlü” oldukları fark edilecek olsa dahi bizim topraklarımızda da cins kafalı ilim-fikir adamları var… Şükürler olsun ki sayıca az da olsa, var… Mesela, değerli dost Prof. Dr. Ahmet Çiğdem Hoca var… Sennett’in “Karakter Aşınması” adlı kitabını okurken Çiğdem Hoca’nın 5 Şubat 2020 tarihinde yayımlanan “Yol Yakın Değil, Vakit de Yok” (https://www.perspektif.online/tr/toplum) başlıklı yazısıyla karşılaştım. Her ne kadar konu ve muhteva itibariyle örtüşür mahiyette olmasa da Sennett’in anılan iki kitabına koyduğu isim ile Çiğdem Hoca’nın yazıda irdelediği mesele zihnimde birbirine selam çaktı. Hâl böyle olunca, yazının başlığını Sennett’in iki kitabından, aşağıdaki analizleri de Çiğdem Hoca’nın taze yazısından aldım…

Çiğdem Hoca der ki Türkiye toplumunun yaşadığı mevcut krizi anlamak ve karşılamak üzere yapılabilecek iyi şeylerden birisi de modern Türkiye’nin politik ve sosyal tecrübelerinin tabiatına yönelik bir kavrama çabası olacaktır. Bu çaba bize, bırakın uzun bir tarihsel sürecin ortaya çıkardığı kurum ve değerleri, şu hızla geçen son yıllarda bile bu toplumun diğer bütün toplumlar gibi gösterdiğinden daha fazla bir enerji ve tahayyüle sahip olduğunu, çoğunlukla siyasal seçkinlerin temsil iddiaları ve beklentilerinin ötesinde ve muhtemelen üzerinde bir politik performans sergilediğini bir kere daha kanıtlayacak ve ideolojik obsesyona mahkûm edilmediğinde, insanların, sözgelimi, 27 Nisan’da ordu azarlamasına, Gezi’de polis baskısına, 15 Temmuz’da askerî darbe girişimine karşı nasıl ayakta durduğunu hatırlatacaktır…

***

Neyin olmayacağını görmek ve tecrübe etmek, bir toplum için neyin işlediğini görmek ve bunun yarattığı vasatiliğe teslim olmaktan daha faydalıdır. Görüldü ki toplumu, devlet eliyle, genellikle de cari toplumsal talep inkâr edilerek, belli bir istikamette dönüştürmeye çalışmak, bu amacın sahibi muhafazakâr dindarlar bakımından da kabul edilmez sonuçlara yol açacaktır. Burada sadece, toplumun, özellikle yoksulların, zorunlu bir dindarlaşmaya maruz bırakılmasının ve bunun kamusal kaynaklarca finanse edilmesinin dayanılmaz basitliğinden değil, bütün hayatın, en ince ayrıntısına kadar belli bir çizginin içerisinde ya da duruma bağlı olarak dışarısında mobilize edilmeye çalışıldığı faydasız bir teşebbüsten söz ediyoruz. Fobyakrosiye dayanarak farklılıkları eritmeye çalışmanın, toplumun farklılıklara duyarsız kılınmasının bedelinin, günü geldiğinde ki gelecektir, gelmiştir, bizzat siyasal ve toplumsal iktidarın yanında yöresinde kümelenmiş ve fakat iktidarla aynı obezite düzeyine ulaşmamış yahut bu türden bir ortaklığı reddetmiş grupların, toplulukların sorunlarına da duyarsız kalınmakla ödeneceği de görüldü. “Elleriyle yükselttiği yapılarda kendilerine yer bulamayanlar” yahut bu yapıların altında kalanlar, yükselen bu yapıların kimlerin canı pahasına yükseldiğini asla sormadıklarından, bugün sözcüsü olmaya soyundukları kesimlerin adını bile telaffuz edemez duruma gelmişlerse, bu sadece yanlış siyasal bir tutuma değil, bütünüyle yanlış bir gelecek perspektifine de işaret eder.

Şuradan başlayabiliriz: Sahip olduğumuz etnik, dinsel, sınıfsal, konumsal nitelikler her neyse, onlara dayanarak bir ayrıcalık ve öncelik talebine müracaat etmeden önce, bu niteliklerin başkalarının hayat hakkına engel olup olmadığına, bu niteliklerle başkalarının baskı altına alınıp alınmadığına ve daha da önemlisi daha evrensel bir politik bilincin oluşmasına katkıda bulunup bulunmadığına bakmak gerekir. Sömürünün, adaletsizliğin ve açlık korkusunun olmadığı bir dünyaya duyulan inancın sağladığı ortaklığın, diğer bütün ortaklıklardan önce gelmesi gerektiğine inanmaya başladığımızda, gerçekten inanılması gereken bir şeye inanıyor oluruz. Ancak bundan sonra ne yapılabileceğine bakılabilir; eğer yapılabilecek bir şey kaldıysa ki çoğu zaman fırsat zaten kaçmış, imkânlar tükenmiş ve kapı kapanmıştır. Eğer bugünden söz ediyorsak, bilmeliyiz ki yol artık yakın sayılmaz, vakit de sanıldığı kadar bol değildir…

Not: Tefsir çalışmamızın ikinci cildi tamamlanmış ve hızlı bir şekilde üçüncü cilde başlanmıştır. İkinci cilt bir ay içinde Ankara Okulu Yayınları tarafından yayımlanaktır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 14 Şubat 2020 01:05
yazinizdan hicbir sey anlamadim hocam
KARAR OKURU onur cem 10 Şubat 2020 02:44
Hocam tefsirin 2nci cildinde nereye kadar geldiniz??
KARAR OKURU 10 Şubat 2020 00:32
Hocam emin olun cayciniz bile olnaya raziuim siz yazarken okurken size hizmet etmek .bizim icin seref olurdu.. ..son yillarda tek idolumsunuz nacizane okuyoruz sizi bazen biz avamlara agir gelse de..saglik sihahatler dilerim mevlanadan...
ali namlı 09 Şubat 2020 15:21
Hocam, Allah aşkına bu kadar uzun cümleler kurmayın ; konu zaten ağır , sizin uzun cümleler de tam tuz biber olmuş ! Bizler akademisyen değiliz ki ! Selam ve saygılar .
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 20:42
Merakla bekliyorduk rabbim tamamlamayi da nasip eder bize de okumayi insallah...kaleminize saglik...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 20:22
Hocam, yazılarınız giderek İlahiyat alanından uzaklaşıyor; bence gayet de güzel oluyor. Canınızdan bezdirildiğimzi çok iyi biliyoruz; ama siz gene de havlu atmayın; çünkü sizin motivasyonunuzla ayakta kalan çok insan var; lütfen “artık benden bu kadar” demeyin; lütfen sabredin
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 16:36
II. .... kesen, perdesinden halkasına her şeyin şeyin uzmanı kesilen, neredeyse her şey hakkında bilgi sahibi gibi görünme çabası içinde olanların, “aaa aslında onu da bilmem gerekirdi, nasıl da gözümden kaçmış” tarzı saçma davranışları katlanılacak gibi değil. “Ortak ezber anlatıcıları”nı göre göre amiyane tabirle akademisyenden soğudu vatandaş. (Nezdinizde gerçek, donanımlı ve alçakgönüllü, saygın akademisyenler tenzih edilir.)
KARAR OKURU 09 Şubat 2020 17:30
1
Sizin yaklaşımınız saçma dersem,zihniyetnizle uyum içinde olacağımdan,demiyorum.Allah akıl fikir versin.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 16:35
I. Hocam, nedense bir açıklama yapma gereği duydum. Sennett’in “beşeri bilimlerle uğraşan bir akademisyenin farklı alanlara yönelik bilgi ve meraklara sahip bir entelektüel olması gerekir” düşüncesi ne zaman söylenmiş, yazılmıştır ataştırmaya henüz fırsat bulamadım. Sanki genel olarak tüm akademisyenlerin, hatta kendini geliştirmek isteyen her bireyin benzer şekilde davranmasının artık bir ihtiyaç ve zorunluluk olduğuna kanaat getirdim; bir akademisyen olmamama rağmen. Ancak hem çalışma alanlarında yetersiz olup hem de her konuda ahkam +++
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 16:06
Karar Web'de bir haber var: "Çin'de toplu gözaltılar başladı! Kapı kapı dolaşıp yaka paça götürüyorlar" Resimlerle de desteklenmiş haber içler acısı. Şimdi bir Müslüman olarak "Çin hükumeti Doğu Türkistan halkına zulmederken sesiz alan Çin halkı, kısa sürede aynı muameleye daha ölümcül bir nedenle maruz kalıyor..." desem gerici mi olurum?..
Evet, sorunlu olur 08 Şubat 2020 17:39
1
Öncelikle Çin'de bir demokrasi yok. Halkın devlet politikaları üzerinde söz hakkı olduğu söylenemez. Bu nedenle devletin davranışlarından olan sorumlulukları yok veya çok sınırlıdır. Bu çerçevede, başkalarının suçundan başkasının cezalandırılması ilkesel olarak yanlıştır. Son olarak tek etkilenen Çinliler değildir. Müslümanlar da hastalanıyor. Bu nedenlerle yanlış önerme.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 23:54
0
17.39, Evet haklı olabilirsin. Ama İslam ülkelerinde de demokrasi yok. O ülkeleri Batılı emperyalistler tayin ettiği idareciler yönetiyor. Buna karşılık o ülkeleri Müslümanlık geri bıraktı demek çağdaşlık oluyor. Neden acep?
KARAR OKURU 09 Şubat 2020 17:33
0
Hangi müslüman nerede özgür devlet inşaa edebilmiş.Muslumanlik bunu ister mi?
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:25
Tefsirin İkinci cildi de hayırlara vesile olsun inşaallah merakla bekliyoruz. Allah’tan sağlık ve sıhhatler diliyorum hocam. Viyana’dan
Muhtefi.. 08 Şubat 2020 14:35
Ruhun penceresi Gözdür.!..Nasil Bakarsak öyle Görürüz .Şuur olmadan Karakter oluşmaz, oluşsada Kaypaktir....Hz Mevlanada var ilacı..Mesnevi başlı başına Karakter oluşumu ile bahseder..Hz ibn i Arabi yine oyle çağlar yetmez epistomlojisine (bilgi bilimine) ....ama bizler lay lomlardayiz...hayret ki hayret....
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 14:31
Sayın Mustafa hoca; Sermayesi din olanın rehberi şeytan olur demek çokmu zor. Bütün dinlerin kabul ettiği ortak değerleri, evrensel insani ahlaki değerleri anlatmak, eline beline diline hakim ol demek, işi ehline ver demek, ırk din fikir siyasi görüş nedeniyle insanı ayırma demek, insana değer verki devlet yaşasın demek çok mu zor. Bunu anlatmak için ulaşılmaz kuyularda su aramaya ne gerek var. Biraz sade olsun yazılar. Yunus gibi, pir sultan gibi, Ebu Zer gibi.......
Minerva'nın Baykuşu 08 Şubat 2020 14:30
Mustafa hocam/kardeşim "diyanet Toki faiz" yazınızın altına da görüşümü yazdım..1000 kere anlatınca anlayan vatandaşımıza kısa tv programı "faiz helaldir" mesajı gibi oldu.
Klinik 08 Şubat 2020 14:20
Ehli sünnet ' akaidi ne muhalif her tefsir arızalı yorumlardir..!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:22
1
Sen de kendini Cennetle müjdelenip bütün günahlarının af olduğunu düşünen seçkin zümredensin galiba....
Firkayi naciye..e.s.v.c. 08 Şubat 2020 19:54
2
He onlardanım , varmı diyeceğin.!subhanallah. Elhamdülillah. Allahuekber.!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 17:28
2
Ehli Sünnet nedir arkadaş.. İslamcılık mesleği müslümanları nereye getirdi.. Ehli Sünnetçi Cübbeli, Şenocak vb.. Ehli sünnet anlayışına ters kafasına yatmayan görüş sahibini.tekfir ediyor. Tam zebaniler
Minerva'nın Baykuşu 08 Şubat 2020 13:58
2.cilt hayırlı olsun..Tamamın kaç cilt olacağı ile alakalı bir öngürünüz varmıdır..Bir vesile ile bize aktarırsanız sevinirim., Allahın bereketi hep üstünüzde olsun
Vatandaş Rıza 08 Şubat 2020 12:57
Hocam vesile oldu KARAKTER AŞINMASI kitabı bahsi.. Sadece merak ile soruyorum. Kur'an da geçen KALP KTILALMASI, KARARMASI, KÖRLÜK atfı ile KARAKTER AŞINMASI ilişkisi mahiyet ve işlevsellik bakımından birbirine çok benzemiyormu!Ve bir karakteri NE, NASIL, NİÇİN AŞINDIRIR? Bir toplumda karakter aşınmasının dahili ve harici faktörleri neler? Pratik hayat içinde toplumsal olarak nasıl karakter=vicdan = kalp aşınmasına maruz kaldık? Tefsirlerde bu (kalp kararması) konu Sennett gibi analiz neden edilmemiş... Bir öncekinin tekrarı, söz çoğaltılmasından öteye geçmemiş sanki! Selam saygılar..
Hoca’m, Allah çalışmalarınızı hayırlısıyla tamama erdirsin.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:41
Kafasındaki her fikri hakikat sanıp kitaba aktaran sayısız entelektüel var dünyada. Kime faydası olmuş bu idiotların?
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 14:25
1
Bana çok faydası oldu. Çok şükür. Çünkü ben yazanın inancına ırkına yaşam tarzına bakmadım....
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 17:32
1
Daha okumayı yazmayı öğrenemeyenler de var. Onlar en azından bir şey düşünüp yazmış. Embesil olanlardan onlar sorumlu değil...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:30
“Türkiye toplumu” neyi ifade eder? Toplum: Topluluk, güruh, amaçsız bir şekilde bir arada bulunan insanlar, karakteristiği ve kimliği olmayan toplanmışlar. Türkiye’de bir milletin olmadığını zımnen bilinçaltına işleme yöntemi. Kur’an kavramı olarak Millet=Din (İslam)+Müslümanlar+Dinin biresel ve sosyal hayata tatbiki. Millet, ulus veya nation değil. Ailenin olmadığı mekana ev değil işyeri veya oteldir. Milletin olmadığı mekanda vatan olmaz. “Evrensel politik bilince” bağlı “Modern Türkiye” olur ama Türkiye olmaz.
Şahin Doğan 08 Şubat 2020 11:01
Hayırlı uğurlu olsun hocam
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 08:35
Yazılarınızın en baştakilerle kıyas ettiğimde dahada güzel bir yere evrildiğini görüyorum.Şunu da söylemeden geçemiycem tefsir çalişmasıda biter bitmez benden bu kadar hadi bana eyvallah dersiniz diyede açıkçası çok korkuyorum.Bıkkınlığınızın farkındayız. Ama bir bilseniz konuşmalarınız kurtuluşumuza ve Allah'ı anlamaya nasıl vesile. Sırf bu yüzden varlığınıza muhtacız. İnanın gerçekten doğru olanlar hayatın her mecrasında saldırıya uğruyor. Yalnız olmadığınızı bilin isterim. Yüzünüzün hep güldüğü sağlığınızın yerinde olduğu günler diliyorum.Sizi seviyoruz hocam.Sevgiler, saygılar.
Karar Okuru 08 Şubat 2020 14:17
1
Bu yoruma kırmızı renk ile kayıt düşenlerin “karakterlerini, neye inandıklarını, iç dünyaları -resmedilse- nasıl bir varlık yapısıyla benzeştiğini merak ediyorum. Bence Mustafa hoca Kuranı, Sünneti en anlaşılır bir şekilde güzel Türkçemizde ifade edebilen 1 numaralı alimimizdir. Sağduyusunu yitirmemiş kişiler bu karşılaştırmayı yapabilirler. Karekter aşınması okuduğunu anlamayı zorlaştıran en belirgin bir “özellik” olsa gerektir....
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:28
8
Bu kadar da büyütmeyin canım. Altı üstü bir tefsir yazmış. Kurtuşa vesile olacak ne yapmış ki. Ayrıca ortaya bir fikir attığı da yok. Bu hadis doğrudur. Şu ayet bu manaya geliyor demekten başka bildiği yok. Diğerlerinden ayrıldığı taraf; Kendisini biraz daha alim zannedip en doğru olduğunu söyleme gayreti...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 17:33
0
Altı üstü kaç tesfir yazdınız?
Hakan 08 Şubat 2020 04:41
"The Corrosion of Character" cümlesindeki "corrosion" kelimesinin karşılığı "aşınma" değil de "çürüme" olsaydı daha isabetli olurdu sanki zira "aşınma" "abrasion" kelimesinin karşılığı "corrosion" ise daha çok paslnan demir, oksitlenen metal gibi durumlar için kullanılır yani "çürüme"...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:03
1
Güzel bir tespit! Kelimeler ifadenin vurucu gücüdür... tabi bana göre
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:21
0
Çevirmen Barış Yıldırım "corrosion" kelimesini "aşınma" diye karşılamayı tercih etmiş. Bence karakterdeki oksitlenme, büsbütün "çürüme"den ziyade "aşınma ve paslanmaya"ya karşılık gelir. (Mustafa Öztürk)... Hakan Bey'e (04:41) ve Karar Okuru'na (11:03) üzüm yeme amaçlı yorumlarından dolayı teşekkür ederim.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 13:05
0
Hakan kardeş dediğim doğru. Hz. Peygamber kalp paslanmasının/coroziyon kötülük yaptıkça, kötülüğe rıza gösterme ve neme lazım dedikçe oluştuğunu belirtir. Ama nedense kötülük paslanma ilişkisinin sosyopsikolojik dinamiğini bu hastalığa maruz kalmış siyasi, dini, akademik otoriteler pek dikkat etmez.. Topyekün Karakter/ kalp/ kalıp aşınması yaşıyoruz..
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 01:21
Sıkı yazı, Çiğdem Hoca da sıkı yazmış...
Çeviri 08 Şubat 2020 01:08
Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu Çıkmış islâm bülbülleri öter Allah deyu....! Yunus ks.
Bilimsel Bakış 08 Şubat 2020 00:50
Sayın Öztürk, makalenin sonuna kadar iyi bir ruh haliyle okuyordum ki, tefsir çalışmamızın notunu gördüm. Aman hocam Hz. Musa nın buzağı kissasini spinoza ile eleştiren tefsir yazdiysaniz lütfen ona yorum deyiniz. Tefsir ayetleri kabul ederek yapılabilir.
Bilimsel Bakış 08 Şubat 2020 12:58
2
Hocam bu arada Kemal Gürger sizin spinoza benzeri bakışla elestirdiginiz ayeti günümüze uyarlayarak tefsir ediyor.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 13:08
1
Hocamızın yazılarının altına her hafta bıkmadan tükenmeden sürekli yorum yapan spinozazede siz misiniz ?
Bilimsel Bakış 08 Şubat 2020 16:50
0
Evet benim. Spinozade ben değilim Çünkü spinoza nın görüşü Kuran ın buzağı ayetini red eder mahiyette. Spinoza yorumuna katılan sayın Öztürk. Lütfen anlayarak yorum yapın.
KARAR OKURU 11 Şubat 2020 10:25
0
Sen spinozaya kurban ol ya! Spinoza çarpsın seni!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 00:38
Oy Hocam oy, yıktın perdeyi eyledin viran...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN