Back To Top
Herkes evine dönerken...

Herkes evine dönerken...

 - Son Güncelleme: 28.04.2018 Cumartesi 12:09
- A +

24 Nisan 2007 günkü AK Parti Meclis grup toplantısında kürsüye çıkan Başbakan Erdoğan merakla beklenen açıklamayı yaptı:

“Adayımız Abdullah Gül kardeşimdir”

Salondaki hararetli alkışların sebebi, bunun 12 gün önce bir basın toplantısı düzenleyen Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın “Sözde değil özde laik bir cumhurbaşkanı” çıkışına ve eşi başörtülü Cumhurbaşkanı’na karşı milyonların katıldığı ilki Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılan Cumhuriyet Mitinglerine verilmiş bir cevap olmasıydı.

Açıklamadan üç gün sonra Genelkurmay sitesinde bu kez Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı hedef alan ünlü e-muhtıra yayınlandı. Cumhuriyet mitingleri İstanbul ve İzmir’de milyonların katılımıyla sürdü.  

(İzmir’deki Cumhuriyet mitinginde kürsüye Atatürk Düşünce Derneği adına çıkıp, Gül’ün adaylığına ateş püsküren bir ismin, bugün de tvlere bu kez AK Parti adına çıkıp ve yine Gül’ün potansiyel cumhurbaşkanlığı adaylığına ateş püskürmesi talihin cilvelerinden biri olsa gerek.  https://www.youtube.com/watch?v=UUqhyQ4YGMM)

Muhtırayla aynı gün bir açıklama yayınlanan MHP Lideri Devlet Bahçeli de şöyle demişti:

“İhtirasları aklının önünde gitse de korkuları bunu gemleyen Başbakan, uzunca bir süre dürüstçe ortaya çıkıp adayım veya değilim demek cesaretini gösterememiştir. Konuyu zamana yayarak kendisi için bir çıkış kapısı arayışına yönelen Başbakan, sanal adayları podyuma çıkarmış ve Cumhurbaşkanlığını anket, müşterek bahis ve piyango konusu haline getirerek ayağa düşürmüştür. Ucuz bir işporta ve kapkaç anlayışıyla yürütülen bu süreç sonunda Türkiye utanç verici bir skandal yaşamış ve tek seçici Erdoğan’ın adayı, yangından kaçırılırcasına son anda açıklanmıştır. Bu şekilde ortaya çıkan aday, parti içindeki hizipleri temsil eden birkaç kişi arasındaki pazarlıkla belirlenmiş ve bir emrivaki şeklinde TBMM’ne empoze edilmiştir. AKP’nin bu adayı da siyasi kimlik, sicil ve zihniyet bakımından Başbakan Erdoğan’ın fotokopisi niteliğinde bir şahsiyet olmuştur.”

https://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/27/index.html

Ve nihayet Anayasa Mahkemesi Meclis’te Cumhurbaşkanlığı seçilmesini engelleyen 367 kararını aldı. Artık seçime gitmekten başka çare kalmamıştı.

Seçim kampanyası boyunca Erdoğan ve Gül miting meydanlarında sahneye birlikte çıktılar. Kampanyanın ana teması Gül’ün Cumhurbaşkanı seçtirilmemesiydi. 22 Temmuz gecesi AK Parti tarihinin o güne kadara ki en yüksek oyu olan yüzde 47’nin kutlandığı gece meşhur balkona da Erdoğan ve Gül çifti birlikte çıktılar. Başbakan Erdoğan gazetecilere seçim zaferini değerlendirirken “Gül’e yapılana milli refleks” demişti.

Fakat seçimin ardından beklenmeyen bir belirsizlik başlamıştı; AK Parti’nin adayı tekrar Gül, olacak mıydı?

Seçimden bir gün sonra gazetelerde Gül’ün geri adım atmayacağı haberleri çıktı. Başbakan Erdoğan ise henüz konuşmamıştı.

26 Temmuz günü Abdullah Gül, görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı’nda bir basın toplantısı düzenleyerek “Yeniden aday olduğunu” söyleme ihtiyacı hissetmiş, Milliyet’ten Hasan Cemal’e “Aday olmazsam halk bize ne der” demişti.

Aynı gün MHP lideri Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin Genel Kurul’a katılacağını açıkladı. Bu 367 engelinin de kalkması demekti.

Fakat AK Parti, bir türlü kararını veremiyordu.

2 Ağustos günkü Milliyet gazetesi “AKP kendi içinde bir uzlaşı sağladı mı?; Ankara’da Sis Perdesi” manşetiyle çıktı.  Habere göre Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için Erdoğan-Gül-Arınç arasında yapılan üçlü zirveden bir sonuç çıkmamıştı.

Zirveler birbirini izledi. Gazetelere düşen haberlere göre AK Parti yönetimi Gül’ün adaylığı konusunda bölünmüştü. Bazı yöneticiler ve bakanlar “Gerilimi azaltmak” için başka bir aday çıkarılmasını öneriyorlardı. Önerilen iki adayın (Murat Başeskioğlu ve Vecdi Gönül) bir ortak özelliği vardı; Eşlerinin başı açıktı.

7 Ağustos’da bir kere daha toplanan Ak Parti MYK’sında Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları beş saat sürmüş ama toplantıdan yine bir sonuç çıkmamıştı.

Ertesi gün gazeteler “AKP’de Gül sancısı” gibi manşetlerle çıktılar. Artık bir sorun olduğu açıktı. Başbakan Erdoğan hala sessizliğini koruyordu. Onun adına sessizliği Yeni Şafak’taki köşesinde danışmanı Yalçın Akdoğan bozdu. Akdoğan’a göre 22 Temmuz’da her iki kişiden biri cumhurbaşkanlığı krizine değil, istikrara oy vermişti. O yüzden cumhurbaşkanı adayı belirlenirken istikrarın korunması, yeni gerilimlere yol açılmaması ve uzlaşma gerekliydi.”

Ertesi gün gazeteler bu köşe yazısını birinci sayfalarına koydular. Aynı sayfalarda yer alan başka bir haber de ilginçti. Bir Yunan Gazetesi’ne konuşan ABD  Dışişleri Bakanı Yardımcısı Matt Bryza “Erdoğan tartışmalı bir ismi aday göstermemeli  Gösterirse gerilim oluşur” demiş, Hikmet Çetin ile Vecdi Gönül’ün adını vermişti. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt da özde ve sözdeli açıklamasının arkasında durduğunu açıklamıştı.

Belirsizlik 14 Ağustos gününe kadar sürdü. Yeniden uzun bir görüşme yapan Erdoğan ve Gül’ün toplantısının ardından, Gül, bu kez 112 günkü açıklamadan farklı olarak yanında bir grup milletvekiliyle Meclis’te bir basın toplantısı düzenlendi ve yeniden aday olduğunu açıkladı. Partileri, büyük STK ve sendikaları destek için ziyarete başladı.

Kendisine randevu vermeyen tek parti CHP’ydi. CHP lideri Baykal bunun sebebini Milliyet’ten Fikret Bila’ya şöyle anlatmıştı:

“Biz kriz üretmiyoruz. Aksine doğabilecek krizler konusunda uyarı görevi yapıyoruz. Sayın Başbakan olayı gördü, ancak Sayın Gül’ü engelleyemedi.”

(Yıllar sonra gazeteci Ruşen Çakır, Gül’ün bu dönemde Başbakan’a rağmen adaylıkta ısrar ettiğini hatta Başbakan’ın danışmanlarının bu karara destek için Doğan Grubu gazetelerindeki yazarlarla görüştüğünü açıklamıştı. http://medyascope.tv/2018/01/07/rusen-cakir-2007de-gul-erdoganin-istememesine-ragmen-adayligindan-vazgecmemis-ve-cumhurbaskani-secilmisti/)

 

Bu çalkantılı günlerin üzerinden 11 yıl geçti. Türkiye’de pek çok şey, pozisyon, siyasi tercih değişti. Erdoğan ve Gül siyaseten ayrı düştüler. Türkiye o kadar değişmişti ki Gül’ün adı CHP ve SP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı olarak geçmişti. 

Ama yaşadığımız son bir haftaya bakılırsa Türkiye’de bazı şeyler de pek değişmedi.

Yaşanan bütün değişimler, muhafazakar siyasetteki kırılmalar, farklı yaklaşımlar, sert tartışmaların Türkiye’deki laiklerin büyük yığınları için hiç bir şey ifade etmediği ortaya çıktı. Onlar için Erdoğan ve Gül hala eşleri başörtülü iki “dinci” siyasetçi, o yüzden de aralarında hiçbir fark yok.

Bir grup ise aradaki farkın ve bunun siyaseten kendilerine faydasının farkında olsa da , dindar bir siyasetçinin bir ‘çare’ olmasını içine sindiremedi, bunu kendi dünyası için bir yenilgi olarak gördü ve bu yüzden şiddetle karşı çıktı.

Eski defterler yeniden açıldı. “Sende bu evlat acısı bende bu kuyruk acısı oldukça” sözüne uygun tepkiler verildi. Siyaseti bir satranç oyunu olarak görenler değil, kazananın her şeyi aldığı ya da her şeyi kaybettiği bir zar atma olarak oynayanlar, aşiretinin töresinden çıkamayanlar, kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim diyenler baskın geldi. Derin siyasi kırılmaların üzeri kapatıldı, kenarda köşede kısık sesle dillendirilen ağır eleştirilerin,  “bu iş böyle gitmez” tespitlerinin sesi kısıldı. Siyasetin sadece ideallerle ve iyi niyetlerle değil, cesaretle ve iddiayla da yapılacak bir iş olduğu ortaya çıktı. Bir de Türkiye’nin siyaseten hala ergenlik döneminde olduğu...

15 yıllık iktidarın ilk defa çalışmadığı yerden çıkan, her kesimin bilgisayarlarına mavi ekran verdiren bir haftalık sistem krizi günün sonunda o meşhur sözde söylendiği gibi bitti ve “Herkes evine döndü.”

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 29 Nisan 2018 00:54
Yıldıray Oğur var adamdır kendileri...
Ahmet Akif 28 Nisan 2018 20:31
sizede geçmiş olsun. hevesiniz kursağınızda kalmış gibi... bu yorum tabiki yayınlanmayacak ama olsun. ben sizin yazınızı okudum. analitik bir yaklaşım olmuş. siyasette satranç gibi oynarsın ama bir de bakmışsın süren dolmuş hamle yapma şansın kalmamış. bence tamda bu oldu. yeterli hamleye süre kalmadı. demekki Türkiyede siyaset satrancının tek ustası var: RTE... Kabul edelim bunu!
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 18:59
gül de yine yeniden hiçbir şey yapmadı,risk almadı.aday olmadı.bundan sonra gül ismini bile görmek istemiyorum.sadece akpli,sadece hep geri planda kalmayı seçmiş,yolu başkalarına vermiş biri.umarım bu yaptıklarının hesabını Allaha verir.birşeyler yapabilecekken,yapmamış olmasından dolayı...umut verdi,hayal kırıklığına uğrattı yine.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 17:05
Yıldıray bey, bazı iki yüzlü veya döneklerin foyasını ortaya çıkardığınız için teşekkürler. Ama ne çare... Biz balık hafızalıyız değil mi?
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 14:25
Bence ülkenin en büyük sorunu Kemalist vesayet. Bir türlü bitmedi. İnançsız biri olarak olarak sayın Erdoğan’a oy vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Son dönemdeki politikaları her ne kadar fazlaca kemalist politikalar olsa da en az kemalist olan aday kuşkusuz Erdoğandır’dır. Demokrasiye azıcık saygısı olan kemalizme karşı olur. Not: burda Mustafa Kemal eleştirisi yapılmamaktadır.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 17:43
2
Yorum kendi içinde çelişkilerle dolu bir cümlede savunduğunu diğer cümlede inkar etmişsin iktidar dün söylediğini bugün inkar ediyor sen işi daha da ileri götürmüşsün
hayirlisi 28 Nisan 2018 13:17
Harika yazmissin Yildiray! Ayrica sunu da belirtmek isterim. RTE'nin 2007'de ilk basta kendi degil de Gul'un ismini zikretmesinin sebebi onun daha bir devlet adami olarak kabul gorecegini dusunmesi ve zorlu yola Gul'u one surerek cikmak istemesi.. Gul en zorlu donemde 7 yil CB yapti. Genelkurmay baskani da dahil, her kurum gulsuz dikene dondukten sonra cumhurbaskanligina gecen RTE yine de o makami yonetemiyor. Hala belediye baskanligi koltugunda oturdugunu saniyor. Yazik..
Mert 28 Nisan 2018 13:05
Bugünün ak parti destekçilerinin nasıl bir akıl tutulması veya iki yüzlülük halinde olduklarını görmek için sadece "Abdullah Gül seni chp engelliyordu, şimdi chp ile kol kola gezer olmuşsun." söylemine bakmak yeter bence. Nedeni şu: bu kesime göre Kılıçdaroğlu bir vatan haini çünkü tüm "vatansever atatürkçüleri" partiden tasfiye etti lakin Deniz Baykal'ın yönettiği "atatürkçü" chp, Abdullah Gül'ün en büyük engeliydi. Esasında bana kalırsa "atatürkçü" değil de "kemalist" olan bu zihniyeti hem Kılıçdaroğlu'nu hem de Abdullah Gül'ü dövmek içi
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 12:44
Vay vay vay!!! Evrim teorisine inanmayanlar linkteki Hacısalioğlu ile bugünkü Hacısalioğlu'nu karşılaştırsınlar. Ortadoğu Projesinin eş başkanına ne esip gürlemiş adam ya. Neyse, ben aslında başka bir şey diyecektim... Bizim oğlanın biyoloji öğretmeni dün omurgalı canlıları işlemiş. Dediğine göre omurgalı canlılar en gelişmiş canlı grubuymuş. Bizim oğlan şaşırıp gayrı ihtiyari sormuş: "Hocam, emin misiniz?" Çocuk işte!
karar okuru 28 Nisan 2018 12:43
Boş konuşmaları ve yazıları ne kadar seviyoruz millet olarak. Yok gül aday olacakmıymış olmayacakmıymış. Memleket her yönü ile perişan her yerde adaletsizlik eşitsizlik. Konuştuğumuz isimlere bak. Ya sen 16 yıl sonunda memleketi getirdiğin durum ortada. Memlekette sistemsizlik diz boyu. Hala kısır döngülerle uğraşıyoruz. Eğer iddia doğru ise GKB hulusi akar ın gül e helikopteriyle gitmesi tam bir feciyat durum. Askeri vesayet isteymeyruktan vesayetin babasına geldik demekki. Bu ziyaret muhtıranında ötesinde birşey. Bu insanları konuşmaya bile değmez benc
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 12:31
Süreçte önemli bir yer tutan o zaman Meclis Başkanı olan Bülent Arınç ın Tayyip Erdoğan a söylediği Ya Sen Ya Ben Ya O !
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 12:08
Ha bir de şu eksik olmuş, eski genelkurmay başkanını yazmışsın-özde sözde vs demiş- yenisi de ansızın bir gece vakti tam kritik karar arifesinde Gül'e gidip "hop mop" yapıyor! Ama pardon sansür var bu habere değil mi? Yani sen sansürden dolayı yazamıyorsun bunu yoksa olaylara farklı taraflardan bakabilme özüründen dolayı değil. Bence bu durum için ikisi de!
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 11:52
Yaw tamam da ya biraz akıl biraz hakkaniyet, bugün için yarınlarımız için! Yani bir marslı gelse ve bugün deli gömleği içinde arı kovanına düşmüş Türkiyeyi görseler, ve bugüne gelinmesinde bu iki dava kardeşinin (!) olduğunu görse en azından Türkiyenin üstündeki bu gömleği çözmek için kimleri görevlendirdi? Ya bir mevcut kamplarınızdan özgürleşin ve vicdanınızla bir cevap düşünün! Yani eğer bu marslı 80milyonluk memlekette bu berbat durumu yaratanlar dışında bir adam bulmayı ilk aklına getirmiyorsa o kesin mars'lı değildir! Bizi soktuğunu
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 11:51
Pes doğrusu Yıldıray Bey.İnsanlar nasıl iki yüzlü olabiliyor.Mükemmel bir inceleme.Tebrik ediyorum.
Bll cntrk 28 Nisan 2018 11:25
DP'nin 1950'de CHF karşısında seçim kazanması, kemalist olmayan kesimin eşit vatandaşlık haklarından yararlanması için gerekliydi ve DP arkasında bir enkaz bırakarak çekildi. AKP'nin 2001'de, yıllardır mağdur edilen dindarların rahat yaşaması için seçim kazanması gerekirdi ve 2023'te arkasında muhtemelen bir enkaz bırakarak geri çekilecek. O zaman da yıllardır mağdur edilegelen Beyaz Türk olmayanlar başa gelebilir, umarım onlarda arkalarında bir enkaz bırakmazlar. Yani Türkiye sorunlarını konuşarak değil, krizler yaşayarak çözüyor; oldukça ilkel bi
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 10:34
bence gülün adaylığına karşı çıkışı çok ucuz değerlendiriyorsunuz. Gül bu noktaya gelmemizin sorumlularından birisi. pekçok dindar da chpli de başka muhalif te gülün yapamıyacağını düşünüyor. olayı sadece laiklerin ruh hali ile açıklayamazsınız. Kayserili akpliler bile gülden uzak durmaya çalışıyorlar. gül kimden oy alacaktı
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 20:05
0
seçim anketleri öyle demiyor ama.pelikanlar en çok gül'den çekiniyordu.en çok ona uyuz oluyordu.
Köroğlu 28 Nisan 2018 10:26
Siyasi farklılığın dindar-laik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, sol-sağ gibi eksenler üzerinde kurulması bir tuzak, gerçek de değil. Türkiye'nin gerçek siyasi ekseni şu: otoriter devletçiler-sivil demokratlar. Siyaset bu eksen üzerinden yapılanırsa sahici olur. CHP bu sebeple ana muhalefet olamıyor. Demokrat dindarlar ile demokrat laikler birbirine daha yakın. Devletçi laikler ile devletçi dindarlar da birbirine daha yakın. Gül meselesinde bu açıkca ortaya çıktı.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 10:00
Makam sunmuşlar. Sanki babalarından miras ta. Başa kakma başladığına göre bir şeyler ters gidiyor galiba. Dünkü çocuk köşe yazarları Gül e akıl veriyor hakaret ediyor. İktidar yanlısı medya gına getiriyor.
atilla pehlivan 28 Nisan 2018 09:25
akp aslında cemaat projesi idi zannımca. kurulduğu dönemi iyice süzdüğümde, ilk kurucularına göz attığımda çıkardığım şey bu. ancak ayrılığa sürüklendiklerinde, rte dışındakilerin görünür kılındıklarını düşünüyorum.
Başka bir Karar Okuru 28 Nisan 2018 13:06
10
Akparti'nin ilk yıllarında Cemaat CHP'yi destekliyordu. Sonradan Akparti ile ittifak kurdu. (Bu "proje" argümanı da artık baydı. Akparti'ye karşı kullanıldı, şimdi Akparti kullanıyor. 30'lardan itibaren kimler kimlere karşı kullanmış yazarın önceki yazısında okuyabilirsiniz)
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 09:18
Videoda konuşan kim
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 12:51
0
O zaman ne iş yapıyordu bilmiyorum ama bugün televizyonlarda Erdoğan'a konabilecek tozları püskürtme memuru gibi görünüyor sanki, galiba, muhtemelen... Çok çabalıyor bu konuda, hakkını yemeyelim. Ama bir acıma hissi de uyandırıyor bende nedense. Belki de ben evhamlanıyorumdur.
Başka bir Karar Okuru 28 Nisan 2018 13:07
0
Yaşar Hacısalihoğlu
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 20:42
0
Profesör ve rektör. Vakti çok o yüzden her gece tv lerde konuşuyor. Üniversitesinde işler yolunda herhalde ihtiyaç duymuyorlar rektöre.
engineer 28 Nisan 2018 09:05
akılda kalan : gül ün eşi Türkiye Cumhuriyeti Devletini AİHM ne dava etmiş idi, Hayrunnisa hanım Devleti dava ediyor, Devleti savaunmak ise eşi A.Gül e düşüyordu, oysa kol kırılır yen içinde kalır olmalıydı, nitekim daha sonra dava abesliği nedeniyle geri çekiliyor.
Başka bir Karar Okuru 28 Nisan 2018 13:15
1
Bu sorun Türkiye'nin kendine münhasır yapısından kaynaklandı. Hükümet olmuşsunuz lakin iktidar olamamışsınız. Zira iktidar hala TSK ve Yargı ikilisinin elinde. Mecliste başörtüsünü serbest yapacak kanunu yapmaya korkan bir Hükümet durumu vardı. Ayrıca Devlet'in dava etmek kötü bir şey değil, devlet kutsal, hatadan münezzeh bir yapı değil. Davanın geri alınması polemiklere son ermek içindi.
Enzo Ferrari 28 Nisan 2018 09:01
Bu ne saçma sapan bir ajitasyondur. Laik kesim, Gül'ün adaylığına asla eşinin mütesettir olması nedeniyle değil, kendisine Çankaya noteri ünvanını kazandıran Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemdeki işlevsizliğiyle bugünkü kapkaranlık Türkiye manzarasının asli sorumlulularından biri olması sebebiyledir.
Laik kesimin buyuk kesimini kim temsil ediyor bilmiyorum ama 2007 de 18 yasindaydim su anda 28 yasindayim demokrasiye inanan her türlü muhafazakar CB adayına oy da veririm oy da isterim. Yeterki hamasetle degil rasyonellik ile akil ile yönetsin partili de olabilir ama partici olmasin kendi cevresini kayirmasin tarafsiz olsun bunlari vaad etsin. Ulke cikarini kendi politik cikarlarinin ustunde tutsun kisa vadeli degil 100 yil sonrasini da dusunsun devlet akliyla yonetsin. Kapanmayacak yaralar acmamaya dikkat etsin. A. Gul bu tanima uygun birisi gibi geliyor, cikar pozisyon alirsa destek gor
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 07:52
Yıldıray, herkes evine dönse de aynı suda on defa yıkanılmaz. Mevcut iktidar siyasi rakiplerinden bağımsız olarak çürümenin ve çökmenin eşiğine geldi. Bu tarihin dönen tekerleğinin kanunu, ne yapsa da gidecek sadece yarattığı yıkım miktarı Farklı olacak.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 04:13
Ne diyelim, olanda hayır var...
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 04:01
Vay vay vay, herkesin geçmişi ne incilerle doluymuş meğer...İlk linkteki şahsı sürekli TV'de görüyorum, adam her konunun uzmanı maşallah(!!!!). Linkteki konuşmasıyla beraber değerlendirince hayran olmamak elde değil. 'Adaptasyon'la ilgili muhakkak bir kitap yazmalı.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 20:46
0
Bence Evrim’le ilgili bir kitap yazmalı. Tamamen değişik bir şey olmuş. Vay be. İktidar böyle bir şey demek ki.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 01:33
evet ben de gül'e kızgınım.ama erdoğan'la karşılaştırdığımda gül'ü tercih ederdim.kılıçdaroğlu chpli birinin bu seçimi kazamayacağının farkında ve yol bulmaya çalışıyor.'nasıl parlementer sisteme geri döneriz,nasıl rahat nefes alırız' diye çalışıyor adam.ama chp seçmeni anlamıyor.anlamak istemiyor.chp seçmeni ülkesini tanıyor mu yoksa herkesi çevresindeki gibi mi sanıyor?
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 00:37
Ak partinin gerçek kurucusu Abdullah Gül'dür. Abdullah Gül devlet bakanı iken Erdoğan il başkanıydı. Nitekim Abdullah Gülün Fazilet partisinde başkanlığının önüne set çekildiğinde yeni bir parti kurulmasının ilk adımını atmıştır. Ak parti Abdullah Gül'e hiç bir makamı sunmamıştır. Abdullah Gül bütün mevki makamları kendi feraseti ve bileğinin hakkıyla almıştır. Abdullah Gül olmasaudı Ak parti diye bir parti asla olamazdı. Eski Ak parti düşmanları şimdi akp'de ve ekranlarda Akpci , ama gerçek Ak partililer ise Ak parti dışında.
KARAR OKURU 28 Nisan 2018 08:57
26
yazdigin bu yoruma inaniyormusun sen.Erdoğan olmasa Gül asla cumhurbaşkanı olamazdı. Gülün yapması gereken tek şey Erdoğan o destekleme açıklamasını yapmasıdır.kendisine yakışanı da budur.
Başka bir Karar Okuru 28 Nisan 2018 13:27
0
Bravo, nihayet geçmişi bilen bir kişinin bu konudaki yorumu olmuş. Yaşı yetenler zaten hatırlayacaktır. 2007'de seçim sonrası; "A. Gül'ün adaylığıyla yola devam edilmeli, ben o aday olabilsin diye bu seçimde Akparti'ye oy verdim" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Lakin bu yazıylaanladım ki; Gül dirayetli davranmasa CB'lığı gümbürtüye gidecekmiş.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN