Back To Top
Yerli ve milli hukuka emanet...

Yerli ve milli hukuka emanet...

 - Son Güncelleme: 25.12.2019 Çarşamba 08:02
- A +

“Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki görevine psikiyatrik uygunsuzluğu gerekçe gösterilerek son verilmiş bir subayım. Askerlik yapmak için uygun görülmeyen psikolojik özelliklere sahip olduğum saptanmış ve ordudan uzaklaştırılmıştım. Şimdi bu niteliklere sahip olan benim bir soruşturmada kaynak/dayanak yapılmasını anlayabilmiş değilim...Ayrıca psikolojik yapımdaki bazı özelliklerin manipüle edilmek istendiğini, çeşitli operasyonlarda araç haline getirilmek istendiğimi gördüm, görüyorum... 2013 Haziranında memleket sathında yaşanmış olayların yabancı ülkelerin gerçekleştirdiği bir operasyon olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Buna şahsımın tanık gösterilmesin ise kişilik haklarıma saldırı olarak değerlendiriyorum. Yürüttüğünüz soruşturma çerçevesinde bu uyarılarımın dikkate alınmasını ve şahsıma atfedilen görüşlerin bir dayanak olarak kullanılmasını sona emesini talep ediyorum.”

Bu cümleler geçen yıl İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmuş bir dilekçeden.

Dilekçeyi veren kişi Murat Papuç.  

Papuç, 15 yıl orduda görev yapmış eski bir yüzbaşı. Daha sonra TKP’de siyaset yapmış. 2015’de oradan da ihraç edilmiş. Sert bir ulusalcı, Gezi eylemlerine katılmış, AK Parti iktidarına muhalif bir isim. Bu köşeyi okuyanlar ismini herhalde hatırlayacaktır. 

Papuç, Osman Kavala soruşturmasını 28 Mart 2016 günü verdiği ifadeyle başlatan kişiydi. 

İfadesinde hiçbir delil, somut veri ileri sürmeden bir takım analizler yaparak Gezi olaylarının ve çözüm sürecinin arkasında dış güçlerin, Soros’un olduğunu, “Türkiye’nin Sorosu”nun da Osman Kavala olduğunu söylemişti. Onunla birlikte de çoğu sol içi fraksiyon kavgasında hasmı olan 26 kişinin daha ismini vermişti.  

Ama kolluk kuvvetleri kendisinin ciddiye almadığı bu ifadeyi çok ciddiye aldı, soruşturma başlattı ve Kasım 2017’de de Osman Kavala’yı tutukladı. 

Mahkemenin tutuklama gerekçesinde Papuç’un ifadesi vardı. 

Tutuklanmasından ancak bir yıl sonra Kavala davasının iddianamesi ortaya çıktığında görüldü ki iddianamenin de tepesinde Papuç’un bu ifadesi duruyordu.

Suçlamaların şöyle tarif edildiği bir iddianameye, her akşam televizyonlara çıkan komplocu araştırmacı yazarların lakırdılarına benzeyen bu ifadenin ‘güçlü bir delil’ olarak girmesi herhalde şaşırtıcı değildi: 

“Her ne kadar toplantıların içeriğine ulaşılamamış ve karanlıkta kalan yönleri olsa da iletişimin tespit tutanaklarından, Gezi’den sonra tekrar sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem adı altında yeniden çeşitli gösteri ve eylemlerin yapılmasına yönelik bir takım eğitimler ve konuşmalar düzenlendiği kanaatine ulaşıldığından...” 

İçeriğine ulaşılamayan toplantılardan, karanlıkta kalan iletişim tutanaklarından kanaatlere varılan bir iddianamenin birinci delili olan bu ifadenin sahibi, bu ortaya çıkınca savcılığa başvurdu ve polisin, savcıların, hakimlerin kendisinin bile ciddiye almadığı ifadesini bu kadar ciddiye almasına itiraz etti, psikolojik rahatsızlıkları yüzünden ordudan atıldığını hatırlattı.

Buna rağmen Osman Kavala, içi bomboş bir iddianameyle hapisteki 785’inci gününü tamamladı.

İfadesiyle soruşturmayı başlayan Murat Papuç ise henüz mahkemede ifadeye bile çağrılmadı. 

Üçüncü yıla giren bu hukuki fars, nihayet geçen hafta AİHM’den net bir hak ihlali kararı, “soruşturma siyasi”, “derhal tutukluluğuna son verilmeli” tespit ve tavsiyeleriyle döndü ama dün görülen duruşmada mahkeme Türkiye iç hukukunun bir parçası olan, bigane kalamayacağı AİHM kararını da görmezlikten gelerek Kavala’nın tutukluluğuna bu ‘güçlü delillerle’ devam dedi.

Böylece 1987’de Özal’ın Türkiye’yi 12 Eylül hukukundan çıkarıp, bu ülkenin vatandaşlarına devletin sürekli değişen insafı dışında uluslararası bir hukuki güvence olarak verdiği AİHM’e bireysel başvuru hakkı ve 1990’da kabul edilen AİHM’in zorunlu yargı yetkisi büyük bir yara daha aldı. 

80’lerde solcuların, 90’larda Kürtlerin, başörtüsü yasakları sırasında dindarların, siyasi hakları engellenirken Erdoğan’ın ve 33 yıldır bu ülkenin hakimlerinden adalet görmemiş binlerce insanının zor zamanlarda güvencesi olmuş, daha çok da olacağa benzeyen bir kapı biraz daha kapandı.

Peki ne uğruna? 

Savcılar ve hakimler; “beni bu kadar niye ciddiye aldınız ki” diyen bir tanığın kuyuya attığı taşın peşinden gitmekten vazgeçmediler, içi boş çıkan büyük iddialardan geri dönmeyi gururlarına yediremediler, devlet büyüklerini yalancı çıkarmak istemediler diye! 

Muhtemelen bu yaptıklarını da “Bak nasıl AİHM’e de boyun eğmedik” diye büyük bir vatanseverlik olarak görüyorlardır!

Böylece 80 milyon artık yerli ve milli hukuka emanet. 

Peki yüzde yüz yerli ve milli bir teknolojinin kullanıldığı bir hukukta başımıza neler gelebilir?

Mesela size gıcık olan bir akrabanız, sizi terörist diye ihbar edebilir. 

NASA çalışanı bir ABD vatandaşı olmanız hatta ABD Başkanı bile sizi bu yerli ve milli hukukun elinden kurtaramaz.

Tıpkı Serkan Gölge’nin başına geldiği gibi. 

Serkan Gölge aynı zamanda ABD vatandaşı da olan bir NASA çalışanı. 13 yıldır ABD’de yaşıyor ve çalışıyor. 2016 yazında tatil için geldiği memleketi Hatay’da 23 Temmuz 2016 günü evi basılarak gözaltına alındı.

Sonra hakkında 36 sayfalık bir iddianame yazıldı. Ama bu 36 sayfalık iddianamenin ilk 35 sayfası onunla ilgili değil. Genel olarak bir FETÖ tarifi, bilinen iddialardan ibaret.

36 sayfalık iddianamenin sadece bir sayfası, yazıyla sadece “1” sayfası Serkan Gölge’ye yönelik suçlamalar hakkında.

Peki ne yazıyor bu bir sayfada?

İddianameden soruşturmayı da başlatan en önemli tespiti okuyalım:

“22.07.2016 günü, Hatay Emniyet Müdürlüğü Muhabere ve Elektronik Şube Müdürlüğüne gelen 1008960 numaralı ihbarda; 

“İsmim ve bilgilerimin gizli kalmasını istiyorum. Serkan Gölge isimli şahıs FETÖ’cülerin kriptocularından çok önemli biridir. NASA’da çalışıyor gibi söyler ancak kendisi CIA de çalışıyor. Ben bunu aile içinden duydum. Bu şahsın babasının adı...Serkan Gölge şu an ....babasının evinde. Bugün veya yarın İstanbul’a uçakla uçacak. Cumartesi veya pazar günü de Amerika’ya uçacak bu şahıs FETÖ örgütü içerisinde çok önemli kripto görevindedir.” 

Suçlama bu kadarlık bir ihbar.

Peki böyle bir ihbar üzerime Emniyet ne yapmış?

Hemen ertesi günü yani 23 Temmuz 2016 günü ihbarda verilen adrese gidip Serkan Gölge’yi gözaltına almış.

Hiçbir soruşturma yapmadan, ihbarın ciddiyetini hiç araştırmadan.

Hadi diyelim o sırada darbenin üzerinden bir hafta geçmişti, ihbarcılık çok yaygındı, o günlerin havası böyleydi.

Ama aylar sonra çıkan iddianamenin ana suçlaması bu ihbardan ibaret. Yine hiç araştırılmamış, soruşturulmamış. İhbardaki kadar iddianameye konulmuş. 

Peki iddianamedeki bu bir sayfadan ihbarı çıkarınca geriye kalan yarım sayfada ne yazıyor?

Diğer “deliller”. Yine okuyalım: 

“2003 ve 2016 yılları arasında, İstanbul Atatürk Hava Limanından, çok sayıda giriş çıkış kaydının bulunduğu, 

Son olarak, 26.06.2016 günü, İstanbul Atatürk Hava Limanından Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olarak ülkemize giriş yaptığı tespit edilmiştir.

İlgili soruşturma kapsamında, 23.07.2016 günü yakalanarak gözaltına alınan Serkan GÖLGE isimli şüphelinin ikametinde yapılan aramada; 1 ABD Doları ele geçirilmiştir.

...Örgüte koşulsuz olarak bağlılıklarını bildiren şahısları ödüllendirmek maksadı ile temsili olarak 1 (bir) ABD’ doları verildiği şeklinde bilgiler elde edilmiştir. 

Ayrıca, Serkan GÖLGE isimli şüphelinin üzerinde yapılan aramada, Serkan GÖLGE adına düzenlenmiş üzerinde, “NOV 2018” ibaresi bulunan “007-739978” seri numaralı NASA (NatıonelAeronautics and Space Administration) (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) kimlik kartı olduğu değerlendirilen kart ele geçirilmiştir.”

Özetleyelim deliller; 10 yılı aşkın süredir ABD’de çalışan birinin ABD’ye uçuş trafiği, bir hafta önce ABD’den ülkesine gelmiş birinden çıkan 1 dolar ve “ele geçirilmiş” bir NASA kartı.

Bu delillerle NASA çalışanı Serkan Gölge üç yıl hapis yattı. 

Uğradığı haksızlık hakkında ABD medyasında onlarca haber yapıldı. Trump, Pompeo, ABD Dışişleri defalarca Türkiye’yi eleştiren açıklamalar yaptılar. 

Nihayet üç yıl sonra geçen mayıs ayında Trump’ın bastırmasıyla, hakkındaki suçlama terör örgütü üyeliğinden terör örgütüne yardıma düşürülüverdi, hapishaneden ev hapsine çıkarıldı. 

Ve geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında Trump,  dünyanın en önemli kanallarının canlı verdiği ortak basın toplantısında sözlerine şöyle başladı: 

"Türkiye'nin az önce geri istediğimiz bir mahkumu serbest bıraktığını öğrendim. Az önce cezaevinden ev hapsine gönderildiğini öğrendim. Oradan da yakın bir zamanda Amerika'ya verilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yardımı için teşekkür etmek istiyorum. Bu harika oldu. İster mahkum, ister rehine deyin, serbest bırakılan bu kişi şu anda ev hapsinde. Yakın bir zamanda Amerika'ya gönderilecek olması iyi bir haber."

Ama Trump’ın bu sözlerine rağmen Gölge haftalık imza yükümlülüğü sürdüğü için hala Hatay’da, NASA’daki işine henüz geri dönemedi. 

Peki ne uğruna? Ne uğruna Türkiye, hukukun ‘h’sinden bile anlamayan bir ABD başkanı tarafından, hapisten siyaseten adam kurtarılabilen üçüncü dünya ülkesi muamelesi gördü?

Tabii ki NASA çalışanı akrabasına gıcık olan birinin ifadesini tutuklama için yeterli gören, NASA kimlik kartını suç delili sayabilen savcılar, hakimler yüzünden. 

Yani siyasi bir hasmınız sizi Sorosçu diye ihbar edebilir, küçüklükten beri başarılarınızı kıskanan yakın bir akrabanız sizi FETÖ’cü ve CIA ajanı diye polise bildirebilir ya da Samsun’da muhalif bir tweet atıp kendinizi bir anda Facebook’da trollük yapan o savcının karşısında bulabilirsiniz. 

Artık bunları ciddiye alan, bu delillerle sizi iki-üç yıl hapiste tutabilecek yüzde yüz Türk hukukçularının ürettiği, yerli ve milli bir hukuk teknolojimiz var. 

Bu yerli ve milli hukukun elinden sizi AİHM hatta ABD Başkanı bile kurtaramayabilir. 

Ne kadar gurur duysak azdır!

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 22:10
-...acılarıyla
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 22:07
En zor olan şey, dünyayı olduğu gibi içindeki tüm kötülük ve acılarla sevmektir./Hannah Arent
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 19:03
Hukukun işlemediği bir ülkeye kim niye yatırım yapsın, niye borç versin, niye çıkışlarınızı ciddiye alsın, anlaşmalarına sadık kalsın... ne yazık ki Kavala meselesinde kuyuya atılan taşı AİHM bile çıkaramadı.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 18:08
Anlattıklarınız inanılır gibi değil Doğru ise Allâh tüm masumları her türlü iftiradan korusun Ancak kafa takılıyor be kardeş gerçekten emniyetimiz adaletimiz öyle geri zekalıların elinde mi yoksa bu işler bilmediğimiz bir husus varda bu işleri yapanlara bir şeylermi kazandırıyor
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 17:57
Avrupa ülkelerinin hukuku, yerli ve milli hukuk değil midir? Yoksa onlar İslam hukuku falan mı uyguluyorlar. Ruhu ezikler güruhunun iflahı zor.
Adamın Biri 25 Aralık 2019 22:13
0
Erdoğan duymasın.Hakaretten içeri gidersin.Kendisi de 3 kere başvurmuştu AİHM ne.
Fikret 25 Aralık 2019 17:14
Türkiyede hukuk ve adaletten bahsetmenin geleneklerimize uygun olmadığını düşünüyorum. Çünkü bizde ölünün arkasından konuşulmaz
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 16:05
İsmail Küçükkaya Fatma Betül Sayan Kaya hakkında FETÖ ile ilgili bir laf etti.Hükümet çevresi ve yandaş medya iftira dedi.İsmail Küçükkaya bir kerecik savcıya ifade verdi sözümün arkasındayım dedi ve iş bitti.Üniversitede okuyan talebe daha sonra FETÖ yurdu olduğu anlaşılan yerde kaldı diye hapiste.Üniversiteden ilişiği kesik.PKK'lı öğrenciler anfi kapatıp PKK marşı söylüyor öğrenime devam ve bu tekrar tekrar devam ediyor.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 14:36
İnsanların canına, malına el koyanlar karılarına da el koyarlar. KORKMAK GEREKİR.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 15:26
18
Canı alınanı görmedik. Fetö azgınlarının kirli malına el konuldu. Ama karısına ya da kocasına el konulan olmadı. Belki bizim haberimiz olmadı, bu yorumcu mağdur olmuştur. Yorumla uğraşacağına derhal resmî makamlara başvursa iyi olur.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 14:31
2008-2015 Mihne, 2015 sonrası Karşı Mihne sürecine benziyor. Tek fark halife hiç değişmedi
karar 25 Aralık 2019 13:22
35 yaşlarındayken bir ankette adalete güveniyormusunuz diye sordular,güvenmiyorum dedim.ne kadar güvenmiyorsunuz diye sorduklarında %90 güvenmediğimi belirttim.şimdi yaklaşık 30 yıl sonra aynı soruları sorsalar hiç güvenmediğimi ve güvensizliğimin %99,9 oranında olduğunu söylerim.
Karar Okuru 25 Aralık 2019 13:01
Kendim ettim kendim buldum işi bunlar. Eskiden verilen desteklerden bahsedince yorumlar çöpe galiba.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 12:36
Korkuyorum! Bir gün gelir de bu tür yazıları okuyorum diye bir savcı peşime düşer diye..
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 16:03
0
İmkansız biraz zaman alır... Ama yorumun da var senin.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 12:26
Hayat sıradan insanı hep birilerine veya bir şeye mecburcu yapıyor, bizim buralarda. En mecburcu değilim diyenlerimiz bile düşüncelerini açıklarken hayatta kalabilmesi, başına durduk yere bir bela gelmemesi için dini, tarihi, politik, prestijli ve önemli sayılan bir referansa ihtiyaç duyuyor.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 12:22
Görünen köy kılavuz istemiyor ama görecek göz lazım...
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 12:19
Yıldıray size bir Roland Freisler yazısı yazmak farz oldu bence
KARAR OKURU Cemil 25 Aralık 2019 11:44
Sanık XX'in, ieşi YX ile resmi nikahlı olması, ayrıca WW ile bacanak olması... İddianameden...
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 10:44
Yaşadığın ülke de kendini güvende hissedememek ne üzücü:(
Karar Okuru 25 Aralık 2019 10:01
Kendi desteklerinizle yarattığınız ucubeden şikayete devam. Basit bir tarih bilgisi vasat bir öngörü bu çağdışı, donanımsız ve yetersiz zihniyetin adaletsiz ve yağmacı bir ortam yaratacağını, şikayetleri yapan lar gibi haset dolu yığınları provake edeceğini ve gelişmiş dünyanın tersine adaletsiz koşullar yaratacağınını görebilirdi ama kötüyü düzeltme amacı ile daha kötüyle işbirliği yapmak gibi pek akıllıca olmayan bir yola gidildi. Bu kumaştan artık elbise çıkmayacak. Umut gençler açısınadan Almanya gibi ülkelerdeki yeni nitelikli iş gücü talebi.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 14:20
0
Anlayıcı değil, indirgemeci ve suçlayıcı üslubunuz yazının konusu olan savcıları, yazdıklarınız da o savcıların iddianamelerini anımsattı bana. Allah o savcıların da sizin de şerrinizden korusun.
Karar Okuru 25 Aralık 2019 18:29
0
Nedense vahim tablonun gelişmesine katkıda bulunanların eleştirilmesi hoşa gitmiyor eleştirenler adaletsiz savcılara benzetiliyor. Oysa ortaya çıkmış vahim kayıp ve gerilemelerde yapılacak şeyler sınırlıdır. İlk olarak zararı sınırlamak ya da durdurmak ki pek kolay değil. İkincisi buna sebep olanları ve yeniden aynı hataları yapmamaları için ciddi biçimde uyarmak. Verilen zarar ağır ise fikrinden dönmek ya da yaptık bir hata demek yetmiyor. Kabataş olayını gördüm diye yalan söyleyen kalemini aldı ve gitmek zorunda kaldı. Bir konuda ciddi yanılgılara kapılan biraz geri durmayı öğrenmeli. Ama bu
mustafa 25 Aralık 2019 09:31
Askeri vesayet, askeri vesayet, bunlar postal yalayıcısı darbeci bunlar. Hatırlıyor mu insanlarımız bunları daha 10 sene falan önceydi iktidarı frenlemeye çalışan her kurumun yok edilmesine tam destek verildi. Asker düşmanı siyasal islamcı kitle şimdi asker aşığı oldu izliyoruz artık yapacak bir şeyimizde kalmadı. İyi çabaladınız bugünler için başardınız en azından tebrik etmek lazım.
Karar okuru 25 Aralık 2019 22:51
0
Doğru, bir gurur var ise bu eski destekçi takımının gurur duyması lazım bu şikayet ettiği yerli ve milli hukuktan.
HACI MURAT 25 Aralık 2019 09:08
Serkan Pabuç adlı kişinin "Beni niye bu kadar ciddiye aldınız?" cümlesi yazının ciddiyetini gölgelemiş gibi geldi bana.İkinci şahsı kendisine gıcık olan bir akrabasının ihbar ettiği iddiası da olayın sulandırılmasına yönelik bir algı oluşturma çabası gibi görünüyor.
Karar Okuru 25 Aralık 2019 10:03
3
Bu yorumda arkası dayanaksız ve ön yargılı olmuş
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 11:24
2
Okuduğunu mu anlamadın yoksa ironi mi yapıyorsun? Şakaysa hiç komik değil, ciddi ise daha da kötü. Türkiye'de hukuka güven tarihin en kötü seviyelerinde ise bir nedeni de senin gibi insanların halidir...
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 19:56
0
Gölge ve serin bir yerde tuzu kuru birinden bir yorum gibi geldi...
karar okuru 25 Aralık 2019 09:06
Şüphesiz her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de hukuki sorunlar var. Hatta yapısal ve genel zihniyet problemlerinden dolayı batıdan daha fazla. Ama siz yanlışlık yapılan iki örnekten genelleme ve yönlendirme yaparak vurmak istediğiniz kesim için bu örnekleri istismar ediyorsunuz. Tıpkı şu anki ittifakınız içinde bulunan siyasilerin hiçbir hatasını görmeyip , gözünüzü bilinçli olarak kapamanız gibi. Henüz Taraf'taki herzelerinizin hesabını vermeden yeni denizlere yelken açmışsınız ama oyunlarınız hiç değişmemiş. Size ve samimiyetinize inanmıyoruz. Dahası niyetiniz tek kelimeyle kötü...
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 10:16
3
Türkiye'de mevcut iktidar var oldukça hukuk daha da kötüye gidecek. İlk seçimlerde bu iktidardan da hukuksuzluklarından da kurtulacağız İnşallah.
ahmed arif 25 Aralık 2019 11:29
1
Türkiyede ki enbüyük hukuki sorun hukukun olmaması kardeşim bu kadar net herşey hukuk adalet yoksa o ülkeden bi halt olmaz
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 12:24
1
Ortada istismar falan yok. İstismarı siz yapıyorsunuz. AİHM'in kurulduğu 1959 yılından bugüne 2019'a kadar görülen davalar dikkate alındığında Türkiye en fazla hak ihlali yapan ülke konumunda. Bu bir olgu. Sizin benim görüşüme göre değişmiyor. Zulmü savunmayın. Adalet herkese er yada geç ama mutlaka lazım olur. Devlet de toplum da adalet üzerinde durur.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 15:34
0
Ahmed Arif aynı fikirdeyiz.12:24’de yazan arkadaş ise yorumumu bir kez daha okusun. Belki ortak bir noktada buluşuruz.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 09:06
Anladım ki konu hukuk degil bazıları fetöden intikam aldıklarını zannediyorlar.’insanı yaşatki devlet yaşasın ,hayali kuranlardan kutsal devlet intikam alıyor anlayamadıgım oraya çıkamadan buraya nasıl düştük bizi kim rehin aldı.masalımızın sonu böyle bitmemeliydi.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 09:01
Bana koyan hayal kırıkkığı, dine, dindara, dindarım diyene fazla inanmak. Yokmuş bir fark, öyleyse ....
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 08:14
Bir grup insan mutlu, bir grup “noooluya yaaaa” diyor, bir grup korkuyor, korkmakta da cok haklilar
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 07:27
ben "sanığın redde dayalı savunması" nın, ağır cezalık bir suçta (fetö) suç delilleri arasında sayıldığını gördüm.
Hasan Fevzi 25 Aralık 2019 06:16
İyide haksızlıklar bu derece oluyorsa bu birikinti birgün patlamazmı gidiş iyi değil gibi görünüyor
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 20:45
0
Fetö soruşturmalarının sertliğinin bir sebebi de Fetö'nün hukuksuzluklarının yarattığı öfkeydi. Haklı bulmuyorum. Rüzgar etkiler, fırtına biçiyorlar. Bu da daha şiddetli fırtınaların habercisi. Orta Doğu hava durumunu sunduk.
Erdem 25 Aralık 2019 04:53
Serkan Gölge olayını bilmiyordum. Ne kadar üzücü bir durum. Adamın yaşamından giden 3 sene bir hiç uğruna...
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 03:50
''Ne uğruna Türkiye ... üçüncü dünya ülkesi muamelesi gördü?'' Türkiye zaten bir üçüncü dünya ülkesidir.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 03:44
''devlet büyüklerini yalancı çıkarmak istemediler diye''...sevgili yargı mensupları! Belki beraber yargılanmayacaksınız ama beraber haşrolunacaksınız gibi bir his var içimde. Sizin düzeniniz değil ama benim inandığım Allah adil.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 03:18
Cumhurbaskani vaktiyle siyasi haklari engellendigi icin AiHMe basvurmustu. Ama bugun AiHMe dusman gozuyle bakiliyor. AiHMin kararina, "ben birakmam onu" diyerek uymamakla, bu ulkeyi dipsiz bir karanlik kuyuya atmak arasinda bir fark yoktur. Uluslararasi anlasmalar ulkelerin anayasalarindan bile daha onceliklidir .. Serdar Golge, rahip Bronson gibi ABDye karsi rehin alinmistir. Turk asilli olmasi nedeniyle Trump'in umurunda degildi bunca zaman. Fakat ABDde secim yaklastikca Erdogan'a karsi zayif gozukmemek icin Trump'in rahip olayinda oldugu gibi bu olayin ustune gitmesi buyuk ihtimal.
KARAR OKURU 25 Aralık 2019 01:10
dökülüyor ülke...
Karar okuru 25 Aralık 2019 00:55
Turkiye dun İtibari ile bir hukuk devleti olmadigini Dunya ya bir kez daha yuksek sesle Ilan etmistir... Dunya hukuk tanimazlik tarihine gececek bu karar tum Turkiye vatandaslarina hayirli ugurlu olsun... Susmaya, uyumaya devam edin… Sira size geldiginde etrafinizda kimse kalmayacak...
moshe 25 Aralık 2019 09:53
0
Artik oyle bir durumdayiz ki. Beter olalim. Dibe batmadan yukariya cikamayacagiz durumundayiz. Umutsuz ve caresiz bir halkiz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN