Back To Top
Almanya Almanya dedikleri

Almanya Almanya dedikleri

 - Son Güncelleme: 12.01.2020 Pazar 09:26
- A +

Geçen hafta bu köşede Avrupa notlarımı paylaşmıştım. Avrupa benim için biraz da Almanya demek. Almancı çocuğuyum da ondan. İyi kötü banoflarını, çikolatalarını, Türklerin maceralarını bilirim. Bir kardeşim Paris’te. Amcam, dayım bir kardeşim Münih’te. Sülalenin yarısı orada büyüyor. Kardeşimin olağanüstü Avusturya/Almanya hikayeleri var bir gün anlatırım, nasipse.

Bu hafta da Almanya notlarımı paylaşıyorum.

* * *

1970’li yılların babalarımızın Almanyası çok gerilerde kaldı. O topraklarda şimdi bilmem kaçıncı kuşak yaşıyor. Her bir kuşağın ayrı hikayesi var.

Milli görüş okullarından, Alperen ocaklarına, Diyanet’in organizasyonlarından Süleymancıların mescitlerine kadar bir küçük Türkiye kurulmuş oralarda. Milyonlarca işçinin yanı sıra pek çok girişimci, sanayici, akademisyen de faaliyet gösteriyor Almanya topraklarında.

Helal et restoranlarından her yerde Türk restoranlarına...

Velhasıl ‘yeni Türkiye’ oluyor da ‘yeni Almanya’ niye olmasın?

* * *

Şunu iyice gördüm: Almanya demek çalışanların ülkesi demek. İşçilerin, fabrikaların, güzel evlerin, yeşil sahaların ülkesi. Hayat düzenli, trafik düzenli, tebessümler vakitlere ayarlı.

Almanya demek biraz da otomobil demek. Otomobili bu kadar seven dünyada başka bir millet var mı bilmiyorum. Bir de sabah kahvesini. Malum, dünyanın en çok bilinen/tanınan otomobillerini onlar üretiyor. Bir de o markaların sahipleri devlet kadar güçlüler. Alman devletine vergi paketinden tutun da hız sınırına kadar her mevzuda tahakkümleri var.  Almanya’da otobanda bir sınır yok, basıp gidin 400 km ile… Ben de Almanlardaki o otomobil hızını/hazzını anlamaya çalışıyorum bir taraftan. Ulaştığım sonuç şu: 500 beygirlik bir araba, kendi ülkesinde tam gaz gidemiyorsa dünyaya nasıl seslenecek, nasıl girecek dünya pazarına? ‘İşte bizim arabamız bu’ mesajı veriyorlar dünyaya. Alman otomobil tutkunu ise varoluşunu onunla gerçekleştiriyor.

* * *

Mutlu gözüküyorlar. Kızları güzel, oğlanları sarışın. Parklarda, yollarda pek az çocuk var. Domuza bayılıyorlar. Ucuz bir de. Bizimkilerin ise kırmızı çizgisi domuz. Ateistimiz bile dokunmuyor domuz etine. Gerçi dünya domuz ihtiyacının çoğunu Almanya değil Danimarka gerçekleştiriyormuş, bu bilgiyi de orada öğrendim. Domuz çiftlikleri, domuz tarlaları şampiyonu Danimarka. Danimarka otobanları, Almanya Danimarka yolları domuz tırlarıyla dolup taşıyor.

* * *

‘Sosyal devlet’ dedikleri şey neyse birazcık var orada. Kurumlar oturmuş, imar planları her ay değişmiyor. Ha, şunu söylememiz lazım, yolda kaza yapan bir Alman devletten yardım istiyor, insandan değil. İnsana güvenmiyor, devlete inanıyor. Devlet de bana mısın demiyor, koşturuyor her yere. Dilencileri var, bizimkilere benzemiyor. Şarkı söyleyerek, bir gösteri içinde dileniyorlar. Alacakları parayı hak etmeleri gerekiyor. Kırmızı tuğlalı evleri çok estetik. Dilleri zor, caddeleri temiz, meydanları güzel, hayat pahalı. Alman kafası mekanik. Otomobile ayarlı kafalar. Otomobil gibi çalışıyor.

Çok göçmeni var. Balkanlardan, İran’dan, Orta Doğu ve Uzak Asya’dan… Türkler var güçlü, gariban, Türkiye sevdalısı, evlerindeki antenler Çankırı’ya, Edirne’ye, Erzincan’a dönük.

* * *

Almanlık diye bir şey var. Alman milleti, Alman devleti var ve bir millet olduğunu, bir devlet olduğunu hissediyorsunuz. Dilini, felsefesini, kültürünü, dünya diline, dünya felsefesine dönüştürmüşler.

Tabii 85 milyonluk Almanya, long story… Eyaletleri var, doğusu batısı var. Futbolu, iyi futbolcuları var. Birası var. Evangalistlerin bölgesi var, Amerikan üsleri, örgütlü vakıfları, Yahudisi, yabancı düşmanlığı, Türkiye karşıtlığı, Bremen mızıkacıları var. İmmanuel Kant’ı, Arthur Schopenhauer’i, Beethoven’i, Goethe’si var. Almanya diye bir ülke var, Almanlık diye bir şey var.

Son bir not: Bir Almanla tanıştığınızda “nerelisiniz” ya da “ne iş yapıyorsunuz”  diye sormaz. “Çalışıyor musunuz” diye sorar. Unvanınız münvanınız demez. Bu bilgi de nerede, ne şekilde işinize yarar bilmiyorum.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mustafa ALSANCAK 17 Ocak 2020 22:40
Muhterem yazar her şeyi güzel anlatırken birden bir yanlışlık yaptığının farkına varmamış olduğunu görüyoruz: Mesela nerdeyse tüm Avrupa ülkelerinde gördüğümüz amatör müzisyen gurupların şehir merkezlerinde bir market çıkışında veya meydanlarda müzik icra ettiklerini görürüz ki bunlara dilenci demek çok yanlış bir niteleme olur. Etraflarına dinlemek için toplanan seyirciler bozuk para bırakırlar isterlerse. Bizim Türkiye’deki üçkağıtçılığa dayanan dilencilik diye birşey ancak ROMANYALILARDA VARDIR. Bütün Avrupa sokaklarında insanları şirket çalışanları gibi sabahtan akşama dek dinlendriyorlar
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 21:12
avrupada ve iskandinavyada kıreşlerden itibaren yalan söyleme ve argo kelimeler kullanmak yasaktır. büyükler bazen evde yada arkadaşları arasında argo kelimeler kulansada çocuklar kullanmaz hemen azar işitir. çocuk bir hata suç işlerse aile çocuğa ceza olarak oyuncakları ile oynamama yada belli bir süre odasından çıkmama cezası verir. Çocuklar o yüzden saf ve temiz kalpli yetişir, zaten erişkin dururma gelen herkes zamanla değişir.
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 19:48
Sokakta muzik calarak para kazanan insanlara "dilenci" diye hakaret etmis yazar. Allah akil fikir versin.
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 19:45
5 yıldır Almanya dayım. Almanya da tek sorun yabancılar. Bir Almandan her hangi bir ürün alırken yada ticaret yaparken, endişelenmeyin. Bildiklerinin hepsini anlatır. Söylemediği bir hata görürseniz, özür diler ve bunu anlaşılan fiyattan düşünmesini ister. Hak yemezler. Ama bir yabancı, orta doğu ya da kuzey Amerikali ya da bir Türk den 5 € luk ikinci bir ev malzemesi alsanız, çok dikkatli olmalısınız. Büyük ihtimal bir yalan ve üç kaitcilik vardır. Kuru milliyetçiliğe, kuru dindarlığı gerek yok. Şu hayal edilen ahlaklı Müslüman tarafı var ya, bu tarifi insanlık olarak Almanlarda gördüm.
KARAR OKURU 16 Ocak 2020 00:02
0
Bizde ki mantık şu ; nasıl olsa bu gün tüm namazları kıldım : bütün günahlarım silindi ,ahlaka gerek yok :))
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 18:57
ATMA; DİN KARDEŞİYİZ. SÖMÜRÜ ÜSTÜNE, FETÖ ÜSTÜNE, EMPERYALİZM ÜSTÜNE, HELE HELE ALMANYADAKİ "İNSANİ" UYGULAMALARLA İLGİLİ "OLUMSUZ" O KADAR YAZILACAKLAR VAR Kİ; YAZI YETERLİ OLMAYABİLİR.BİRDE MAHLAS KULLANIMI BENİ KORKUTUR ÇOK. MUHTEREM İSMİNİ VE CEMALİNİ VERİRSEN,SANA ALMANYA'NIN NE OLDUĞUNU YAZARIM. AH BU KÖŞELER. İSTANBUL GİBİ BENİ "MAHVEDER".
KARAR OKURU 14 Ocak 2020 03:27
0
Almanxa'da belirli kurallar var. Tüm isimler büyük harfle başlar. Diğer kelimeler küçük harfle. Virgül vb noktalama işaretleri çok önemlidir. Bir harf yanlış yazmamak gerekir. Puanımız kırılır. Nesne, özne, yüklem kesinlikle doğru onceliklerle kullanılmalıdır. Turkcemizde de belirli imla kurallarım var. Yukarıdaki yazıyı hangi dil kurallarına göre yazdınız? Yazmayı Almanya da mı, Türkiye'de mi öğrendiniz? Demokrasilerden hep faşistler yararlanır. Ama unutmayın güçlü demokrasiler sizinle sadece eğlenir. Beğenmeyen ülkesine gitsin. Not: uludagda tatildeyim, karı koca doktor aile bana Alma
YarımAlman 12 Ocak 2020 17:41
30 küsur yıldır Almanya’da yaşıyorum, yazınızda kabul ettiklerim var etmediklerin var. Almanya’da beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey, dünyanın en zengin ve en güçlü bir ülkelerinden biri oldukları halde, politikacılarının Dünyaya söyleyecek hemen hiçbir şeyleri olmamasıdır. Ne barış, ne doğa, ne de gelecek yönelik bir vizyon, bir öngörü, bir insiyatif görmüyorum. Çin, Rusya, Ortadoğu krallık ve diktatörlükleri, Türkiye vs ile olan ilişkileri oportünist, bencil ve menfaatçi bir çıkarcılıktan öteye geçmiyor. Avrupa şampiyonası, Diesel skandalı, bu rüşvet ve manipülasyonların ürünü.
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 17:39
Alman’ın derdi üretmek, üreterek büyük olmak. Alman milleti, kimin unvanından kimin dininden ırkından mezhebinden kime ne diyor. Yaldızlı koltuklarda oturan, milletin vergisiyle millete havalanan caka satan fırça atan hadsizlik yapan yöneticileri yok; seçmiyorlar öylelerini...
e.k 12 Ocak 2020 13:01
Sn yazar her nedense daha oncekı bır yazısındada Avrupalıların guluslerının vakte ayarlı oldugunu vurgulamıstı. Yıne soylemıs. Ben 30 yıldır yasıyorum Avrupada vakte ayarlı bır gulus gormedım. Ikıncısı: Dılencı dılenen kısıdır. Hıc bır sey yapmadan beles para alma pesındekı kısıdır. Yollarda resım cızen veya muzık soyleyıp calan ınsanlara rastlarsınız Avrupa caddelerınde bazen. Gelıp gecenler ve ısteyenler bozuk para bırakırlar onlerındekı kutuya. Oysa bu ınsanlar bır seyler yapıyor. Isteyen para verıyor. Bunlara dılencı demek haksızlık dıye dusunuyorum. Yazı ıcın tesekur ederız.
Takipci 12 Ocak 2020 12:59
Bir sure Almanyada kaldim, tanidigim Almanlar gunluk hayatta yalan nedir bilmiyorlardı. Bizde ise gunluk hayatta yalan cok yaygin, ticarette ise yalan soylemek adeta kural olmus.
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 10:21
Alman’ın ürettiği arabalar onların yöneticilerinden çok bizim devlet erkanında mebzul miktarda var. Ha bizde de Türklük denen bir kavram var ve aşırı milliyetçilik olarak algılanıyor, nedense hep ırka bağlanıyor... Millet kısmını düşünmeyi bir tarafa bırakmış ırkı mezhebi bahane edip kayıkçı kavgası yapıyoruz yıllardır... Oysa açız, ekonomik olarak açız, siyasi açlığımız var, demokrasiye açız...
KARAR OKURU 12 Ocak 2020 02:57
Avrupa’da yollardır Avrupalı olamadılar
kara okur 12 Ocak 2020 00:59
Kır Düğünü adlı şiirini "Arjantin'e aşık olur, Almanya'yla evleniriz." dizesi ile bitiren Osman Konuk'un bir bildiği varmış demek ki...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN