Back To Top
Siyasi ayağı kim olmazdı ki?

Siyasi ayağı kim olmazdı ki?

 - Son Güncelleme: 17.02.2020 Pazartesi 08:14
- A +

1999 ile 2015 yılları arasında Agos Gazetesi’nin bulunduğu Şişli’deki Sebat Apartmanı’nın birinci katı geçen yıl, “23.5 Hrant Dink Hafıza Mekanı” olarak açıldı.

 

23.5 adı, Hrant Dink’in 1996’da yazdığı aynı zamanda evlilik yıldönümü olan 23 Nisan ile Ermeni Tehciri’nin başladığı 24 Nisan arasında kalan ruh halini anlattığı yazısının başlığından ilhamla verilmiş.

Tasarımı, müzecilik tekniği, videolarla her girdiğiniz odada sizi çarpan olağanüstü dokunaklı bir mekan çıkmış ortaya...

Her odanın da bir adı var.

“Atlantis Uygarlığı” adlı odada Hrant Dink ve Rakel Dink’in tanıştığı, yetiştiği Tuzla’daki Kamp Armen’i ikisinin sesinden dinliyorsunuz.

90’ların meşhur Siyaset Meydanı programlarında Hrant Dink’i izlerken her şeye rağmen bir zamanların çok sesli Türkiye’sinin heyecanını hissediyorsunuz.

Değişen hakimler, savcılar, ortaya sürülen iddialar, devletin direnişi, dönemin ruhuna göre değişen örgüt adlarıyla 13 yıl süren davanın bütün dosyaları boydan boya bir duvarı kaplamış. Araya yerleştirilmiş bir ekranda katille bayraklı pozun videosu dönerken, kulaklıkla dava dosyası içindeki tapeleri dinleyebiliyorsunuz.

Hrant Dink’in 19 Ocak günü saat 15’den sonra bir daha dönemediği odası o haliyle korunmuş, meşhur siyah ceketi yerinde asılı, hatta masasının karşısındaki televizyonda sürekli açık olan at yarışı kanalı da hala açık.

Ama herhalde insanı en çok öfkelendiren Güvercin Tedirginliği odası oluyor.

Odanın adı Hrant Dink’in, Sabiha Gökçen’in bir Ermeni yetimi olduğunu yazmasından sonra İstanbul Valiliği’ne çağrılıp MİT’çiler tarafından tehdit edilmesi, hakkında davalar açılması, AGOS binası önünde yapılan nümayişler, mahkeme önlerinde uğradığı saldırılarla içine girdiği tedirginliği anlattığı yazısının başlığından...

Odada Hrant Dink cinayetine giden yolu açan o linçin bütün aşamaları kupürler, fotoğraf kareleri, videolarla teşhir ediliyor.

Bir kısmı şimdi muhalefet saflarında kendini unutturmuş kalemlerin manşetleri, yazıları, temel Türkçe bilgisi olan herkesin anlayabileceği bir yazıyı çarpık bir biçimde Türklüğe hakaret olarak yorumlayarak Hrant Dink’i hedef gösteren mahkeme ve Yargıtay kararları...

Ama en dikkat çeken, her şeyi başlatan Hrant Dink’in Sabiha Gökçen haberi üzerine Genelkurmay Başkanlığı’nın 23 Şubat 2004 günü yaptığı o uzun ve sert açıklama...

Orijinal hali kitsch bir altın varaklı çerçeve içine yerleştirilerek sergilenen o açıklamayı bugün artık çok az insan hatırlıyor, bazıları da hatırlamak istemiyor.

Her cümlesi küstahlık ve tehdit kokan o açıklamadan kısa bir bölümü hatırlamakta fayda var:  

“Bir iddiayı, milli duygu ve değerleri de kötüye kullanarak, bu şekilde yayımlamanın habercilik olarak nitelendirilmesini kabul etmek mümkün değildir.

Burada asıl önemli olan husus, yapılan bu haber ile neyin amaçlandığıdır. Ulusal birlik ve beraberliğimizin en güçlü olması gereken bu dönemde milli birlik ve beraberliğimize ve milli değerlerimize yönelik bu tip yayımların ne amaçla yapıldığı, Türk toplumunun büyük bir kesimince artık anlaşılmakta ve endişe ile izlenmektedir.

Türk milletinin birlik ve beraberliğine, layık olduğu toplumsal barışa, Atatürk'ün manevi varlığına ve düşünce sistemine, Türk milletine yakışır sağduyu içerisinde sahip çıkmanın ve savunmanın, TSK yanında, her Türk vatandaşına ve bütün kurumlarına düşen açık ve seçik bir görev olduğu ortadadır.

Bu kapsamda Türk medyasının Atatürk'ün manevi varlığına, düşünce sistemine, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilke ve değerlerine, Türk milletinin birlik ve beraberliğine, daha duyarlı olması ve yayım ilkelerini bu düşünceler ışığında gözden geçirmesi de ulusça beklenmektedir.''

Hrant Dink cinayetinde fail, zamanın ruhuna göre derin devlet, Ergenekon, FETÖ diye değişti. Sonu kimseyi tatmin etmeyen bir yere bağlandı. Ama bu yazının konusu işin o kısmı değil.

Bir azınlık gazetesinde çıkan haber için yayınlanmış o tehditvari bildirinin hatırlattıkları...

Bugünden bakınca ne kadar absürt, tuhaf görünse de o günlerde kimsenin yadırgamadığı, çok alışılmış, beklendik bir açıklamaydı.

Ve maalesef bugünün demokraside, hukuktaki ağır sorunları, acı FETÖ tecrübesi yüzünden yakın tarih yeniden yazılırken, askeri vesayet adlı odadaki o file hiç var olmamış ve bir grup liberalin vehmiymiş gibi davranılıyor.

Halbuki o fili görmeden, FETÖ’nün kendisine hangi meşruiyet zeminini bularak güçlendiğini de, o açıklamanın yapıldığı 2004 yılındaki MGK’da askerlerin baskısıyla alınan FETÖ’yle mücadele kararını hükümetin neden görmezden geldiğini de anlamak mümkün değil.

Elleri ve kollarıyla siyasetin içinde olan, AB reformlarından, Kıbrıs’taki çözüm çabalarına kadar her konuya taş koymaya çalışan, açıklamalar yapan, sosyetik fişleme, andıç skandalları patlayan, Başbakan’ın eşini başörtüsü yüzünden askeri hastanelere sokmayan bir ordunun referansı haklı olarak kötüydü, söylediklerine o günkü hükümetin kuşkuyla bakmasının haklı sebepleri vardı.

Üstelik o günlerde hükümetleri FETÖ yapılanması için uyaran Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan itibaren görev yapmış Genelkurmay Başkanları’nın biri hariç (İlker Başbuğ.  Ama onun da Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki özel kalem müdürü darbeden sonra Afganistan’dan kaçtığı Dubai’de yakalanarak Türkiye’ye teslim edilen üst düzey bir örgüt elamanı çıktı) hepsinin en yakınlarındaki özel kalem müdürleri, çoğunun yine en yakınlarındaki yaverleri darbeden sonra FETÖ’den tutuklandılar.

28 Şubat’ta Refahyol hükümetini irtica diyerek yıkan zamanın Genelkurmay Başkanı da o günlerde makam odasında bu yapıya ait Türk okullarından öğrencileri ve şimdi bir kısmı terör örgütü yöneticisi olarak aranan örgütün yöneticilerini ağırlıyordu.

Yani devlet içinde kimsenin kimseye söyleyeceği pek bir şey yok.

Ama muhasebe yapmak yerine, herkes kendisini yüzde yüz haklı görmeye devam ediyor ve herkes elinin değdiği bu ateşten topu birbirine atıyor.

2004 yılında Hrant Dink linçini başlatan açıklamanın yapıldığı sırada Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Genelkurmay İkinci Başkanı ise İlker Başbuğ’du.

Daha sonra kendisi de bu devletin mağdur ettiği insanlar arasına giren Başbuğ’un açtığı tartışma, FETÖ’nün siyasi ayağı kim tartışmasına dönüştü.

Halbuki Başbuğ’un “FETÖ’nün siyasi ayağı yaptırdı” dediği 2009’da Meclis’ten geçirilen askerlerin sivil mahkemede yargılanmasını sağlayan düzenleme de zaten “asker ne der” sorusunu sormadan hiçbir konunun tartışılamadığı ülkedeki bu askeri vesayet sistemine karşı Avrupa Birliği reformları çerçevesinde kazanılmış mevzilerden biriydi o günlerde...

O yüzden daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği o düzenlemeye, 2010 referandumunda yüzde 58 evet çıktı. AK Parti bir daha hiçbir zaman herhangi bir seçimde ya da referandumda yüzde 58’i görmedi.

O farkı yaratan Fethullahçıların oyları değildi, toplumun farklı kesimlerinin bu askeri vesayet sistemine karşı duydukları tepkiydi. 

Bugün bütün faturaları “Yetmez ama evetçilere” kesenler, o tepkinin nasıl oluştuğunu, Türkiye’nin 1960’dan bu yana siyasi tarihinin aynı zamanda askerlerin siyasete müdahale tarihini olduğunu ya unutuyor ya da o tarihten bir sıkıntı duymuyorlar. 

İşte o 60 yıllık tarihe baktığınızda, bugün cevabı aranan soruyu, yani 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, darbenin siyasi ayağı kim olacaktı sorusunu şöyle revize etmek gerekir:

Darbenin siyasi ayağı kim olmayacaktı ki?

Evet belki ilk defa bir darbeye karşı insanlar canlarıyla direndi, darbe karşıtı bilinç 2016 yılında her zamankinden gelişkindi, zaten sicili bozuk, seveni az bir dini cemaatin yaptığı darbenin destekçisi de olmazdı ama yine de Allah korusun o darbe başarılı olsaydı ne olurdu?

Maalesef bu sorunun cevabı da yakın tarihte saklı.

Daha önceki darbelerden sonra ne olduysa o olurdu.

27 Mayıs darbesini albaylar yapmıştı. Milli Birlik Komitesi’nde sivil ya da siyasetçi yoktu. Anılarından anladığımıza göre kimi bakan, kimi başbakan yapacaklarını da hiç düşünmemişlerdi.

Ama darbe başarılı olunca bu hazırlıksızlığın zorluğunu hiç çekmediler.

Yassıada mahkemelerinin hukuki zemini, yeni anayasa için ülkedeki en iyi hukukçular onlarla birlikte çalıştı.

Meclis’i kapatıp kurdukları Kurucu Meclis’te, Temsilciler Meclisi’nde ve Bakanlar Kurulu’nda kimler yoktu ki!

İsmet İnönü, daha sonra CHP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yapacak Bülent Ecevit, DP yıllarının muhalefet lideri Osman Bölükbaşı, Yeni Türkiye Partisi’ni kuracak Ekrem Alican, eski DP’li Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu, CHP’nin efsanevi genel sekreteri Kasım Gülek...

ODTÜ rektörü Kemal Kurdaş, işadamı Şahap Kocatopçu gibi isimler bakanlık koltuklarına oturmuştu.

Bütün dini cemaatler, barolar, birlikler, meslek odaları darbecilerin Meclis’ine temsilci göndermekten gocunmamıştı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan, Mümtaz Soysal’a, Tarık Zafer Tunaya’dan Turhan Feyziğlu’na kadar ülkenin yazarları, entelektüelleri darbe meclisinde yerlerini almışlardı.

Yaşar Kemal, Yassıada Mahkemeleri’ni izleyip, MBK üyeleriyle seri halinde röportajlar yapmış, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Cemal Süreyya’ya kadar yazarlar, şairler de darbeye methiyeler dizmişlerdi.

12 Mart’tan sonra da aynen böyle oldu. Darbeciler kimle çalışmak istediler ise onlarla çalıştılar. Nihat Erim, Ferit Melen, Naim Talu tanınan, itibarlı, birikimli insanlardı ama darbecilerin ara rejim hükümetlerinde Başbakanlık yapma tekliflerini geri çevirmediler.

Dünya Bankası’nda çalışan, dünya görmüş Atilla Karaosmanoğlu, yine ABD’den gelen Talat Halman, Prof. Türkan Akyol, NATO genel sekreter yardımcılığı görevini bırakıp gelen büyükelçi Osman Olcay gibi isimler darbecilerin kabinelerinde görev aldılar.

12 Eylül’den sonra da Kenan Evren, hükümette ve Meclis yerine kurulan Danışma Meclisi’nde görev verecek siviller bulmakta hiç zorlanmadı.

Devrilen hükümetin müsteşarı Turgut Özal, darbe hükümetinin Başbakan yardımcısı oldu. İşadamları, bakanlıkların müsteşarları darbe kabinesindeki yerlerini aldılar. İmren Aykut’tan Kamer Genç’e kadar daha sonra siyasette adları duyulacak pek çok isim siyasete darbecilerin kurduğu Danışma Meclisi üyesi olarak girdiler. Aydınlar Ocağı’ndan Necip Fazıl’dan, Kemalist çevrelere, gazetecilere kadar darbe sağdan sola kadar destekçi bulmakta da hiç zorlanmadı.  

28 Şubat döneminde de güç mıknatıs gibi herkesi çekti. DYP’den istifa eden milletvekilleri, askerlerin brifinglerine koşan gazeteciler, hukukçular, işadamları...

Yani 15 Temmuz da başarılı olsaydı bu durum değişmeyecekti.

Ülke yönetimini ele geçiren darbeciler, siyasi ayak bulmak için hiç zorlanmayacaklardı.

İktidarın el değiştirdiğinden emin olan işadamları, siyasetçiler, gazeteciler, entelektüellerin bir kısmı “böyle olmasını istemezdik ama mecbur kalındı, keşke olmasaydı” diyerek yeni duruma hemen adapte olacak, “artık ülkemiz için birlik zamanı, hepimiz taşın altına elimizi sokmalıyız” diyecek ve devletin, muktedirlerin yanında saf tutacaklardı.

Nereden mi biliyoruz. Tabii ki bugün yaşadıklarımızdan.

Bugün nasıl daha önce AK Parti iktidarlarıyla arası hiç iyi olmayan pek çok siyasetçi, işadamı, gazeteci, yazar, aydın, iktidarın artık gücünü konsolide ettiğinden emin olduktan sonra Cumhurbaşkanı’nın, Beştepe’nin etrafında dönüp durmaya başladıysa, o gün de benzer kalitedeki insanlar Genelkurmay’ın, Pensilvanya’nın etrafında dönüp duracaklardı.

“Darbe olursa, silahlarımı kuşanıp Cumhurbaşkanını korurum” diye efelenip, darbe gecesi ancak halk sokaklara hakim olduktan sonra saklandığı yerden burnunu çıkarabilenler, şimdi FETÖ cadı avlarında en önde koşarken, o gece halkı konumlarını kapatmayı unuttukları evlerinden sokağa davet edebilen gazeteciler, ancak demokrasi nöbetlerinde boy gösterebilen fırsatçılar zaten o gece çoktan bu ihtimali satın almışlardı.

Yani darbenin siyasi ayağı, medya ayağı, hukuk ayağı kim olacaktı diye çok merak etmeye gerek yok. Çok sayıda ayak, çok sayıda kol bulunurdu.

Bugünkü iktidara “yanlış yapıyorsun” diyemeyenler, itiraz edemeyenler, resepsiyonlarda, davetlerde görünmek için yarışanların çok önemli bir kısmı, darbeciler başarılı olsa onların iktidarına yanlış yapıyorsunuz diyemeyecekler, itiraz edemeyecekler, onların resepsiyonlarına katılmak, uçaklarına binmek için fırsat kollayacaklardı.

Önce FETÖ’nün savcılarına, sonra FETÖ’yle mücadele döneminin savcılarına hizmet etmiş gazetecilerin, darbecilerin savcılarına da aynı şekilde hizmet edeceğini tahmin etmek herhalde zor değil.

Keşke 1967’deki bağış makbuzları oyalanmak yerine vakit kaybetmeden bu darbeden haberdar edilen, görev vaad edilen siyasetçiler, bürokratlar, sivillerin olup olmadığı araştırılsaydı ama FETÖ’nün siyasi ayağı kim olacaktı sorusuna cevap vermek için öyle çok derin bir istihbarata, bilgiye sahip olmaya gerçekten gerek yok.

Ülkenin yakın tarihinde başarılı olmuş darbelerden sonra yaşananlara bakınca, her zaman devletin, iktidarın, gücün yanında saf tutmuş, karşısında ağzını açamamış, kaybetmeyi göze alamayan ülkedeki fırsatçı, kariyerist, devletsever insan potansiyelini düşününce cevap çok açık.

O anda devlete hakim olan, güçlü olan herhangi bir iktidarın eli olamıyorsa, ayağı olmaya talip çok sayıda insan bulunurdu.

O yüzden soruyu böyle sormakta fayda var:

FETÖ’nün, darbenin siyasi ayağı kim olmazdı ki?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURUMürsel 18 Şubat 2020 15:54
Çok yerinde tespitler,çok doğru bir bakış açısıyla yazılmış bir yazı.
Ömer Vatansever 17 Şubat 2020 23:45
Yüreği bedeninden büyük sevgili genç ; Kanına mı susadın?Sen yazamaz durumda olursan,açıkhava hapishanesi olan bu ülkede doğruları ,cesaret edip kim anlatır?Seni tanrı korusun!
hamza akyol 17 Şubat 2020 23:41
yazınızın, akp ve islamcılar ile "yetmez ama evet"cilerin suçlarını aklama çabası olduğunu hissettiğimde okumayı bıraktım. Öncelikle hatanız, türkiyeyi 4'e bölmeniz ile başlıyor: (aslında 3 mü demek lazım): 1-akp, 2- "yetmez ama evetçiler", 3- vesayetçiler (daha genelde askerler). Türkiyede sadece sizin kategorize ettiğiniz kesimler yok. biz de varız. ne yetmez ama evetçiyim, ne islamcıyım, ne vesayetçiyim ne de akpliyim. "yetmez ama evet"cilerin de sizin de hatanız; iyi olanlara destek vermek değil, o dönem, yanlışlara sesinizi çıkarmamanızdır. şimdi durum: "sür eşeğini niğdeye" aşaması.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 20:02
BİRAZ DAHA KISA, ÖZ, TASVİRSİZ,REEL VE MÜMKÜNSE DALDAN DALA ATLAMAYIN SN. OĞUR.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:05
Sabiha Gökçen’in menşeini neden merak eder veya neden ifşa ederler? Vatandaşlık yetmiyor mu? Kabile devletimiyiz biz? Kimin menşeinden kime ne?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 20:35
1
Yetmez. Eger vatandaslik yetse idi Sabiha bir yetim kız olmaz; binlerce Kürt insanın işkence görmez idi diyarbakır hapishanesinde; mehmet ali erbil ve okan bayülgen dedesinin kim olduğunu bilirdi...
Hersoy 17 Şubat 2020 16:23
Biz böyle pespaye bir milletiz bükemeyecegimiz eli hep öptük, nutuk atmataya gelince de mandalda kül birakmadik. Bir seyler yapilmasini hep baskalarindan bekledik.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 16:18
..bu analizlerden varmanız gereken sonuç;başarılı olan darbeler ve başarısız sayılan en son darbenin sonuçlar “ aynı” olması olmalı bence....yönetici zihniyet şu anda nasıl???..buna bakarsanız ülkenin içinde bulunduğu durumu daha iyi kavrarsınız...Allah’ın lütfünü daha iyi görebilirsiniz...günah keçisi- varsa sıra,kime gelecek diye bekler durursunuz..altınızdan kayan zeminin farkına bile varmadan..egemen güç- dümeni nereye kırarsa istikamet orası olur..aydınlık aramayan bizler...yarın Hrant’ı kim ortadan kaldırdı acaba düşünür dururuz....
muhammed emin 17 Şubat 2020 15:56
yazdıkların mükemmel ama ben sana söyleyim bizim toplum ilkel bir toplum kesinlikle güçünü göstermeden bu toplumu güdemezsin insan haklarıymış özgürlükmüş demokrasiymiş vız gelir tırıs gider malesef toplum başının üstün de bi değnek görmeden kendini güven de hissetmiyo (çoğunluğu) bu askermiş sivilmiş ferketmez bunu sloganlar da görebiliriz kenan evrenin yaptığı darbeden sonra sokaklar da enbüyük asker bizim asker diye bağıranlar ülke bu haldeyken senin le ölümüne ölümüne diyenler benim ömrümden alsın da ona versin diyenler kafa bu kardeş sadece zulmedenler değişir bu topraklar da gerisi masal
AYAK TAKIMI 17 Şubat 2020 15:47
SİYASİ YALAĞIN ÇOK OLDUĞU YERDE SİYASİ AYAKTA ÇOKTUR, AYAK YAPANDA, AYAK TAKIMI DA, AYAKÇI DA... MİLLET MARSA AYAK BASAR, BİZ AYAK ARARIZ! NE AYAK!!! BİR ÖNCEKİ YORUMUDA YAYINLAMADINIZ, İŞİNİZE GELENİ DEĞİL GELENİDE GELMEYENİDE ( KÜFÜR, HAKARET HARİÇ ) YAYINLADIĞINIZDA SİZDE MEDENİLİK ADINA BİR SEVİYE ALMIŞSINIZ DEMEKTİR.
karar 17 Şubat 2020 15:07
bir zamandır bu gibi yolsuzluklar eskidende vardı,fetöyü fetöcüleri kimler kullanmadı ve o darbe olsaydı şimdi kimler fetöcü olmazdı gibi laflarla durumu sulandırma,bazılarını aklama paklama eylemlerine girmek moda oldu.geçmişte bütün bu olan bitenlere destek vermenin,yetmez ama evetlerle bir nevi suç ortaklığının psikolojisiyle temzilikçiliğe ve olaya herkesi ortak göstermeye çalışmanın gereği yok.günün sorusu"siyasi ayağı kimler olmazdı ki?"değil"siyasi ayağı kimlerdi?"dir.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 14:39
II. ... uygulamalı. Anayasa toplumsal sözleşmedir. Sözleşmede sıkıntılı yerler varsa ve istenirse uzlaşma ile düzeltilebilir. Fakat nemalanma önce geliyor hep. Hatırlıyorum da o darbe dönemlerinin azametli paşalarının dahi akçeli işleri duyulmadı. Tahsin Şahinkaya hariç...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 14:39
I. Her işimiz böyle , ezelden beri dolaşık. Düzgün örmüyor, dolaştırıyoruz... İktidara seçimle gelen memleketin tapusunu almış ve vatandaş da “maraba”ymış gibi davranmaya başlıyor. Hal böyle olunca sıkıntıya düşen vatandaş kendisine başka mecralar arıyor. Askerin siyasete müdahalesini de çeşitli dini örgütlenmelerin devlete musallat olmasını da destekleyebiliyor. Ülkeye hizmet için geliniyor ve millet cebinden, devlet kasasından nemalanılmayacaksa siyaseti savaş meydanına çevirmenin alemi yok! İktidarlar, anayasal sınırlar içinde politikalarını +++
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 14:16
Darbe meclislerinde yer alan herkesi de aynı kategoriye koymasaydınız mı acaba? Sonuçta bir meclis kuruluyor, üyeleri ülke insanından olacak elbette.Elini taşın altına koyan, daha iyi hukuk düzeniyle herkes için daha iyi bir gelecek kurabilmek için o koşullarda elinden geleni yapmaya çalışan özgürlükçü kişiler de var o saydıklarınızın arasında.Daha sonra da oldu.Gerçi “miladı tutturamadı”diye hapse falan atılan kadın yazarlar, gazeteciler bile oldu.Onlar sayesinde muhalefet bile kendine çeki düzen veriyor.Sanki onlardan çok var gibi.Bugün çağırsalar,kültür bakanı ol deseler ne yapacacaksınız?
Yonetim Sorumlulugu 17 Şubat 2020 13:57
Sayin Ogur, saydiklariniz AKP/Erdogan' nin tutumunu anlamak icin hafifletici nedenler olabilir, ama asla mazur gosteremez. Devlet/Ulke yonetimi sorumluluk gerektirir, ulkenin ve toplumun genel ve uzun vadeli cikarlarina uygun kararlar alip uygulamayi gerektirir. Sorumlu bir yonetim kendisini kurtarmak icin FETO yu ulkenin basina bela etmez! (AKP nin uygulamadigi devletin resmi raporlarinda tedbir alinmazsa fetonun ulkenin ve devletin basina bela olacagi acikca vurgulaniyordu).
HACI MURAT 17 Şubat 2020 13:52
Siyasi ayak konusunda milat önemli. Belli bir tarihe kadar bu yapıya herkes bir sivil toplum kuruluşu olarak baktı,en azından dersanelerine çocuğunu verdi. Bundan dolayı kimse kınanamaz.Ama fetönün fetö olduğu anlaşıldıktan sonra bu örgütle sıkı bir işbirliğine girenler, halen bu işbirliğini devam ettirenler var. Bir de 15 Temmuz'un başbakanı kim olacaktı meselesi var.Fetönün tapelerini dinletenler var,fetö ile birlikte 15 Temmuz'a senaryo diyenler var.İşte ayak ve baş aranacak yer burası.Öte yandan seçimle işbaşına geleni destekleyenle,darbeyi destekleyen aynı torbaya konulamaz.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:17
1
I. Hacı Murat, mükerrer olacak ama “Bir gün sizi kapısının önünden geçtiniz diye “içeri atarlarsa” haber verin de o zaman “miladı kişiler koymaz, hukuk koyar” diyebilelim. Yoksa bu mantıkla başkası gelir, diğerlerini “içeri atar”. Sonu gelmez...” demiştim. Başkası gelip “şimdi de miladı ben başlatıyorum” derse ne olacak? Kişi veya yetkili beyanlarına göre milat mı olur? Hukuk düzeninde böyle şey olur mu? Hukukun meşru saydığı, +++
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:18
1
II. ... izin verdiği kurumlarla işlem yapan insanları suçlu addetmek olur mu? Yarın öbür gün bu insanlar da perişan olup gerçekten ülkeye bağlılıktan uzaklaşırlarsa ekstra bir tehditle daha mı uğraşalım? Zaten bin tane terör belası var. Bu insanların, devlete ve ülkeye yabancılaşmasını önlemek lazım. Biz gideceğiz, çocuklarımız kalacak. Onlar da mı savaşsın birbirleriyle, huzur yüzü görmesinler mi?
karar okuru 17 Şubat 2020 13:44
düşüncelerinizin bir kısmında sizi önyargılı hatta bilerek yanlış yazdığınızı bilsem da sizi tebrik ediyorum. ilerde size katılmadığım hususlarda yanılmış olursam fırsatını bulursam özür dilerim. sizin yazdıklarınız yanlış çıkarsa inşallah size hatırlatır ve özür beklerim.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 13:37
Müthiş bir yazı olmuş , Saygıdeğer Aydın ve Akil İnsan .Allah razı olsun
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:39
Bu konu bir arz talep konusudur..Ürettiginiz mal-hizmetin alicisi varsa ve de iyi reklam yapiyorsaniz bir piyasaniz olur. Daha genis acidan bakarsak eger, sizin sektörde su an icin en kullanisli meta Fetö satmaktir. Bizde Memet cok 15 Temmuzda bir kismi Feda edilmistir. Sene itibariyla bakarsak aslinda cok da degildir. Agalik düzeninin kurulmasi ve devami icin gereklidirde üstelik. Darbeyi haber verecek olan vermemistir önleyecek emri verecek olan vermemistir üstelik daha itibarli görevlere gelmislerdir. Dahasi ifade vermeye bile tenezül etmemislerdir. Siz daha ayak ariyorsunuz ne AYAK ?????
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:33
Sayın Oğur sizler siyasi ayak falan derken Kemalist ve Doğu Perinçek grubu subaylardan bir darbe tehdidi ile karşılaşabiliriz.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 12:03
Fetönün siyasi ayağı tartışması bir anda siz de içine dahil olacak şekilde tüm yazarlar tarafından, "aslında böyle bir tartışmanın beyhudeliği" üzerine yoğunlaştı. Şimdi; sohbete gitmiş, okula çocuk göndermiş, bankaya para yatırmış binlerce vatan haini ve terörist var iken bu tartışma çok gereksiz tez elden kapanmalı dimi ama?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 11:02
Sabiha Gökçe’nin bir Ermeni yetim çocuğu olduğunun yazılması orduyu ve bir kısım iyi saatte olsunları yerinden hoplatıyor ve bu açık gerçeği söyleyenlere büyük bedeller ödetiliyor. Neden bu kadar önemliydi acaba? Türkiye’nin karanlık tarihi henüz yazılmadı. Sayın Oğur siz cesaretli bir yazarsınız. Bunu yazmaya da cesaret eder miydiniz?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 10:52
Sayın Ogur yazılarınızı derin vicdani duyarlılığı nedeniyle ve bilgi içermesi nedeniyle beğenerek okuyorum. FETÖ nün siyasi ayağı onun işlediği suçlara ortak olanlardır. Yoksa her hangi bir Fetullah GÜLENCİ, ya da FETÖ ile aynı şeyleri söyleyen herhangi bir kişi (özel tüzel) değil...
Yasin Ilgaz Irmak 17 Şubat 2020 10:30
Vay babam vay...TARAF'çı, kumpasçı, Balyozcu'dan bir dünya gevezelik, laf cambazlığı...
Karar Okuru 17 Şubat 2020 20:30
0
Doğruyu söyleyeni 9 köyden kovarlar hocam, ve yazara hatırlatalım dost acı söyler. Liberal, sahte demokrasicilik oyunları.ile zannettiklerinin çok ötesinde zarar verdiler ülkeye, kırık dökük demokrasinin yıkılma sürecine katkı verdiler. Ve belki farkında değiller ve her yeni durum ortaya çıktıkça daha da kötüye giden yolu açmak için çok çaba gösterdiler. Bir önemi yok ama bu tolore edilebilir bir hata değil. Durumlarını baştan değerlendirip daha az zarar verecekleri alanlar seçebilirler
Karar Okuru 17 Şubat 2020 20:42
0
Darbeci yakalıyorum diye kumpaslar kuranlar ile medya sayfalarından paslaştıktan sonra. Darbeci avcılarının darbe teşebbüsüne şahit olmak pek de mahçup bir omuz silkme ile geçiştirilecek bir durum değil. Bir durumu üstelik savuyoruz zannettiğiniz ilkelerin tam da tersine bir hale dönüştüren süreçlere katkı sağlamışsak bu pek de gururla hatırlanır mı bilinmez!
KARAR OKURU44 17 Şubat 2020 22:49
0
Ad hominem safsatası
Okur 17 Şubat 2020 10:26
Güzel bir yazı, aslında toplumun aydın kesimi için geçmişten geleceğe güzel bir karakter yada "karaktersizlik" analizi. Ama sayın yazarın gözünden kaçan bu örgütü 15 Temmuz a kadar besleyip, büyüten, milletin başına bela eden sonrada Allah bizi affetsin deyip, garibanları (darbeciler, soru çalanlar ve gerçekten suç olan eylemleri işleyenler hariç) ağır ceza mahkemelerinde yargılayıp en az 6 yıl 3 ay ceza veren, yüzbinlerce insanı işinden eden kim? Yıldıray bey biraz daha cesaret lütfen, merak etme yargılanmak kötü bir şey değil, CV ne yazarsın belki ilerde kullanırsın, ilerde derken mahşerde..
Karar Okuru 17 Şubat 2020 17:22
1
Yazar ve benzeri düşüncede olanlarda AK partinin FETÖ ile elele olduğu dönemlerde sahta demokrasicilik oynayarak bugünü hazırlayanlara büyük bir heves ile destek olmuşlardı. Bu gün söylediklerinin değerini geçmiş öngörülerindeki tutarsızlık ile birlikte kıymetlendirdiğinizde ne kadar boş olduklarıda görülür. Odanın kilidini kapatıp anahtarı alana yardım edip sonra kilitten şikayet saçma oluyor
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 10:10
milletle, milletin degerleriyle, halkla isi olmamis ve olmayan, millete hizmet projeleri uretip, ikna edip, gonlune girmek ve iktidar olmak derdini hic tasimamis olanlar.... gercek manada parti-siyaset yerine asker-sivil buroksasini ele gecirip yargiyi arka bahcesi ve rakiplerini tasfiye araci okarak kullanmaya ve HUKUMETSIZ IKTIDAR GUCU kullanmaya alismis, abd/nato vesayetinin isbirlikciliginden utanmayan kim varsa feto demeyelim acikca abd/natonun siyasi tercihi durumundadir. ayrica burokrasinin her zerresi disinda her partide renklendirme yontemiyle de yerlesmemis olmasi 60 senede imkansiz
Karar Okuru 17 Şubat 2020 10:06
Geri kalmış toplumların geri kalmış anlayışları ve geri kalmış yaşamları tam da böyle olur.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 09:49
Herkes okumalı
Türk oğlu ! 17 Şubat 2020 08:43
Sövüp durdukları M.Kemal bile kendine yapılan isyanlarda, sadece elebaşlarını yok etmiş, alt kesimi kazanmaya çabalamışken bunlarda ki bu kin neden anlamış değilim.Kendileride fetöcü olduklarından bütün işleri beraber kotardıklarından olabilir mi.Ama yinede oh olsun fetöcülere diyom, kendilerinden olmayanlara çok eziyet ettiler.Tarafsız insanlara bile iş vermediler siz kendilerinden değil diye.
Türk oğlu ! 17 Şubat 2020 08:36
Siyasi ayak ben olmazdım, o kesin.Fetöcü teröristlerle aram hiç bir zaman iyi olmadı.Bi de iktidarda babam bile olsa yanlışına muhalefet ederim.Böyle biriyle de kimse çalışmaz.Aslında çözüm basit, fiilen darbeye kalkışanlar ve örgüt elebaşları idam edilmeli ve küçük örgüt üyeleri devletten ihraç edilip, ne haliniz varsa görün denmeli.Bundan sonra da liyakatı esas alıp bu tür yapıların devlette güç oluşturmalarının önüne geçecek adımların atılması.Ama elebaşlar hala üst yönetimdeyse bu mümkün mü ?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 08:06
Bugünden bakınca ne kadar absürt, tuhaf görünse de o günlerde kimsenin yadırgamadığı, çok alışılmış, beklendik bir açıklamaydı. Sizin bugunku iklimden haberiniz yok sanirim...
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 07:52
27 Mayıs ülkeyi diktatörleşen bir hükümetten kurtarmak için, 12 Eylül ise ülkeyi iç savaş ortamından kurtarmak için yapılmıştı. İki darbe de bir an önce demokratik ortamı sağlayıp yönetimi sivillere devretmek amacıyla yapılmıştı ve her ikisinin de arkasında geniş halk desteği vardı. 15 Temmuz ise FETÖ tarafından iktidarı ele geçirmek ve bırakmamak için yapılmıştı ve arkasında halk desteği yoktu.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 11:42
2
Bizim darbe iyi sizinki kötü diyorsun yani...
karar 17 Şubat 2020 07:28
Fetö yenildi ondan kahraman çıkmaz.O tarihin çöplüğüne atıldı.Öyle olsaymış böyle olsaymış geç onları, ilk defa bir darbeye halk direndi.50 yıllık devleti ele geçirme projesi çöp oldu.Biz varızlı gösteriler,çalımlar,tafralar da,mapus duvarlarıyla son bulur.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 06:56
Valla Demirören benim nazarımda çok uygun bir örnek teşkil ediyor.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 04:35
Askeri vesayet vardi elbette de bunun yapisina dair bir takim yanilgilar vardi galiba. Ordu, universiteler, mahkemeler, burokrasi bunlarin hepsi Kemalist ve organize orgutmuscesine muamele goruyormus ama simdi goruyoruz epey bir Fethullahci varmis hem yargida hem orduda. Kemalist olmayan da nice insan vardir belki ogrenmeye calissak. Bir de 2013'e kadar 'kadrolasma' ciddi bir elestiri olarak gorulmuyordu. Biraz da cemaatciler girsin orduya ne var ki deniyordu.
HEMSINLI 17 Şubat 2020 03:43
Sayin yazar sizi severek okuyan bir okurunuzum ama bazen yazilariniz cok uzun oluyor Iskocyada 12 saat calisip eve gelince sizi okuyunca rahatliyorum boyle uzun yazilarinizi iki ye uc e bolerseniz daha zevkle okuruz saygilarimla
Karar Okuru 17 Şubat 2020 03:22
Siyasi ayak deyimi yerli mi yersiz mi bilemem ama siyasi ortakin (gorunmez koalisyonun) akp oldugunu, yillarca iktidara boyle tutunduklarini herkes biliyor. TSK'yi birlikte cokertmediler mi?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 02:59
ilker başbuğ doğruyu söylüyor. güneş balçıkla sıvanmaz. yetmez ama evetçiler vede akpli yetmez ama evetçiler siyasi ayaktır
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 02:58
Sayın yazarı tebrik ediyorum. Gayet rasyonel ve doğru bir analiz yapmış. Çok büyük ihtimalle meşum darbe girişimi başarılı olsaydı Yıldıray beyin dediği gibi olacaktı. Çünkü nihayetinde bir şark toplumuyuz. Haklıya değil güçlüye bakarız. Yüzyıllardır yaşadığımız tecrübelerin sosyolojimizdeki sonucu budur diye düşünüyorum. Dolayısıyla da omurgasız insan tipi bizim gibi toplumlarda çok olur. Olay budur bence.
mutlu yücel 17 Şubat 2020 02:43
3) asala’yı ve de ermeni diasporasını durdurdu ve de tüm ermenilere dost elinin uzatılması bir algı devrimi oluşturup onları şaşırtması gibi ,keşke hepimiz,kavala’yız,altan ız,demirtaşız kürt üz,fetö yü de artık tanıdık,15 temmuz darbesi için araştırma önergesini reddeden iktidarı da tanıdık,üniversite de öğrenciye hukuk dersi veren ve beraber yemek yediği esrar kaçakçısı zirdaşti yi tanımayan kuzu burhan ları da tanıdık, diye hep beraber haykırabilsek, topluca verdiğimiz ses bir arşa çıksa, belki ancak duyulur.
mutlu yücel 17 Şubat 2020 02:40
2)şu gerçektir ki AKP nin bu millete yaptığı kötülük askerin yaptığı yanında dünkü çocuk kalır.ama şu da çok büyük kazanımdır ve gerçektir ki, yirmi yılda yüz yıllık kokuşmuş oyunları,siyaseti, mafyayı,askeri mit’i vs gibi kurum ve kuruluşların bazen çıkar birliği, bazen çekişmeleri bu denli su yüzüne çıkmamıştı.ama önemli olan şey”nasıl ki hrant öldürüldüğünde hepimiz hrant’ ız hepimiz ermeniyiz diyerek ona sahip çıkmamız,
mutlu yücel 17 Şubat 2020 02:38
Dini , siyaseti,ekonomiyi,tüm değerleri bu derece perişanlatan AKP nin hâla oylarının erimemesine neden “gata’ya nejat uygur'u ziyatrete giden başbakan ve eşinin içeri alınmaması,rektör alemdaroğlunun elinde sopa ile başörtülü öğrencileri üniversiten kovalaması, sakal bırakmış amcanın nizamiyeden içeri girip askerini görememesi, dindarın peşine düşüp, dinbaz ile al tekke ver külah oynayan askerdir ve de üstelik bu askerin sözde chp li görünmesidir.
Karar okuru 17 Şubat 2020 21:06
0
Hak edilen yaşanır. Ortadoğulu toplumlar hakettiğini yaşıyor ne az ne çok. Tavukların kaderi yumurtayı verip, günü gelince fırına konmaktır. Bu onun suçu olmadığı gibi kurtulmasının da imkanı yoktur! Üzücü!!
Karar Okuru 17 Şubat 2020 02:06
“ O anda devlete hakim olan, güçlü olan herhangi bir iktidarın eli olamıyorsa, ayağı olmaya talip çok sayıda insan bulunurdu”...doğru tespit ! Kendi desteklediklerinden bugün bu kadar şikayet etmek durumunda kalan pek çok insan da bulunuyor o pek çok el olamayıp ayak olanlar arasında.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 01:53
Gulen Tarikati daha onceki darbeciler gibi degil. Darbeyi yapacaklarina karar verdikleri gunlerde siyasi ayagin kimler olacagini belirlemislerdir...Fakat, siyasi ayak kimlerdi sorusundan cok daha onemli sorular var 15 Temmuz darbe girisimi hakkinda. Darbeyi Arastirma Komisyonu'nun raporu hala gizli tutuluyor. Neden? Bu darbe girisimini yapan 50-60 general var anladigim kadariyla. Bunlarin hepsi Fetocu mu? Yoksa bir kismi Fetocu, bir kismi Fetoyla ilgisi olmayan generaller mi? Yargilanan ve hapse atilan generallerden kaci Fetocu oldugunu itiraf etti?...Daha cok cevaplanmamis soru var.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 01:26
1982 dogumluyum kendimi bildim bileli fetönün devlette yapılandığını biliyorum. Bunun hep bir tehdit oldugunu işittim. Çokta ciddi bakmazdım. Taaki tayyip ve arkadasları bunların ne kadar mübarek insanlar olduklarını söyleyip üstüne bir de para bastırana kadar, bu kadar büyüyebilecekleri de aklımın ucundan gecmezdi. Dogrudur bu memlekette milletin zararına iş yapacak adam bulmak kolay. Ama bir hukuk devletinde Devlete sızmalarına göz yumduk ama neden yumduk veya bizi de anla kardes denemez.
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 18:23
0
Sizin doğduğunuz tarihte ben lisedeymişim. İnsan bu yaşta umut ararken sizin gibi aklı başında insanları görünce biraz ferahlıyor...
KaRaR oKURU 17 Şubat 2020 01:17
Irakta Saddam devrilince halk coştu, sokağa döküldü, bayram etti. Geçen zamanda ise ülke o kadar perişan oldu ki halk Saddamı özler oldu. Bizde de dua edin keşke birşeyler olsaydı da şu zalimlerin eline kalmasaydık diyenler olmasın. 27 Mayıs sonrası alkışlayanlar ağlayanlardan kat kat fazlaydı, çünkü ülke borç batağına saplanmıştı. Keza 12 Eylül sonrasında da kardeş kareşi vurmasın sevinci vardı.Darbeler olmasın elbet ancak siviller de zalimlik yapmasın, milletin hukukunu gaspetmesin, birşeylere zemin hazırlamasın değil mi?
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 01:08
Kaleminize saglik
KARAR OKURU 17 Şubat 2020 01:00
Vay bee. İnsan yapımız, okumuşundan cahiline, zengininden fakirine maalesef budur. Hz. Muhammmed in buyuduğu gibi ''layık olduğumuz vech ile yönetilliyoruz''.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN