Back To Top
Bir fotoğraf karesinin hikayesi...

Bir fotoğraf karesinin hikayesi...

 - Son Güncelleme: 28.03.2018 Çarşamba 00:20
- A +

Fotoğraf önceki gün Iğdır’da İran sınırında, Ağrı Dağı’nın eteklerinde çekildi. İnsanın bir kere görünce sonra hiçbir şey olmamış gibi başka şeyler yapmaya devam edemediği, aklından çıkmayan türden karelerden...

18-03/27/img_1681.jpg

 

Iğdırlı bir yerel muhabir başka bir haberin peşinde koşarken tesadüfen görmüş. Ağrı dağına o kadar yakın ki karla kaplı görkemli dağ kadraja sığmamış. Tepede taşların yanında tam 208 insan var. Günlerce yürüyerek sonunda İran sınırından Türkiye’ye geçmeyi başardıktan sonra tepede dinleniyorlar. Çünkü önlerinde yürünmesi gereken koskoca bir Türkiye var.

Afganistan, Pakistan, Gine, Gana’dan geldikleri tahmin ediliyor. Tam olarak hangi ülkeden olduklarını bilmek için sınırı geçen kaçaklara uygulanan resmi prosedürün uygulanması gerek.

Araçların ayarlanması, en yakını Aşkale’de olan Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmeleri, orada kayıt altına alınmaları ve sonra da sınır dışı edilmeleri.

18-03/27/img_8283.JPG

Bütün bu işlemler iki aya yakın sürüyor, bu iki ay boyunca Geri Gönderme Merkezi’nde misafir edilmeleri gerekli. Ama artık Geri Gönderme Merkezlerinde yeni göçmenler için yer yok. 208 kişiyi Aşkale’ye götürmek için araç ayarlamak gibi işler için de yeterli bütçe, vakit de yok.

Çünkü artık sayılar kontrol edilemez noktada.

***

2017 yılında İran sınırından kaçak geçerek yakalanıp güvenlik güçleri tarafından yakalanıp Erzurum İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim eden kaçak göçmen sayısı 5008 iken, bu sayı 2018’in ilk 75 gününde 7 bine ulaşmış durumda.

İran sınırı dağlık ve geniş bir arazi. İran devleti göçmenlerin İran’ı transit olarak geçtiğinin farkında o yüzden sınırdan geçişlerine ses çıkarmıyor. Türkiye sınırının ise her noktasında duvar yok. Zaten duvar da çözüm değil, binlerce kilometre yürüyerek oraya gelen insanlar için duvarları aşmak da sorun değil. Bir resmi görevli “duvarı da delip geçerler” diyor.
O yüzden Türkiye de sınırı geçen herkesi yakalayıp, Geri Gönderme Merkezi’ne gönderemiyor artık.

Bu yüzden Iğdır’da Ağrı Dağı’nın eteklerinde dinlenen 208 göçmen de resmi olarak kayda alınıp, zorunlu olan prosedürlere sokulamamış. Yürümeye devam etmişler. Her gün yaşadıkları yerlerden yürüyerek geçen bu insanlara etraftaki köylüler ve yerel STK’lar yemek ikram etmiş. Sonra... Sonra tekrar yürümeye devam etmişler.

Bir süre önce Anadolu Ajansı Erzurum Bölge Müdürlüğü’ne atanan gazeteci Yahya Şekerci’nin ilk dikkatini bütün bölgedeki karayollarının kenarlarında 10-15’li gruplar haline yürüyen insanlar çekmiş. Öylesine hiç durmadan yürüyorlar. Myanmar’dan gelenler dahi var. En doğal göç yöntemi olan yürüyerek kilometrelerce yol almışlar, artık sınırların bir hükmü kalmamış durumda.

Anadolu Ajansı, üst üste yaptığı haberlerle dikkatleri kimsenin umurunda olmayan, tek kelime dil bilmeyen, nerede olduklarının dahi farkında olmayan, sadece durmadan ve yorulmadan Batı’ya doğru yürüyen kaçak göçmenlerin trajedisine çekmeye çalışıyor.

O haberler göçmenler meselesinin artık sadece “can sıktığı” Türkiye’de arada sırada medyaya düşüyor. Genelde de ancak fıkra gibi olduklarında. “14 kişilik bir minibüse bindirilmiş 71 kaçak göçmen yakalandı”, “Kamyondan 170 göçmen çıktı”, ya da instagram fenomenlerinin favorisi Doğu Ekspresi’ne sahte belgelerle binen 40 göçmen trenden indirildi” gibi haberleri muhakkak görmüşsünüzdür.

Onlar içinse bütün bu zorlu, imkansız denen yolculuklar biraz daha Batı’ya doğru gitmiş olmak demek sadece. Bir süre alıkonulduktan sonra ya kaçarak ya da zaten yer olmadığı için bırakılarak yürümeye devam ediyorlar. Sonra kaçak bir başka yolculukla biraz daha yol alıyorlar. Amaç Trakya’ya ya da Ege sahillerine ulaşmak ve Avrupa’ya geçmek. Bir kısmı için belki İstanbul’da tutunmak...

Herkes bu kadar yola ve soğuğa dayanıklı değil. Erzurum’da sırtında taşıdığı bebeği soğuktan donan anneler, ayakları köpekler tarafından parçalanınca hastaneye kaldırılan çocuklar...
Ama en akıldan çıkmayanı, bu kadar bile şanslı olmayanlarla ilgili Yahya Şekerci’nin paylaştığı bir bilgi.

 

***

Sınırı kaçak olarak geçmeye çalışırken, İran’la tabii sınır olan Aras Nehri'nde boğulanlar yüzünden nehrin tabanı cesetlerle dolmuş durumda. Askeri bölge olduğu için avlanmanın yasak olduğu Aras Nehri’nin bu bölgesinde yaşayan, insan boyutuna ve kilosuna ulaşabilen yayın balıklarının bu cesetlerle beslenip normalden iri hale geldiği söyleniyor.

Konu bölgedeki kamu görevlilerinin birinci gündemi. Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu,"Bu, sadece basit zabıta tedbirleriyle aşılabilecek boyutu çoktan aştı. Van, Ağrı, Kars ve Iğdır'daki hudutlarımızda çok ciddi tedbir almak zorundayız” diyor.
Fakat binlerce kilometre yürümeyi göze almış çaresiz insanları durdurmak zor. Anadilleri dışında dil bilmedikleri için neden geldiklerini, nasıl bu kadar risk aldıklarını sormak da mümkün değil. Ama aynı yolu kullanarak Afganistan’dan Avrupa’ya ulaşmış Zakira Hekmat Frotan’ın 2015 yılında yaşadıklarını anlattığı yazısının girişi belki onlara da sözcü olabilir:

“Belki siz evinizde rahat oturup ve bu hikayeye saçma diyebilirsiniz, neden gidiyorsunuz diye sorabilirsiniz ama savaş her şeyi berbat eder. Mecbur kalınca bir defa yaşamak için bin defa ölmeye hazır olursunuz”
Bir gün arşivleri açıp okuyacaklar için tarihe bile derdini anlatamayacak insanlar adına bir kayıt düşmüş olalım: 2018 yılında Afganistan’dan, Myanmar’dan, Gana’dan yola çıkıp, otoban kenarlarından yürüyerek bütün Türkiye’yi aşarak Avrupa’ya ulaşmaya çalışan insanlar vardı...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 28 Mart 2018 18:39
UMETIN DEVLETI OLADUNU COK YI BILIYOR,,,,BASKA DEVLETLER BENZEMEZ
KARAR OKURU 28 Mart 2018 15:05
Islam dunyasinin hali, hicbir donemde bukadar zillet icinde olmamişizdir heralde
atilla pehlivan 28 Mart 2018 14:15
bütün bu göçlere sebep olan şey savaş ve açlık. buna 3. dünya savaşı diyebiliriz bence. şimdilik düşük yoğunluklu. ama gümbür gümbür geldiğini düşünüyorum.
Araştırmacı 28 Mart 2018 10:09
Evet sayın Oğur bir dramı başka ülkelerden göçmen olanlarla anlatmış.Fakat ya güven adası denilen Türkiye'den göçmek zorunda kalırken 3-5 yaşlarındaki çocukların kurban olması, Meriç nehrindeki balıkları da semirtmiş mi?!!Yoksa vicdanlarımız mı ölmüş?!!
KARAR OKURU 28 Mart 2018 09:53
Sayin yazar bunlar bilinmedik seyler degil. İstanbul'da herhangi bir Afgan veya Pakistanlı kişiyi çevir sana anlatsin. Suda var orada Turk konsolosluklarına rusvet verince oturum alıyorsun Türkiye'den o Zaman uçakla geliyorsun. Devleti temsil Eden konsolosluk rusvet aliyor.
Rüstem 28 Mart 2018 08:23
Savaş'dan kaçıyoruz, bahaneleri bu. Kaçma! SAVAŞ. Hiç olmaz ise ONURUNLA ÖLÜRSÜN VEYA YAŞARSIN. Onursuzca yaşamaktan ise; ONURLU ŞEKİLDE ÖLMEK EVLADIR.
EMG 28 Mart 2018 09:05
0
Bilip bilmeden yorum yapmak da bir gaflettir. Belki o insanlar aileleri için bir başka umuda yolculuk yapmak zorundadır.
KARAR OKURU 28 Mart 2018 09:42
0
Onurunla ölürsün ama ya kalanlar. Karın, kızın, çocukların, yaşlı annen baban...
KARAR OKURU 28 Mart 2018 10:10
0
Savaşta onur olmaz
KARAR OKURU 28 Mart 2018 12:56
0
Osmanlıyı kuran Kayı boyu da moğol zulmünden kaçıp anadoluya geldiler.
KARAR OKURU 30 Mart 2018 10:00
0
Kimle savaşsın ?bir anda tüm dünyadan onaylı terörist olur... Neyle savaşsın ? İşgalcinin onu daha çok sömürmek için elaltından sattığı silahlarlamı ? Nerde savaşsın ? Savaşan taraflar sahada değillerki onun gibi insanları kullanıyorlar.. Ne zaman savaşsın ? En geç kaybedenimiz 150 yıl önce asıl savaşı kaybetmiş.. Bu savaşcıklar artçı sarsıntı gibi geri süreci geri döndürmek için verilecek mücadele çok daha büyük bir mücadele belkide.
Has Parti 28 Mart 2018 03:16
Hepsine Hakan Albayrak'ın evinin adresi verilmeden bu sorun çözülmez.
Adanalı 28 Mart 2018 11:40
0
"Bir mazlum varsa, yardımcı olacak bir Hakan Albayrak da var" demeye çalışıyorsunuz sanırım...
KARAR OKURU 28 Mart 2018 02:46
islam dunyasi bitmis
KARAR OKURU 1 28 Mart 2018 02:25
Neden hep Avrupa ya!!! kurtuluş ümidi insanlığın son adası mı.Biz kimseye umut olamıyoruz ne yazík. Hali pür melalimiz.
Abdullah 28 Mart 2018 09:40
8
Haksızlık olmaz mı bu yorum hocam. Türkiyenin dört bir yanında devletin mülteci kamplarının dışında on binlerce aileye belediyeler, STKlar, halk sahip çıkıyor. Ev tutuyorlar, iş buluyorlar, kiralarını ödüyorlar, gıda yardımı yapıyorlar. Avrupa çok çok az mülteci kabul ettiği için standartlar daha iyi olabilir. Bu da oranın tercih edilme sebebi. Bizzat pek çok ilde bu üst düzey yardımseverliği bildiğim için insanlığın son adası tanımını buralar hak ediyor gibi geliyor bana
KARAR OKURU 28 Mart 2018 12:37
1
Almanya bir kaç yılda 1.3 milyon göçmen aldı. Çoğu Suriyeli. Avrupa da çok göçmen alıyor.
cevat karakalem 28 Mart 2018 00:16
Insanlik adina dram ama bir yandan da soyle dusunmek lazim.Ulkeler, sinirlar oldukca, tanim geregi, isteyen herkes elini kolunu sallayip istedigi ulkeye gidemez ki?evet, acimasiz bir sey, dogdugunuz yer,aile tum hayatinizi belirliyor buyuk oranda.Ama hayat boyle bir sey ne yazik ki.Kimi bakimlardan varligimiz her an uzerine farkinda olmdan basilip oldurulebilecek bir bocekten farksiz.
KARAR OKURU 28 Mart 2018 00:01
müthiş etkilendim. söyleyecek kelime bulamıyorum. yaşamak yeterince zor iken bir de insanoğlu bu zorluğu kendisi katmerliyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN