Back To Top
Suyun kiri hep aynı

Suyun kiri hep aynı

 - Son Güncelleme: 08.02.2020 Cumartesi 16:21
- A +

Uzun yıllar ülkenin en önemli sorunu olarak ‘siyaset alanının darlığı’na işaret edenler arasında yer aldım. Bu tabirle vurgulanan, sivil iktidarların üzerine çöreklenen askeri vesayet düzeni, bu düzenin yerleşik kurumları ve kabulleriydi. Asker denetimindeki geniş devlet alanının toplumsal konuları, bir kara delik gibi emerek, tartışmaya ve öneriye kapaması, bu çerçevede kimi yetkileri atanmış aktörlere vererek karar mekanizmasını toplumsal iradeden koparmasıydı.

Bunlar Türk siyaseti ve demokrasisinin olgunlaşamama nedenlerinden birisi olarak kabul edilirdi.

Nitekim her bakımdan öyleydi.

Tarih bizde devrevi olarak algılanır, siyasi doğrular bir devrin konjonktürel kimi verilerine, eğilimlerine göre tanımlanır.

Bugün yapılan kimi tartışmalar da böyle yürüyor.

Örneğin İlker Başbuğ’un gündeme getirdiği ve sadece FETÖ’ye bağlayıp, onunla açıkladığı, askeri kişinin (siyasete yönelik müdahale ve kontrol girişimleri bakımından) sivil mahkemelerde yargılanması konusu, ilke itibariyle, askeri alanın koruma zırhını azaltan, buna karşın siyasi-sivil sahayı genişleten bir adımdı.

Bu ve benzeri adımların kötüye kullanıldığı zor bir dönem yaşadık.

Ne var ki, kötüye kullanma, örneğin 2010 referandum sonuçlarının istismarı, o hamlelerin ilkesel olarak doğruluğunu ortadan kaldırmaz.

Aksi halde ‘ya devlet vesayeti/doğruları ya da cemaat(ler) siyasetinin tahakkümü’ denklemini bir kader olarak kabul eder, üstelik dönemine göre birini ya da diğerini demokratik olarak ilan etmek durumunda kalırız.

Bu, demokrasinin meşrebine aykırıdır.

Açıkçası şahsen, İlker Başbuğ’un arazi üniformasıyla siyasi iktidara simgesel salvo ateşi açtığı, Büyükanıt’ın muhtıra metni yayımladığı anlara, anti demokratik meydan okuma dışında anlam verilmesini içime sindiremem. Çetin Doğan’ın askeri bir tatbikatta EMASYA planlarını kullanarak, iktidara el koyma simülasyonu yapmasının anlamını unutmam. Ergenekon ve Balyoz gibi davaların kötüye kullanılması, hatta kötüye kullanılmak üzere açılması, kimi sahte iddialarla donatılması, o dosyalarda yatan kimi suç kokularını yok saymama, aklamama da da yol açmaz.

Demokratik yola zamansal doğruların yarışmasıyla ulaşılmaz.

***

Türkiye’nin son 20 yıldaki temel sorunu, genişleyen siyasi alanın hukuk devleti kurallarına göre yapılandırılamaması olmuştur. Bunun sonucu olarak, ülke vesayetçi tahakkümden çoğunlukçu siyaset mekanizmasının tahakkümüne doğru sürüklenmiştir.

Bugün sıkıntı, fikir özgürlüğünün, eleştirinin, demokrasinin ‘sıfır noktası’nda bulunmamız kadar, farklı görünen ancak aynı anlamları taşıyan bir kutuptan diğerine inanılmaz bir hız ve ilkesizlikle geçmemizden de kaynaklanıyor.

Sorunumuz daha da derinleşiyor. Demokratik siyaseti dün siyaset dışı yapılar boğarken, bugün bunu bizzat siyasi güç yapıyor.

Askeri otorite bir dönemler andıçlarla, açıklamalarla, uyarılarla siyasi partilere yön verir, yaptırım uygular, onları denetlerdi ve bunu kendi dar siyasi doğrularına göre yapardı. 1994 yılında Doğan Güreş’in, “Eşkıya Meclis’te” çıkışından sonra DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve Meclis kapısında yaka paça tutuklanmaları ülkenin demokrasi karalarından birisi olarak tarihe böyle geçti.

Birkaç gün önce, siyasi iktidarın filli ortağı MHP, ana muhalefet partisi CHP hakkında bir suç duyurusunda bulundu. Atfedilen suçlar arasında siyaset yapmak da var. CHP’nin yasal bir diğer parti olan HDP’ye kurduğu ilişkiler, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ olarak tanımlanıyor, yürütmeye ve  yeni siyasi düzene yönelttiği eleştiriler, ‘Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ gösteriliyor.

Soluduğumuz siyasi atmosfer anti demokratik partiküllerle doludur, sağlıklı herkesi hasta edecek kadar kirlidir.

Sorun büyüktür, ciddidir ama eskiye öykünerek ya da dönemlere, politikalara dair topyekûncu bakışla giderilemez.

Su aynı oranda kirli.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Sayın Bayramoğlu bu yazınız on yıllar önce MGK Genel Sekreterliğinin kaldırılması ile ilgili yazınızı hatırlattı.Bu genel sekreterlik sivil otoroteye haber vermeden başbakanlıģa valiliklere bütün STK lara emir ve talimatlar verebiliyordu.Bu birimin Ak parti tarafından kaldırıldığı sizin yazınızdan öğrenmiş ve çok mutlu olmuştum.Şimdi güzelim ülkemdeki fiili duruma bakıyorum siyasi otorite daha anti demokratik uygulamalarla MGK Genel Sekreterliği uygulamalarını aratır hale getirdi
Türkiyede artık geçmişten ders alma fakat geçmişi affetmenin zamani geldi. Her kesim doğruları ve yanlışları büyük oranda gördü ve biliyor. Barış içinde birlikte yaşamanın tek yolunun tam demokrasi olduğu açık bir şekilde anlaşıldı. Buna ulaşmak için geçmişte kimi grupların baskı ve hegemonyasini yok etmek için gayri meşru yollar kullanıldı. İkisi de yanlıştı. Artik her taraf kendi hatasini kabul etmeli ve bir genel af ile barisilip tam demokrasi inşa edilmeli ileriye bakilmali toplumsal baris saglanmalidir.
hamza akyol 08 Şubat 2020 21:21
kardeş! boşuna yazıyorsun. ilkel kabilede demokrasi olmaz. demokrasi istiyorsan yasa değişikliğinden fazlası gerekli. bak karar editörünün elinde güç var, istemediği yorumu sansürlüyor. akp, elinde güç varken niye sansürlemesin. karar iyi, akp kötü mü? biz özgürlükçü olursak, inan akp de özgürlükçü olur. biz, elimizde güç olunca başkalarının sesini kesiyoruz. akp de bizden farklı birşey yapmıyor. tek fark, daha az güçlüyüz.
hüseyin 08 Şubat 2020 20:37
genlerimizde padişahlıktan kalma bir gelenek var herhalde coğulculuğu demokrasiyi birtürlü rayına koyamadık askeri vesayetten siyasi vesayete tabiriniz tespitiniz çok doğru.muhalefet istenmiyor.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 18:10
Bastiat "Hukuk" adlı eserinde, siyasal düzen eliyle nasıl "hukukun yozlaştığını" ve siyasete verilen büyük rolün, nasil devleti bir "yağma duzenine" döndürdüğünü anlatır 1850 lerde. Yaşanılan belki budur.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 17:17
Aşağı yukarı yazı konusu hep aynı; hdp güzellemesi
Köroğlu 08 Şubat 2020 16:15
1913’de ülkeye hakim olan yağmacı tahakkümcü leviathan vantuzları ile ülkenin kanını emmeye devam ediyor. İç dinamikler kurtulmaya yeterli değil. İnsanlar endoktrinasyon ile uyuşturuluyor. Sivil ekonomik denge odaklarının oluşmasına izin verilmiyor. AKP ile bir umut doğmuştu, RTE havlu attı. Dışarıdan da kimsenin umurunda değiliz. Ümitsiz vaka.
KARAR OKURU 09 Şubat 2020 00:26
2
Sen ne rüyası görüyorsun kardeşim?
Mehmet Karaman 08 Şubat 2020 14:16
Devlet siyasi partilere milletvekili adayları seçim zamanı ağalardan beylerden ödünç para alıp da seçildikten sonrada ağalara beylere hizmet etmesin diye hazineden yardım eder . AKP MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ye 750 MHP üst kurul delegesinin imzalarını hiçe sayarak MHP Genel Başkanlığını Devlet Bahçeli ye hediye etmiştir Devlet Bahçeli de AKP bunu bir borç bilerek AKP ye destek veriyor
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 14:08
''çoğulcu siyaset mekanizmasının tahakkümü'' nerdeee!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 13:47
akıl içeren yorumlara dlike basanların çoğunlukta olduğu ülkemde ne deseniz fayda etmez. Kesime giderken gözleri bağlanmış kurbanlık gibi davranan millet akillanabilmesi için maküs talihini yaşayacak. Başka yolu yok. İnadına bütün yorumlara like bastım.
konuk1 08 Şubat 2020 13:08
politik menfaatlerine uygun olmayınca iktidar taraftarlarının yazanın kalemini,konuşanın mikrofonunu alın tehditleri havada uçuşuyorken havanında kirlenmemesi mümkün görünmüyor diye düşünüyorum
Krr 08 Şubat 2020 12:04
Herkesin aynı kirli suda yikandigi bir siyasi anlayışın memlekete faydası olmaz. Ak giren kirli çıkıyor.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:51
Su kirliydi evet ama ölülere oy kullandırarak daha da kirlettiniz.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:44
Askere olan nefretinizi bir bitiremediniz hala artık asker diye birsey de yok
bozeren 08 Şubat 2020 11:21
suyun kiri hep aynı deyince, "içinde akan her türlü pisliğe rağmen kutsal sayılan Ganj nehri" tanımı aklıma geldi ve, İslam'ı daha düzgün bir şekilde ele almamız gerektiğini düşünerek ürperdim ve bize verilmiş akıl nimetini hatırlayarak rahatladım.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 11:20
Su aynı oranda kirli değil, daha kirli. Birinde özünde hatalı olmakla beraber teamül ve kurallar vardı, öbüründe tam bir keyfiyet var. Birinde milleti dikkate almamak vardı, öbüründe milleti manüpüle edip kullanma, kandırma var.
Adem Saracoglu 08 Şubat 2020 10:43
Yorumlar malesef kirlilik oranlarinin tesbiti üzerine;) Buda bakis acisi ile ilgili. Izmir li icin daha cok kirlenen su, Konya li icin eskiye göre daha temiz;) Bu kadar basit. Sayin Bayramoglu kaleminize saglik, iyiki varsiniz;)
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 10:33
II. ... kalan ilk icraatı gidip korucunun yakasına yapışmak ve “sizi buralardan süreceğiz, yaşatmayacağız burda” oldu. Akıllı ve vicdanlı, sonuç odaklı politika yapmadılar. Onlarda da politika! hep hamaset hep hamaset. Hamaset ve kışkırtmayla nereye varılır?
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 10:33
I. 1994 yılında “Doğan Güreş’in ve daha başka bir çoklarının “eşkıya mecliste” diyeceğini bile bile akıllı stratejiler yerine, sırf karmaşa yaratmak için mecliste dangul dungul cahilce çıkışlar yapan, toplumdaki ayrışmayı düşmanlık derecesine getiren, kendilerini meclise getiren partiyi de zor durumda bırakan, aslında demokratik siyasetin önünü kendisine o zamandan beri kapayanlarda hiç suç yok mu? Daha sonra 80 milletvekili çıkaracak oy verdi millet onlara. Milletvekillerinin akılda +++
Karar Okuru 08 Şubat 2020 13:44
1
Bunu anlattığınız zaman kötü oluyorsunuz. Kürt sorunu kürtlerin de çok hatırı sayılır katkıda bulunduğu bir sorundur. Açılım diye beraberce halay çekiyorlardı. Benzer şekilde solda da akılcı örgütlenme ve gelişme yerine baştan aşağı kokuşmuş ve sonunda halkı mağdur ederek çöken sakat ideolojilerin peşinde tam da bağnazlar gibi hamaset ve şuursuzlukla Koşuyorlardı. Bu etnikçi, ırkçı, dinci dogmaların ardından koşma toplumunda gelişmemiş, birey olamamış kimliğinden kaynaklanıyor! Ortak yönleri katkı sağlayamadıkları pastadan pay isteme yağmacılığı.
Karar Okuru 08 Şubat 2020 10:25
İlksel doğruluğu tartışmıyoruz ki! Tartışılan bu uğurda bilinçsiz çabalar ile tam da o ilkelerle hiç ilgisi olmayan hatta çok çok daha geri bir anlayışa yol verilmesidir. Bu gün gelinen durumdan şikayet etmek ise tam da ilke peşinde koştuğunu sanarken doğru bir analiz yapılamamış olduğunun bizzat kabulüdür. Her konu ve meslekte olduğu gibi liyakat yeterliği sınırının altında kalan, telafisi zor ya da imkansız olan yanlışlar o konuda ehliyetsizliği gösterir. Ötesi ahkam kesmek olurki yaptıkları o günde bu günde bütünü ile odur. Geri kalmışlığın okuyup yazdığını sananlar payına düşeni de bu işte
Bilal 08 Şubat 2020 09:52
Sorunumuz şudur ki, sayin dost Trump Musluman ulkeleri kan golune çevirip petrollerini çalmak için bizimkilere pay vermiş bizimkiler de bu paydan fazla fazla almak için birbirlerine giriyorlar.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 08:53
Sivil sahada kime ne gelişti? Reklam seyrettirildi, jenerik değil... Toplum, hiç bir şey yapılmasa dahi gelişmişlerin ürettiği teknoloji ve iletişim sayesinde kendiliğinden daha çok gelişir, sonuçları çok daha farklı olabilirdi... Korları yangın yapacağını düşünmeden ateşe benzin taşıyanlar oldu. Failler çok seralar yaktılar, yangın yerinde yeni bir şey yeşerip bitmiyor. Hep aynı bile değil daha da kötü. Karmaşaya doğru freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 06:37
Su aynı oranda kirli değil, çok daha kirli. Askerlerin bu siyasi islam (dinciler) yarın iktidarı tam olarak ele geçirirse şöyle yapacaklar diyerek demokrasiyi kontrol ettiği demokrasi bugün askerlerin söylediklerinin, inanmadıklarımızın bile daha gerisinde. Buna inanıyorsanız onaylayın (maaşlı Troller Cumartesi mesaisi yapmıyor, onun için bu gerçek bir fikir oylaması)
Necdet Koçoğlu 08 Şubat 2020 02:00
"Türkiye’nin son 20 yıldaki temel sorunu, genişleyen siyasi alanın hukuk devleti kurallarına göre yapılandırılamaması olmuştur. Bunun sonucu olarak, ülke vesayetçi tahakkümden çoğulcu siyaset mekanizmasının tahakkümüne doğru sürüklenmiştir." Sayın yazar yukarıdaki görüşleriniz içindeki "çoğulcu siyaset" ifadesini sanırım sehven yazdınız. Herhalde doğrusu "...çoğunlukçu siyaset..." olacaktı.
Karar Okuru 08 Şubat 2020 01:32
Kir aynı oranda değil. Bazı aydınların(?) bir zamanki desteği ile gelinen nokta çok daha kötü ve daha kirli. Demokrasicilik oynarken kötüyü çok daha kötü yaptılar. Su aynı oranda kirliydi demek vicdanı rahatlatma, sorumluluğu azaltma çabası. Gelişmiş demokrasi talebi haklı ve doğrudur ama bunu yapacağını iddia edenleri, onların alt yapısını, doğasını, fıtratını, sosyal kültürünü, tahlil edebilmek siyaset analizi yapıyorum iddiasında olanlardan beklenirdi. Vesayet kaldırıyorum diye kırık dökük demokrasi yerine baas tipi bir yapı ortaya çıktı. Şimdi buna yol verenler şikayet ediyor. Hadi canım!
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:28
1
aydın iktidardan şikayet eder zaten. vesayetçi yapıdan şikayet eder. vesayetçi yapıyı yıkıp demokrası getireceğiz diyenin iktidarından memnun olmaz yine şikayet eder. aydın iktidarı, gücün kullanılış biçimini eleştirir. iktidar olmadan önce eleştirmedi diye eleştiri yasağı olmaz. normal bir durum yani.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 18:16
0
Evet, sehven, sonra düzeltildi
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN