Back To Top
Ekolojik olan etiktir

Ekolojik olan etiktir

 - Son Güncelleme: 15.01.2020 Çarşamba 11:29
- A +

Avustralya yangınının sönmesi için dua edelim dediğimde, nesine dua edeceğiz, adamlar bir yandan da develeri öldürüyorlar sitemi aldım kimilerinden. 1999’da canımızı yakan depremi yaşadığımızda da iyi oldu Türklere, canları cehenneme diyenler ya da felaket bizden çok uzaklarda nasılsa diye teselli bulanlar olmuştur muhakkak.  Oysa devletler ne kadar çatışırsa çatışsın, bu dünyanın halkları birbirine dua etmek, doğaya, yaşadıkları yeryüzüne sahip çıkmak, ortak insani değerlerde buluşmak zorunda. Koalaları ve kanguruları kurtarmaya çalışırken fazla su içiyorlar diye develeri öldürmenin akılla vicdanla bağdaşır yanı yok elbette. Fakat bu zihniyeti mahkum edip karşı çıkarken bir yandan da aynı hataya düşmeden, felakete uğrayan bütün canlıların yanında durabiliriz, her krizde mazlum olanları birbirlerinin karşısına yerleştirmek ve çatışmanın tarafı haline getirmek bizim hangi geleneğimizle, örfümüzle, medeniyetimizle uyuşuyor? Bütün dünyayı etkileyen, mega diye tanımlanan büyük bir yangın felaketiyle karşı karşıyayız. Çevreyle ilgilenen insanlar uyarıyor; iklim değişikliğinin sonuçlarından biri olan kuraklık, sera gazlarının etkisiyle oluşan küresel ısınma, gezegeni kontrol edilemeyen yangınlarla teslim alabilir. Doğal alanlarla sınırlı olmayacak olan bu yangınlar işaretlerini verdi bize uzak bir kıtada. Alevlerin yüksekliği yetmiş metreyi aştı, Eylülden bu güne, teknolojisi gelişmiş bir ülkede felaket kontrol altına alınamadı, bütün önlemler yetersiz kaldı. Hayvanların sadece büyük olanlarının rakamı 600 milyon olarak açıklansa da toplamda bir milyarı aştı yanan canlar. Çok sayıda hayvanın nesli tükendi. Gezegeni tehdit eden bu yangınlar yerleşim alanlarında da akla hayale gelmeyecek yıkımlara sebep olabilecek boyutta. Zaten Avustralya’da sayısız kent ve kasaba boşaltıldı ve evler yangına teslime edildi. Saatte 90 km. hıza ulaşan yangın için veriler alarm derecesinin sadece 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanan kentlerde yaşanan yangınlarda ve atom bombası atılan Japonya’da görüldüğü söyleniyor.

Filipinlerde Taal Yanardağı harekete geçti. Binlerce insan tahliye edildi. Küller kilometrelerce alana yayıldı, yoğun şimşek çakmaları videolardan izlerken bile insana dehşet veriyor. Uçuşlar iptal, okullar kapalı. Kül yağışı, çıkan dumanların bir kilometre yükselişi ve insanların üzerine inen küllerin yarattığı sonucu belli olmayan etkiler. Her şeyi iklim değişikliğine bağlayamayız fakat artık herkesin bildiği bir şey var, doğrudan veya dolaylı olarak atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri söz konusu. Bunun sonucu iklimde olumsuz ve ölümcül değişiklikler oluşuyor ve bizler hâlâ alınabilecek önlemleri konuşmak, gezegene eziyeti azaltmak yerine, ürkütücü yapılaşmayı sürdürüyor ve doğanın dengesinden, iç dinamiklerinden hızla uzaklaşıyoruz. Dünya liderlerine baktığımızda gezegeni ateşe vermekten kaçınmayacak yaklaşımla, üçüncü dünya savaşının taşlarını döşemekten kaçınmayan bir pervasızlık içindeler. İklim değişikliği ve su kaynaklarının tükenişi 21. yüzyılın en temel meselesi olmalı. Bütün dünyada “çevreciler” diye küçümsenen, bazen yerlerde sürüklenen âkil insanlar yeryüzünün meczupları olarak görülseler de yaşamın, fıtratın, iyi ve doğrunun ilahi varoluşun savunucusu onlar. Her akleden kişi bu iletişim ağının bir parçası olmalı, bir yerden bu uyanışa katkı sağlamalı ki cahilce müsriflik, zalimce sorumsuzluk, hayati kaynakların kullanımındaki küresel eşitsizlik ve adaletsizlik son bulsun. Bir damla suyun kıymetini anladığımızda vakit geç olabilir. İklim değişikliği içilebilir suların azalmasına, sellere, kuraklıklara, fırtınalara ve öte yandan sıcak dalgalarına sebep olarak çocuklarımıza bırakacağımız dünyayı tehdit ediyor, onların hayatını çalıyoruz bir bakıma. Yaşam alanlarının hızlı değişimine ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan türü yok olmaz üzere. Gençler şimdiden 2050 ve ötesine projeksiyon yapan kısa ve uzun metraj filmler çekmeye ilgi duymalı, bu çok hayati. 

Türkiye’de de gözle görülür etkileri olan, doğal ve doğal olmayan işaretler veriyor doğa. Depremlerin birçok şehirde birkaç yıldan beri peşi peşine sıralanması, tarım sektöründe zararlı böceklerin artışı, hiç bitmeyen orman yangınları, mevsimlerdeki aynılaşma, genel manada ısınma…Başta karbondioksit olmak üzere bazı gazların atmosferde çoğalması ve güneş ışığını yeryüzüne yansıtmaları sera etkisi yaratıyor ki bunun sebebi de ormanların kıyımı, sentetik gübreler, endüstriyel süreçler, çöp dağları, aşırı enerji kullanımı ve daha birçok şey.

Küresel ekonomi kâr odaklı vahşi kural ve yöntemleri bırakıp yaşamı çoğaltan, hepimizi iyileştiren alternatiflere yönelmeli. Rekabet yerine mütekabiliyet gelişmeli, insan kendini doğanın tüketicisi, efendisi olarak değil onun bir parçası olarak kavramalı. Doğayı yaşam kaynağı olarak değil ele geçirilecek meta olarak görmenin, gezegenin derininden gelen iniltilere kulak tıkamanın sonuçları olacaktır iki dünyada. Oysa “başka bir dünya mümkün.”

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 05 Şubat 2020 11:53
Zamanın " evliyası" ..
Ali SERYOL 19 Ocak 2020 17:56
Ben tesadüf gördüm yazınızı her gün bir sözcü ve bir Korkusuz gazetesi okuyorum ve yazınızı beğendim takdir etdim bence "CUMHURBAŞKANI " olmalısınız
KARAR OKURU 16 Ocak 2020 09:10
Çok güzel bir yazı olmuş.sağolasınız.lutfen bu konuları kõsenize taşımaya devam ediniz.saygılar...
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 23:22
Sen ekolojik zannet canım birde batıda büyük bir yangın başlarsa hiç şaşma bben buna kıyamet alameti diyorum..Rabbim insanlık alemi için ne hayırlı ise onu nasip etsin inşallah
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 22:46
Deprem, yanardağ patlaması gibi olayların iklimle bir alakası yoktur. Yer altıyla alakası vardır.
DEVAM:Camilerimizin musluklarının yeniden gözden geçirilmesi için tüm ülkede yapılacak bir haftalık yardım talebiyle çözülebilecek bir mesele aslında.Normalde camilerdeki yardımlara sıcak bakmayan vatandaşlarımızın böyle bir kampanyayı can-ı gönülden destekleyeceğini değerlendiriyorum.İkinci olarak ''Doğayı yaşam kaynağı olarak değil ele geçirilecek meta olarak görmenin...'' cümlenizin Kanal İstanbul olarak ne önemi vardır konulu bir çevreci yazı bekliyoruz.ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
Öncelikle bu çevreci yaklaşımınızdan ötürü tebrik ediyor Allah kalemize ve kalbinize güç kuvvet versin.Özellikle ''Bir damla suya muhtaç kalmadan...'' diye başlayan cümleniz çok ama çok önemli bir cümle.Bu konu özellikle camilerimizin şadırvanlarında abdest alırken beni çok korkutuyor ve bu konuyu zaman zaman hocalarımızla da paylaşıyorum.Öyle bir abdest alışımız var ki tari mümkün değil.Sadece bir abdest için tüketilen suyla normal tasarruf edilerek 10 defa aynı işlem yapılabilir.
FD 15 Ocak 2020 10:42
Sivil toplum güçlü değil, toplumda pek çok konuda farkındalık oluşturulmamış, kötü eğitim, cehalet ve körü körüne biat edilen siyasi tercihler ile birleşince bireylerin organize bir iyilik dalgası meydana getirmeleri imkansız gibi bir şey...
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 02:23
on sekiz yıldır mümkün olmadı bu islamcılarla
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN