Back To Top
Duvardaki herhangi bir tuğla

Duvardaki herhangi bir tuğla

 - Son Güncelleme: 04.02.2020 Salı 09:43
- A +

18’inci asrın ortalarından itibaren, endüstri devrimini gerçekleştiren Batılı ülkeler, birçok alanda dünyanın geri kalanının fersah fersah önüne geçtiler.

Batılı devletlere muazzam güç kazandıran en temel, en önemli unsurlardan biri, sanayileşme sürecinde yaşadıkları, “birlikte iş yapma” şekillerindeki çok temel, yapısal değişimdi.

Émile Durkheim 1893’te yayımlanan “Toplumsal iş Bölümü” isimli meşhur eserinde toplumsal dayanışma şekillerini “mekanik” ve “organik” olarak ikiye ayırmıştı.

Sanayileşen Batı ülkelerinin binlerce yıldır sürüp gelen, geleneksel, küçük ölçekteki tarım toplumlarına mahsus mekanik dayanışmayı adım adım terk edip organik dayanışmayı benimsediklerini söylüyordu.

Durkheim’a göre mekanik dayanışmanın hâkim olduğu toplumların birlik ve beraberliği insanların homojenliğine bağlıdır. İnsanları bir arada tutan “harç”, olabildiğince birbirlerine benzemeleridir.

Aynı eğitimi alan, aynı tür işler yapan, aynı inançları paylaşan, aynı şeylerden zevk alan, aynı şeylerden korkan, aynı hayat tarzını paylaşan bireyler kendilerini birbirlerine bağlı hissederler.

O yüzden bu tür toplumlarda sürekli ferdi itirazların ertelenmesi istenir, “birlik, beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan” günlerin bir türlü ardı arkası gelmez.

İş bölümünde önce kan bağı (aile ve akrabalıklar), sonra ortak hayata zemin teşkil eden mekân (köy, kasaba) belirleyicidir. Nepotizm bu yapısal gerçeğin doğal -ve kaçınılmaz- bir neticesidir.

İnançlar çok kuvvetlidir. Ortak toplumsal bilinç kutsanır. Bir bütün olarak topluma ve toplumun çıkarlarına aşırı -hatta ilahi- değerler atfedilir.

Herkes benzer işler yaptığından, uzmanlaşma söz konusu değildir. Bu bireyin önem kazanmasının önüne geçer. Neticede bireyler duvardaki herhangi bir tuğladan başka bir şey değildir: Gerekirse yerine bir başkası yerleştirilmek üzere gözden çıkarılabilecek, kırılıp atılabilecek önemsiz bir parça!

Sanayileşme süreci, bu tabloyu değişmeye zorlamıştır.

Köyde sanayi olmaz.

Büyük fabrikaların ihtiyaç duyduğu insan gücünü ancak kalabalık şehirler sağlayabilir.

Sanayi toplumu için nitelikli eğitim ve ihtisaslaşma şarttır. Köy yerinde hemen herkes harman savurabilir yahut toprağı belleyebilir ama bir otomobil fabrikasında iyi yetişmiş, alanında uzmanlaşmış fizikçilere, kimyacılara, elektrik-elektronik mühendislerine, bilgisayar mühendislerine, endüstri mühendislerine, endüstriyel tasarım mühendislerine, muhasebecilere, finansçılara, hukukçulara ihtiyaç vardır.

Durkheim’ın bu yeni dayanışma modeline “organik” ismi vermesi bundandır.

Nasıl vücudumuzun belli fonksiyonları icra edebilmesi için elimiz, ayağımız, ağzımız, burnumuz gibi özelleşmişorganlara” ihtiyacı varsa, sanayi toplumunun da uzmanlaşmış bireylere, gerçek meslek sahiplerine ihtiyacı vardır.

Sanayi toplumunda bireyler, gözden çıkartılabilir, önemsiz figüranlar olmaktan çıkıp toplumsal yapıda önemli fonksiyonlar icra eden aktörler hâle gelirler.

Sahip olunan “bilgi” geometrik olarak artmaktadır ve artık kimse eldeki insanlık bilgisinin künhüne vakıf olamaz. O yüzden belli alanlarda uzmanlaşmaktan başka yol yoktur.

Öte yandan uzmanlaşan bireylerin belli noktalarda derinleşerek elde ettikleri bilgiler de tek başına işe yaramaz.

Bu bilgilerin başka uzmanların bilgileriyle birleştirilmesi gerekir.

Birlikte iş yapabilmek, takım oyunu oynamak şarttır.

Farklı uzmanlık sahiplerinin bir araya getirilerek uyum içinde birbirleriyle çalışabilmesi için standartlar ve uzmanların birbirleriyle çalışabileceği platformlar oluşturulur, beraber iş yapma usulleri tespit edilir.

Uzmanların hukukunun korunması için gereken yasal altyapı kurgulanır.

Müesses nizama alternatifler önerenler -bastırılmak şöyle dursun- teşvik edilirler.

Toplum karşısında fert kıymet kazanır, uzmanlığa saygı ve itibar gösterilir.

Biz henüz bu noktadan uzaktayız. Almamız gereken daha çok mesafe var.

Bu temel yapısal değişiklikleri yaşamadan, “ferdi” duvardaki diğer bir tuğla olmanın ötesine taşımadan Batı ile rekabet edebilmek mümkün görünmüyor.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Beyefendi sizi büyük bir zevkle okuyorum.İçinde duygusallıktan ziyade aklın ve matematiğin yoğun olduğu bir mantık örgüsü sunuyorsunuz.Dilerim sizden faydalananların sayısı artar..masal dinlemekten yorulduk.
Köroğlu 04 Şubat 2020 15:46
Anadolu Türklerinde çok temel bir korku var: "Endülüs Emevilerinin başına gelen bizim de başımıza gelecek. Anadolu, Hristiyanlık'ın merkezi coğrafyası; Konstantinopolis, Hristiyanlık'ın başkenti iken, zamanında kılıç zoru ile müslümanlaştı/Türkleşti. Artık kılıcımızın bir gücü kalmadı. Dolayısı ile bu toprakları 'biz'den 'geri' alacaklar. Aman izin vermeyelim" Bu paranoya eğitimden devlet yapısına, sosyolojiden ekonomiye her alanı zehirliyor. Şehirlileşmeyi engelliyor. Şehirlileşmeye, özgürlüğe ve hukuka izin vermeyen bu zehirli ortamdan birey çıkmaz.
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 23:41
0
Bugün açıklanan nufüs sayım sonucunda şehirde yaşayanlar %92, köydekiler %8 olmuş.köydeki gençler tarımla uğraşmak istemiyor, okuyup masabaşı iş ve dünyayı gezip görmek istiyor. Afgan, azeriler olmasa çoban bulunamıyor.sanayi ağırlıkla marmara, turizm ege ve akdenizde. İş,aş,eğitim için insanlar şehirlere akıyor. Karadeniz, orta anadoluda köylerde sadece yaşlılar kalmış.Ne olacak bu işin sonu merak ediyorum. Umarım batı tarzı ruhsuz,tekdüze, bencil bireyselci organik toplum yapısına dönüşmeyiz.Sanırım zamanla kendimize özgü bir senteze,sisteme ulaşırız.Çünkü batı batıdır, biz de biziz.Bizim to
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 14:15
Pink floyd'un içinde "another brick in the wall"(duvardaki diğer herhangi bir tuğla) dizelerini içeren meşhur "the wall" şarkısı 20.yüzyılın organik toplum yapısını eleştiriyordu sn.yazar. Durkheim 19.asırda sosyoloji biliminin başlangıcında önemli katkısı olmuş, bizde de Ziya Gökalp'ı oldukça etkilemiş bir sosyolog. Ama o dönem batıda sanayi toplumunun henüz gelişmekte olduğu, tam oturmamış dönemdi. Oturduğunda çıkan arızaları görüyorsunuz.Sosyalizm,komunizm,islami toplum vb arayışları organik toplum yapısının yetersizliklerinden ötürü ortaya cıkmış. Bizim sosyal yapımızı açıklamaya yetmez.
Ali Şükrü Yağıkovar 04 Şubat 2020 16:20
2
O şarkı daha çok rasyonelleşmenin neticesinde ortaya çıkmış, tek düze, yaratıcılığı öldüren eğitim sistemini eleştiriyordu sanırım. Yazar o şarkıya atıf yapmamış zaten.
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 23:17
0
Sn.16.20, the wall şarkısında eleştirilen eğitim sistemi zaten organik toplum düzeninin yarattığı bir sonuç. Gökten zembille inmedi o eğitim sistemi....
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 11:59
Sanayileşmiş ülkeleri incelerseniz, birçok ülkede halen veya sanayileşmenin çeşitli aşamalarında, eleştirdiğiniz hususların yaşandığını görürsünüz. Toplumsal ve siyasi alanları, işbölümünden hareketle kategorize etmeniz yanlış olmuş bence. Ayrıca toplumsal iş bölümü ayrımını biliyor olmak derdimize deva mıdır? (olsa idi keşke...)
Pink Floyd 04 Şubat 2020 11:38
Türkiye'deki eğitim sisteminden uzman birey çıkmaz. Ölmeye hazır asker yetiştirmek üzere kurgulanmış bir eğitim sistemi var.
Pink Floyd 04 Şubat 2020 11:05
Türkiye eğitim sistemi, vasıfsız köylüyü devlete sorgusuz sualsiz itaat eden, öl deyince ölecek, öldür deyince öldürecek vasıfsız askere dönüştürmek üzere kurgulanmış son 100 yıldır. Bu eğitim sisteminden uzman bireyler çıkmaz. Yalnızca another brick in the wall çıkar.
KARAR OKURU 04 Şubat 2020 01:26
Haklisiniz, ama Turkiye'yi yonetenlerin yazdiklarinizi anlayabilecegini sanmiyorum. Bu seviyelerden cok uzaktalar...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN