Back To Top
İnek sağacağız ama nasıl?

İnek sağacağız ama nasıl?

 - Son Güncelleme: 19.02.2020 Çarşamba 10:02
- A +

Amerika’yı yeniden keşfe gerek var mı bilemiyorum ama eğitimde sorunları tespit etmekten bir türlü çözüme gelemediğimiz malum. İstanbul Sözleşmesi üzerinden kopan fırtınanın onda biri bile eğitimde kopmuyor.

İlkokula giden bir kızım var ve eğitimle uğraşan bir insan olmama rağmen kızımın ileride ne tür sınavlara tabi tutulacağını ben bile bil(e)miyorum. Kendimizce yaptığımız hiçbir kariyer planının sonu gözükmüyor ve gerçekte okuldan ne istediğimizi hiçbirimiz tam olarak bilmiyoruz.

Klasik okul anlayışı hayatın o kadar dışında ve gerisinde ki hiçbir ihtiyaca cevap ver(e)miyor. İşin üzücü tarafı bu durum çok iyi okullara giden ve derece yapan çocuklar için de böyle.

Gelecek, çok da iyi gözükmüyor. Seçerek öğrenci aldığımız okulların öğrencilerinin bir kısmını ileride o seçmeden alıp işlerini Allah’a havale ettiğimiz öğrencilerden daha zor bir hayat bekliyor. Düşünsenize bu okullara derece yaparak giriyorsunuz, 4 yılın sonunda da çok büyük bir talihsizlik yaşamamışsanız muhtemelen yine derece ile öğrenci alan seçkin (?) okulların yine seçkin(?) bölümlerinden birine yerleşeceksiniz.

Burası Türkiye olduğu için sosyal statüsü sizden daha yüksek ailelerden gelen çocuklar her halükarda önünüzde olacaklar. Mezun olduğunuzda da şanslıysanız bir yerlerde beyaz yakalı olacaksınız, ya şanssızsanız? Sanırım şansızlıkla neyi kastettiğimi anlamışsınızdır.

Düşünsenize bu ülkede öğretmen adayları onca sınavı aşıp gelmişken son dakikada güvenlik taraması ve mülakata alınıyor. Hadi güvenlik taramasını anladık da mülakatın bizim gibi gelişmekle gelişememek arasında sıkışıp kalmış, dar bölge milliyetçiliklerinin cirit attığı, mezhepçilikten cemaatçiliğe, o etnisiteden öbürüne her türlü sosyal bağın birleşme ya da ayrışma sebebi olabildiği bir toplumda doğru işleyeceğine inanan bir tane bile Allah’ın kulu var mıdır?

Var diyorsanız zaten bu yazıyı okumaya gerek yok demektir.

Bizler ara nesil olarak harcandık, bizden önceki sistem içinde iyi öğrenciler bir şekilde yabancı dil öğrenerek üniversite kapılarına geldiler ve bırakın üniversite mezunu olmayı lise mezunu olmak bile çok değerli idi. Daha sonra önce lise diploması ardından da üniversite diplomasını ucuzlatıldı.

Bütün bunlar o kadar hızlı oldu ki insanın havsalası almıyor.

Yaşımız çıkacak ama olsun ben üniversite sınavına hazırlanırken koca ülkede 17 Üniversite vardı ve sadece özel olarak Bilkent Ünv. vardı.

Hiç unutmuyorum dersanedeki öğretmenimiz tahtaya bir tablo çizmiş ve:

“Gençler üniversitelerde geleceği parlak olan bölümlerin toplam kontenjanı 30 bin civarında. Bugün (o gün için) Fen Lisesinden ve Anadolu Lisesinden tekrar girenlerle beraber aşağı yukarı 15 bin rakip olacak ve bunların %99 zaten bir yere girecekler. Özel okullardan da bu ayarda en az bir 5 bin öğrenci daha var. Size ise sadece 10 binlik bir kontenjan kalıyor ve siz bu 20 bin öğrenci ile değil diğer sınava girecek 1 Milyon öğrenci ile yarışacaksınız. Bunların da yarısı keyfe girecek desek en az 500 bin rakibiniz var” demişti.

Bugün de aslında değişen bir şey yok; Türk eğitim sisteminde dün de bugün de yarın da meslek lisesi ya da sıradan bir liseden seçkin bir bölüm kazanabilen öğrenci sayısı %4 ila 10’u geç(e)meyecek. Yine geleceği olan, statü sahibi bölümleri büyük oranda Fen Liseleri ile köklü okullarda okuyan öğrenciler kapatacak.

Alın size kast sistemi işte. OECD’nin 90’lı yıllarda Türk Eğitim sistemi ile ilgili yaptığı bir çalışmada Türkiye’nin en iyi okulları olan Fen Lisesi öğrencilerinin %90, Anadolu Liselerine giden öğrencilerin ise %80’ninden fazlasının Türkiye’nin en zengin %10’luk diliminin çocukları olduğu tespiti vardı.

1994’de Fen Liselerinden 1132, Anadolu Liselerinden 10971, Anadolu Öğretmen Liselerinden 2967 öğrenci mezun olmuş. Bugün bu sayıyı nüfus artış oranına göre katlandı ve belki alt gelir düzeyi öğrenci sayısı biraz daha arttı ama yine de çok fazla bir şey değişmeyecek.

Benim derdim bu mutlu azınlık değil geri kalan milyonlar. Sahi biz bu çocuklar için ne yapıyoruz. Benim neslimin neredeyse tamamı iyi kötü bir baltaya sap olup Sayın Bakanımız Ziya Selçuk’un deyimiyle inek de sağdı başka işler de yaptı.

Ya şimdikiler ne yapacak?

Toplumun alt kesimlerinden gelen öğrenciler diğerlerinin aşmak zorunda kalmadığı birçok zorluğu yine aşmak zorunda kalacaklar.

Belki de bu toplumda adalet duygusunun bir türlü yerleşememesinin en büyük sebebi de budur. Çünkü adil bir düzende yükseklere tırmanma şansımız birileri gibi yüksek değil. Bu eksikliğimizi de parayla ya da siyasi güçle kapatmak istememiz belki de biraz da bundan olsa gerek.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Orhun 19 Şubat 2020 22:39
Akp iktidarı bu ülkenin kâbusu oldu mualesef,eğitim başta ülke hem soyuldu hemde 100 yıl geri götürüldü.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 22:24
Teşekkürler hocam güzel bir yazı olmuş.
Fetö kadar fetöcü zihniyetli de mücadele edilmeli. Soru çalıp bir kuruma adam yerleştirmek ile mülakat ile adam yerleştirmek arasında hiç bir fark yoktur. İkisinde de hak hırsızlığı vardır.
Karar okuru 19 Şubat 2020 16:21
Milli Eğitim bakanı diyoruz ama içinde eğitim yok.Eğitimin amacı onurlu,kişilikli,ahlaklı ve ne yaptığını bilen dürüst insanlar yetiştirmek olmalıyken maalesef meslek odaklı oldu.Şahsiyetli bir birey girdiği her işin altından çıkar.Okullar meslek odaklı olunca kişiliği ıskalıyoruz.Bu sefer karşımıza bir şeylere bağımlı bireyler çıkıyor.Ya uyuşturucu,sosyal medya,telefon,aile veya başka bir şeye bağımlılık oluşuyor.Sonuçta üniversite bitirmiş ama iki keçi güdemeyecek insan tipi oluşuyor ki bunun yanına ahlaksızlığı da koyarsanız sonucun vahameti ortaya çıkıyor maalesef.
Thales 19 Şubat 2020 12:26
İngilizce bilmek şart. Eğer İngilizce bilirseniz internet sayesinde herhangi bir konuda uzmanlaşabilir, o konuda iyi bir işi dünyanın herhangi bir yerinde bulabilirsiniz. Türkiye ile kısıtlı kalmazsınız. BK'dan 100.000 tane İngilizce öğretmeni getirip tüm okullarda görevlendirirsek, eğitim ve iş bulma sorunlarının %50si çözülür. Bunun kamuya maliyeti Osmanbey köprüsü ya da S-400lerden fazla değildir.
Karar Okuru 19 Şubat 2020 12:03
Televizyonlarda siyasi rant tartışmalarından öteye geçemiyoruz. Maskeli bir balo var. Samimiyet ve adalet yok. Asıl gündem olacak konular konuşulmuyor. Yazı için teşekkürler.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 11:01
Tamam da bunu nasıl düzelteceğiz? Dünyanın hemen her ülkesinde az ya da çok bu durum var. Fırsat eşitliği istiyorsak önce milli gelirimizi artırıp kişi başına 8000 dolarlara düşen miktarı artırmalı ve zengin fakir arasındaki makası daraltmak için uğraşmalıyız.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 08:38
Cocuklarımızı malesef acı gerçeklere de alıstırmamız gerek okuyup iyi bölümleride bitirseler torpilli bir türkiyede şansının %5 oldunu ve ona göre iş bulabileceği bölümleri seçmesini yani atanamasa bile kendini kurtara bilecek bir meslek secmeleri gerekiyor.Ögretmenligi bile sözlesmeli yapip asgari ücrete mahkum eden bir zamandayız.Şükür ki ben buldum iş diyebiliyorum aç degilim ya atanamayıp okudugu okula yananlar şimdi keşke gidip bir meslek ögrenseydim diyenlerle dolu...
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 08:30
Toplumsal barış gerçekleşmedikçe bir yerlere varmak zor. Laik-Atatürkçü kesim bir kurumda güç elde edince kendinden olmayan kimseyi oraya sokmuyor, muhafazakar veya tarikat ehli de aynı şeyi yapıyor. Gerekçe hazır. Diğerleri güçlenirse bizleri buralarda yaşatmaz.
KARAR OKURU 19 Şubat 2020 08:28
Laikler en azından fırsat eşitliği sagliyorlardi
Orhun 19 Şubat 2020 22:37
0
Evet,bu dintüccarı münafıklar ülkeyi 100 yıl geri götürdüler.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN