Back To Top
Hangi cezaları indirmek adaleti yükseltir?

Hangi cezaları indirmek adaleti yükseltir?

 - Son Güncelleme: 08.02.2020 Cumartesi 11:11
- A +

Geçen hafta içerisinde İstanbul’da devam eden iki mahkemede savcılar esas hakkındaki mütalaalarını açıkladılar.

Dün, İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekten olan ve Osman Kavala’nın tek tutuklu sanık olarak yargılandığı Gezi Davası olarak bilinen davada savcı sanıklar hakkında son sözlerini söyledi ve istediği cezaları açıkladı.

Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu hakkında TCK 312’den yani “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.

Savcıya göre bu üç isim “fikir ve eylem birliği” içerisindeydi, birlikte örgütlü bir biçimde Gezi olaylarını önceden planlamış ve yönetmişti.

Halbuki aynı mütalaanın ilerleyen paragraflarında bu üç ismin arasında bırakın fikir ve eylem birliğini, bir irtibat bile olmadığını bizzat savcının koyduğu delillerden görmek mümkün.

Mütalaaya göre Osman Kavala ile Mücella Yapıcı arasında irtibat ve ilişki olarak tek bir telefon görüşmesi bile tespit edilememiş, Kavala ile Yiğit Aksakoğlu arasında ise Gezi olaylarından çok önce, 2012 yılında tek bir irtibat tespit edilmiş. Bunun ne tür bir irtibat olduğu da (bir SMS mi yoksa bir telefon görüşmesi mi), içeriği de belirsiz.

İddianamedeki bütün iddialar, sanki duruşmalardaki savunmalarda tuzla buz edilmemiş gibi mütalaa da aynen yer almış.

Savcının en büyük iddiası olan “Eylemlerin önceden bir plan dahilinde gerçekleştirildiği ve nihai amacın Arap ülkelerinde olduğu gibi kaos ve kargaşa çıkararak hükümeti değiştirmeye çalıştıkları” da.

Buna delil olarak ise mütalaa Osman Kavala ile Mehmet Ali Alabora arasındaki bir telefon görüşmesi konmuş.

Savcının Gezi olaylarını birlikte planlayıp, yönettiklerini iddia ettiği bu iki isim arasında bu telefon görüşmesinden başka herhangi bir görüşme, toplantı, bir araya gelme veya başka bir telefon, internet irtibatı yok.

Mütalaada savcı bu büyük iddiasını telefon görüşmesinde Kavala’nın söylediği şu cümleye dayandırmış: “bir ara yani bu hadisenin önümüzdeki şeyleri ne olur hani hep Avrupalılar eee her gördüğüm şey soruyor ki iyi tamam da hanni bu siyasi durumu nasıl değiştirecek ee diye sorup duruyor ee bir ara yani bir kaç arka... kişi oturup bir konuşsak mı?”

Peki bu telefon görüşmesi ne zaman olmuş? İddianamede bu kritik sorunun cevabını biraz karıştırınca ancak bulabiliyordunuz ama mütalaada görüşmenin tarihi yok.

Mütalaada böyle okuyunca Gezi olaylarından önce yapılmış bir konuşma gibi anlaşılıyor.

Galiba niyet de bu.

Ama savcıların görevi delilleri eğip bükmek değil.

Ama bu haliyle sırf suçlamaya uygun olsun diye eğilip bükülmüş bir delil var karşımızda.

Çünkü bu telefon görüşmesinin tarihi  3 Temmuz 2013. Yani artık Gezi Parkı’nın boşaltıldığı, olaylarının sönümlendiği bir zamanda yapılmış. Bir hazırlık veya önceden planlama konuşması değil.

Zaten telefon konuşmasının tamamını okuyunca başka bir anlama da gelmediğini anlamak mümkün.

Biraz uzatmak pahasına okuyalım:

Alabora: "İyi yani hani tam işte bilmiyorum abi biz burada sonuçta ee bir şekilde güvende durmaya iyi olmaya çalışıyoruz yani"

Kavala: “Evet aynen aynen ee ya bir ara bu yani bu hadisenin önümüzdeki şeyleri ne olur hani hep Avrupalılar eee her gördüğüm şey soruyor ki iyi tamam da hanni bu siyasi durumu nasıl değiştirecek ee diye sorup duruyor ee bir ara yani bir kaç arka... kişi oturup bir konuşsak mı?

Alabora:  “Yani benim yani şuanda müsait değilim abi ee ya şuan için müsait değilim"

Kavala: "Tamam yani şuan derken zaten bu ... bir hafta sonra 2 hafta sonra falan yapabileceğimiz bir şey"

Alabora: “Anladım yani dediğim gibi şuanda değilim abi ee…Hani şuanda açıkçası öyle bir şeyi de değerlendirebilecek durumda da değilim yani…Ee sonrası için ee ... tekrardan birbirimizle haberleşiriz.”

Karşımızda birbirileriyle irtibatlı iki kişinin, olayları planlamak için yaptığı bir görüşme değil, tam aksine birbiriyle irtibatsız olduğu belli olan iki kişinin arasında bir yere de bağlanmayan bir görüşme var. Ama haklarında ağırlaştırılmış müebbet isterken savcı bu delili böyle eğip bükebilmiş.

Yine mütalaada iddianamedeki Gezi’yi organize edenlerin Otpor’dan eğitim aldığı ve Soros tarafından finanse edildiği iddiasında ısrar edilmiş.

Yine ortada Soros’tan Gezi için aktarılmış paranın delili olabilecek küçük bir kağıt parçası, en ufak bir emare yok, sadece kanaatler var. Miloseviç’i deviren Sırp gençlik hareketi Otpor’un lideriyle ile davanın sanığı üç Gezici arasındaki tek ilişki ise aynı anda Mısır’da olmaları. Mısır’da biraraya gelip, Otpor liderinin bu üç Geziciye eğitim verdiğiyle ilgili en ufak bir kanıt yok, bu kısmının kanıtı savcının “kesin öyle olmuştur” hayal gücü.

Bu alelacele hazırlanmış mütalaadaki telaşın bir sebebi var. Çünkü AİHM, Osman Kavala’nın tutuklanmasıyla ilgili net bir hak ihlali kararını verdi ve acilen tahliyesini istedi. Bu karara Türkiye’nin itiraz hakkı 10 Mart’ta bitiyor. Bu itiraz AİHM’de beş kişilik bir kurul tarafından incelenecek ve reddedilirse karar kesinleşecek. Ama eğer o tarihe kadar mahkemeden karar çıkarsa Kavala artık tutuklu değil, hükümlü olacak. Ve hakkında AİHM’in hak ihlali kararı boşa çıkacak. 20 Şubat’taki sonraki duruşma öncesi o yüzden bu mütalaa karşımıza çıktı.

Bu pek çok hukukçunun, STK’nın, dünyadaki kurumların yakından izlediği siyasi bir dava bu. Böyle bir siyasi davadaki hukukun kalitesi, adı sanı bilinmeyen, sahibi, destekçisi olmayan insanlar hakkındaki siyasi-terör davalarındaki hukukun kalitesi hakkında herhalde bir fikir veriyordur.

Ama haksızlık etmeyelim.

İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin savcısı mütalaasında Kavala için ağırlaştırılmış müebbet isterken geçen hafta İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan bir başka davanın savcısı ise esas hakkındaki mütalaasını sundu ve iddianamedeki bazı iddialardan vazgeçerek, sanıklar lehine beraat istedi.

Hürriyet gazetesinin tecrübeli adliye muhabiri Ayşegül Usta’nın “Suç örgütü değillermiş!” başlıklı haberinden okuyalım:

“Suç örgütü oldukları öne sürülen ve aralarında uzun süredir husumet bulunan Sedat Şahin liderliğindeki Şahinler grubu ile Burhanettin Saral önderliğindeki Sarallar grubundan 80 sanığın birlikte yargılandığı dava karar aşamasına geldi. Duruşma savcısı, İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya ilişkin görüşünü açıkladı. Savcı ‘bazı sanıklar hakkında çeşitli eylemler tespit edilmiş ise de bu eylemlerin örgüt hiyerarşisi içerisinde suç işlemesi yönünde alınan herhangi bir talimat ile gerçekleştirildiğine, suçtan elde edilen gelirin örgüt içerisinde paylaştırıldığına veya bir yerde toplandığına ve suç işlemek için kurulan bir örgütün varlığını gösterecek delil bulunmadığını’ belirtti.

Burhanettin Saral ve Sedat Şahin’in de arasında bulunduğu 8 sanığın ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, 66 sanığın ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak’, 3 sanığın ise ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek’ suçlarını işlediklerine dair şüpheden uzak kesin ve somut delil edilemediği gerekçesi ile beraatlarına karar verilmesini talep etti.

Savcı, Sedat Şahin’in 17 Mayıs 2017’de yakalandığı adreste yapılan aramada roketatar, bomba, tüfek, tabanca, fişek, gece görüş dürbünü ele geçirildiğini belirtti. Savcı, Şahin’in ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi’, ‘resmi belgede sahtecilik’ ve “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından 17 yıldan 31 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, diğer suçlardan ise beraatına karar verilmesini istedi. Şahinler grubunda yer aldıkları öne sürülen 16 sanığın ise 1 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet arasında cezalandırılmalarını talep etti.

Sarallar grubunun lideri olduğu iddia edilen Burhanettin Saral’ın Tekirdağ’daki işyerinde yapılan aramada tabanca, şarjör, fişekler ele geçirildiğini belirten savcı, Saral’ın “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması, diğer suçlardan ise beraatına karar verilmesini istedi. Sarallar grubunda yer aldıkları öne sürülen 15 kişinin, 1 yıl ile 18 arsında değişen hapisle cezalandırılması talep edildi.”

Aynı hafta içinde İstanbul’da mahkemelere sunulan iki mütalaayı okudunuz.

Birinde evlerinden roketatar, bomba, tüfek, tabanca, fişek, gece görüş dürbünü çıkan yeraltı dünyası iki ünlü grubunun mensupları olan sanıklar hakkında “şüpheden uzak, kesin  ve somut delil elde edilemediği” için örgüt suçlamasından beraat isteniyor, diğerinde ise işadamı, oyuncu, çocuklar için çalışan bir vakıf yöneticisi, mimar, yönetmen, avukat, akademisyenlerden oluşan sanıklardan, aralarında olmayan irtibatlarla bir örgüt kuruluyor, ellerinde delil olarak tek bir çakıl taşı bile yokken hükümeti devirmeye teşebbüs ettikleri iddia ediliyor, faraziler üzerine yurtdışından lojistik ve finansal destek aldıkları söyleniyor ve bu yüzden haklarında 20 yıldan ağırlaştırılmış müebbete kadar hapis cezaları isteniyor.

Birinci davadaki sanıkların mahkemedeki ifadeleri, savunmaları savcıyı ikna edip iddianamelerindeki esas suçlamaları düşürürken, ikinci davadaki sanıkların mahkemelerdeki savunmaları iddianamelerindeki tek bir cümleyi bile değiştirmeye yetmiyor, haklarında istenen ağırlaştırılmış müebbetler, sadece müebbede bile dönmüyor. 

Peki, bu iki davada savcıların istediği cezalar verilirse, yakında Meclis’e geleceği söylenen İkinci Yargı Paketi’ndeki ceza indirimlerinden hangi davanın sanıkları yararlanabilir sizce?

Tabii ki artık örgütlü suç kapsamından da çıkan, haklarında cinayet suçlaması da olmayan 10’uncu Ceza Mahkemesi’nde yargılananlar.

Siyasi ve terör suçları, haydi hükümetin istediği gibi af demeyelim, infaz düzenlemesindeki ceza indirimlerindeki kapsam dışı suçlar içinde.

Yani eline silah almamış, herhangi bir şiddet eyleminin içinde bulunmamış, darbeyle irtibatı olmamış, örgütte yöneticilik yapmamış, yazdığı bir yazı, attığı bir tweet yüzünden bir terör örgütüne üyelikle, yardımla, propagandayla suçlanıp ceza almış olanlar, somut bir suça karışmamış olmasına rağmen bir terör örgütüyle iltisak ve irtibatı tespit edilerek, örgüt üyeliğinden mahkumiyet almış olanlar için değil, evlerinden roketatar, bomba, tüfek, tabanca, fişek, gece görüş dürbünü çıkanlar için çıkıyor bu “af” olmayan infaz düzenlemesi.

Halbuki toplumun adalete olan inancının, güven hissinin artması, kutuplaşmaların azalması, mağduriyetlerin giderilmesi için tam tersinin yapılması gerekirdi.

Yakında önlerine bu yargı paketi gelecek milletvekilleri acaba vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında bu soruya ne yanıt veriyorlar:

Hangi cezaları indirmek adaleti yükseltir?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Erdem 09 Şubat 2020 10:24
Mesela İsrail'e bir kötülük yapmak istesem; orada adalete inancı bitirirdim...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 23:38
Yildiray bey, vicdanla birlikte akil ve mantigin geregini yazmissiniz. Bende birkac ilave yapayim. Su anda icerde olanlardan daha fazlasini yapanlar disarda. Ornegin gazete abonesi icerde, gazetede yazi yazan Cumhurbaskani Sozcusu, bankaya para yatiran icerde ama bankanin acilisini yapan tepede. Herseyden haberdar olan yukarisi rabbim beni affetsin deyip cekildi. Herseyeden habersiz garibanlar icerde. Ancak kullanilan silah kendilerine donecektir. Zorlayarak suc kabul ettikleri eylem ayniysa, hatta daha agirsa, diger faillere siranin illaki gelecegini soylemek icin kahin olmaya gerek varmi?
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 22:20
Kalemine sağlık adalet deyince iktidar partisinin önadını anlayanlar yüce yaratıcının EY ALLAHIN KULLARI ADALETLİ OLUN !! İfadesini okumamış olamazlar bir iltisak ve irtibat safsatasıyla beşyüzbin insanı sorguladıkları yla övünenler hayatında çakı bile taşımayanları terör damgası vuranlar ve hapislerde çürütenler ahiret hayatını ve mahşeri mizanı ve BÜYÜK HESAP gününü duymamış olamazlar duypta iman etmişlerse bilsinlerki o hesap günü gelecek ve korktukları kurtardıkları o çetecilerde ahirette kurtaramayacak onları Vallahi ahiret var hesap günü var çünkü bütün nebiler öyle demiş!!!!
Karar okuru 08 Şubat 2020 18:34
Adil adalet, adaleti yükseltir.Zaman kaybını, insan kaybını, enerji kaybını en az indiren adalet her şeyi yükseltir.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 18:23
Bir zamanlar Diyarbakır’da yaşayan zaman zaman bilgece laflar eden, sokaklarda yaşayan, bol bol içen meczup bir KIRIK MIHEME vardı. YouTube’da bolca kaydı var. Bir gün Bir vesileyle mahkemede yargılanırken, elinde çakmakla masanın altına eğilmiş. Hakim ne yapıyordun? diye sorunca, “Kaybolan adaleti arıyorum” diye cevap vermiş. Bir başka sözünde de “Türkiye de adalet olsaydı, Adalet, kadın adı olmazdı” diyor. :))) Hem gülelim hem düşünelim diye paylaşmak istedim, anlayışınıza sığınarak.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 19:44
0
Meczup bile anlamış mı toplumun yarısı yok sayılıyor? Var sayanlar, ilericiler de -mış gibi yapıyor... İnşallah herkes o meczup kadar olabilme cesaretini gösterir...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 16:31
boşver adaleti falan ya!.. infaz düzenlemesi biran önce çıksın; balık istifi mahkumiyet bitsin, bir ranzada bir yatak olsun
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 16:22
"Itin kursağı yağ kaldırmaz"
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 13:45
II. ... gelişiyor, geliştiriliyor ve adaletin gerçekleşmesi isteği toplumun çoğunluğunda oluşamıyor. Adalet sadece mahkeme salonlarında dağıtılmıyor. Günlük hayatında dahi her insan verdiği kararlar ve yaptığı işlerde bir çeşit “hakim” ama “kararlarına yeterince hakim mi?” sorusuyla başlanılabilirse belki soruna kaynağından bakılmış olabilir... Bu toplumsal çatışma ve ayrışmalar, şüpheler ve korkulara yol açıyor ve bireylerin adalet duygusunu da yavaş yavaş öldürüyor... “Şüphe” fiminin neredeyse her karesini ve anını gerçek hayatta yaşıyor gibiyiz...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 13:44
I. Gerçekten adalet isteyen, “adalet mülkün temelidir” i özümsemiş, kamu düzeni bozulmasın, yargı kararları vicdanları yaralamasın diyen, yargıya dolayısıyla devlete güven duymak isteyen, sevgi ve nefret duygularına yenik düşmeyen herkes miktarlarını bilemese de hangi davalarda ceza verilmesi gerektiğini, hangilerinde cezasızlık veya cezada indirim olacağını genel olarak tahmin edebilir, bilebilir. Bir nedenle kuyruk acısı duyan veya duydurulanlar, öç alma duygusuyla hareket ediyor veya akıllarına şüphe düşürülüyorsa bu kişilerde haksızlıklara bahane üreten başka savunma mekanizmaları +++
Karar okuru 08 Şubat 2020 13:14
Sayin Ogur, tirolleri miknatis gibi cekiyorsunuz... Neden acaba?? “EYYYY “ Tiroller Gunes balcikla sivanmaz… Birakin bu isleri…
KARAR OKURUMürsel 08 Şubat 2020 13:06
Kavala: “Evet aynen aynen ee ya bir ara bu yani bu hadisenin önümüzdeki şeyleri ne olur hani hep Avrupalılar eee her gördüğüm şey soruyor ki iyi tamam da hanni bu siyasi durumu nasıl değiştirecek ee diye sorup duruyor ee bir ara yani bir kaç arka... kişi oturup bir konuşsak mı?" Sayın Oğur özünde haklı bile olsan sen böyle konuşan adamları savunuyorsun? Bu konuşma tastamam şüphe gıcık uyandıran fısıltılar.Kardeşim hangi devirde yaşıyorsunuz ya.Açıklık mertlik nerde? "Açık konuşsak suç", bu dedektif laflar ne? Sen dünyayı bu fiskoslarla mı gezdin!
Yırtık Niyazi 08 Şubat 2020 12:35
Bence BMC diye bir reklam vardı...Hatırlarsanız...Maalesef halkımızın adalete olan inancı ve güveni bilerek düşürülmek isteniyor gibi...şimdi bu işin sonunda tenakuzlar görülünce cevap şöyle evriliyor...Haklısın haklı, bence sende HAKLISIN (!)
Bir Adam 08 Şubat 2020 12:02
Fetönün tabanında ibadet kısmında yer almış baba ve iki çocuğu Fetöden içeri atıldı.Adam emkliydi çocuklar işten atıldılar.Üçüde 1.5-2 yıl tutuklu kaldıktan sonra babaya 7 yıl çocuklardan birine 7.5 yıl verdiler.Dosyalar yargıtayda serbest bıraktılar.Birinin mahkemesi devam ederken anne hacca gitti iki çocuğun eşleri aynı gün birer bebek dünyaya getirdi.Hac ve bebek hayırlamasına gelenler birilerini rahatsız etti ihbar ettiler yeniden yapılanıyorlar diye.Baba ve çocukları yeniden tutuklandılar.Dün iddianameleri elime geçti.Savcının iddialarına çocuk güler.Müslümana gavur yapmaz bu yapılanları.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:45
Hani devlet yalnız kendine karşı işlenen suçları Af edebilirdi.ne oldu,yada neden oldu.nasıl oldu da tüm doğru bildiklerimiz egri oldu .yada neyin bedelini ödüyoruz vesselam
Najaz 08 Şubat 2020 11:01
Sayın CB "Öyle kitaplar vardır ki, bombadan daha tehlikelidir" demişti. Devletimizin mücadele etmesi gereken tehdit suç örgütleri, çeteler, evlerinde cephanelik kuranlar, rüşvetçiler, yağmacılar değil, fikirler ve fikirlerini özgürce ifade etmek isteyenlerdir. Çünkü ancak onlar, kurulan bu yağma ve talan düzenini değiştirme niyetine ve gücüne sahiptirler. Bu niyet de birilerinin hiç işine gelmiyor tabii ki...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 10:04
Hangi cezayı düşürmek adaleti yükseltir? Kavala ve türköne gibi bilinen insanları diline dolayıp devamlı köşenize konu etmenin faydası olur ama adaleti yükseltmez.Ayrıca bir söz vardır "fazla tevazu da bulunma,sonra vasat olandan nasihat alırsın".Bir de bakmışın yarın sana akıl verirler...İnsanların gündelik hayatta yaşadıkları haksızlıklar bunlardan ibaret değil..Gelirde adaletsizlik,eğitimde fırsat eşitsizliği,5 defa aynı evi soyan adamın bir gece bile nezarette kalmaması,dayak atan kişinin attığı dayak yanına kalması,ifade özgürlüğü,eşit yurttaşlık.Türkiyenin böyle sıkıntılarıda var...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 09:52
Şüpheden sanık yararlanır, bir masumun cezalandırılmasındansa bir suçlunun beraat ettirilmesi, masumun cezalandırılmasının adalet duygusunu inciteceği hukuk düzenine güvenin kalmayacağı gerekçesine dayanır.Özgürlük temel haktır.Kişinin özgürlüğünün elinden alınması ancak şüpheden arınmış, kesinlikle delillerle ispatlanmış, sanığın suçu işlediği konusunda en ufak bir şüphe kalmamış olması halinde mümkündür.Bizde ne hale geldiğini, nasıl olduğunu yıllardır böyle davalarda okuyup görüyoruz. Sıradan bir haber gibi okuyup geçiyoruz, o durumda biz olsaydık ne düşünür ne yapardık diye dahi sormadan..
Kartal Vakur 08 Şubat 2020 09:31
Bir tanıdığım fetö den yargılanıyordu. 11 ay c.evinde yattıktan sonra mahkemeye çıktı, hakim fetö cü ihbarı yapan kişiye sordu " fetö cü olduğunu nereden biliyorsun", CEVAP "hakim bey aynı kurumda çalışıyoruz oturarak su içiyordu bunların hepsi böyledir oturarak su içerler". Tanıdığım kişi berat etti ama ihraç oldu... Sn. Oğur yatıyor kalkıyor Kavalayı yazıyor, sanki Kavala serbest kalınca Türkiye'ye hukuk gelecekmiş gibi. Herkez kendine müslüman bu ülkede
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 09:28
“Şüpheden sanık yararlanır”dı eskiden.Öyle bir kural vardı bizde. Hukuk devleti olan ülkelerde hatta olmayanların çoğunda var hala. Şimdi herkes olağan şüpheli oldu. “Şiir okudu diye” dava açanlar, ceza verenler neredediracaba diye hayıflanıp kızıyoruz bugün. Yarın da bugünkü iddianameler ve cezalar için aynını yaparız.Bizde vatandaşın ömrü hayıflanıp üzülmekle geçer.Sağ olun reis, ordan öyle seyredin. Çevrenizdekiler de hiç çaba sarfetmesin.Maaşları alıp tatlı tatlı yesinler.Halk çocuğu,işçi olduğunuzla övünürdünüz,halkı unuttunuz.Az huzur refah yüzü göreydiler bari ahir ömürlerinde ama nerde
Abdullah GARİB 08 Şubat 2020 09:18
Sn.Yıldıray OĞUR Beyefendiye;İktidar,devlet ve bir takim Müslümanlar o kadar saçmalıyor ki,artık kanımız donuyor.Sn.A.Şener deyimiyle Sn.Erdoğan hırsızlığı caiz görse bütün Müslümanlar sorgulamadan hırsızlığı caiz sayıyor.F.Gülen bu millete aynısını yapmıştı.Ne tuhaftır onu müslümanlar el üstünde tutmuştu.Doğruyu söylememek için 40 numara çeviriyorlar.Garipleri ise iğne deliğinden geçiriyorlar.Kendileri ise anayasa,kanun,din,aile,kutsal,akıl,namus,insanlık,doğruluk ilkeleri karmakarışık ediyorlar.Çünkü suçları ortaya çıkacak.Yutturmaları lazım.Ama artık mızrak çuvala sığmıyor...…………...
Çiçero 08 Şubat 2020 09:13
Cevap açık: Hükümeti idare edenlerin yer altındaki karanlık güçlere ihtiyacı var. Bu yüzden, evlerinde atom bombası çıksa bile, bu güçler aklanabilir. Sedat Peker ve Alaattin Çakıcı denilen katillere bakın. Hükümetin ortağı ve akıl babası bu katiller için “vatanseverler” dedi. 7 kişilik hekim heyeti ve savcılar sahte sağlık raporu düzenledi. Ceza kanunumuza göre suç ve suçluyu övmek suç; sahte resmî belge düzenlemek de suç. Bu suçları işleyenler için Türkiye’de hukuku uygulayacak bir tane Cumhuriyet Savcısı bile maalesef yok...
Ehl-i İrfan 08 Şubat 2020 08:46
LAİKLER DEMOKRAT OLABİLECEKMİ?Y Oğur'un 25/09/2013 tarihli yazıdır."Otoriterleşme,sivil faşizm,sivil darbe,tek adam eleştirilerinin 2010 referandumundan sonra artması tesadüf değil.İlk kez siviller tek başına bütün iktidara sahip oldular.Laikler, Gezi Parkı'yla yine siyaset dışı yeni bir denge unsuru buldular.Direniş.Büyük kalabalıkların direnişi.Kaos.İtaatsizlik. Barikat kurmak, polise çatılardan buzdolabı atmak, taraftar gruplarını bile karşıkarşıyagetirenaşırıpolitizasyon.Herhalde son dört aydır Türkiye'deki direniş güzellemesi en son İspanyol İç Savaşı'nda,Yunan İç Savaşı'nda yaşanmıştır.
Timüçin Bosnalı 08 Şubat 2020 12:33
2
gayet iyi bir yazıymış, paylaştığınız için teşekkürler. O vandalizme kayan direniş bu hükümetin ve taraftarlarının otoriter yönlere savrulmasına yardım etti.. Laikler demokrat olabilseydi, İslamcılar otoriter olup hala iktidarda kalmazdı. erken yapılmış uyarılarmış
eda taş 08 Şubat 2020 12:51
2
tam yazıda bahsedilen savcı gibi, yazılardan istediğiniz kısımları kesip, bağlamından kopararak hüküm veriyorsunuz. bu ülkedeki fikri ahlaksızlık bitmeyecek
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 08:09
Sayın Yazar, tespitleriniz ne yazık ki sonuna kadar doğru. Nedense Mahzuni'nin bir kıta şiiri geldi aklıma; "Mahzuni Bu Dertler Bağrımı Yakar Bu Pınarın Suyu, Hep Size Akar Size Doğru, Bize Çok Eğri Bakar Olmaz Olsun, Adaletin Şaşı Var." Düzelir mi derseniz; hiç umudum yok. Bir düzelme beklememiz için; "adalet" ten önce, kamu vicdanının şaşılıktan kurtulması gerekir. Anlayacağınız; masum değiliz hiç birimiz.
Özkan 08 Şubat 2020 08:03
Sayın yazar düğme yanlış iliklendi ve bunu yapanlar yanlışlarından dönmeyecekler sizin gibiler de olmasa neredeyse bütün ümitler yok olacak
KARARi okur 08 Şubat 2020 03:37
Sayın yazar belliki binlerce sayfa iddianame okumuş. Azıcık da anlatsın bakalım ki nasıl oluyor da Kavala için iç hukuk tüketiliyor ve AİHMde bu kadar kısa sürede karar çıkıyor? Yada hele bir araştırsın bakalım kavalayla benzer durumda olanlar için AİHM aynı doğrultuda karar vermiş mi? Sanığı şahiti bilirkişisi keşfi olmayan basit bir hukuk davası açtım bir buçuk yıldır bekliyor. İç hukuk bile bu adamların yanında arkadaş. Adamlara haksızlık yapılınca bile kayrılıyorlar.
Karar okuru 08 Şubat 2020 12:54
1
Bir bucuk yildir bekleyen davaya bu kadar uzuluyorsaniz, delilsiz yillarca hapisanelerde tutulanlar ne yapsin… Karsilastirilabilir hic bir tarafi olmayan iki ayri konu… Vicdan denen bir kavram vardir bilirmisiniz …
KARARı okur 08 Şubat 2020 03:22
Yazarın her üç yazısından biri Kavala hakkında oluyor. Ülkede ondan çok daha vahim durumda olanlar var bari bir tane yazı da onlar için yaz. Herkes kendi ideolojisi için kendi adamı için hak diyor hukuk diyor. Alabora da suçsuz falan değildi. Ağaç protestosu bahanesiyle sokak hareketleri çıkarıp hükümeti devirmek için çalıştı. Hepimiz gördük, kimi kandırıp alaborayı masumlaştırıyorsunuz. Bu bir suçsa ceza alsın değilse almasın. Ama almaması da alaborayı suçsuz günahsız çiçek çocuk yapmaz.
Karar okuru 08 Şubat 2020 13:08
1
hukukun ustunlugu, Insan haklari, kuvvetler ayriligi, ozgurlukler... Ve bunlar savunulmasi gereken universal degerler... Sizede savunmanizi oneririm... Iddaaname yi okumadiginiz belli, bu davada yargilananlarin tek birtanesinin bile zerre kadar kanunsuz bir davranisi yoktur eldeki delillerle… Siz yorumunuz da boyle dusunmediginizi soyluyorsunuz, olabilir o sizin ozgurlugunuz...Beyim hukuk devletinde ceza vermek icin onun bunun gorusune degil eldeki somut delile bakilir NOKTA.
Karar okuru 08 Şubat 2020 02:52
Gezi olaylarindan bu iktidarin bu derece korkuyor olmasi hakikaten ne kadar buyuk bir paranoyanin icinde olduklarinin ve acizliklerinin en acik gostergesi... Ama bu iktidarin, akademisyenlerden, aydinlardan tum entellektuel birikimlerini icinde yasadiklari toplumun geride kalmis, birakilmis cocuklari, yoksullari, multecileri, cevrecileri icin seferber etmis insanlarin yuce degerlerini anlamalarini beklemek COK olur... Ama onlara bu zulmu reva gormeleri ( akil aramiyorum) vicdansizliktir.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 02:49
AK Partiye verdigim oylari helal etmiyorum.
Karar okuru 09 Şubat 2020 00:51
0
Bende… Haram olsun verdigim oylar
Karar Okuru 08 Şubat 2020 02:44
Bunların olmasındaki payınızın da farkındasınızdır inşallah. İlkeler önemli diyorduk ama ilkeler uğruna yol verdiklerimizde ve beklediklerimizde yanıldık galiba!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 00:56
İyiki varsın
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 00:28
Bu düzeni beğenmeyen herkes artık potansiyel suçlu kabul ediliyor
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN