Back To Top
O geceki ‘parazit’ nasıl ortaya çıktı?

O geceki ‘parazit’ nasıl ortaya çıktı?

 - Son Güncelleme: 12.02.2020 Çarşamba 16:47
- A +

Güney Kore’nin Incheon şehrinden 476 yolcu ve mürettebatıyla kalkan Sewol feribotu, ülkenin tatil cenneti Jeju adasına doğru hareket etmektedir. Yolculardan 325’i okul gezisine çıkmış Danwon Lisesi’nin öğrencileridir.  

16 Nisan 2014 sabahı saat: 08.45’de feribot büyük bir gürültüyle sarsılarak durur.

Yolcular geminin bir tarafına savrulurlar, bütün tabaklar, bardaklar kırılır, feribotun merdivenlerden çıkmak mümkün değildir.

Dümeni, sadece altı ay tecrübesi olan üçüncü zabite bırakıp dinlenmeye ve iddialara göre bir kaç bira içmeye çekilmiş feribotun 69 yaşındaki tecrübeli kaptanı ne olduğunu anlamak için güverteye çıkar.

Feribot iskele tarafına doğru yatmıştır ve su almaktadır.

Kazanın sebebi dümenin keskin bir dönüş manevrası yapması ve daha sonraki incelemelerde ortaya çıkacak olan feribotun garajındaki araçlar ve güvertesindeki konteynerlerin taşıma kapasitesini zorlayan ağır yüküdür.

Kaptan bir anons yaparak, feribotun dengesinin daha da bozulmaması için herkesin can yeleklerini giyerek bulunduğu yerde sabit  kalmasını, hareket etmemesini ister.

Acil yardım çağırır. Ama gemi yavaş yaş su almaya başlamıştır. Sahil güvenliğin ancak 40 dakika sonra ulaşacağı geminin yardımına çevredeki balıkçı tekneleri ve özel yatlar yetişir.

Dışarı çıkabilenler tahliye edilmeye başlanır.

Tahliye edilenler arasında geminin kaptanı ve mürettebatı da vardır.

Kaptan ve mürettebat batmakta olan gemiyi terk etmiştir.

Ama kaptanın talimatıyla çoğunluğu lise öğrencilerinden oluşan yolcular, sıkışıp kaldıkları geminin henüz su almayan yerlerinde ne olduğundan habersiz kurtarılmayı beklemeye devam etmektedir.

Bu arada öğrenciler, aileleriyle mesajlaşmakta, durumu anlatmakta, hatta sonradan ortaya çıkan fotoğraflarda göründüğü gibi olan bitenle dalga geçmektedir.

Kore Sahil Güvenlik botları ancak acil çağrıdan 40 dakika sonra batan geminin yanına gelebilir. Hala batmaya devam eden gemiden 172 yolcu ve mürettebat sağ çıkarılır.

Televizyonlar batmakta olan feribotu canlı olarak göstermektedir. Hükümet yetkilileri ve sınırlı sayıdaki kurtarma ekipleri bütün yolcuların tahliye edildiğini açıklamıştır. Televizyonlar da yolcuların hepsinin kurtarıldığı haberini geçmektedir.

Herkesin gözleri önünde, televizyonların canlı yayınında feribot iki buçuk saatte yavaş yavaş sulara gömülür.

Bu arada telefon görüşmeleri kesilen, çocuklarından haber alamayan aileler merakla sahilde toplanmaya başlamıştır.

Kurtarılıp kıyıya çıkarılan yolcular arasında çocuklarını ararlar. Ama bulamazlar.

Acı gerçek kısa sürede ortaya çıkar. Feribot içerisinde kurtarılmayı bekleyen 304 yolcusuyla birlikte batmıştır.  

304 yolcunun 250’si lise öğrencileridir.

Devletin ve ailelerinin gözleri önünde canlı yayında 304 kişi sulara gömülmüştür.

Kıyıda toplanan aileler çocuklarından aldıkları son mesajlarda kapalı bir yerde olduklarını öğrenmişlerdir. Hala ümitlidirler ama hava muhalefeti gerekçesiyle dalgıçlar gemi enkazına dalamaz. Kurtarma ekipleri çok yetersizdir. Koreli yetkililer, Japonya ve ABD’den gelen kurtarma yardım tekliflerini de “gerek yok” diyerek reddetmişlerdir.

Ülke tarihinin en büyük trajedisi yaşanmaktadır. Devlet kurumları ve medyasıyla iflas etmiştir.

Ama bütün Güney Kore bu trajediye kilitlenmişken ülkenin Cumhurbaşkanı ortalıklarda yoktur.

1963 ile 1979 yılları arasında ülkeyi demir yumrukla yönetmiş darbeci diktatör Park Chung-hee’nin kızı olan, Güney Kore’nin ilk kadın Cumhurbaşkanı Park Geun-hye ancak faciadan yedi saat sonra ortaya çıkar. Çocuklarını kurtarılmasını bekleyen acılı ailelerin toplandığı yere geldiğinde protesto edilir.

Aileler günlerce beklerler. Sonra ümitler tükenir En azından çocuklarının cesetlerini almak isterler ama arama kurtarma çalışmaları durmuştur. Aileler kurtarma ekibi beklerken, devlet ajansı Yonhap 640 kişilik kurtarma ekibinin çalışmalara devam ettiği gibi yalan haberler geçmektedir.

Tepkiler hükümete yönelince medya trajediyle ilgili haberleri görmemeye başlamıştır, ailelerin sesini bir kaç bağımsız gazeteci duyurma çalışmaktadır.

Trajedideki ihmaller yüzünden Başkent Seul’de Cumhurbaşkanlığı önünde protestolar düzenlenir. Protestoların sembolü “Sarı kurdele” olmuştur.

Hyundai’nin kurucusunun oğlu bir iktidar partisi yöneticisi, yerden yere vurulan Cumhurbaşkanı’nı savunayım derken, çoğunluğu acılı ailelerden oluşan protestoculara “barbarlar” deyince öfke iyice artar. Devlet televizyonu da kazada ölen insan sayısının trafik kazalarında ölenden az olduğu hakkında bir haberi yapmıştır.

Daha sonra Kore İstihbaratı’nın Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla, medyadan bunun sadece kaza olduğunun altının çizileceği yayınlar yapılmasını istediği, protestoların kontrol altına alınması için çalıştığı ortaya çıkacaktır.

Sewol faciası, popülerlik oranı yüzde 70’lere çıkmış olan Cumhurbaşkanı Park Geun-hye’in popülaritesini bir anda yüzde 30’lara düşürmüştür.

Kazanın birinci yıldönümünde uluslararası prestiji olan Busan Film Festivali’nde kazada devletin beceriksizliğini anlatan ve Cumhurbaşkanı’nın eleştiren “Hakikat Sewol ile Batmaz” adlı bir belgesel programa alınır.

Festivali finanse eden, Cumhurbaşkanı’na çok yakın Busan Belediye Başkanı, belgeselin gösterilmemesi için baskı yapar.

Koreli sinemacılar, festivali boykot ederler, büyük tartışmalar çıkar. Belgesel gösterilir ama ertesi yıl Busan Belediyesi, ülkenin dünya çapında itibarlı festivalinden desteğini çeker.

Bu arada belgeselin yönetmeni hakkında zimmetine para geçirmekten dava açılıp, hapis cezası verilmiştir.

Bu siyasi baskılar, sansür girişimi Kore sinemasının ünlü isimlerini ayağa kaldırır, bildiler yayınlanır.

Festivale yönelik siyasi baskıları protesto eden isimlerden biri de Sewol faciasında en başından itibaren hükümete yönelik protestolara katılmış Kore Yönetmenler Birliği başkanıdır:

Bong Joon-Ho.

Bir kaç gün önce, 92 yıllık Oscar tarihinde bir ilke imza atarak İngilizce dışındaki bir dilde çekilmiş filmiyle en iyi film ödülünü havaya kaldıran yönetmen.

2016 yılının son günlerinde Kore, Cumhurbaşkanı Park Geun-hye hakkında patlak veren korkutucu bir skandalla çalkalanır.

Skandal, 60 yaşında Cumhurbaşkanı’na yakın Choi Soon-sil adlı bir kadının tabletini Almanya’da bir araba kiralama şirketinin aracından unutmasıyla ortaya çıkmıştır.

Tablette Cumhurbaşkanı Park Geun-hye’in konuşmalarının editlenmiş versiyonları bulunur.

60 yaşındaki kadın, Cumhurbaşkanı Park Geun-hye’in, Cumhurbaşkanı babası Park Chung-hee’ye özel danışmanlık yapmış, “Kore’nin Rasputin”i olarak anılan, pagan-hristiyan tarikatı lideri Choi Tae-min’in kızıdır.

Cumhurbaşkanı Park Geun-hye’in anne ve babası 1979’da bir suikast sonucu öldükten sonra, bu ‘Koreli Rasputin’, ailesini kaybetmiş genç Park Geun-hye’e yaklaşmış, rüyasında annesini gördüğünü ve kendisi üzerinden onunla konuşmak istediğini söylemiştir.

Annesine çok düşkün olan Park Geun-hye de genç yaşlarından itibaren bu tarikat liderinin etkisi altına girer. Adam ölünce de yerine kızı geçer.

Artık kızı üzerinden annesinin ruhuyla konuşmaya devam ettiğini düşünmektedir.

Bu karanlık, gizemli kadın, Cumhurbaşkanı’nın bütün konuları danıştığı, konuşmalarına son şeklini veren, devlet sırlarını paylaştığı akıl hocası olmuştur. Tabii Cumhurbaşkanı’na ulaşmaya çalışan, işlerini halletmek isteyenlerin de bağlantı noktasıdır. Samsung’un ona rüşvet vererek Cumhurbaşkanı’yla işlerini hallettiği ortaya çıkınca gözaltına alınır.

Sewol feribotunun batmasından sonra Cumhurbaşkanı’nın o kayıp yedi saati nerede geçirdiği de artık netleşmiştir.

2014 yılında bunu iddia ettiğinde hakkında dava açılan ve sınır dışı edilen Japon gazetecinin dediği gibi, Cumhurbaşkanı, faciadan sonraki yedi saat boyunca tarikat lideri Choi Soon- sil’in yanındadır.

Bu tuhaf ilişki, feribot kazasındaki devletin büyük ihmalini komplo teorilerine çevirir. Cumhurbaşkanı ve gizemli kadının o sırada gizli bir ayin yaptıkları, bu gemi kazasının da o ayinde çocukların kurban edilmesi yüzünden yaşandığına çok kişi inanmaya başlar.

Park Geun-hye’in artık destek oranı yüzde beşlere düşmüştür. Yolsuzluk soruşturmasıyla görevden azledilir.

Gözaltına alınır. Hakkında soruşturmalar başlar. İddiaları araştırmak için bir hakikat komisyonu kurulur. Ortaya yeni belgeler ve iddialar çıkmaktadır.

Onlardan en tepki çekeni 60 sayfalık, içinde 9473 ismin bulunduğu bir kara listedir.

Liste Sewol faciası sonrasında, Cumhurbaşkanı’nın isteğiyle Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır. Kara listede feribot kazası başta olmak üzere, iktidara muhalif olan Koreli sanatçılar, sinemacılar, yazarlar, oyuncuların adları vardır.

“Vejetaryen” kitabıyla ünlenen Man Booker ödüllü Koreli yazar Han Kang, “İhtiyar Delikanlı” ve “Hizmetçi” filmleriyle tanınan yönetmen Park Chan-wook ve en son Parazit filmindeki baba rolünde izlediğimiz oyuncu Song Kang-ho ve tabii filmin yönetmeni, Yönetmenler Birliği başkanı Bong Joon-Ho...

Kara listedeki isimlere devlet destekleri kesilmiş, şirketlerine zorluklar çıkarılmıştır.

Kara listenin ortaya çıkması üzerine Bong Joon-Ho ve listedeki diğer isimler Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde protesto gösterisi düzenleyerek sorumluların yargılanmasını isterler. Dönemin kültür bakanı ve yedi görevli bu kara liste soruşturmasında tutuklanır.

Ama soruşturma ilerledikçe bunun ilk kara liste olmadığı ortaya çıkar.

Park Geun-hye’den önceki, yine muhafazakar partiden ve yine eski Hyundai yöneticisi olan Cumhurbaşkanı Li Myong-bak döneminde de 82 film yapımcısı, yönetmen ve oyuncunun içinde olduğu bir kara liste hazırlanmıştır.

Ama bu sadece bir kara liste değil “Kültürel İktidarı Dengelemek için Temel Strateji” adlı bir plandır.

Kore film endüstrisinin daha çok muhalif ve solcuların elinde olmasına karşı muhafazakar Cumhurbaşkanı, kültürel iktidarı ele geçirme planı hazırlatmıştır.

Planın bir boyutu istihbarat örgütü tarafından hazırlanmış bir psikolojik hareket planıdır. Kara listedeki ünlülerin ajanslarına vergi incelemeleri başlatma, medyaya bu isimlerin görünürlüğünü azaltmak için baskı yapma, kamu kaynaklarını kesme, haklarında kara propaganda bilgileri yayma gibi kirli yöntemlere başvurulur.

Bu psikolojik operasyonlardan biri muhalif iki aktörü bir cafede çıplak halde yerde yatarken gösteren photoshoplu bir fotoğrafın ülkenin istihbarat örgütü tarafından sosyal medyada dolaşıma sokulması olur.

82 kişilik kara listedeki isimlerden biri de yine Bong Joon-Ho’ydu.

2003 yapımı Cinayet Günlüğü’nde beceriksiz Kore devleti,  2006 yapımı Yaratık’ta ABD ordusu, 2013 yapımı Kar Küreyici’de küresel iklim değişikliği hedefindeydi.

Filmlerindeki bu muhalif temalar yüzünden fişlenmiş, çalışmalarına engel olunmaya çalışılmıştı.

Halbuki Kore’nin bütün dünyada ilgi çeken sineması, 1988’de ülkenin diktatörlükten demokrasiye geçmesiyle ortaya çıkan özgürlük atmosferinin meyvelerinden biriydi.

Sinema sektörünü önünü açan ise yıllarca diktatörlük rejimine karşı mücadele ettikten sonra, 1998 yılında Cumhurbaşkanı seçilen ‘Asya’nın Mandelası’ lakaplı, Nobel Barış Ödülü sahibi Kim Dae-Jung’un “destekle ama karışma” politikası olmuştu.

Bu dönemde kültürel çalışmalar için ülke bütçesinden yüzde 1’lik bir destek ayrılmıştı.

Ondan sonra gelen iki muhafazakar cumhurbaşkanı ise artık dünyayı kasıp kavuran “Yeni Dalga” Kore sineması yerine, Kuzey Kore ile savaş yıllarının kahramanlık hikayelerini anlatan milliyetçi, vatansever filmler yapılması için çaba göstermişlerdi.

Ama devlet eliyle, kara listelerle yürütülen bu zorla “kültürel iktidar” projeleri başarısız oldu.

Kendi ülkesinde sistem karşıtı, solcu, anti-Amerikancı diye kara listelere alınan Bong Joon-Ho, dünya film endüstrisinin en önemli ödüllerini tek tek topladı. Önce Cannes’da Altın Palmiye’yi, ardından 92 yıl sonra bir ilki gerçekleştirerek, en iyi film dalında Amerikan kültür dünyasının en büyük ödülü Oscar’ı Korece bir filmle aldı.

Kürsüye çıkıp, tercümanı eşliğinde Korece konuştu. Filmi başta ABD olmak üzere bütün dünya gişelerde de büyük başarı elde etti.

Muhafazalar-sağcı cumhurbaşkanlarının desteklediği hamasi, milliyetçi filmlerinin yapamayacağı kadar Kore milletinin gururunu okşadı.

Bong Joon-Ho, Parazit’le dört Oscar’ı kucaklarken filmin sınıf çatışması, yoksulluk, eşitsizlik üzerine olan siyasi mesajı gündeme geldi.

Halbuki Bong Joon-Ho’nun kendi hikayesi, filmin hikayesinden daha siyasi ve bize çok daha tanıdık.

Herkes kendi cesareti, becerisi, yaratıcılığı ve tercihleriyle kendi hikayesini yazar. Bir ülkenin insan kaynağı, potansiyeli, yaratıcılığı siyaseten ezilmezse, önü kapanmazsa, bizden-sizden diye ayrımcılığa uğratılmazsa o ülkenin zenginliğine dönüşür.

Kendi ülkesinde parazit olarak görünen, çoğunluğu çocuk yaşta 304 insanın hayatını kaybettiği bir facia için sesini yükselten ve bunun bedelini kara listelere girerek ödeyen bir yönetmen, adını dünya sinema tarihinin daha önce kimsenin yer almadığı beyaz sayfalarına işte böyle yazdırdı. Hem de Korece...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 01:21
Sevgili Yıldıray Oğur yazma konusunda hep yetenekli oldu; ancak empatiden hep yoksundu.Nedense yazılarında hep iddialı ve oldukça gerçekçi ama asla samimi değil.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 13:30
Harika bir yazı olmuş, çok güzel araştırmışsınız.
Fatih 16 Şubat 2020 00:23
Çok güzel bir yazı! Ülkemizle de bağlantı kurarak okudum. Tespitler ve araştırma çok başarılı. Elinize sağlık!
Adana'lı Ulas 14 Şubat 2020 20:15
Harika bir yazı olmuş. Cüneyt Özdemir tavsiyesi ile geldim okudum, artık daha sık gelip yazılarınızı okuyacağım. Tebrikler...
KARAR OKURU 13 Şubat 2020 07:44
Yıldıray bey "cumhuriyet tarihi" ni yazacak olsa muhtemelen 375 kavimler göçünden başlar... Her yazısına gıcık oluyorum ama okumayan kendimi alıkoyamıyorum. Kalemine sağlık güzel insan
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 17:56
Müthiş bir yazı olmuş. Gerçekten müthiş bir yazı. Tebrikler. Şu kadarını yazayım mevcut medya aleminde eğer hala kalabildiyse bu yazıyla yarışacak çok ama çok az yazı vardır. Saygılar.
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 16:39
harika bir yazı olmuş , yine müthiş döktürmüşsün, okuduk aydınlandık, zavallı insanları da tanıdık, bizim de bizi dünyaya tanıtan sinemacımız vardı....kendisini rahmetle anıyoruz , memleketimizin adını dünyaya duyurdu...karaydı..çirkindi...kraldı...
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 16:09
Parazit (tdk): Asalak, radyo tv, telsiz vb. Aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı... Bu parazitlerin birinci guruba girenleri, sindirim ve dolaşım sistemi gelişmemiş, genellikle hermafrodit olan, yaşamak için bir konakçıya ihtiyaç duyan, konuk edenin iliğini sömüren bir çeşit, hayatı ev sahibine zehir eden ve ona ortak olan, bedavacı “misafir”... Misafirperveriz ama aptal değiliz...
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 15:06
yazılarınızı çok takdir ediyorum.emek var bilgi var.iş ahlakınızı ve okuyucuya olan saygınızı görüyorum.nesnel ve demokratik yaklaşımınızı da.belgesel yapmayı mı düşünseniz?
Başka bir Karar Okuru 12 Şubat 2020 20:25
0
Bir ara Ceren Kenar'la birlikte ''Şimdi ve Burada'' diye program yapmışlardı. Belgesel tadındaydı. Haber Türk TV'de, bir ara da TRT'de devam etti.
Hersoy 12 Şubat 2020 14:43
Darisi bizim yönetmenlerin basina demek geliyor içimden, ama Allah’in o yönetmenlere cesaret vermesini diliyorum her seyden evvel.
KARAR OKURUYUM 12 Şubat 2020 14:10
RTE nin boşuna günahını almışız dünyada da işler böyle yürüyormuş(!).
cem azade 12 Şubat 2020 13:41
koyun otu sever sen nekadar seversen sev bir elin de ot bir elin de bıcak olan kasabın peşinden gider anlata bildimmi bu yazıyı hiç bir iktidar yanlısı okumaz okusa da anlamaz yazmaya devam biz okuyoz
MEHMET 12 Şubat 2020 12:17
afferin sana yıldıray. başın belaya girse de bravo. parazit olmak iyidir
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 11:48
Bong Joon-Ho ülkemizdeki Mars sinema tekelinin de sahibi trilyoner bir kapitalist. Yazıda Solcu ve ezilen sınıfların sözcüsü gibi lanse etmişsiniz. Zaten yıllardır ABD de yaşıyor. Korece konuşması da tipik sol artistliği....
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 13:29
2
Ee yani?
Okur 14 Şubat 2020 19:47
0
Ne demek istiyorsunuz, pek anlaşılır gibi değil. Ne yani, birisi miras yoluyla ve /veya çalışarak filimleri sayesinde zengin olduysa, artık dünyanın ezilen kesimlerinin haklarını korumak, yaşamlarını iyileştirmek için söz söylemesin mi? Tersini mi yapsın; “ben kapitalist oldum” deyip, adaletsiz, eşitsizliklere sırtını mı dönsün? Sonra, kişi ülke dışında yaşıyor diye anadilini konuşmaktan mı vazgeçsin? Ya da solcular ülke dışında anadillerinde konuşmayıp illa yabancı bir dil mi konuşsun? Hangi dili?
Özkan 12 Şubat 2020 11:27
Eeeeeee kıssadan hisse ....
Stalin öldüğünde Nazım bir şiir yazmıştı , Kağıttandi tastandi sayın Oğur un ilgisine
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 11:09
İnsanın vicdanına dokunan son derece etkileyici bir yazı. Çok teşekkürler.
fevzi aydıner 12 Şubat 2020 10:04
çok güzel bir yazı...helal olsun...
ZEYNEL 12 Şubat 2020 09:14
BAKALIM YILDIRAY BU GÜN NE YAZMIŞ....DERİM.. EVET NEMİ YAZMIŞ ..SEÇME SEÇİLME....DEMOKRAT OLMANIN KIYMETİNİ BİLMEMİZİ VE AÇIK TOPLUM OLABİLMEK ....YILDIRAYI BEN TEBRİK EDENLERDENİM.
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 08:55
Kalemine sağlık. Hem filmle ilgili bilgilendim. Hem de kore nin elli yıl öncesi ile nasılda benzeştigimizi anladım. Soma da yasananlara aynı.
Cidden mühim şahsiyet 12 Şubat 2020 11:15
0
50 yıl değil 3 yada 5 yıl
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 08:28
Ahmet Altan'in hapiste yazdigi kitap cesitli dillere cevrildi. Yurt disinda TV programlarina konu oldu. Bu makaleyi okuyunca O'nu hatirladim.
Türk oğlu ! 12 Şubat 2020 08:24
Zorla güzellik olmaz, insanın içinden gelmedikten sonra, diyelim.Allah ülkemizin yardımcısı olsun.
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 08:15
Arastirmaciliginiz ve arastirma hiziniz takdire sayan. farkli konularda derinlemesine arastirmalarla okuyucu karsisina cikabilen ender insanlardansiniz. tebrik ederim.Karar gazetesinin yazarlarina tek tek tesekkuru borc bilirim. elbette yazilarina katilmadigim dostlar var. anacak fikirlerini okumak zevk.gunjmuzde talimatsiz ozgurce yazan insanlar oldukca azaldi. Sahsinizda Karar ailesine sukranlarimi sunarim.
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 07:41
Ne kadar tanidik.. insan nefsi hep ayni tercihleri yapiyor ama sonucta kazanan da hep Allah ve Onun evrensel dogrularini yasayanlar oluyor..
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 08:16
5
Gerçekten mi?
Allah Kulu 12 Şubat 2020 10:26
1
Günü geldiğinde sadece toprak olacağına inananlar için gerçek değil.
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 11:15
1
Allah, Allah!!
mutlu yücel 12 Şubat 2020 06:46
Benzeri facialar bizde de oldu.bizde de olayla ilgili ileri geri konuşanlar barbar diye tekmelendi.bizde de o olaydan ve/veya olaylardan sonra iktidarın oyunda düşmeler yaşanacaktı ama maalesef ıskaladık.zira gemide 304,soma depreminde üç eksiğiyle 301 kişi yaşamını yitirmişti. şayet sayı birebir örtüşseydi, gör akp nin halini (!)… kardeşim değil oy azalması o ilçede iktidar seçimde yine kazandı.şayet olası istanabul da bir deprem olursa orada da kaybettiği seçimleri misliyle geri alır.zira ne iyi oldu bir vesiliyle çürük binalar temizlendi,gidenler de cennete selametle gittiler denir.
Akif 12 Şubat 2020 04:53
Çok güzel bir yazı olmuş, teşekkür ederim. Bizim sinemacılar da bir gün başaracak...
İbrahim Hanif 12 Şubat 2020 02:21
Hikayeyi dinlerken, bir anda sanki kendimi Türkiye'de zannettim... Sadece isimler değişik, olaylar aynı.... Yoksa ben mi yanılıyorum? yandaş sanayiciler, yalaka gazeteciler, havuz medyası, çarpık ilişkiler; kara listeler, sanata ve sanatçıya düşmanlıklar.... Yeterki iktidar bizim olsun, isterse ülke batsın mantığı... Daha sayayım mı babo?
KARAR OKURU 12 Şubat 2020 11:10
0
Sadece Türkiye’de tepki yok.
Karar okuru 12 Şubat 2020 01:24
İlginç bir yazı. Sanat ve kültür alanında ve günlük hayatta yazıda anlatılanlara çok benzer olan baskı ve manüplasyonları nerede ise burada da oluştu . Bu noktaya gelinmesinde demokrasicilik oynayalım diye, vesayet kaldırıyoruz diye, geçmişte kritik dönemeçlerde üstelik fetö tarafından düzenlenen tezgahlara verilen desteğin sorumluluğuna ortak olanların bu gerçekle ve verdikleri zarar ile dürüstçe, cesaretle yüzleşmelerini umalım.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN