Back To Top
Artçı karanlıklar

Artçı karanlıklar

 - Son Güncelleme: 08.02.2020 Cumartesi 10:37
- A +

Cüce Şubat” uzun sürdü. Ekstra olarak bu yıl 29 çekiyor.

Memleketimizin peşpeşe yaşadığı muhtelif felaketlerle Şubat’ın bir bağlantısı yok elbette. Ama insan zihni böyledir, olur olmaz kerameti kendinden menkul bağlantılar kurmayı pek sever.

Felaketlerden hem bağımsız, hem onlara bağımlı olarak gelişen şöyle bir durum var: Her doğal/toplumsal felaket anından hemen sonra özellikle sosyal medyada hemen dışarı vuran bir ufunet hâli.

Bir kötücül hissiyat ortamlarına akma, bir kötülük ırmağı olarak çağıldama hasreti. Ama şöyle böyle değil. İçinde ne kadar kin, kahır bela varsa o felaket ânına onu bir soru/sorgulama, yargılama olarak ekleme iştahı/arsızlığı.

Depremde de, çığ felaketinde de, uçak kazasında da bunun elli tonunu gördük, daha da görürüz.

Artçı kötülük gulgûlesi diyelim buna, başka şeyler de diyebiliriz.

Kötülük hissi o kadar baskın, sade hakikati tahrip ve tahrif histerisi o kadar yoğun ve kötü adam o kadar çaresiz ki, zaten ortada akut biçimde duran acıyı yok sayıp, sözde o acının hesabını sorma ayaklarıyla zihninin kıvrımları arasında uyuyan çıngıraklı engerekleri ortamlara salmadan yapamıyor.

Konu A iken Z’den dem vuranları mı dersin, dut pekmeziyle tiyatroyu bulamaç yapanları mı dersin, önce linç kumkumaları içinde debelenip sonra kuyruğunu kıstırıp özür dilermiş gibi yapanları mı dersin, seç al hokkası beş kaat.

Dijital şizoit histerinin de bir sınırı olmalı.

Bilinen veya anonim kimliklerle curufat, hakaret, tehdit, sövgü fışkırtanların ödeyeceği bir bedel olmalı.

Yasal boşluk varsa doldurulmalı.

Gündelik normal hayatta gerek birikim gerek asalet bakımından A şahsının yanına yaklaşıp iki cümle kuramayacak beyinciklerin, klavye başında A şahsı için aklına eseni çirkin ve suç teşkil eden biçimde üfürmesine artık dur denilmeli.

Bir beyincik; lağımda yaşamaktan, orada varoluyor gibi yapıp debelenmekten mutlu olabilir. Olsun da. Ama bunu başkalarının üzerine de çamur sıçratarak teşhir noktasına gelmesi kabul edilemez.

İçinizdeki pisliği durdurun.

Alçaklığın en büyüğü

(…) “ O aktif pasifizm dediğin nedir?” diye sordu Clarisse merakla.

“Hapisteki birinin kaçma fırsatını beklemesi.”

“Bunlar yalnızca bahane!” dedi Clarisse.

“Evet,” diye hak verdi Ulrich “belki de.”

Clarisse, hâlâ ellerini arkasında kavuşturmuş olarak durmaktaydı, bacaklarını da sanki binici çizmeleri giymiş gibi açmıştı. “Nietzsche ne der, biliyor musun? Kesin bilmeyi istemek, kesin gitmeyi istemek gibidir, bir korkaklıktır. İnsan işini bir noktadan yapmaya başlamalı, yalnızca o konuda konuşmakla yetinmemeli! Ben de özellikle senden artık özel bir girişimde bulunmanı bekledim!”

Ansızın Ulrich’in yeleğindeki bir düğmeyi yakalamıştı ve yüzünü ona doğru yukarı kaldırmış olarak düğmeyi çeviriyordu. Ulrich, düğmesini korumak için elini istemeden Clarisse’nin elinin üstüne koydu.

“Uzun süre düşündüm” diye devam etti. Clarisse duraklayarak; “günümüzde alçaklığın en büyüğü insanın onu yapmasıyla değil, fakat yapılmasına ses çıkartmamasıyla gerçekleşiyor. Alçaklık, boşluğa doğru büyüyor.” Bu söylediğinin ardından Ulrich’e baktı. Sonra heyecanla devam etti: “Ses çıkartmamak, yapmaktan on kat daha tehlikeli! Anlıyor musun beni? (…) Robert Musil-Niteliksiz Adam II-Çeviren: Ahmet Cemal-YKY

20-02/07/ekran-resmi-2020-02-07-230526.png

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:20
III. ... sonra çökmekte olan kışın getirdiği trajedi hissini veya okuyup anlayınca ne duygular uyandıracaksa okuyanların hepsi hissetseydi nasıl olurdu?
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 19:56
0
Yorumu olumsuz işaretleyen neden beğenmediğini de lütfedip yazsaydı. Her fikre saygı duyarız, nedenini bilmek kaydıyla... Sizi bilmeyiz ama tembellik, kolaycılık, ve işgüzarlıktan da hiç hoşlanmayız...
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:20
II. ... mi kalınsaydı? Yazınıza bir açıklık getirseydiniz sanki daha mı iyi mi olurdu. Bu arda yazılarınızı beğenerek okuyoruz ama bazılarını, neredeyse bırakın ortalama vatandaşı, yüksek öğrenim görmüşlerce dahi anlaşılamayacak bir dille yazdığınızı düşünmüyor musunuz? Örneğin geçen haftaki Elhan-ı Şita. Bilenler zaten biliyor ama bilmeyenler zahmet edip anlamaya dahi çalışmıyorlar çoğunlukla. O şiiri, herkesin anlayacağı dilde yazsaydınız şiirin verdiği, kaybolan bahardan +++
KARAR OKURU 08 Şubat 2020 15:19
I. Sayın yazar, yazınızın ilk bölümünü okuyunca insan paniğe kapılıyor. Acaba ben de bir gazete yorumcusu olarak o kategoride miyim diyor. Diğer taraftan sivil toplum örgütlerinin sesinin yeterince çıkmadığı bilinen bir gerçek. Yalan ve iftira kampanyaları, eski ölmüş cumhurbaşkanımıza yıllardır yapılıyordu emekli ve hayatta olanlarına, başbakanlara, bakanlara da fütursuzca saldırılar başladı. Yanı sıra devletin kurumlarından kötü kokular yükseliyor. Sessiz +++
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN