Back To Top
Suriye’de S-400’ler var

Suriye’de S-400’ler var

 - Son Güncelleme: 17.02.2020 Pazartesi 01:23
- A +

EĞRİSİ DOĞRUSU

Eylül 2018’de Türkiye ve Rusya arasında varılan Soçi Mutabakatı, İdlib’de 15-20 kilometrelik bir silahlardan arındırılmış bölge kurulmasını ve terörist grupların – ki burada kastedilen IŞİD ve El Nusra’ydı – bir ay içinde bu bölgeden tamamen çekilmesini öngörüyordu. Ayrıca 2018 sonuna kadar Halep’i Lazkiye ve Şam’a bağlayan M4 ve M5 otoyollarının trafiğe açılması hedeflenmişti. Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktaları da esasen bu süreç dâhilinde kuruldu. Ancak sonradan yaşanan gelişmeler Soçi Mutabakatı’nın işleyişini adeta imkânsız hale getirdi.

Emre Erşen, uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanıdır. Suriye olayları üzerine Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Putin, Türkiye’nin çok tedirgin olacağını, sert tepki göstereceğini bile bile neden İdlib’de sivilleri bombalatıyor, Türk gözlem noktalarını kuşatma altına alıyor?

Eylül 2018’de Türkiye ve Rusya arasında varılan Soçi Mutabakatı, İdlib’de 15-20 kilometrelik bir silahlardan arındırılmış bölge kurulmasını ve terörist grupların – ki burada kastedilen IŞİD ve El Nusra’ydı – bir ay içinde bu bölgeden tamamen çekilmesini öngörüyordu. Ayrıca 2018 sonuna kadar Halep’i Lazkiye ve Şam’a bağlayan M4 ve M5 otoyollarının trafiğe açılması hedeflenmişti. Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktaları da esasen bu süreç dâhilinde kuruldu. Ancak sonradan yaşanan gelişmeler Soçi Mutabakatı’nın işleyişini adeta imkânsız hale getirdi. El Nusra’nın devamı olan Heyet Tahrir el-Şam örgütü İdlib’in neredeyse tamamının kontrolünü ele geçirdi. Rusya bu durumdan rahatsız olduğunu uzun zamandır açıkça ifade etmesine rağmen mutabakatın uygulanabilmesi için Türkiye’ye belli bir süre daha tanıdı. Fakat son gelişmelerden anladığımız kadarıyla artık bu mutabakatı tamamen geçersiz sayıyor ve bunun yerine sahada Esad rejimi lehine fiili bir askeri durum yaratmaya çalışıyor. Böylece Türkiye’yi bu yeni şartlar üzerinden yeni bir anlaşma yapmaya zorlamayı amaçlıyor.

HAVA SAHASI RUSLARIN ELİNDE

Sivilleri bombalayan Rusya Türkiye’nin havadan operasyon yapmasını nasıl karşılar?

Siviller konusunda ise Rusya’nın veya Esad rejiminin özel bir hassasiyete sahip olduğunu söylemek zor. Daha önceki Halep ve Doğu Guta örneklerinde de durum farklı değildi. Nitekim Ruslar ısrarla bölgede sivilleri değil, teröristleri hedef aldıklarını iddia ediyorlar. Burada Rusya’nın Suriye’ye yerleştirmiş olduğu S-400’ler sayesinde ülkenin hava sahasını da kontrol ettiğini özellikle belirtmek lazım. Yani Türkiye’nin olası bir askeri operasyonda savaş uçaklarını kullanması ancak Rusya’yla koordineli bir şekilde mümkün olabilir. Rusya ise mevcut durumda buna pek izin verecekmiş gibi görünmüyor. Bu son krizin Ankara ve Moskova arasında bu kadar ciddi bir gerginlik yaratmış olmasının temel nedeni bu.

TERÖRİST GRUPLAR TÜRKİYE’YE TEHDİT

İdlib’in teröristlerden temizlenmesi deniliyor. Terörist grupların tanımında Ankara ve Moskova farklı yaklaşımlara sahipler. Ayrıca İdlib’de binlerce silahlı militan var. Bu sorun nasıl çözülür?

Türkiye, Rusya ve İran arasında Aralık 2016’da imzalanan ve meşhur Astana sürecini de başlatan “Moskova Deklarasyonu” bu konuya açıklık getiriyor. O belgede üç ülke açıkça isim vererek IŞİD ve El Nusra ile ortak mücadele edeceklerini taahhüt ettiler. El Nusra zaman içinde Heyet Tahrir el-Şam olarak bildiğimiz örgüte dönüştü. Bu örgüt de bugün aslında hem Türkiye, hem de Rusya tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor. Burada esas anlaşmazlık konusu Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü YPG’yi Rusya’nın terör örgütü olarak kabul etmemesi. Ancak YPG’nin İdlib’de önemli bir varlığı bulunmadığı için İdlib krizi dediğimizde esas olarak Heyet Tahrir el-Şam’ı kastediyoruz. Öte yandan İdlib’de rejime karşı savaşan irili ufaklı pek çok başka cihatçı grup da var. Türkiye uzun zamandır ılımlı olarak tabir edilen grupları radikallerden ayırmaya çalışıyordu. Fakat bu bölgede ılımlı-radikal ayrımını yapabilmek oldukça güç. Ayrıca bu silahlı grupların İdlib’den çıkarıldıktan sonra nereye geçecekleri sorusu da önemli. Esad rejiminin İdlib’i ele geçirmesi durumunda bunların öncelikle Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla kontrol altına aldığı bölgelere geçmeleri beklenebilir. Ancak orta ve uzun vadede Türkiye’ye giriş yapmaya çalışırlarsa Türkiye için ciddi bir güvenlik riski yaratacaklardır. Rusya ise son dönemde cihatçı grupların Türkiye tarafından Libya’da savaşmaya gönderildiğini iddia ederek Ankara’ya karşı yeni ithamlarda bulunmaya başladı. Dolayısıyla bu meselenin Türkiye-Rusya ilişkileri açısından Suriye’nin de ötesine geçen yansımaları var.

RUSYA İLE ANLAŞMAK ZOR

Putin’in Suriye projesi, Türkiye’nin Suriye projesiyle uyuşur mu? Örneğin Putin PKK’yı bile terör örgütü saymıyor.

Suriye krizinin başladığı 2011’den bugüne Türkiye ve Rusya hep birbirlerine karşı savaşan tarafları desteklediler. Türkiye Esad rejimine karşı muhaliflere destek verirken 2016’ya kadar çoğunlukla Batı ile birlikte hareket etti. Daha sonra ise Rusya ve İran’la sahada belli bir koordinasyon içine girmiş olsa da Esad rejimine karşı tutumunu değiştirmedi. Rusya da benzer biçimde Suriye’deki muhalif grupların önemli bir bölümünü terörist olarak tanımlamaya devam etti. Ayrıca Türkiye’nin tepkilerine rağmen YPG ile ilişkilerini belli bir düzeyde tutmaya çalıştı. Nitekim PYD’nin halen Moskova’da bir ofisi bulunuyor. Dolayısıyla iki ülkenin Suriye’nin geleceğiyle ilgili pozisyonlarının uyuşması pek kolay değil. Astana ve Soçi gibi mekanizmalar da zaten bu uyuşmayan pozisyonları birbirine yakınlaştırmak için ortaya çıkmıştı, fakat örneğin anayasa sürecinde yaşanan sıkıntıların da gösterdiği gibi bu süreçlerin nihai olarak başarıya ulaşacaklarının bir garantisi yok.

UKRAYNA GEZİSİ

Türkiye’nin Ukrayna’ya askeri yardım yapmaya başlaması, ikili ilişkileri stratejik olarak nitelemesi ve Kırım’ın Rusya’ya ilhakını tanımayı reddetmesi Moskova’yı nasıl etkiler?

Türkiye 2014’ten beri Rusya’yla ilişkileri bozmadan Ukrayna ile diyaloğu sürdürmek ve Kırım’ın ilhakını hiçbir şekilde tanımamak olarak özetleyebileceğimiz bir politika izliyor. Rusya’nın bundan çok mutlu olduğu elbette söylenemez, ancak Türkiye’nin özel bir durumu olduğunun da farkında. Çünkü pek çok Batı ülkesi Kırım’ın ilhakından sonra Rusya’ya ekonomik yaptırımlar uygulamaya karar verdiğinde Türkiye bu yaptırımlara katılmayı reddetmişti. Rusya ayrıca NATO’nun son dönemde Karadeniz’de etkisini arttırmaya yönelik planlarına karşı da Ankara’yla ilişkilerini önemsiyor. Yine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Ukrayna ziyaretinin Rus medyasında ele alınış biçimine baktığımızda Kremlin’de bu konuda belli bir huzursuzluğun olduğunu görüyoruz.

RUSYA İLE YOĞUN İLİŞKİLER

Suriye konusunda Türkiye ABD ile ihtilafa düşünce Rusya ile diyaloga girdi, örneğin S-400 aldı,  nükleer santral yapıyorlar… Şimdi Rusya ile de ihtilaf halindeyiz. Suriye’de durumumuz nedir?

Türkiye ve Rusya Kasım 2015’te yaşanan uçak düşürme hadisesi nedeniyle tırmanan çok önemli bir krizi atlattılar. O dönemde siyasi ve ekonomik ilişkiler ciddi zarar gördü. Şimdi Suriye’de bu kadar yakın bir askeri koordinasyon kurmuşken yeniden bu tür bir krize sürüklenmek istediklerini sanmıyorum. Ayrıca şu anda Türkiye-Rusya ilişkileri dediğimizde sanki sadece Suriye konusu varmış gibi anlaşılıyor, ancak iki ülkeyi birbirine bağlayan çok önemli enerji projeleri var. Öte yandan S-400’lerin birkaç ay içinde kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor. Bütün bunları düşününce Ankara ve Moskova’nın sırf Suriye’deki ihtilaflar nedeniyle birbirlerini tamamen gözden çıkarmalarını beklemek gerçekçi değil. Ancak Suriye’de yaşanacak sorunlar ister istemez diğer meselelerle ilgili gelişmeleri de yakından etkileyecektir.

TÜRKİYE DOĞU AKDENİZ’DE YALNIZ

Doğu Akdeniz’de Türkiye neden yalnız?

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları meselesinin yaklaşık on yıllık bir geçmişi var. Bir süre bu bölgede ne kadar rezerv bulunduğu tartışıldı. Daha sonra İsrail, Güney Kıbrıs ve Mısır bu kaynakların çıkarılması ve işletilmesi için önemli adımlar attılar. Hatta ilk başta İsrail’den Türkiye’ye Kıbrıs adası üzerinden uzanacak bir boru hattı bile gündemdeydi. Ancak Kıbrıs barış görüşmelerinin çökmesi ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin Filistin konusu nedeniyle gergin seyretmesi nedeniyle bu seçeneğin yerine İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında EastMed adı verilen boru hattı projesi gündeme geldi. Taşıdığı ciddi finansal ve lojistik riskler nedeniyle bu hattın inşa edilmesi pek kolay görünmüyor, ama EastMed yine de bu üç ülkenin Doğu Akdeniz meselesinde Türkiye’ye karşı bir blok oluşturmasını kolaylaştırdı. Mısır’daki Sisi yönetimi de Ankara ile sorunlu ilişkileri nedeniyle bu bloğa yakınlaştı. Kısacası bir taraftan Türkiye’nin bütün bu ülkelerle siyasi ilişkilerinde yaşanan sorunlar var, diğer taraftan bölgede Suriye, Kıbrıs ve Filistin gibi meselelerin ortaya çıkardığı karmaşık bir jeopolitik durum söz konusu. Bunlar Türkiye’nin son dönemde Doğu Akdeniz’de yalnız kalmasına yol açtı diyebiliriz.

LİBYA İLE ANLAŞMA

Doğu Akdeniz’de elimizi güçlendirmek için Libya ile ‘münhasır deniz sahası’ anlaşmasını nasıl buluyorsunuz? Sürdürülebilir mi? Serrac kalıcı gözüküyor mu?

Ankara kendisine karşı kurulan bloğu kırmak ve bölgede varlığını hissettirmek için Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerden birisiyle bu anlaşmayı yapmak zorunda hissetti. Burada da açıkçası Libya dışında pek bir seçenek yoktu. Ancak bu anlaşma BM’nin desteklediği Serrac hükümetinin Hafter’in saldırılarına karşı çok kırılgan olduğu bir döneme denk geldi. Zaten aslında Rusya dâhil pek çok aktörün Libya’da Hafter’e destek vermeye başlamasının önemli bir nedeni de son birkaç yılda sahada Hafter lehine değişen askeri durum. Öte yandan Türkiye’nin yaptığı anlaşma ancak Serrac hükümetinin ayakta kalmasıyla mümkün olabilir. Burada Serrac ve dolayısıyla Ankara için esas sorun ise Hafter güçlerinin Mısır, Fransa ve BAE gibi ülkeler tarafından açıkça, Rusya tarafından da üstü kapalı olarak destekleniyor olması. Bu da meseleyi Türkiye açısından daha çetrefilli hale getiriyor.

ABD VE RUSYA İLE İLİŞKİLER

ABD neden IŞİD’le mücadelede PYD’yi seçti? Türk-ABD ilişkileri düzebilir mi, böyle bir gelişme neye yarar?

ABD Suriye’de belli bir süre Türkiye’yle birlikte Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) verilen muhalif oluşumu destekledi. IŞİD tehdidi ortaya çıkınca ise sahada aktif rol üstlenebilecek başka bir yerel güç arayışına girdi. Hem ÖSO’nun askeri anlamdaki yetersizlikleri, hem de içinde belli radikal İslamcı grupları barındırması nedeniyle PYD ve bunun silahlı kolu olan YPG ile taktiksel bir işbirliğine girmeyi tercih etti. Bu durum da özellikle 2016 sonrasında Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir kırılmaya neden oldu. Geldiğimiz noktada bu durumun kısa sürede değişmesinin çok mümkün olduğunu düşünmüyorum. Hatta S-400 meselesi nedeniyle Türk-Amerikan ilişkilerinde daha zor bir döneme giriyor da olabiliriz. Ancak Türkiye açısından Suriye başta olmak üzere pek çok bölgesel meselede Rusya-ABD dengesinin gözetilmesi önemli. Son dönemde İdlib ve Libya nedeniyle Rusya’yla yaşadığımız ciddi sıkıntılar da aslında buna işaret ediyor. Rusya elbette kendi çıkarları için Türk-Amerikan ilişkilerinin gergin seyretmesini yeğleyecektir, ancak böyle bir durumun Türkiye’yi Rusya karşısında dezavantajlı bir pozisyona sokacağını belirtmek gerek.

AB ÖNEMLİ

AB, Türkiye için hala önemli mi?

ABD için söylediklerim aslında AB için de geçerli. Bugün AB kendi içinde ciddi sorunlarla uğraşıyor. Türkiye-AB ilişkilerinde de sıkıntılar var. Ancak gerek ekonomik ilişkiler anlamında, gerekse de mülteci krizi veya Doğu Akdeniz’deki stratejik durum gibi nedenlerle Türkiye’nin AB ile ilişkilerini belli bir düzeyde devam ettirmesi son derece önemli. Bunun dış politikada Rusya’ya karşı da belli bir denge unsuru oluşturabileceğini düşünüyorum.

‘EKSEN KAYMASI’

‘Eksen kayması’ tartışmasına ne diyorsunuz? Türkiye ‘Batı eksenli’ klasik politikaya dönebilir mi? Dönmeli mi? Ne yapmalı?

Aslında bir süredir küresel siyasette de eksen kayması tartışmaları devam ediyor. Çin’in yükselişi, Rusya’nın son yıllarda izlediği siyaset, Hindistan, Brezilya gibi farklı aktörlerin öne çıkması uluslararası sistemde Batı’nın hegemonyasının zayıfladığı anlamına geliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin de aynı Soğuk Savaş’taki gibi tamamen Batı’ya endeksli bir dış politika izlemesini beklemek gerçekçi değil. Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkelerle ilişkileri geliştirmekte yanlış bir şey yok. Fakat bu ülkelerle ilişki kurarken Batı ülkeleriyle mevcut siyasi, ekonomik ve askeri ilişkileri de zayıflatmamak gerekir. Türkiye’nin ABD ve AB ülkeleriyle elbette sorunları var, ama halen pek çok alanda örtüşen çıkarlar da bulunuyor. Mesela bu son İdlib krizinde Rusya’yla karşı karşıya kalınca bir anda yeniden ABD ve NATO’nun önemini hatırladık. Benzer bir durum 2015’teki uçak krizinde de yaşanmıştı. Kısacası dış politikada Rusya-Batı dengesini gözetmeye çalışmak çok önemli.

KİMDİR?

Marmara Üniversitesi İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Erşen, Rusya’da Higher School of Economics, Avrupa’da University of Kent, Institute for Human Studies ve Jagiellonian University bünyesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Türkiye-Rusya ilişkileri, Rus dış politikası, Avrasya ve jeopolitik alanında pek çok yayını var. 

 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mehmet 17 Şubat 2020 21:15
Bizde siyasi akıl var devlet aklı olmalı.S400 leri kime karşı kullanacağız dediğimizde hain olmuştuk.Ne işe yarayacak....
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:42
Sayın yazar, yazı bir kaç paragraf uzun olunca bile okuyan sayısı azalıyor... Bir de bir kaç yüz sayfalık kitapları düşünün, kaç kişi okur... Yurt dışından tatile gelenler oluyor, yanında üç beş kitapla... Bunlar çok sofistike insanlar değil. Havalimanında yer hizmetlerinde, fast food’cuda, şirketlerde çaycı, ofis boy falan oluyorlar... Diğerlerini yazmaya gerek kalmadı sanırım... Sonuç olarak çok üzücü ve iç karartıcı bir durumumuz var...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:25
idlib'e gitsinler,Buyrun o zaman, Önde reis, Arkasında AKP liler ,Onların arkasında vakıflar ve Suriyelileri alalım.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:33
13
Gitmez onlar...Boşuna beklemeyin... Postu serdiler kuru ve bereketli yerlere...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 16:20
Suriye'de S-400 var da İsrail-ABD savaş uçakları nasıl istediği zaman, istediği yeri vurup geri dönüyorlar. Havadan gelen saldırıyı önleyemiyorsa neden o kadar milyar dolar masrafla alındılar. Neyse iyi uykular Türkiye'm
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:28
2
Okcu birlikler onden gitsin!
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:26
5
Onlar gider mi hiç, vakıflara bağış toplayıp 16 ülkeden gelen 10 yarışmacıyla yarışma, festival, fuar falan yapıyorlar...
S-400'ler orijinal paketleriyle,hangarlar da bekletiliyor..Ruslar bunlarin ,nasil kullanilacagini gelecek,ay veya yillarda bize ögreteceklermis !.. Trajikomik bir ülkeyiz ,vesselam..
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:11
5
Rus izin verse bile ABD izin vermiyor, füzelerin ambalajından çıkmasına. “Dostum”lardan silah al, deve yüküyle para öde, bu arada millet aç kalsın, Katar kanal yapacak, komşuda pişen bize de düşecek diye beklensin... Akılsız milletlerin başına gelenin hesabı sorulmazmış...
cumhur 17 Şubat 2020 14:11
Her işimiz"dostlar alışverişte görsün"misali!Hangi işi hakkıyle yaptık ve doğru olarak sonuçlandırdık?Yapılan iş Allah rızası için yani hak ve halk için yapılmadıkça bu devran böyle gider!Atılan her adım ilk önce halka ne kazandırır ne kaybettirir?sorusunu kendimize sormaktır.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 13:17
Biz Şam’a giremedik ama Suriye’de istenmeyen kim var kim yok hepsi bize geldi, doluştu. Birazı da sınırın öte tarafında eli silahlı bekliyor. Gelsinler onlara da her şeyi bedava vereceğiz... Sanki hazine doldu taşıyor da saçacak yer aranıyor... Başkalarından yalvara yalvara alınan borçla gelenleri doyuruyoruz... Birileri “ümmetin lideri” olacak diye ortaya çıktı, daha hepimize lider olamadan, başkalarına da olmaya kalktı. Çok çalışıp herkesi doyuralım. Biz aç açık kalsak da olur!
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 13:06
Rusya’dan alınan silahları doğrudan mı yoksa silah tacirlerine komisyon ödeyerek mi alıyoruz? Komisyonculara da para kaptırdık mı işe yaramaz füzeler yüzünden?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 20:56
0
Soruda ne sakınca gördünüz? Biliyorsanız cevabını yazsaydınız olmaz mıydı? Siz neden böylesiniz? Konuşmayı, yazmayı bilmeyen uzaylı mısınız? Aynı dili konuşmuyor muyuz? Neden böyle yapıyorsunuz? İnsan, kendi vatandaşını böyle üzer mi?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:57
Putin’in çekeceği sert tepkiden ne olacak ki? Boş esilip gürlendiğini bizden iyi bilir o, eski KGB başı... Silahları da o satmış zaten. Bir de dünya kadar para ödendi o silahlara, millet kışta kıyamette tanzimde domates, marul kuyruğunda beklerken... Neyse ki “külliyeyi çok beğenmişti”, yanımıza kâr kaldı, taktirleri... Ha bir de Emevi Camiinin fotoğrafını göndermişti...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:52
Vatandaş dediğiniz, kendi ülkesinin, devletinin altını oymaz. Bozuk olan düzeltilsin, eksik olan tamamlansın diye elinden geleni, eleştiriyle, seçimle, demokratik yollarla yapar. Fişteklenmeye teşne olanın sonu ya savaşta ya da kaçarken sağda solda perişan vaziyette ölmek yahut bir yerlerde sığıntı gibi yaşamak oluyor. Suriye’de olan biten de bu...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:51
11
Başkomutan olarak önden buyurun.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:30
1
Suriye’den söz ediyorum, neden önden buyurayım ki? Temkinli olmakta yarar var...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 10:16
Nükleer silahlarımız olsaydı böyle kaygılarımız olmazdı. Bu silahları mevcut teknolojimizle üretmeye gücümüz yeter. Lakin bir projemiz yok. S400 lere hiç güvenim olmadı, bu sistem Rusya ve avanelerine karşı işlevsiz. Çünkü önceden iyi manipüle edilmiş, boşa sevinmeyelim.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 11:17
7
yahu düne kadar s400 gelecek abd kaçacak demediniz mi. Sizi de anlamak mümkün değil. şimdi de nükleer diyoruz. Pakistanın var da ne oluyor. Ülke abd hizmetinde. Adalet, hukuk, eğitim ve demokrasi lazım. nükkleer o zaman gelir ülkemize
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:46
0
Nasıl yapacaksınız? Nereden alacaksınız? Diyelim ki elde ettiniz, başkalarında zaten bol miktarda var. Elleri armut mu topluyor? Silahla neyi çözeceksiniz? İran’da olabilecek diye başına gelmeyen kalmadı İran’ın... Ekonomik ve sağlam bir siyasi gücünüz olması lazım. İç politikada oynaklık buralarda işe yarasa da dış politikada hiç işe yaramıyor. Tenis topu gibi birbirlerine atıyorlar oynakları...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 19:20
1
11:57, bunların dönme hızına yetişmek zor, nevrimiz dönsün pes edilsin, su muhallebisi kıvamında olunup ne söylenirse “he” denilsin diye böyle yazarlar...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 09:03
... bizde de var S 400’lerden. Eski sahibi, üreticisi Rusya. Ne olacak şimdi?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 03:44
Hiç mülteciler den bahsetmiyorsunuz? Hükumet için ana sorun rus ve suriyenin idlibdeki sivilleri vurması sonucu oluşan göç dalgasını suriyede tutmak. Burda mesele rusya ve esed in bunu bilerek yapıp yapmadığı? Ayrica soci astana falan filan hepsi tam anlamiyla bunlara uyduda Türkiye uymuyormus algısı ortaya çıkıyor. Burada mesele esed hava saldırıları ile kendisine muhalif olan herkesi suriyenin disina dolayısı ile Turkiyeye sürmek içeride zaten var olan suriyeli meselesini büyütüp bir taşla iki kuş vurmaktır.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 10:55
7
Butun bunlardan bize ne Biz kendimizi kendi barısımızı tesis ettik de sıra başkalarına mı geldi ?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 03:09
Bize devlet ciddiyetine sahip devlet adamları lazım.Duygu ile değil Türkiye,nin menfaatlerine göre duruş sergileyebilen devlet adamları lazım.
enjoY 17 Şubat 2020 10:33
6
mesala 6 ayda şama gireriz diyenler
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:26
21
Davutoğlu: Kendi oğlunu diğer vatan evlatlarından ayıran biri devlet adamı olamaz
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN